İZBAN grevi neyi gösterdi?

Evrensel Gazetesi - - YAZı/MEKTUP - Turan KARA İzmir

İZBAN İşçileri ile TCDD (Ulaştırma Bakanlığı) ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yüzde 50 ortaklı olduğu İZBAN şirketi ile toplusözleşme görüşmesi her iki kurumunda uzlaşmaz tutumu ile bir ayını dolduran bir greve dönüşecekken Cumhurbaşkanlığı kararı ile yasaklandı.

Gelinen yerde Ulaştırma Bakanlığı memnun, İzmir Büyükşehir Belediyesi memnun, Demiryol-ış de memnun olmalı ki bu durumdan şikayet etmiyor. Zira şimdiye kadar destek ziyaretinde bulunmuş sendikalar ve işçiler grev yasağını protesto etmek ve İZBAN işçileriyle dayanışma için Demiryol-ış’in çağrısını beklediler ancak geçen süreye rağmen bir açıklama yapılmadı. Bunun yerine işçilere iş başı çağrısı yapıldı.

EN DÜYÜK ÜCRET SKALASI İZBAN’DA

İZBAN trenleri çalışıyor ve sorun kapanmış gibi görünüyor. Gerçekte işçileri greve zorlayan koşullar sürüyor. Grev nedeniyle 1 aydır ücret alamayan işçiler, işe başladığı halde bile ücret almak için 1 ay daha beklemek zorunda. Yasağın ardından İzmir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun Ulaştırma Bakanlığına yüzde 30 zam teklifinin geçerli olduğunu, yeni bir teklif sunmayacağını ilettiğini söylüyor işçiler. Okuyuculara yüksek bir zam gibi gelebilir. Ama İZBAN’DA işçilerin, yurt genelinde aynı işi yapanlara göre en düyük ücreti aldığını söyleyelim. Üstelik İZBAN’DA çalışan 343 işçi içinde ücreti en düyük olanlar 2019 zammı sonrası asgari ücretin de altında kaldı. Sadece bu bile işçilerin, CHP milletvekili ve yöneticilerinin “Akp’nin senaryosu, operasyonu” dediği, Akp’lilerin ise “CHP grevdir, çiledir” diye çekiştirdiği greve neden çıktığını gösteriyor.

Ama biz bununla ikna olmayanlara bilgi vermeye devam edelim: İZBAN’DA sözleşme başladığında en düşük işçi ücreti 1883 TL, en yüksek işçi maaşı ise sosyal haklar da dahil 2 bin 389 TL. 54 işçi de asgari ücretle yaşamaya çalışıyor. İşçiler gelinen durumu ve kendilerine teklif edilen zammı “En düşük ücretliler zaten yüzde 7-8 asgari ücret zammı alacaktı, geriye kalan yüzde 22 zamdır” diye anlatıyor. İZBAN’İN hemen ardından İZENERJİ işçileri KHK ile taşerondan şirket bünyesine geçirilen işçilerin sözleşme kapsamına alınması için yaptıkları yürüyüşe yönelik polis saldırısı da sorunun İZBAN işçilerinin bir siyasi partinin senaryosunda alet olmasından ziyade işçi-patron çelişkisi olduğunu daha net gösterdi.

KRİZİN YÜKÜNÜ İŞÇİYE YÜKLEMEKTE ANLAŞTILAR

Sonuç olarak AKP ve CHP arasında süren bu kayıkçı kavgasında iki cenah da “krizin faturasını işçiye kesmek”te ortaklaştı. İzmir Büyükşehir Belediyesi sınıf tavrını işçilere karşı dolaysız göstererek açıkça “Krizin yükünü size yıkacağız çünkü patronlar üzülüyor ve kızıyor. Hükümetin yeni ekonomi progamından çıkamayız, ondan daha fazla zam veremeyiz” dedi. Ulaştırma Bakanlığı ve AKP Hükümeti zaten krizin tüm yükünü işçi ve emekçilere kesmekte tereddüt etmiyor. AKP hükümetleri dönemi boyunca yasaklanan 16 grev bile tek başına bunun kanıtı. Yerel seçim öncesi işine yaradığı halde grevin daha fazla sürmesine izin vermemesinin nedeni de, Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve “diğer patronlar zor durumda kalır” diyen CHP milletvekillerinin dolaylı yoldan ilettiği yasaklama isteğini yerine getirmesinin nedeni de bu.

GREV YASAĞI TECRÜBESİ

2010’dan bu yana taleplerinin peşinde olan İZBAN işçileri, 2 yıl önce de kısa süreli bir grev yapmıştı. O zaman da şirketin düşmanca tutumu ile karşılaşmış, belediye başkanı ve İZBAN yönetimi yine halkı işçilere karşı kışkırtmış, işçileri suçlu gibi göstermişlerdi. Şimdi de bunların üzerine

ilk kez grev yasağı tecrübesini yaşadılar.

Bu tecrübe aynı zamanda önemli dersler de veriyor:

-İzmir Banliyosu işçileri gücünün yettiği kadar ancak mücadele edilirse hak alınabileceğini,

-İşçiler aynı burjuva siyaseti desteklese bile sınıf talepleri devreye girdiğinde nasıl ayrışıldığını,

-İşçinin asıl gücü birliğinde ve üretimden gelen gücünde olduğun gösterdi.

Aslında bu ders yeni değil. Sınıf tarihi kadar eski. En güncel örneği ise PETKİM ve TÜPRAŞ işçileri. Zira onlar “grev yasağı falan bilmem kararı ben veririm” dedi ve grev kapıyı açtı! Ve altın kural bir kez daha kendini gösterdi: İşçi ancak mücadele ederse ücret dahil taleplerini gerçekleştirebilir.

Bu yalnız İZBAN işçisinin değil, başta sözleşme sürecinde olan İZELMAN İZENERJİ-TRAMVAY işçileri olmak üzere yine sözleşme sürecinde olan TÜPRAŞ-TPİ-RAVAGO-CAM İŞÇİLERİ işçilerinin ve sendikaların da sorunudur. Patronlarla, rengi ve siyaseti ne olursa olsun, bağını koparmak ve birlik olmak zorunluluk. İşçi sınıfı geçmiş örneklerde olduğu gibi grev yasaklarını ancak böyle bir birlikle ve fiili grevlerle aşabilir.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.