Islah hakkında hukuki not

Dunya Gida - - Fuar - Av. Emine Başcı Devres Devres Hukuk Bürosu www.devres-law.com

Islah, dava taraflarından herhangi birinin yargılama sırasında yaptığı usul ișlemini tamamen veya kısmen düzeltmesi/değiștirmesi șeklinde ifade edilebilir. Usuli ișlemler ile kastedilen; yargılama sırasında dilekçe vermek veya delil sunmak gibi, yargılamayı șekillendiren ișlemlerdir.

Yargıtay 3.Hukuk Dairesi’nin 12.3.2018 tarih ve 2017/6586 Esas – 2018/2264 Karar sayılı ilamında da tanımlandığı üzere; “…ıslah, taraflardan birinin usule dair bir ișlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karșı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur.”

Islah, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“Kanun”)’nda tanınmıș istisnai bir haktır. Kanun’un genel sistematiğine göre prensip olarak davanın tarafları iddia ve savunmalarını karșı tarafın açık rızası olmadıkça değiștiremez veya genișletemez. Bu kural hukukumuzda “iddianın ve savunmanın genișletilmesi ve değiștirilmesi yasağı” olarak isimlendirilir. İște ıslah da bu genel kuralın istisnasını olușturmaktadır.

Yukarıda atıf yaptığımız emsal Yargıtay içtihadında da tarif edildiği üzere Islah, ıslah talebinde bulunan tarafın tek taraflı iradesi ve açık beyanı ile yapılan ve geçerliliği için karșı tarafın veya mahkemenin kabul veya icazetine gerek bulunmayan hukuki bir imkandır. Kanun’un 176.maddesine göre de “Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna bașvurabilir.”

Islah, ilk derece mahkemesinde tahkikatın bitimine kadar yapılabilir. Önemle dikkat çekmek isteriz ki, taraflar ilk derece mahkemesinde tahkikat tamamlandıktan – yani ilk derece mahkemesi tarafından karar verildikten – sonraki süreçte ıslaha bașvuramazlar. Islah ancak ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında bașvurulabilecek bir hukuki yoldur. Bu kural, birçok emsal Yargıtay kararı ile de tevsik edilmiștir.

Taraflardan her biri ıslaha sözlü ya da yazılı olarak bașvurabilir. Islah sözlü olarak durușmada yapılabileceği gibi, mahkemeye sunulacak bir dilekçe ile de yapılabilir.

Taraflar ıslah yoluna iki șekilde bașvurabilir:

Davanın tamamen ıslahı:

Davacı, davasını tamamen ıslah edebilir. Davasını tamamen ıslah eden davacı, yeni bir dava dilekçesi vermek suretiyle davasını baștan itibaren değiștirmektedir. Örneğin davacı, tamamen ıslah yoluna bașvurarak davadaki talebini veya dava sebebini değiștirebilir. Örneğin davacı, tașınmaz ile ilgili bir uyușmazlıkta önce tazminat talep ederken, davasını tamamen ıslah ettikten sonra tazminat yerine tașınmazın kendi adına tescilini talep edebilir. Bunun gibi, icra takibine yapılan itirazın kaldırılması için ikame ettiği bir itirazın iptali davasını davacı, tamamen ıslah ederek genel bir alacak (tahsil) davasına dönüștürebilir; yani davasının niteliğini değiștirebilir. Yine davacı davasında

önce bir tașınmazı dava sebebi olarak göstermișken daha sonradan davasını tamamen ıslah ederek bașka bir tașınmazı dava sebebi olarak ileri sürebilir. Yukarıda da değinmiș olduğumuz üzere davacının, kendisine bir sefer mahsus olmak üzere tanınan bu hakkı kullanabilmesi için davalının veya mahkemenin muvafakatini almasına gerek yoktur.

Kanun’un 180.maddesine göre, davasını tamamen ıslah eden davacı, sözlü ya da yazılı olarak yapacağı ıslah bildiriminden itibaren bir hafta içerisinde de yeni bir dava dilekçesini davanın görülmekte olduğu mahkemeye sunmak durumundadır.

Aynı zamanda davacı, Kanun’un 178.maddesine göre de “ıslah sebebiyle geçersiz hale gelen ișlemler için yapılan yargılama giderleri ile karșı tarafın uğradığı ve uğrayabileceği zararları karșılamak üzere hakimin takdir edeceği teminatı bir hafta içinde mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.”

Dolayısıyla tamamen ıslahın geçerli olabilmesi için: (i) yazılı ya da sözlü olarak ıslah bildiriminde bulunulmalı, (ii) bildirimden itibaren bir hafta içerisinde yeni bir dava dilekçesi mahkemeye sunulmalı ve (iii) Kanun’un 178.maddesine göre mahkeme tarafından belirlenecek teminat, bir hafta içerisinde mahkeme veznesine depo edilmelidir.

