Beşi bir yerde kapitalizm

Evrensel Gazetesi - - Haber - Av. Mustafa SÖĞÜTLÜ

Geçtiğimiz çarşamba, İstanbul Havalimanı inşaatındaki insanlık dışı çalışma koşulları nedeniyle iş bırakan ve direnişe geçen, bu nedenle gözaltına alınan ve çeşitli suçlardan(!) yargılanan 31’i tutuklu olmak üzere 61 inşaat işçisinin ve sendikacıların duruşması yapıldı. 31 işçi ve sendikacı 3 aydır tutukluydular ve duruşma sonunda pazar günleri imza verme ve yurt dışı yasaklarıyla tahliye edildiler.

İşçilerin ve sendikacıların gözaltına alınmaları ile yargılama aşamaları bize sermaye düzeninin bir özelliğini de göstermiş oldu: Hukuk; gerçek adalet için değil ancak sermayenin ve iktidarının emrinde olup onun çıkarlarına göre şekilleniyor. Çünkü hukuk; ancak sermayenin kendi sınıf ihtiyaçlarına göre kullanılan bir araçtır. Hayatı savunmak ise sermaye düzenine karşı olmak ve mücadele etmektir.

İstanbul Havalimanı işçilerinin yargılama süreci ile bir kez daha kanıtlanan gözlemlerimizi paylaşmadan önce kapitalizmin başka yönlerine; ihale sürecinden, maliyetinden, yapıldığı yerden, inşaatındaki çalışma koşullarına kadar olan gelişmelere kısaca bir bakalım. genel geçer gerekçelerle tutuklandı, ya da adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Haklarında 55 sayfalık iddianame düzenlenerek dava açıldı. İddianameye göre işçiler ‘Mala zarar verme’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Polise mukavemet’, ‘Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet’, ‘İş ve çalışma hürriyetinin ihlali’ suçlarını işlemişlerdi! Ancak iddianamede bu suçları işlediklerine dair delil yoktu. Meşru işçi eylemleri; işverenin ihbarı nedeniyle ve onun anlatım şekliyle aynı olarak “Bahane, yasa dışı eylem ve kışkırtma” olarak iddianameye alındı. İddianamede sendikacılardan “sözde” sendikacı diye bahsedildi. Herhangi bir kanıt gösterme ihtiyacı duyulmadan, soyut anlatımlarla, 61 sanık için bir “TORBA İDDİANAME” hazırlanmış, işçilerin ve sendikacıların lehine olan hiçbir husus iddianameye yazılmamıştı. İddianamenin taraflılığı ve sınıfsal niteliği çok açık ortadaydı.

Mahkemece bu iddianame, kanunda reddedilmesi zorunlu iken, her nasılsa (!) kabul edilmiş ve ilk duruşma geçtiğimiz çarşamba günü gerçekleşmişti. Duruşma günü adliyede olağanüstü önlemler alınmış, girişler kısıtlanmıştı. Duruşma, İstanbul ilinde onlarca uygun yer olmasına rağmen adliyenin personel yemekhanesinde görülmüştü.

Duruşmada işçilerin savunmalarının alınmasından önce, avukatları eylemlerin suç teşkil etmediğini, delillerin yasalara aykırı olarak toplandığını, buna rağmen bu delillerin dahi iddia edilen suçların işlendiğini göstermediğini, tüm işlemlerin ve iddianamenin yasalara aykırı olduğunu ve bu nedenle savunmalar alınmadan derhal beraat kararı verilmesi zorunluluğunu mahkemeye anlattılar. Buna rağmen mahkeme bu talebi reddetti.

İşçilerin savunmaları, neden yargılandıklarını da göstermekteydi; işçiler maaşlarının verilmediğini, yanı başlarında iş kazası geçiren arkadaşlarını, servis sorununu, yemek sorununu, insanlık dışı yaşam koşullarını, eksik ödenen ücretlerini anlattılar. Savunmalar ve avukat beyanları sonucu tüm işçiler, üç ayın ardından, imza verme ve yurt dışına çıkma yasağı koşuluyla tahliye edildi.

Yasalara göre işçilerin eylem yapması bir suç değildir. İşçilerin şartlar düzelinceye kadar iş bırakması karşısında zora dayalı çalıştırılmaları suçtur. Sendikacıların işçilere haklarını anlatması, örgütlemesi sendikal faaliyettir, suç değildir, aksine bu faaliyetin engellenmesi suçtur. Jandarmanın gözaltına aldığı bir kişiyi avukatla görüştürmemesi, haklarını anlatmaması görevini kötüye kullandığı anlamına gelir, suçtur.

İstanbul Havalimanı yargılamasında kanunlar, gerçekler ters yüz edilmiştir. İstanbul Havalimanı kapitalizmin hukukunu da tüm çıplaklığı ile göstermiştir.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.