“Yenileme, sektöre can suyu olacak”

Dunya Insaat - - Haberler -

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği'nin (Türkiye İMSAD) geleneksel hale getirdiği ‘Gündem Buluşmaları' toplantısı, İstanbul'da yapıldı. Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan'ın açılış konuşmasını gerçekleştirdiği Gündem Buluşmaları'nda, Dr. Can Fuat Gürlesel inşaat ve inşaat malzemeleri sanayisinin faaliyetlerini, son verilerle değerlendirdi. İnşaat malzemesi sanayicileri ve iş dünyasından isimlerin ilgi gösterdiği, Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Oktay Alptekin'in moderatörlüğünde gerçekleşen toplantının konuk konuşmacısı ise Ekonomist ve Akademisyen Prof. Dr. Taner Berksoy oldu. Berksoy, ‘Enflasyonist Ortamda Üretim-Yönetim' konusunda değerlendirmelerini paylaştı.

Konuşmasında, 2018 yılı 3'üncü çeyrek dönemine ilişkin sektör verilerini açıklayan Erdoğan, “İnşaat sektörü, 2018 yılı 2'nci çeyrek döneminde yüzde 0,8 büyüdü. Çeyrek dönemlerde üst üste süren hızlı büyüme, yerini çok ciddi yavaşlamaya bıraktı ve sektör 2018 ilk yarıyılda yüzde 3,7 büyüdü. 2018 yılı ilk yarısında inşaat malzemeleri ihracatı yüzde 17,8 artarak 9,3 milyar dolara yükseldi. 2017 Haziran ile 2018 Haziran ayı arası yıllık ihracatımız ise 18,8 milyar dolar oldu. 2016 yılında aylık 1,1-1,2 milyar dolar olan ihracatımız, 2018 yılında aylık 1,5-1,7 milyar dolar bandında devam ediyor” dedi. “Türkiye'de son yıllarda güçlendirme/yenileme çalışmaları ihmal edildi ve Avrupa ülkelerine göre geride kaldık” diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

“Ülkemizdeki kentsel dönüşüm sürecinde, tek uygun çözüm olarak yıkım ve yeniden yapım gerektiği vurgulanıyor. Avrupa'da son yıllarda kabul gören eğilim ise, ekonomik olmasa da, yıkım-yeniden yapım yerine, güçlendirme/ yenileme yaklaşımının benimsenmesi yönünde. Avrupa Komisyonu tarafından yapılan araştırmaya göre 2015 yılında Avrupa Birliği (AB) yenileme pazarı 109 milyar euro olarak gerçekleşti. Bu rakam, 882 bin 900 iş anlamına geliyor. Pazarın neredeyse yarısını Almanya, Fransa ve İtalya oluşturuyor. Sadece Almanya pazardan yüzde 22'lik pay alıyor. AB ülkelerinde yenileme pazarı, toplam inşaat sektörünün yüzde 57'sini oluşturuyor. Türkiye'de ise 10 yıl önce yaklaşık 12 milyar dolar olan yenileme pazarı, 2017 yılında 6 milyar dolar ile toplam inşaat pazarının yüzde 7'sine geriledi. Halbuki bu rakam, yaklaşık yüzde 25 civarında olmalıydı.”

