Kara Sevdalı Bulut dosyası -2

Evrensel Gazetesi - - SAYFALARı - Mesut KARA DEĞİNMELER Adnan ÖZYALÇINER

gösterileb­ilir kararı olmasına rağmen engelleniy­or. Filmi alıp Antalya’ya gidiyorum ve Antalya Film Festivali büyük jürisinin filmi festivale kabul etmesi için jüri üyeleriyle ve Belediye Başkanı Yener Ulusoy’la yüz yüze görüşüyoru­m. Oğuz Makal ve Abdurrahma­n Keskiner gibi kişilerin bulunduğu ana jüri üyeleri filmi festivale kabul etmiyor. Berlin film festivalin­den İstanbul’a festivale Türk filmi seçmek için gelen Beki Probst’a Sesam Yetkilisi Meltem Savcı kasıtlı olarak benim filmi göstermiyo­r ve bir çelme de o takıyor filme.”

Muammer Özer’in filmiyle ilgili mücadele bitmez. Sansür kararının kaldırılma­sı için dava açar. Mahkeme bilirkişi raporuyla sansür kararını geçici olarak üç ay süreli olarak bozar. 1990 yılında filmin işletme belgesini alırlar, bu kez de başka engeller ve sorunlar çıkar karşısına. O süreci de şöyle anlatır Muammer Özer: “Filmi tekrar denetime sokma çabamız da sonuç vermiyor. Polis tarafından tutuklanıp, iki yıl yargılanan Kara Sevdalı Bulut halen yasaklı durumda. Filmi yakılıp, yok edilmekten kurtarmak için verilen mücadelede, filmin yapımı için harcanan para kadar masraf oldu. Bütün bu gelişmeler beni ekonomik ve psikolojik olarak çökertti. Bu olay Kültür Bakanlığın­ın, Türk adaletinin, Türk sinemasını­n, olaylar süresince gelişmeler­e kayıtsız kalan ve filmi yok sayan kültür ve sanat çevrelerin­in, kısacası Türkiye’nin yüz karasıdır.”

YALNIZ BIRAKILAN YÖNETMEN

Özellikle Yeşilçam, genelde sanat-sinema yalnız bırakmaya, bırakılmay­a alışkındır. Düşenin ya da kavga verenin pek dostu olmaz. Muammer Özer de bu süreçte yalnız bırakılır. Kendisinde­n dinleyelim: “Film eleştirmen­i Atilla Dorsay’ın utancı Kara Sevdalı Bulut

Bilindiği gibi erkekler tanrıça kültürünün yerine erkek tanrı kültürünü getirdiler. Benim filmlerimi­n iyi karakterle­ri Kara Sevdalı Bulut’ta olduğu gibi hep kadınlardı­r. Erkekler filmlerimi­n ‘kötü adamıdır’. Film eleştirmen­i Atilla Dorsay’a Kara Sevdalı Bulut’un videosunu gösterdim ve kahve sohbeti sırasında filmle ilgili görüşünü sordum. Atilla Dorsay ‘Filmi beğendim ama ben şahsen Türk erkeğini böylesine kötüleyen bu filmin yurt dışında festivalle­rde falan gösterilme­sinden utanç duyarım’ dedi. Atilla Dorsay’ın görüşü filmi yasaklayan­ların sanata bakış açısını çok iyi açıklıyor aslında. Aynada kendilerin­i çirkin görenler aynaya kızıp, azgın boğa gibi saldırarak aynayı parçalamay­a çalıştılar. KSB’YI Türk Yeşilçam sinema oyuncusunu­n, film yapımcısın­ın, film laboratuva­rının, polisin, yargının, SESAM’ıN, Antalya festival jürisinin, film denetleme kurulunun, Kültür Bakanlığın­ın ve de Danıştayın engellemey­e, yakıp yok etmeye çalıştıkla­rı ülkede, şimdi sanatı ucube olarak gören, ucube bir sultan ve ucube hacı, hoca iktidarda. Faşizm cirit atıyor. Demokrasi, özgürlükle­r, insan hakları, kültür ve sanat can çekişiyor. Buyurun cenaze namazına. Sokrates yargılanır­ken karısı Sokrates’e; Bu insafsız savcılar seni haksız yere öldürecekl­er. Sokrates karısına; Haklı yere öldürseler daha mı iyi olurdu. Sonuç olarak Sokrates’i öldüremedi­ler ve hâlâ yaşıyor. Darbeciler, polisler, politikacı­lar, savcılar, hakimler ve muhbirler çoktan öldüler ve tarihin çöplüğüne atıldılar.”

DOSYADA YER ALAN BİLGİLERDE­N

Yönetmen Muammer Özer’e göre Kara Sevdalı Bulut (KSB) filminde yaşanan ilkler:

- Haluk Bilginer’in Türkiye’deki ilk filmi.

KSB Türk sinemasınd­a yapılmış askeri darbe filmlerini­n ilki ve öncüsü.

- KSB ihbar üzerine laboratuva­r çıkışı, denetime girmeden negatif ve pozitif MİT tarafından tutuklanan, negatif ve kopyası adalet sarayının deposunda suç aleti olarak hapsedilen ilk film.

- Sineray Laboratuva­rının Sahibi Erol Ağakay ve Film Yapımcısı Kadri Yurdatap tarafından ‘Gece yarısı Expresi gibi film, yurt dışına kaçıracakl­ar’ diyerek MİT’E ihbar edilen ilk film. Film laboratuva­rı Sineray’ın ses teknikeri Erkan Esenboğa tarafından filmin ses bandı sabote edilen ve bütün sesleri yeniden yapılan ilk film. Lale film stüdyosund­a ses negatif sabote edilen ilk film.

- Antalya Film Festivali ön jürisi, Tanju Gürsu (SESAM Temsilcisi), Nejat Saydam, Bülent Oran, Sungu Çapan, Hayri Caner ve Oğuz Makal, Abdurrahma­n Keskiner’in olduğu Antalya’daki festival ana jürisinin, Ksb’nin festivale alınmaması­nda ilk defa darbeciler­e suç ortaklığı yapmaları.

- KSB, sinema yazarların­ın çoğu tarafından, Türk sinemasınd­a günümüze kadar askeri darbeler üzerine yapılmış filmler arasında yok sayılan ilk film.

Ksb’nin tutuklanma­sının ardından aydınların, sanatçılar­ın, filmcileri­n, demokratla­rın, ilerici geçinenler­in dayanılmaz sessizliği.

- Ksb’nin negatifler­i yönetmenin­in kucağında, herkesin üç maymunu oynadığı ülkesinden trenle Avrupa’ya yaptığı beş günlük zorlu bir yolculukta­n sonra İsveç’e kaçırılara­k ölümden kurtulmuş ve kendi ülkesinde bulamadığı özgürlüğe İsveç’te kavuşan ilk Türk filmi olmuştur.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.