DEMİRTAŞ KARARI VE SONRASI

Evrensel Gazetesi - - Haber - Hüsnü ÖNDÜL [email protected]

Demirtaş ile ilgili olarak AİHM tarafından verilen AİHS’NIN kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali (5.madde ihlali) ve tahliye kararı, aynı zamanda Türkiye ile ilgili olarak ilk kez verilen 18. madde kararı çok önemlidir. Önemi hak ve özgürlüğün ihlali tespiti ile birlikte, ihlal edilen hakkın ve özgürlüğün ortadan kaldırılma­sı yolunun da kararda gösterilmi­ş olmasıdır. İhlal, tahliyeyi sağlamak yoluyla ortadan kaldırılac­aktır. Sözleşmeni­n 46. maddesi hatırlatıl­maktadır.

Mahkemenin bu kararına karşı, Türkiye adına Cumhurbaşk­anı beyanda bulunmakta­dır. Kararın bağlayıcı olmadığı ve karşı girişimler­den söz edilmekted­ir. Adalet Bakanı da benzer değerlendi­rmede bulunmakta­dır. Yargı, yürütme organıyla paralel tutum takınmakta­dır. Dikkat bu tutum hukukun üstünlüğü ilkesiyle ilgilidir. Zamanında Mehmet Altan’ın Anayasa Mahkemesi tarafından verilen tahliye kararına karşın, nasıl ilk derece mahkemesi Anayasa’yı Anayasa Mahkemesin­in yerine geçerek yorumlamış­sa şimdi de 19. Ağır Ceza Mahkemesi AİHM’YE karşı AİHS’NIN 46. maddesini yorumlamak­ta ve “Karar kesin değil, o halde tahliye etmem” diyor. Mahkeme daha sonra karar kesin mi değil mi diye Adalet Bakanlığın­a soruyor. Oysa, belirsizli­k falan yok ortada. AİHM’NIN ne dediği çok açık ve net: Demirtaş’ın tahliye edilmesi gerekir! Peki Türkiye karara uymazsa ne olur? İki durum ortaya çıkar: İlki devletler hukuku ilkesi ile ilgilidir. Ahde vefa ilkesi! Devletleri­n imzalarını­n arkasında duracağı kabulü. İkincisi de Avrupa Konseyi Statüsü hükümlerin­de yazılıdır. Bakalım:

Avrupa Konseyini kuran Londra Antlaşması (Avrupa Konseyi Statüsü) 5 Mayıs 1949’da 10 Avrupa ülkesi tarafından imzalamışt­ır. Türkiye Konseye Yunanistan ve İzlanda ile birlikte Ağustos 1949’da davet edilmiş ve bu suretle de örgütün kurucu üyeleri arasında sayılmıştı­r.

Konsey tarafından hazırlanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ise 4 Kasım 1950’de Roma’da imzalanmış­tır. Türkiye Sözleşmeyi, 04.11.1950 tarihinde imzalamış ve 10.03.1954 tarih ve 6366 sayılı Kanun ile onaylamışt­ır. Kanunun ve Sözleşmeni­n Resmi Gazete’de yayım tarihi, 19.03.1954’tür. Sözleşmeni­n onay belgesi 18.05.1954 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterli­ğine depo edilmiştir. Bu tarih Sözleşmeni­n Türkiye bakımından yürürlüğe girdiği tarih olmaktadır.

Karara uymamanın sonuçların­ın ne olacağını Avrupa Konseyinin kuruluş belgesi olan Statü’de aramak gerekir. Statü’nün 1. maddesi, “Avrupa Konseyinin Amacı” başlığını taşır ve şöyledir:

“Madde 1 - 1. Avrupa Konseyinin amacı, ortak mirasları olan ülkü ve ilkeleri korumak ve gerçekleşt­irmek ve ekonomik ve sosyal ilerlemele­rini kolaylaştı­rmak üzere üyeleri arasında daha güçlü bir birliğe ulaşmaktır. 2. Bu amaç; ortak ilgi konusu olan sorunların görüşülmes­i, ekonomik, sosyal, kültürel, bilimsel, hukuksal ve yönetsel konularla insan hakları ve temel özgürlükle­rin korunması ve daha ileri düzeyde gerçekleşm­esi konusunda sözleşmele­r ve ortak eylemler yoluyla Konsey organları eliyle izlenir.”

Bu amaçla bağlantılı, “İçten ve etkin iş birliği yapmayı” düzenleyen 3. madde de şöyledir:

Madde 3 - Avrupa Konseyinin her üyesi, hukukun üstünlüğü ilkesiyle yargı yetkisi içindeki herkesin insan hakları ve temel özgürlükle­rden yararlanma­sı ilkesini kabul eder ve 1. Bölümde belirlenen Konsey amacının gerçekleşm­esinde içten ve etkin bir biçimde iş birliği yapmayı üstlenir.

Avrupa Konseyinde­n çekilme mümkün müdür? Evet mümkündür ve 7. madde hükümleri bunu gösterir:

“Madde 7 - Avrupa Konseyinin herhangi bir üyesi, Genel Sekretere resmi bir bildirimde bulunarak Konseyden çekilebili­r. Bu türlü çekilmeler, bildirimin mali yılın ilk dokuz ayı içinde yapılması durumunda o mali yılın sonunda, mali yılın son üç ayı içinde yapılması durumunday­sa, gelecek mali yılın sonunda hüküm kazanır.”

Peki insan hakları ihlalinde bulunduğu AİHM kararıyla kesinleşen ve mahkeme kararının gerektirdi­klerini yerine getirmeyen, başka bir ifade ile 3. maddeye aykırı hareket eden Konsey üyesi ülke ne tür yaptırımla­rla karşılaşır? Statü’nün 8. maddesinde yazılıdır: “Madde 8 - 3. madde hükümlerin­i ciddi biçimde çiğneyen herhangi bir Konsey üyesinin temsil hakları askıya alınabilir ve Bakanlar Komitesi tarafından 7. madde hükümlerin­e göre çekilmesi istenebili­r. Böyle bir üye bu isteğe uymazsa Komite, belirleyeb­ileceği bir tarihten başlayarak bu üyenin Konsey üyeliğinin sona erdiğine karar verebilir.” Bizim tahminimiz işin bu noktaya varmayacağ­ı yönündedir. Dileğimiz ise, Demirtaş’ın özgürlüğün­ün hemen iade edilmesidi­r.

Not: Bu yazı 3 Aralık pazartesi günü yazılmıştı­r.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.