Türkiye'de hangi binaların kentsel dönüşüm kapsamına girip hangilerinin girmeyeceğinin bir an önce belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, “Yenileme pazarındaki gerilemede, kentsel dönüşüm kapsamına girebilecek binalar net olarak belli olmadığından; konut sahiplerinin, konutlarının yıkılacağı beklentisi ile mecbur olmadıkça yenilemekten kaçınmasının etkisi büyük oldu. Konut sahipleri, kentsel dönüşüm rüzgarıyla kendi binasının da yıkılıp yeniden yapılacağını hayal ederek kapısını çalacak ‘beyaz atlı müteahhidini' bekliyor. Oysa her bina yeniden yapılmayacağı gibi müteahhitlerin de her binayı yenileyip eski sahiplerine bedelsiz verebilecekleri bir planları yok. Bu nedenle ev sahiplerinin, kendi konforları, sağlıkları ve enerji-su-atık giderlerini yönetmek için evlerini yenilemeleri daha rasyonel bir yaklaşım olacak. Burada yenileme kapsamı, sadece kozmetik yenileme değil ‘derin yenileme' denen tesisat (elektrik, su), ısıtma-soğutma, havalandırma sistemleri, yalıtım dahil cephe sistemleri, seramik kaplamalar ve vitrifiye, pencere-cam ve çatı-baca sistemleri gibi geniş bir alanı içeriyor” diye konuştu.

“Enflasyonumuz hızlı, katılaşmış ve yaygın”

Enflasyonu değerlendirmek için geçmiş eğilimlere mutlaka bakılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Taner Berksoy, “2012'den itibaren trendlere baktığımızda enflasyonda bir hızlanma var. Son iki senedir, yani 2017-2018'de bu hızlanma daha da yüksek, neredeyse zıplayarak gerçekleşti. Bu gözlem olarak önemli. Enflasyonumuz hızlı, katılaşmış ve yaygın. Bu özellikler, enflasyonla başa çıkma açısından ciddi problemdir. Katılaştığı zaman onu geri çevirmek için ekstra bir efor gerekir. Aslında teknik olarak enflasyonun kalıcı olmaması, kendi kendini düzenlemesi gerekiyor. Üreticiler de tüketiciler de kararlarını değiştirirler, enflasyon aşağı doğru iner. Bizde bu mekanizma bir nedenle işlememiş” dedi.

“0,8'lik bir inşaat sektörü büyümesi daha önce hiç yaşanmadı”

İnşaat sektörünün son dönemini grafiklerle anlatan Dr. Can Fuat Gürlesel ise, “Ekonominin geneli yüzde 5.2 büyüdü. Böyle bir büyüme içinde 0,8'lik bir inşaat sektörü büyümesi, daha önceki yıllarda açıkçası hiç yaşamadığımız bir durum. Yani arada 8-10 kat fark olan bir inşaat sektörü ve ekonomik büyüme rakamı hiç yaşamamıştık. Bu çok ciddi bir fark” dedi. Bankalar Birliği'nin kredi konusunda başlattığı bir çalışmaya değinen Gürlesel, şöyle konuştu:

“Bu çalışmanın önemli bir parçası da Türkiye'deki reel sektör şirketlerinin yurt içi ve yurt dışından aldıkları döviz kredilerinin toplamıydı. Şubat sonu itibarıyla, reel sektör şirketlerinin yurt içinden aldıkları döviz kredilerinin toplamı 175 milyar dolar, yurt dışından aldıkları da 116 milyar dolar. Toplamda ise 291 milyar dolar. Sıkıntı, bu 291 milyar dolar krediyi kullanan firmalardan, yaklaşık 200 milyar dolarlık kısmını kullananların döviz gelirinin olmaması. Şu anda Türkiye'nin yaşadığı sıkıntıların belki de en önemli kaynağı bu. Bu krediyi ödeme konusunda sektörler sıkıntı çekiyor. Hangi sektörler? Enerji sektörü 40, inşaat sektörü de 40 milyar dolarlık kredi kullanmış. Ama inşaat sektörünün de enerji sektörünün de döviz geliri yok. Reel sektör ve bankalar arasında bir sıkışmışlık var. Geri ödemede de sıkıntılar yaşandığı için finansman sorunları zirveye ulaşmış durumda. Doğal olarak bu durumun, inşaat malzemesi sanayisinin satışlarında da yavaş yavaş etkisi olmaya başladı. Önce durgunluk, sonra gerileme, İnşaat Malzemesi Endeksi'ne de yansımış durumda.”

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.