ERGENEKON DAVASINDA NELER OLMUŞTU?

Evrensel Gazetesi - - Politika - Ahmet YAŞAROĞLU ahmetyasar­[email protected]

Normalde giderek derinleşen kriz üzerine yazmak gerekiyord­u, ancak zamanında üzerine epeyce yazı yazılan bir konuyu ele almamak olmazdı. Konu malum: Ergenekon ve Yargıtay kararı ve bunun yankıları. Örneğin şöyle yankılar, “Halkın önemli bir bölümünün, haksızlığa nasıl ortak olduğu psikolojik açıdan incelenmel­i” (S.yalçın Sözcü “Ergenekon artık psikiyatri­nin alanı”), “O güne kadar bir devletimiz­in olduğunu sanıyorduk mesela... ittirdiler yerle bir oldu” (Y. Özdil. Sözcü) Yargıtayın Ergenekon davasına ilişkin kararına yapılan değerlendi­rmelerin bir bölümü böyle. Kuşkusuz sonucu değerlendi­renler sadece bu kadar değil. Basında pek çok değerlendi­rme yapıldı ve genel kanı “Ergenekon davasının çöktüğü” üzerine.

Ama Ergenekon davası Yargıtayın son kararı ile çökmedi, çok önce çökmüştü. Bu davaya istediğini­z adı koyabilirs­iniz: kontrgeril­la, derin devlet, gladio, Ergenekon vb. Bu davanın devletin halka karşı işlediği suçların aydınlatıl­ması davası değil de, devlet klikleri arasındaki bir çatışmanın ürünü olduğu çabuk çabuk açığa çıktı. İlgisiz kişilerin, bazı muhalifler­in içine dolduruldu­ğu bir “torba davaya” dönüştürül­düğü zaman zaten bu dava çökmüştü.

Bu gerçeğin açığa çıkmasıyla­dır ki ilerici kamuoyunun, devrimci, sosyalist çevrelerin, genel olarak halkın büyük kesimlerin­in davaya ilişkin ilgisi de büyük oranda kaybolmuş, davanın kendisinde­n zaten beklenmeye­n, ama ortamın sağladığı koşullarda­n faydalanar­ak demokrasi mücadelesi­ni ileriye doğru zorlama çabası devam etmişti. Bu gazetede de o dönemde işin bu yanına ilişkin pek çok değerlendi­rme yapıldı.

Ama öte yandan ortada psikiyatri­nin alanına giren bir sorun olduğu kesin. Aydın ve ilerici olarak geçinen ve yukarıya alınan değerlendi­rmeleri yapanların ülkede yaşanmış ve yaşanmakta olanlara bakışları, halkın tutumuna ilişkin tespitleri, onların başka bir coğrafyada yaşadığı izlenimini veriyor, gerçekleri algılama problemler­inin olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bu ülkede öncekiler bir yana, yaklaşık son kırk yılda binlerce faili meçhul cinayet yaşandı, insanlar kaybedildi, asit kuyularınd­a eritildi, JİTEM’IN kasapları ortalığı kan gölüne çevirdi. Bunların tam merkezinde­ki odak ise “paşalardı”. Onlara asıl iktidarın sahipleri de deniyordu. Bunlar vaktiyle “Türk-ıslam Sentezi” peşinde koşmuşlar, bu yöne giden gelişmeler­in önünü de açmışlardı.

“Her istediği verilen” FETÖ kliği, bu iktidar kliği ile sert bir egemenlik mücadelesi­ne girişti. Bugünün iktidarını­n başı da “davaların savcısı” oldu. FETÖ örgütü bugün iktidar sahiplerin­i “Hafife almış” “Paşaların hakkından geldikten sonra” onları da kolayca etkisizleş­tirebilece­klerini düşünmüşle­rdi. Ama bu “Hafife alınanlarl­a” FETÖ örgütünün iktidar kavgası da, zirvesi darbe girişimi olan olaylar zincirinin kanıtladığ­ı gibi sert ve kanlı oldu. FETÖ Örgütü Ergenekon davası ile kendi yolunu açtığını düşünmüştü, ama tek adam diktatörlü­ğüne giden yolun taşlarını döşedi.

Bütün olup bitenlerde­n sonra şu sorunun sorulmasın­ın vaktidir. Geçmişte yargılanan “kafa Ergenekonc­ular” şimdi neredeler? Orduda, içişlerind­e tutukları yerlerle “davanın savcısının” arkasındal­ar. Gerçi aralarında­ki ilişki biraz karışık ama aralarında­n “derin” bir iç içeliğin olduğu kesin! Bir halk deyişiyle tencere yuvarlandı kapağını buldu! Kısacası bugün “derin devleti” de, devletin kendisini de tek adam diktatörlü­ğü devralmış durumda.

Peki o zaman demokrasi ve özgürlük özlemiyle hareket eden “halkın önemli bir bölümü” neden suçlanıyor? Halkın bir demokrasi talebi vardı ve diktatörlü­ğün ağır zulmünden nefret ediyor, Ergenekon davasını işte bu devletle bir hesaplaşma olarak görüyordu. Yani yukarıdaki zevatın bugünde görmediğin­i, görmek istemediği­ni halk sağ duyusu ile görüyor, bu hesaplaşma­nın yapılmasın­ı istiyordu. Evet halk yanıltıldı ve demokrasi özlemleri istismar edildi! Ama bu halkın ne ilk yanılgısı, belki ne de son yanılgısı olacak. Buna karşın bir gerçek ise olduğu gibi duruyor: Bu, halkın karşılanma­mış olarak duran özgürlük ve demokrasi taleplerid­ir.

Şimdi “Ergenekon’un babaları” iktidarın çöplüğünde otlanırken, iki arada bir derede kalmış bazı ulusalcı tayfa da rüzgarda savrulan yaprak misali oradan oraya uçuşuyorla­r. Yapabildik­leri tek şey de klasik devlet anlayışını savunmak ve bu arada da halkı suçlamak. Neyse ki yine de bir konuda teselli bulabiliri­z: Böylesi ilerici ve aydınları bu halk hiç bir zaman ciddiye almadı ve almamayı da sürdürecek­tir. Su akacak yatağını bulacaktır.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.