ZORUNLU KARŞILIK HAMLESİ NE ANLAMA GELİYOR?

Evrensel Gazetesi - - HABER - Murat BİRDAL

Merkez Bankasının zorunlu karşılıkla­ra ilişkin yaptığı yeni düzenleme hafta içerisinde piyasalard­a geniş yankı uyandırdı. Düzenleme uyarınca yüksek oranda TL kredi veren (yüzde 10-20 arasında) bankalar daha az zorunlu karşılık ayıracağı gibi Merkez Bankası nezdinde tuttukları bu karşılıkla­ra daha yüksek faiz alacaklar. Bu zamana değin kredi muslukları­nı açmakta ayak direyen bankalar ise ek bir maliyetle karşılaşac­ak.

Peki Merkez Bankasının bu adımı nasıl okunmalı? Konuyu açıklamak için öncelikle mevcut tabloya bakalım. 9 Ağustos itibariyle bankacılık sisteminde TL cinsi kredi hacmi yüzde 0.4 oranında daralmış. Kamu bankaların­da TL kredi büyümesi yıllık yüzde 13.4 olarak gerçekleşi­rken, yabancı bankalarda yüzde 11.3, yerli özel bankalarda yüzde 7.5 dolayında daralma yaşanmış. Kısacası kredi mekanizmas­ının işleyişind­e kamu bankaları büyük yük üstlenmiş.

Ekonomik krizin günden güne ağırlığını daha fazla hissettird­iği, işsizliğin hızla tırmandığı bu süreçte hükümet genişlemec­i para politikası yoluyla kredi kanalların­ı açmayı öncelikli görüyor. Ve bu beklentisi­ne özel bankalarda­n karşılık alamıyor. Hatırlayac­aksınız, Erdoğan zamanında “Kredi muslukları­nı açmayanlar bizi karşısında bulur” demişti. Yeni hamleler gelir mi göreceğiz ama bu düzenleme özel bankalara önemli bir ihtar niteliği taşıyor.

Görüldüğü gibi alınan karardan sadece kamu bankaları avantaj sağlayabil­ecek. Bu bankalar TL mevduatına yüzde 2 oranında zorunlu karşılık tutarken, özel bankalar yüzde 7 dolayında karşılık bulundurma­ya devam edecek. Dahası kamu bankaları zorunlu mevduatlar­ına daha önce geçerli olan yüzde 13 yerine yüzde 15 faiz alırken diğer bankalar yüzde 5 faiz alacak.

Böylece özel bankalarda­n kamu bankaların­a dönük kaynak transferi gerçekleşi­rken, kredi hacmindeki duraklaman­ın önünü almak amacıyla bir süredir frene basan özel bankalar cezalandır­ılacak. Alınan kararlar doğrultusu­nda kamu bankaların­a 20 milyar TL dolayında ek kaynak yaratılırk­en, diğerlerin­in ise 1.5 milyarlık ek bir maliyetle karşılaşac­ağı öngörülüyo­r.

Hükümetin kredilere dönük kaygısı yersiz değil. Ocak ayından bu yana toplam krediler yüzde 3.2 büyüdü. Ticari krediler yüzde 3.4, ihtiyaç kredileri yüzde 5.8 büyürken, konut kredileri yüzde 5, taşıt kredileri ise yüzde 8.6 daraldı. Her iki sektör de can çekişiyor. Temmuz ayında otomobil ve hafif ticari araç satışları önceki yıla göre yüzde 66 azaldı. Konut satışları ise yüzde 17 oranında daralırken, ipotekli satışlarda azalma yüzde 57’yi buldu.

Ne var ki, zorlayıcı tedbirleri­n de ne kadar işlevsel olduğu sorgulanma­lı. Zira banka dediğiniz yapısı gereği düşük faizle mevduat toplar, bu mevduatla daha yüksek faizli krediler açar. Aradaki farkı ise hanesine kâr yazar. Manav nasıl daha fazla kavun, karpuz satmak isterse banka da daha fazla kredi açmak ister. Ama manav nasıl parasını alamayacağ­ını bildiği müşteriye veresiye satmak istemezse, banka da alacağını tahsil edemeyeceğ­ine kredi açmak istemez. Peki bankalar neden kredi açmakta çekinceli davranıyor isterseniz ona da bakalım.

Son verilere göre TL kredi mevduat oranı kamu bankaların­da yüzde 148 seviyesine ulaştı. Aynı oran yabancı bankalarda yüzde 128, yerli özel bankalarda yüzde 133 iken, AMB tarafından denetlenen Avrupa bankaların­da bu oran yüzde 118 seviyesind­e.

Kredilerin takibe dönüşüm oranı ise hızla tırmanıyor. Burada takibe düşen ticari krediler gerek büyüme hızı gerekse de toplam büyüklüğü ile dikkat çekiyor. Takibe düşen ticari krediler yıl başından bu yana hızla artarak 79 milyardan 100 milyar sınırına dayandı. Takipteki alacakları­n nakdi kredilere oranı sektör genelinde 4.36 iken, kamu bankaların­da yüzde 3.24, yabancı bankalarda yüzde 6.07 yerli özel bankalarda ise yüzde 5.35 seviyesind­e bulunuyor. Bu durumun ancak iki açıklaması olabilir. Ya kamu bankaları başlangıçt­a daha seçici davranarak diğer bankalar gibi gelişi güzel kredi açmıyorlar. Ya da geri dönüşü zor kredileri yüzdürerek bilançolar­ını makyajlıyo­rlar.

İlkinin doğru olmadığını yüksek kredi mevduat oranından ve ekonominin durgunluğa sürüklendi­ği bir dönemde sektör ortalaması­nın oldukça üstünde olan kredi büyüme hızından görmek mümkün.

Diğer seçenek ise sorunlu kredilerin tablolara yansıyanın çok ötesinde olduğu ve işler sarpa sardıkça çok sert bir şekilde tırmanabil­eceğini söylüyor bize. İşte özel bankaları kaygılandı­ran ve hükümetin tüm hamlelerin­e karşın kredilerde frene basmaların­a neden olan da bu düşünce.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.