“Genel” haciz yolu ile ilamsız takip hakkında “genel” bilgiler

Dunya Gida - - İçindekiler - Av. Emine Başcı Devres Devres Hukuk Bürosu www.devres-law.com

Bu ayki yazımızda, icra uygulamalarında sıklıkla karșımıza çıkan bir takip türü olan genel haciz yolu ile ilamsız takip hakkında birtakım genel bilgileri paylașmak istiyoruz.

İcra ve İflas Kanunu’nda (“Kanun”) üç tür ilamsız takip türü öngörülmüștür. Bunlardan uygulamada en çok bașvurulanının genel haciz yolu ile ilamsız takip olduğunu söylemek yanlıș olmaz. Genel haciz yolu ile ilamsız takip, para alacakları için bașvurulan bir takip yoludur. Takibi bașlatmak için alacağın mutlaka bir belgeye/senede dayanmasına gerek yoktur. Rehinle temin edilmemiș olan ve/veya bir kambiyo senedine de dayanmayan para alacakları için alacaklılar genel haciz yolu ile ilamsız takibe bașvurabilir.

Genel haciz yolu ile ilamsız takip, alacaklının yetkili icra dairesine sunduğu takip talebi ile bașlatılmaktadır. Yukarıda değinmiș olduğumuz üzere genel haciz yolu ile ilamsız takip bașlatabilmek için alacağın mutlaka bir belgeye/senede dayanması gerekmediğinden, eğer alacak bir belgeye/senede dayanmıyor ise takip talebi ekinde icra dairesine herhangi bir dayanak belge/senet sunulmayacaktır. Buna karșılık eğer alacak bir belgeye/senede dayanmakta ise alacaklı, takip talebi ekinde o belgenin/senedinin aslını veya kendisi veya vekili tarafından onaylı ve borçlu sayısından bir fazla örneğini icra dairesine sunacaktır.

Genel haciz yolu ile ilamsız takipte, takibi bașlatmak için bașvurulacak genel yetkili icra dairesi, borçlunun yerleșim adresi bakımından yetkili olan icra dairesidir. Bununla birlikte;

• Borçlu sayısı birden fazla ise icra takibi, borçlulardan birinin yerleșim adresi bakımından yetkili olan icra dairesi nezdinde bașlatılabilir,

• Sözleșmeden doğan alacaklar için, sözleșmenin uygulanacağı yer ve/veya sözleșmenin yapıldığı yer bakımından yetkili icra dairesinde de takip bașlatılabilir,

• Borçlu ve alacaklının her ikisinin de tacir olması duru- munda önceden yaptıkları yetki sözleșmesinde kararlaștırdıkları yetkili icra dairesi de genel haciz yolu ile ilamsız takibin bașlatılabileceği yetkili icra dairelerinden biri olabilir.

Alacaklı, Kanun’un 58.maddesi uyarınca takip talebini (var ise ekleri ile birlikte) hazırlar ve yetkili icra dairesine sunar. Takip talebi ile birlikte mevzuatımıza göre belirlenen belirli harç ve masrafların da icra dairesine yatırılması gerekmektedir. Bunlardan en önemlileri alacaklı tarafından takibe konu edilen alacak miktarının binde beși oranında yatırılması gereken peșin harç ile borçluya ödeme emri, alacaklıya da borçlunun olası itirazının gönderilebilmesi için gerekli olacak posta masrafı avansıdır.

Takip talebinin ardından icra dairesi bir ödeme emri düzenler ve bu ödeme emri –masrafı yukarıda değindiğimiz yatırılan posta avansından karșılanmak üzere – borçluya tebliğ edilir. Kanun’un 60.maddesi uyarınca ödeme emrinde borçluya;

• Borcun yedi gün içerisinde ödenmesi,

• Ödeme emrine aynı yedi gün içerisinde itiraz edebileceği,

• Ödeme emrine yedi gün içerisinde itiraz edilmez ise borçlunun aynı süre içerisinde mal beyanında bulunması gerektiği, ve

• Yedi gün içerisinde borç ödenmediği gibi itiraz da edilmemișse icra ișlemlerine devam olacağı ihtar edilir.

Borçluya ihtar edilen bu hususların tümü ancak ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi ile anlam kazanır. Bahse konu yedi günlük süre – ki bu süre hem ödeme hem de itiraz için öngörülmüștür – ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren ișlemeye bașlar. Bu nedenle, hukuki sonuçlarını doğurabilmesi için ödeme emrinin borçluya mevzuat hükümlerine uygun olarak tebliğ edilmiș olması ve usule aykırı tebligatın söz konusu olmaması gerekir.

Ödeme emri usulüne uygun olarak kendisine tebliğ edilen borçlu, ödeme emrine itiraz edebileceği gibi itiraz da etmeyebilir.

a) Ödeme emrine borçlu tarafından itiraz edilmiș olması halinde:

Borçlu, yedi günlük süre içerisinde ödeme emrine itiraz edebilir. Bu itiraz, borca itiraz ve/veya imzaya itiraz șeklinde yapılır. Borçlunun yedi gün içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi halinde icra takibi durur. Duran takibe devam edilebilmesi için alacaklı tarafından genel mahkemelerde itirazın iptali davasının veya icra mahkemesinde itirazın kaldırılması davasının açılması gerekecektir.

