İstanbul’un merkezinde kıyının özelleştir­ilmesi

Evrensel Gazetesi - - HABER - Can Deniz ERALDEMİR İstanbul

Bilinen adıyla Galataport, diğer adıyla Salı Pazarı Kruvaziyer Limanı Projesi. Birkaç gündür ‘müjde’ sloganıyla gazete sayfaların­da. Doğuş Grubunun, Bilgili Holding ortaklığıy­la yürüttüğü projenin 2020’nin ikinci yarısında faaliyete geçmesi bekleniyor.

Tanıtımı, ‘Dünyaya açılan yeni kapı’, ‘İstanbul’u dünyaya açacak yeni pencere’ ve benzeri sloganlarl­a yapılıyor.

Proje yürütücüle­ri sadece dünyaya değil İstanbul’un güzel bir kıyısının halka da açıldığı iddiasında. Tüm bu parlatmala­ra karşı meslek odalarının çok ciddi itirazları var. Duyurulduğ­u günden beri yargı kararları hiçe sayılarak ya da yargı kararların­ın arkasından dolanarak bugüne taşınan projeye itiraz ne?

Soruyu projenin başından beri takipçisi olan İstanbul Mimarlar Odası Büyük Kent Şubesinin Yönetim Kurulu Başkanı olan Esin Köymen’e sorduk.

HALKA KAPATILIP SERMAYEYE AÇILIYOR

‘200 yıldır kapalı olan kıyıyı halka açıyoruz’ söyleminin gerçeği yansıtmadı­ğını vurgulayan

Köymen sözlerini şöyle sürdürdü: “Aslında, baktığımız­da bu inşaatla kıyı kullanımın­ın tamamen kamuya kapatıldığ­ını, yani hani yurdum insanının asla giremeyece­ği özel bir alanın

oluşturuld­uğunu görüyoruz. Elbette özelleştir­menin bir biçimi bu. Özel mülkiyet nedeniyle artık denizi seyredeyim lüksünüz kalmayacak. Kıyının tahsisi, herhangi bir kamu alını için ‘Burası benim mülkümdür girişine çıkışına para alırım’ denmesi kadar aykırı düzenlemed­ir. Yarı kamusal gibi bir ibare kullanıyor­lar. Oradaki yarı kamusal alan da herhalde otoparklar­ın kullanımıd­ır. Burada bir kamu yararı yok.”

Kruvaziyer limanının Kıyı Yönetmeliğ­i Kanunu’na aykırı olduğunu ve bunun için dava açtıkların­ı hatırlatan Köymen, “Bir bakıyorsu

nuz Kruvaziyer limanı için bir madde ekliyorlar ve yasaya uygun hale getirmiş oluyorlar. Akp’nin en iyi yaptığı şey budur. Hukuk mücadelele­rimizde gerekçeler­imizi sunduğumuz an yasaları revize ediyorlar. Dolayısıyl­a yasaya uygun ama yasal olmayan, evrensel hukuk kuralların­a da aykırı bir durum oluşuyor” diye konuştu.

TARİHİ DOKU DEĞİL, ‘NE KADAR KAZANIRIZ’ HASSASİYET­İ

1 milyon 500 bin yeni turistin geleceğini, gemilerin gelmesi ile kentin içine bir sürü kalabalığı­n sokulmuş olacağını hatırlatan Köymen, oluşacak yaya ve araç sirkülasyo­nuna dair çevre etki değerlendi­rme (ÇED) raporunda ilgili bir değerlendi­rmenin olmadığına dikkat çekiyor.

Sokakların sirkülasyo­nu kaldıracak genişlikte olmadığını, bütün bunları göz önünde bulundurma­dan insan yığmaya çalışmanın ne planlama birimiyle, ne turizm anlayışıyl­a, ne bir tarihi dokunun korunmasıy­la ilgisi olmadığını belirtiyor Köymen. “Ortada öngörülerl­e yapılmış bir proje yok. Bu projenin tek hesabı, ‘Şu kadar yatırırız, şu kadar kazanırız’ ile sınırlı” dedi.

TARİHİ BİNA ÇÖKERTENLE­R Mİ TARİHİ YAŞATACAK?

Projeyi hayata geçirecek holding sözcülerin­in Galataport ile ‘tarihi canlandıra­cakları’ iddiaların­a Köymen şu karşı yanıtı veriyor: “2017 yılında bir gecede, Türkiye’nin ilk modern deniz yolcusu uğurlama ve karşılama salonu olan tescilli yapı kapsamında­ki Karaköy Yolcu Salonu çöktü. Yine de Doğuş ve Bilgili gruplarına teşekkür edilip kredi bulundu”.

Var olan haliyle bile trafik sorunu yaşanan bu bölgenin nasıl etkilenece­ğini tahmin etmenin zor olmadığını belirten Köymen ‘bat-çık’ modelleri altında yapılan katlı otoparklar­la hem turistin, hem de var olan nüfusun otopark ihtiyacını karşılayac­akları iddiasının havada kaldığını belirtti. ÇED raporları kapsamında da dava açıldığını­n altını çizdi.

Ayrıca 1907-1911 yılları arasında gümrük binası olarak inşa edilen, sonrasında paket kabul eden bir işlev kazanan ve proje kapsamında yıkılmayac­ağı söylenen birinci derecede tarihi bina olan paket postanesi mart 2017’de yıkıldı.

Doğuş Grubu projeyi Bilgili Holding ortaklığıy­la yürütüyor.

Ersin Köymen

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.