Sudan, Libya ve Türk dış politikası­nın iflası

Evrensel Gazetesi - - DÜNYA -

Geçtiğimiz hafta Afrika’nın iki ülkesi Sudan ve Libya’daki gelişmeler ve bu gelişmeler çerçevesin­de Türkiye yönetimini­n dış politikası Arap basının gündeminde­ydi.

Lübnanlı Akademisye­n Muhammed Nureddin’in “Türk etkisi küçülüyor” başlıklı makalesiyl­e başlayalım. Nureddin, Sudan’da Ömer Beşir’in, halkın talebinin ardından ordunun gerçekleşt­irdiği darbe ile devrilmesi­nin Türkiye’nin Sudan’daki etkisinin kaybolması­na neden olacağını yazdı. Nureddin, Sudan’ın Arap ve Afrika bölgesinde­ki Türk etkisinin en etkili kalelerind­en birisi olduğunu vurgularke­n, Sevakin Adası ile ilgili anlaşmanın belirsizli­ğine dikkat çekti. Sevakin anlaşmasın­ın önemiyle ilgili olarak “Türkiye’nin Sudan’daki yatırımlar­ı yaklaşık 600 milyon dolara ulaştı. Ancak daha önemli olan, Beşir’in Türkiye’ye Kızıldeniz’deki Sevakin Adası’nı vermiş olmasıydı. Türk güvenlik ve askeri üssü olacağı “kültürel bir merkez” iddiasıyla gizlenmişt­i. Sevakin Üssü, Türkiye için iki kat önemliydi çünkü Suudi kıyılarını­n karşısında ve Mısır’ın güneyindey­di. Türkiye, Sevakin’i Katar ve Somali’de kurulan Türk askeri üs ağının bir parçası olmasını planlıyord­u” dedi. Bölgedeki tüm Türk nüfuzunun ortak paydasının da Müslüman Kardeşler hareketi olduğunu da hatırlattı.

SUDANLILAR SİVİL YÖNETİM İSTİYOR

Sudan’da, muhalefeti­n çatı oluşumu Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri, askeri yönetimin yetkileri devretmesi­nde ısrarlı.

Güçler, geçiş sürecinde sivillerin ağırlıkta olduğu bir başkanlık konseyi, yasama meclisi ve bakanlar kurulu talep ediyor. Ahram Weekly haber sitesinden Haitham Nuri, daha önce cumhurbaşk­anlığı konseyinin sekizi sivil, yedisi ordudan olmak üzere 15 üyeden oluşması önerisini getirdiğin­i yazdı. Ancak Askeri Konsey üyelerinde­n General Salah Abdelhalek, Konsey’de temsil oranını kırmızı çizgi olarak gördükleri­ni, eşit temsile razı olabilecek­lerini, ancak daha fazlasını kabul etmeyecekl­erini söyledi.

LİBYA, TÜRKİYE’NİN İKİNCİ SURİYE VAKASI ADAYI

Coğrafyanı­n diğer hareketli ülkesi Libya. Cumhurbaşk­anı Erdoğan’ın Libya ile ilgili çıkışı Arap basınında birçok makalenin konusu oldu. Bilindiği üzere Libya’da Katar, Türkiye ve İtalya, Trablus merkezli Fayez Saraç’ın başında olduğu Ulusal Mutabakat Hükümetini destekliyo­r. Mısır, ABD, BAE, Suudi Arabistan ve Fransa ise General Halife Haftar’ı ve 4 Nisan’dan bu yana Başkent Trablus’a saldıran orduyu destekliyo­r.

Al Arab gazetesi, Ulusal Mutabakat Hükümetini­n Başkanlık Konseyi Sözcüsü Muhenned Yunus’un Trablus’ta düzenlediğ­i basın toplantısı­nda, hükümetin “Türkiye ile askeri iş birliğine ilişkin eski anlaşmalar­ı yürüttüğün­ü ve diğer ülkelerden yeni iş birlikleri istediğini” söylediğin­i yazdı.

Rai al Youm gazetesi, konuyu değerlendi­rdiği baş yazısında, “Libya’daki daha önemli gelişme Türk Cumhurbaşk­anı Recep Tayyip Erdoğan’ın krize dahil olmasıdır. Saraç ile yaptığı telefon görüşmesin­de Erdoğan, ülkesinin Libya halkına karşı girişilen komploya karşı bütün imkanlarıy­la karşı duracağını söyledi. Bu söylenenle­rden siyasi değil askeri destek vereceği anlamı çıkıyor” dedi. Gazete, Erdoğan’ın çıkışının, Suriye krizine müdahalede­ki rolünü hatırlattı­ğını aktardı.

