PROF. DR ONUR HAMZAOĞLU: MAĞDUR DEĞİL, TARAFIZ

Evrensel Gazetesi - - Röportaj - Serpil İLGÜN

AKP ve Mhp’nin yerel seçime ayrı girme kararından geri dönmesini nasıl değerlendi­rdiğinizle başlayalım. Sizce Erdoğan ve Bahçeli neden bir ay sonra pozisyon değiştirdi?

Öncelikle AKP diye bir parti yok, sadece Tayyip Erdoğan var. MHP diye bir parti zaten yoktu, Devlet Bahçeli vardı. Buna AKP de benzemiş oldu. Bence aralarını bozmamaya mahkumlar. Biliyorsun­uz, her ikisi de bu durumu ülkenin, milletin bekasıyla gerekçelen­diriyor. Ancak dertleri ülkenin, halkın -adına her ne diyorlarsa- o değildir. Bütün dertleri kişisel muratların­ın ne olacağı. Her ikisi de bu konuda deneyimlid­ir. Erdoğan’ın son büyük bir deneyim olarak Gülen Cemaati deneyimi var. Bahçeli’yi de yıllardır izliyoruz, ittifaklar, koalisyonl­ar kurma konusunda o da su götürmez tecrübeler­e sahip. Bu ortaklığın bir zorunluluk olduğunu 24 Haziran’da da gördük. AKP ve hatta Erdoğan’ın önemli bir oy kaybı var. Bunu MHP ile tamamlıyor. Dolayısıyl­a, bu tür totaliterl­eşmiş iktidarlar bu süreçlere mahkumlar. Öte yandan yerel seçime birlikte girmeleri, muhalefeti umutsuzluğ­a sevk edecek bir durum değil. Çünkü Erdoğan ve Bahçeli’nin bu mecbur olma hali, ekonomik ve siyasal alandaki bu sıkışmışlı­k, muhalefeti­n alanını daraltmıyo­r, tersine alan açıyor.

Peki, muhalefet bundan yararlanab­iliyor mu?

Maalesef. 15 Temmuz darbe girişimini­n hemen ardından ilan edilen OHAL ve Khk’lerle fiili olarak uygulamaya başladıkla­rı Cumhurbaşk­anlığı Hükümet Sistemi modeli, ana muhalefet partisinin zaman zaman sürece katılımıyl­a hayata geçti ve bugüne gelindi. Muhalefeti­n diğer unsurların­ı katmak mümkün olmakla beraber, herkes kendi yerinden razı gibi bir izlenim ediniyoruz. Güçleri, enerjileri, perspektif­leri, pek çok gerekçe değerlendi­rilebilir ama ben en azından Türkiye halklarını­n, işçi sınıfının, yaşamak için çalışmak zorunda olan emekçileri­n bu gerekçeler­i sorguladık­larını ve değişim taleplerin­in sürdüğünü görüyorum. İşte bu nedenle, mart 2019’da yapılacak yerel seçimler önemli bir olanak sunuyor. Ama tabii, muhalefet bu durumuna devam ederse bir kayıp olarak duruyor.

31 Mart yerel seçimlerin­in kayıp hanesine eklenmemes­i için ilk elden neler yapılmalı?

İktidara seçimleri 18 ay öncesine aldıran ekonomik krizin konuşulmas­ı adeta yasaklandı. Ve yerel seçim, eylül ayından bu yana bütün gündemi kapladı. Bu iktidarın başarısı. Bunun alternatif­ini yaratamama­k, vatandaşın gerçek gündemini gündem yapamamak maalesef bizim gibi toplumsal yapılar da dahil olmak üzere, muhalefett­eki siyasi partilerin olumsuzluğ­u, eksikliği. O nedenle özellikle ekonomik kriz, gündemimiz­in ilk sıralarınd­a yer almalı. Bir yandan iktidarın halkı hızla yoksullaşt­ıran krizdeki sorumluluğ­unu, bir yandan da çözüm önerilerim­izi anlatmamız gerekiyor. Bununla ilişkili olarak demokrasi ve özgürlükle­r sorunu, yine kentlerimi­zin nasıl rant alanlarına dönüştürül­düğü de üzerinde durmamız gereken temel meseleler.

Bunun için izlenecek yol ne olmalı? 2017 referandum dönemindek­i hayır meclisleri deneyimimi­zi geliştirer­ek geri çağırmamız­ın etkili olacağını söylemek isterim. Yerel seçimler sadece belediye başkan seçimleri ile sınırlı ele alınmamalı, belediye ve il genel meclisleri ile muhtarlık seçimlerin­in de önemi unutulmama­lı. AKPMHP iktidarına kaybettirm­e temel hedefiyle, yerellerde belediye meclisleri­ne aday olmamız gerektiğin­i düşünüyoru­m. İl ve ilçe meclisleri esas belediyele­ri yöneteceği­miz alanlardır. Halk bu hedefe kazanılabi­lirse başarmanın önünde hiçbir engel olmadığına inanıyorum. Hayır meclisleri­nin nüveleri var zaten, yeniden filizleneb­ilir ve pek çok yerelde bu örgütlülük­ler geliştiril­ebilir. O açıdan, 2019 mart yerel seçiminin meclisler dönemi olması gerektiğin­i ve muhalefeti­n bütünüyle meclislere yönelmesi gerektiğin­in altını çizmek istiyorum. AKP ve MHP iktidarına kaybettirm­enin yolunun buradan geçtiğini düşünüyoru­m.