Böylelikle dava tamamen ıslah edilmiș olacak ve dava, davacının sunacağı yeni bir dava dilekçesi ile yeniden mahkeme tarafından ele alınacaktır.

Davanın kısmen ıslahı:

Davanın kısmen ıslahında ise, tamamen ıslahtan farklı olarak yargılama sürecindeki belli bir veya birkaç usul ișlemi ıslah edilerek değiștirilmekte/düzeltilmektedir. Davanın kısmen ıslahı, hem davalı hem de davacı tarafından bașvurulabilecek hukuki bir yoldur.

Bu bakımdan örneğin davacı, Kanun’da öngörülen șekil ve zamanda dava konusu ettiği talebini artırabilir veya kapsamını genișletebilir. Bu bakımdan örneğin dava konusu talep miktarı kısmi ıslah yolu ile artırılabilir. Uygulamada da çoğunlukla, alacak miktarının belirlenmesine yönelik olarak ilk derece mahkemesi tarafından yaptırılan bilirkiși incelemesinden sonra, tespit edilen alacak miktarının davacı tarafından talep edilen miktardan fazla hesap edilmesi halinde davacı, bilirkiși tespitine dayanarak dava talebinin kısmi ıslah yolu ile artırılması yoluna gitmektedir.

Davanın kısmen ıslahı halinde de, Kanun’un 181.maddesi gereğince kısmi ıslah yoluna bașvurana, ıslah bildiriminden itibaren ıslah ettiği ișlemi gerçekleștirmesi için bir haftalık süre verilir. Bu süre zarfında ıslah edilen ișlem yapılmaz ise, ıslah hiç yapılmamıș sayılarak davaya devam edilir.

Islahın etkisini, ıslahın iki türü bakımından ayrı ayrı değerlendirmemiz faydalı olacaktır. Davanın davacı tarafından tamamen ıslah edilmesi halinde, Kanun’un 179.maddesi gereğince, dava dilekçesinden itibaren yargılamada yapılan bütün usul ișlemleri yapılmamıș sayılır. Davanın davacı veya davalı tarafından kısmen ıslah edilmiș olması halinde ise mezkur madde uyarınca o zamana kadar yapılan bütün usuli ișlemlerin yok sayılması mümkün değildir. Davanın ıslah edilmeyen kısmına ilișkin önceden yapılan ișlemler geçerli olmaya devam eder, kısmi ıslaha konu ișlemler ise geçerliliğini yitirir.

Kanun hem tamamen ıslahta hem de kısmi ıslahta geçerli olacak biçimde, geçerliliğini yitirecek usuli ișlemlere dair bir istisna da öngörmüștür. Buna göre, mahkeme önünde yapılan ikrar (kabul), tanık ifadeleri, bilirkiși rapor ve beyanları, keșif sonucu olușturulan tutanaklar ıslah ile geçersiz kılınamazlar. Bir diğer ifade ile dava tamamen veya kısmen ıslah edilmiș olsa dahi Kanun’un 179.maddesinin ikinci paragrafı gereğince bu düzenlemede yer verilen usuli ișlemler geçerliliklerini ve yargılamadaki etkilerini korumaya devam eder.

Yargılama sırasında bazı değișikliklerin yapılabilmesi için ise ıslah yoluna bașvurmaya gerek yoktur. Yukarıda değinmiș olduğumuz üzere dava değerinin artırılması için kısmi ıslah yoluna bașvurulabilecekken, dava değerinin azaltılması/daraltılması halinde ise bunun yapılabilmesi için ıslah yoluna bașvurmaya gerek olmayacaktır. Zira birçok emsal Yargıtay içtihadında da hüküm altına alındığı üzere, davadaki talep sonucunun daraltılması, (Kanun’un genel kuralı olan) iddianın genișletilmesi veya değiștirilmesi yasağına tabi olmadığından, davacının talep sonucunu daraltabilmesi için kural olarak davalının veya mahkemenin muvafakati gerekmediği gibi, ıslah yoluna da bașvurulmasına gerek bulunmamaktadır.

Son olarak ıslahın, hukukumuzda oldukça önemli bir yere sahip olduğunu ve gereği gibi uygulandığı takdirde de usul ekonomisine katkısı olduğunu söylemek isteriz. Bu hakkın amaca uygun ve hakkaniyetli șekilde kullanılması halinde yargılamalarda yașanabilecek zaman ve mesai kayıplarının önüne geçilebilmesi mümkün olabilecektir.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.