“YENI YÖNETMELIKLE HESAP ESASLARI DEĞIŞECEK”

Dunya Insaat - - Klİma -

Prefabrikasyon üretimine en büyük talebin özel sektörden geldiğini vurgulayan Türkiye Prefabrik Birliği (TPB) Genel Sekreteri Yüksek Mimar Bülent Tokman, kamu sektörünün pazar payının ise yüzde 25 civarında ve daha çok altyapı inşaatlarına yönelik olduğunu söyledi. Prefabrikasyonun inşaat sektöründeki pazar payının yüzde 7 ile 8 arasında değiştiğini belirten Tokman, Gayri Safi Milli Hasıla’dan (GSMH) aldığı payın ise yüzde 0,2 olduğunu iletti. Son zamanlarda yurt dışı pazarlarla da bilgi ve beceri ihracatı kapsamında iş birliklerine gidildiğini belirten Tokman, bazı Orta Doğu ülkelerinde, Kuzey Afrika’da ve Türki cumhuriyetlerde proje bazlı üretim tesisi kurarak üretim yapan üyelerinin bulunduğunu vurguladı. Türk prefabrik sektörünün gelişmeye açık olduğunu dile getiren Tokman, özellikle teknolojik gelişmelerin uygulanmasıyla büyüme çıtasının hızla yükseldiğini kaydetti. Yapılan çalışmalara yönelik bilgiler aktaran Tokman, şunları kaydetti:

“Üyelerimiz kendi ihtiyaçlarına bağlı olarak Ar-Ge çalışmaları yürütmektedirler, ancak bunlar kendi üretim ve ürün geliştirme faaliyetleri içinde yer alan çalışmalardır. Birlik ise sektörü ilgilendiren ve geniş etkisi olabilecek Ar-Ge çalışmaları içinde yer almakta ve sonuçlarını da üyeleri ve teknik kamuoyu ile paylaşmaktadır. Taşıyıcı elemanların ve cephe panellerinin bağlantıları konusunda Avrupa Birliği tarafından fonlanan ve Türkiye’den İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile Birliğimizin proje ortakları arasında yer aldığı iki araştırma projesi 2009-2015 yılları arasında tamamlanmıştır. Bunlardan Safecast isimli projenin sonuç raporu Türkçeye çevrilerek yayımlanmış ve proje bulguları sektörle paylaşılmıştır. Uluslararası projelere ek olarak, İTÜ ile geçtiğimiz yıl tamamlanan iki araştırma projesi yapılmış ve bu projelerden Deprem Yönetmeliği çalışmalarında yararlanılmıştır. Proje sonuçları ayrıca üye kuruluşlarla da paylaşılmıştır.”

2019 yılının başından itibaren yürürlüğe girecek olan ‘Deprem Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’e yönelik bilgilendirme çalışmaları yaptıklarını, yakın zamanda sektörün hizmetine sunacakları yeni yayın, seminerler, kongre ve örnek proje kitabı bulunduğunu ileten Tokman, Birliğin yürüttüğü faaliyetler hakkında şunları anlattı: “Deprem Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik, ilgili bilim adamları ve uzmanlardan oluşan bir komisyon tarafından adeta yeniden oluşturuldu ve taslak kabul edildi. Bu yönetmelikle gerek geleneksel betonarme, gerekse prefabrike betonarme taşıyıcı sistemlerin hesap esasları değişecek. Birliğimizin teknik komitesinin bu değişikliklerle ilgili yurt çapında, dört kentte teknik seminer vermesi planlandı. Buna bağlı olarak bir de yeni yönetmeliğe göre çözülmüş bir örnek projenin hazırlanarak yayımlanması için hazırlıklar yapılıyor. Prefabrikasyon sektörü ile ilgili kapsamlı bir standart olan TS 9967 numaralı standardın Türk Standartlar Enstitüsü’nün (TSE) uyumlaştırma çalışmaları paralelinde yürürlükten kaldırılması sonucunda standardın referans döküman olarak kullanıldığı bazı konularda boşluk doğmuştu. Bu açığı kapatmak için bir süredir üzerinde çalışılan ve yeni yönetmelik maddelerine göre hazırlanmış örnekleri içeren bir 'Beton Prefabrikasyon El Kitabı'nın basımına başlanacak. Bunlara ek olarak İtalyan Prefabrik Birliği Assobeton’un koordinasyonunda yapı stokunun dekarbonizasyonu konulu uluslararası bir araştırma projesi için de ortaklık görüşmeleri sürdürülüyor. TPB’nin yürütmekte olduğu bu faaliyetlerin yanında en önemli ve etkin faaliyet alanı TSE

ile birlikte ortaklaşa prefabrike betonarme eleman üreten kuruluşların denetimidir. TSE ile TPB arasında imzalanan 'İş birliği Protokolu' uyarınca TPB ile TSE, birlikte üretici kuruluşları “Öndökümlü Betonarme Yapılar-Kalite Yönetim Sistemi-TSE K 118” sistemine göre denetleyerek, belgelendiriyor. Bu iş birliği kapsamında TPB proje denetimini, TSE ise üretim ve montaj denetimini üstlendi. Uygulamada altı yılını tamamlamış olan sistem kapsamında birçok firma bu denetimden geçti ve TSE K 118 belgelerini aldı.”

“Savunma ve sanayide prefabrik kullanımı yüksek”

Prefabrikasyon teknolojisinin yapı üretiminde en çok sanayi yapılarında kullanıldığını dile getiren Tokman, sanayi yapılarının yaklaşık yüzde 85’inin bu teknoloji ile yapıldığını kaydetti. Tokman, “Prefabrikasyonun büyük açıklıkların geçilmesine olanak tanıması, çok hızlı yapılması ve dolayısıyla yapının çabuk işletmeye alınabilmesi, beton kalitesinin kontrollü ve dayanımının yüksek olması ve yerli girdi kullanılması nedeniyle diğer malzemelere göre daha ucuz olması gibi avantajları nedeniyle halen en fazla sanayi yapılarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Sanayi yapılarının yaklaşık yüzde 85’i prefabrikasyon teknolojisi ile yapılmaktadır. Hız özelliği, yüksek beton dayanımı ve kalitesinin kontrol edilebilmesi nedeniyle son dönemde savunma ve güvenlik yapılarında da prefabrikasyon kullanımı artmaktadır. Suriye ile aramızdaki sınırda yapılan duvar da dahil halen Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde önemli 10 karakol, iki kabul toplanma merkezi ve gözetleme kuleleri ile sınır duvarları prefabrik olarak ihale edilmiştir ve bu ihalelerin sürmesi beklenmektedir" ifadelerinde bulundu.

Kalite ve denetim yetersizliği önemli sorunlar

“Yetersiz denetim ve toplumda kalite talebinin olmaması nedeniyle ortaya çıkan haksız rekabet, kalifiye işgücü eksikliği ve bu işgücü ihtiyacının karşılanmasına yönelik eğitim programları eksikliği, kamu yatırımlarında hıza önem verilmemesi nedeniyle prefabrikasyonun kamu yatırımlarında kullanılmaması, firmaların kırılgan finansman yapıları nedeniyle Ar-Ge faaliyetlerine kaynak ayrılamaması ve gerekli önemin verilemeyişi, tanıtım ve pazarlamanın yetersizliği sektörün başlıca sorunlarıdır” diyen Tokman, Birlik olarak çözümler için çalışmalar yaptıklarını ancak devletin müdahil olmasını gerektiren konuların da olduğunu ve ilgili idarelere gerekli başvuruların yapıldığını vurguladı.

47

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.