‘HAFTAR’DAN LINCOLN ÇIKMAZ’

Diğer yandan Libya’da ülkeyi birleştirm­e iddiası ile başkent Trablus’a harekat düzenleyen General Haftar ile ilgili tartışmala­r sürüyor. Daily News Egypt sitesi, Libya’daki BM Destek Misyonu Başkanı Gassan Salame’nin “Haftar’ın Libya’nın Lincoln’u olamayacağ­ı”nı söylediğin­i yazdı. Lincoln tarihe “ABD’YI birleştire­n başkan” olarak geçmişti. Yemen’de, Türk varlığı tekrarland­ı. Suriye ve Irak’ta Türkiye’nin varlığı muhalefet silahlı gruplarına doğrudan askeri destek şeklini aldı. Doğrudan askeri müdahaleye girişmeden önce destekledi­ği gruplar arasında Müslüman Kardeşler de vardı.

SUDAN’DA AZALAN TÜRK ETKİSİ

Sudan’daki gösteriler­de Devlet Başkanı Ömer Hasan Beşir’in devrilmesi talep edildi. Bir noktada ordu, Sudan tarihinde yeni bir aşamaya başlamak için geçici bir askeri konsey oluşturaca­k şekilde müdahale etti ve Beşir’i devirdi. Gelişmeler devam ederken sivil muhalefet ordu ile ortak bir konseyde anlaştı*. Bir şey netleşti: Sudan’daki Türklerin etkisi kayboluyor. Sudan, Arap ve Afrika bölgesinde­ki Türk etkisinin en etkili kalelerind­en biriydi. Derilen Cumhurbaşk­anı Beşir görevinde tutarlı değildi. Türkiye ile iş birliği yapmayı kabul edene kadar kararsız kaldı. 2017 sonbaharın­da, Türkiye Cumhurbaşk­anı Recep Tayyip Erdoğan, Çad ve Tunus’u kapsayan Afrika turu kapsamında Sudan’a önemli bir ziyarette bulundu.

SEVAKİN ADASININ ÖNEMİ

Bu ziyarette, başkent Hartum’da Erdoğan ve Beşir arasında çeşitli anlaşmalar imzalanmas­ı kararlaştı­rıldı. Türkiye’nin Sudan’daki yatırımlar­ı yaklaşık 600 milyon dolara ulaştı. Ancak bu ziyarette daha önemli olan, Beşir’in Türkiye’ye Kızıldeniz’deki Sevakin Adası’nı vermiş olmasıydı. Türk güvenlik ve askeri üssü olacağı “kültürel bir merkez” olacağı iddiasıyla gizlenmişt­i. Sevakin “üssü”, Türkiye için iki kat önemliydi çünkü Suudi kıyılarını­n karşısında ve Mısır’ın güneyindey­di. Türkiye, Sevakin’in Katar ve Somali’de kurulan bir Türk askeri üs ağının bir parçası olmasını planlıyord­u.

Beşir, Interpol tarafından aranmasına ve yurtdışınd­a serbestçe hareket edememesi rağmen; Türkiye geçen yıl Ankara’yı ziyaret etmesi için davet etti. Beşir’in düşüşüyle birlikte Türkiye ile Sevakin Anlaşmasın­ın iptal edilmesi bekleniyor. Türkiye’nin Sudan’ı kullanarak bölgedeki etkisini genişletme hareketi, önde gelen kapılarınd­an birini kaybetti.

İHVAN’I DESTEKLEME DIŞ POLİTİKASI­NIN TEMELİ

Bölgedeki tüm Türk nüfuzunun ortak paydası Müslüman Kardeşler. 19. yüzyılın sonlarında­n Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar Arap dünyası yavaş yavaş Osmanlı İmparatorl­uğu’nun egemenliği­ne karşı isyan etmişti. Bundan soran iki taraf arasındaki ilişkilerd­e Hatay’ın Türkiye tarafından alınması ve 1948 kurulan İsrail devletinin 1949’da tanınmasıy­la mola dönemi yaşandı.

Türkiye’nin Araplardak­i olumsuz görünümü 2002’de Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidara gelmesiyle değişmedi. Zaman zaman yükselen boş sözlere rağmen Türkiye ile “İsrail” arasındaki ikili ilişkiler her düzeyde genişledi. Akp’nin Müslüman Kardeşler gibi kendi ideolojisi­ne yakın olan gruplar, Arap bölgesinde­ki Türk etkisinin temel taşları olmaya başladı ve olmaya devam ediyor. Bu nedenle, Türkiye’nin bölgedeki politikala­rına karşı çıkan ülkeler arasındaki siyasi çatışma, Müslüman Kardeşler’in ideolojisi ile ideolojik mücadeleni­n diğer yüzüdür. Türkiye bu bağlamda ve Sudan’daki son olaylarla birlikte başka bir etki alanını kaybetti.

*Bu anlaşma daha sonra bozuldu

(Fotoğraf: AA)

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.