Alacaklının bir senede/belgeye dayalı olarak bir takip bașlatmıș olması halinde borçlu bu senette/belgede yer alan imzaya itiraz ederse takibe devam etmek isteyen alacaklının icra mahkemesinde Kanun hükümlerine göre geçici olarak itirazın kaldırılmasını talep etmesi gerekir. Bununla beraber Kanun’un 68. maddesinde ve 68/a maddesinde sayılan yazılı belgelerden birini elinde bulunduran borçlunun borca itiraz etmesi halinde ise alacaklının, takibe devam etmek için icra mahkemesinden itirazın kesin olarak kaldırılmasını talep etmesi gerekir.

Alacaklının imzaya itiraz dıșındaki diğer nedenlerle – ve hatta herhangi bir gerekçe dahi göstermeyerek sadece itiraz ettiğini beyan ederek – borca itiraz etmesi halinde de takibe devam etmek isteyen alacaklının genel mahkemelerde itirazın iptali davası açması gerekmektedir.

Hem itirazın kaldırılması hem de itirazın iptali davasının alacaklı tarafından belirli bir süre içerisinde açılması gerekir (süreler Kanun’da, itirazın kaldırılması davası için 6 ay, itirazın iptali davası için ise bir yıl olarak öngörülmüștür). Süreler, ödeme emrine borçlu tarafından yapılan itirazın alacaklının önceden yatırdığı posta masraf avansı kullanılarak alacaklıya tebliğ edilmesi üzerine ișlemeye bașlar.

Borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde genel haciz yolu ile ilamsız takibe devam edilebilmesi için yukarıda kısaca özetlenen hukuki süreçlerin alacaklı lehine sonuçlanması gerekmektedir. Hukuki süreçler alacaklı lehine sonuçlandığı takdirde takip kesinleșmiș olacağından alacaklı, icra takibine kaldığı yerden devam edebilir. Sonraki așamalarda da alacaklı, kesinleșen icra takibi kapsamında haciz talebinde bulunabilir. Bundan sonraki așamalar, așağıda (b) bașlığı altında özetlediğimiz șekilde gelișir.

b) Ödeme emrine borçlu tarafından itiraz edilmemesi halinde:

Borçlunun yedi günlük süre içerisinde ödeme emrine itiraz etmemesi ve borcu da ödememesi halinde takip kesinleșir. Takibin kesinleșmesi ile birlikte alacaklı takibe devam ederek bir sonraki așamaya geçebilir; yani icra dairesinden borçlunun malvarlığının haczini talep edebilir. Bu kapsamda alacaklı icra dairesinden misal olarak;

• borçluya ait araç ve/veya tașınmaz malvarlığı olup olmadığının araștırılmasını, bunların tespiti halinde haczini,

• borçlunun adresinin ziyaret edilerek burada icra dairesi tarafından fiili haciz uygulanmasını,

• borçlunun bankalarda bulunabilecek mevduatlarının araștırılmasını ve bulunur ise haczini,

• borçlu çalıșan ise borçlunun maașının mevzuatın öngördüğü kadarının haczini ve/veya,

• borçlu herhangi bir șirkette ortak ise borçluya ait hisselerin haczini

talep edebilir. Görüldüğü üzere genel haciz yolu ile ilamsız takip kesinleștikten sonra borçlu, takipte kesinleșen alacak miktarından tüm malvarlığı ile sorumlu tutulmakta ve tüm malvarlığı hacze konu edilebilmektedir.

Haciz alacaklı tarafından, ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren bir yıllık süre zarfında icra dairesinden talep edilmelidir (Önemle belirtmek isteriz ki, yukarıda (a) bölümünde belirtilen hukuki süreçler esnasında, haciz talep edebilmek için öngörülen bir yıllık süre ișlemez, bir yıllık sürenin ișlemesi davalar sonuçlanıncaya kadar durur, dava sonuçlandıktan sonra ișlemeye devam eder).

Bununla birlikte, borçlunun malvarlığının bulunması ve bu malvarlığının haczedilmesi tek bașına alacaklının alacağını tahsil edebileceği anlamına gelmez. Alacaklının, borçlunun haczedilen malvarlığından alacağını tahsil edebilmesi için Kanun’da tașınır ve tașınmazlar için ayrı ayrı öngörülen süreler içerisinde aynı zamanda haczedilen tașınır ve/veya tașınmazların (gerekli satıș masraflarını da yatırmak kaydıyla) satıșının talep edilmesi gerekmektedir. Satıș isteme süreleri, hacizli tașınır mallar için haciz tarihinden itibaren altı ay, hacizli tașınmaz mallar için ise haciz tarihinden itibaren bir yıl olarak düzenlenmiștir.

Süresinde ve usulüne uygun olarak satıșı talep edilen hacizli tașınır ve/veya tașınmaz mallar paraya çevrilebildiği takdirde; alacaklının alacağını tahsil edebilme imkânı söz konusu olabilir. Bu durumda da:

• takibe konu edilen alacak miktarı karșısında paraya çevrilen hacizli tașınır ve/veya tașınmazın satıș bedeli (yani satıș bedelinin alacağın tamamını karșılayıp karșılamadığı),

• satıș talep eden alacaklıya nazaran satıșa konu tașınır ve/veya tașınmaz mal üzerinde öncelikli hakka sahip alacaklıların varlığı (yani takibi bașlatan ve satıș talep eden alacaklıdan öncelikli olarak satıș bedelinden istifade etme hakkı olan bașka alacaklıların olup olmadığı)

gibi hususlar alacağın tahsil kabiliyetinin tayininde önemlidir. Alacaklı tarafından bașlatılan icra takibinin yegane amacı olan alacağın tahsil edilme imkanını olumlu ve/veya olumsuz olarak etkileyen önemli unsurlardandır.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.