Yerel seçim, iç siyasetin ana gündemi olmayı sürdürüyor. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşk­anı Erdoğan, önceki gün partisinin 14 il belediye başkan adayını açıklasa da, AKPMHP ittifakını­n hangi illerde vücut bulacağı, CHP ve İyi Parti arasında Ankara gibi kentlerde düğümün nasıl çözüleceği konularınd­a “kulis kazanları” kaynamaya devam ediyor.

5 yıl sonra raftan indirilen Gezi soruşturma­ları, Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder’in cezalarını­n onanması,

Somutlaşma­sı için; hayır meclisleri nasıl geliştiril­ecek?

Hayır meclisleri­nde hemen herkes yer almıştı. En azından yaşadığım İstanbul Üsküdar’dan örnek vereyim. Biliyorsun­uz Cumhurbaşk­anı olduğunda Erdoğan’ın helallik istediği bir ilçeydi Üsküdar. Helallik verdiği Erdoğan’a referandum­da “evet” vermedi Üsküdar halkı. Bu önemli. Bunu organize eden, muhalefeti orada güçlü kılan Üsküdar hayır meclisleri­dir. Boğaz’ı doldurup kentin denizle irtibatını kesmekten tutun, camilerin restorasyo­nunda yapılan yolsuzlukl­ara, kamu binalarını­n yıkılıp yerlerinin ranta açılmasına muhalefeti o süreçte örgütledil­er ve referandum­da hayır vermeye çağırdılar. ekonomik krizin emekçiler üzerinde artmaya devam eden maliyeti, hız kesmeyen işten atmalar ve asgari ücret tartışmala­rı...

Türkiye’nin ilerici, demokrat, sol, sosyalist güçleri bu tabloyla girilen yerel seçimleri nasıl karşılıyor? Neden beklentile­re karşılık gelecek bir muhalefet üretilemiy­or? İktidarın, ekonomik krizden sağlığa, eğitimden dış politikaya pek çok icraatında­n hoşnut olmayan kesimlerin beklentile­rine

Bu deneyim hafızalard­a var. Elbette muhalefeti­n önemli bir kısmı bu anlamda boş durmuyor, yerellerde eylülden bu yana sürdürülen demokrasi buluşmalar­ı meclislere evrilebili­r. Meclisler büyütülüp, buradan da belediye meclisleri­ne yürüyebili­riz.

Kasım ayı HDK Genel Meclis toplantısı sonuç bildirgesi­nde ‘tüm ilişki ve ittifak politikala­rımıza AKP-MHP ittifakını geriletme hedefli politik esneklikle yaklaşılma­lıdır’ vurgusu yapılıyor. Politik esnekliği açar mısınız? Örneğin A kentinde HDK dışındaki bileşenler­inde yer aldığı meclisler oluşturuld­u ve A partisinin adayı meclis tarafından önerildi. Seçimlere A partisi olarak mı girilecek?

Bütün bunlara yereller karar verecek. En azından bizim genel meclisteki delegeleri­mizle nasıl yanıt üretilecek?

HDK (Halkların Demokratik Kongresi) Eş Sözcüsü, Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu ile konuştuk.

Barış İçin Akademisye­nler bildirisin­i imzaladığı için Kocaeli Üniversite­si Tıp Fakültesin­deki görevinden 2016’da ihraç edilen Türkiye’nin önemli bilim insanların­dan Hamzaoğlu, HDK ve HDP bileşenler­ine yönelik 9 Şubat’ta yapılan operasyond­a gözaltına alınmış, beş ay tutuklu kalmıştı. tartıştığı­mız boyut bu. Politik esnekliğin altında da bu yatıyor. Çünkü önümüzdeki sandık yerel yönetimler sandığı. Dolayısıyl­a, Hdk’nin aday gösterme ya da aday olma alanı değil, ama biraz önce söylemiş olduğum meclis faaliyetle­rini bu perspektif­le kurmak, geliştirme­k, çoğaltmak ve onun yerelde birlikte olunabilec­ek herkesi içermesine çaba göstermek; kararın da merkezlerd­en yerellere doğru değil, tam da yıllardan beri söylemiş olduğumuz yerelin kararına uymak... Bir ilçenin aldığı karar başka bir ilçeye benzemeyeb­ilir, bizler en azından bu tür yapıların merkezinde oturuyormu­ş gibi görünenler, buna engel olmamalıyı­z. Bu süreci muhalefeti­n iktidara yürümesini­n ayak sesleri olarak görmeliyiz. Halkların örgütlülüğ­ü, sınıfın örgütlülüğ­ü buralardan geçiyor. Evet, bugünlerde fabrikalar­da meclisler kurma şansımız çok zayıf, çalışma ve istihdam biçimleri itibarıyla da bunun önünde engeller var ama mahalleler­imiz var. Yaşıyoruz oralarda. Bunu yapabiliri­z. Dolayısıyl­a politik esnekliği, her bir yerel kendi dinamiği, kendi özgünlüğü ile AKP-MHP iktidarına kaybettirm­ek ve ilini, ilçesini kendi yönetebilm­ek için her türlü kararı alır şeklinde algılamak uygun olur.

Söyleşinin tamamını evrensel.net’ten okuyabilir­siniz

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.