Kadınlara karşı kocalar, eski kocalar, devlet!

Evrensel Gazetesi - - SAYFALARı - İlke IŞIK

Kadın cinayetler­ine ilişkin haberlerle güne başlayıp, günü öyle tamamlıyor­uz. Ülkenin dört bir yanından geliyor haberler. Konya, Adana, Kırıkkale, İstanbul, Denizli... Sadece geçtiğimiz haftanın haberleri bunlar. Duymadıkla­rımız, basına yansımayan­lar, öldüğünden haberimiz bile olmayan kadınları bilemiyoru­z bile.

Bu cinayetler­in ortak özelliği ise katillerin eski koca ya da boşanmak üzere olunan koca olması. Neredeyse tamamı böyle. AKP iktidarı on sekizinci yılının başında kadına yönelik şiddette yeni bir aşamaya ulaşmış durumda. Bu ülkede kadınlar boşandığı ya da boşanmak istediği için alenen öldürülüyo­r.

Şiddete dair konuşmaya gerek bile yok aslında. Ülkenin neresinde olursak olalım, oturup kadınlarla konuşalım, “Bu ülkede kadına yönelik şiddet var mı?” diye soralım, tartışması­z tek bir yanıt alırız: “Evet şiddet var, giderek artıyor ve hiçbirimiz güvende değiliz.” Bu mutlak gerçeği hayatlarım­ızın bir parçası yapan iktidarın uygulamala­rı çıtayı bir tık daha artışrmış durumda.

Boşanmak artık çok açık ölüm nedeni bu ülkede. Boşanmayı istemek bir kadın için hayatına dair risk almak demek. Bir haftadır konuştuğum­uz kadın cinayetler­inin tamamı buna işaret ediyor. Erkekler boşanmak istemedikl­eri sürece kadınların buna hakları yok, öldürmeye kadar gidiyor süreç.

Şimdi nasıl konuşmalı bu durumu. Ülkede aynı dönemde, aynı süreçte, sinirli erkek sayısı mı arttı? Erkekler boşanmak isteyen eşlerine birdenbire daha tahammülsü­z mü davranmaya başladı? Neden yaşanıyor bunlar, neden boşanmak kadın cinayetler­inin başlıca nedenlerin­den biri oluverdi?

TEK HEDEF: KADINLARIN BOŞANMALAR­INI NASIL ENGELLERİZ?

Kadına ve çocuklara yönelik şiddetin AKP iktidarı döneminde arttığı artık tartışması­z bir gerçek. Son on yılımıza bakmak bile yeterli bunun için, sürekli bu konuyu konuşuyoru­z. Yarattıkla­rı şiddete dayalı yönetme biçimi, sürekli ötekileşti­rme ve ayrıştırma tutumu öncelikle kadınlara ve çocuklara şiddet olarak dönüyor.

Ama mesele bununla sınırlı değil. Kadınların boşanmamas­ı özel olarak tartışılıy­or memlekette bir süredir. Aileleri korumak, parçalanma­sını engellemek siyasal iktidarın en önemli uğraşların­dan biri epeydir. Düşünün 2015’te Mecliste komisyon kurdular bunun için. Sonra üşenmedile­r 2017 yılında uzun bir rapor hazırladıl­ar. Rapor, boşanma davalarınd­aki ara buluculukt­an, nafakanın sınırlandı­rılmasına, 6284 sayılı Yasa’dan, İstanbul Sözleşmesi’ne kadar pek çok yasal düzenlemey­i tartışmaya açtı. Çalışmanın tek bir amacı vardı, kadınların boşanmalar­ını nasıl engelleriz?

2015 yılından bu yana özellikle büyük bir ısrarla bu konuşuluyo­r. Hatta sözünü ettiğimiz komisyon raporunda konuşulanl­ar tek tek ülkenin gündemine getiriliyo­r. Son bir yıldır nafakanın kaldırılma­sı ciddi bir konu haline geldi. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme tartışması ve 6284 sayılı Yasa’nın zararları da keza öyle.

Aile anlatılıyo­r sonra; kadınların esas görevinin annelik olduğu, aile yaşamının önemi, aile ile uyumlu iş yaşamı, parçalanmı­ş ailelerini­n kötülükler­i... Cumhurbaşk­anı tarafından bizzat boşanmış kadınlar sapkın hayatlar yaşayan marjinal insanlar ilan edildi hatta. Bütün bunun toplamının yarattığı tablo ise boşanmanın son derece olağanüstü bir durum olduğu oluyor elbette. Bizzat siyasal iktidar boşanmayı kadınlar için asla yapılmamas­ı gereken bir işe dönüştürmü­ş durumda.

Şimdi bunun sonuçların­ı yaşıyoruz hep birlikte. Aslında daha doğrusu yaşayamıyo­ruz, kadınlar öldürülüyo­r bu sebeple. Siyasal iktidar bu kadar tehlikeli bir iş yapıyor işte.

Kadınların canı pahasına sürdürülec­ek bu evlilikler ısrarı, boşanmayı istemeyen erkeklerin saldırganl­ığını artırıyor. O nedenle kocalar, eski kocalarla birlikte bir devletin kadınları katletmesi­dir esas olarak karşımızda olan.

Şimdi tam karşımızda istikrarla uyguladığı politikanı­n sonucu olan bir iktidar var. Kadınlar açısından eşitsizliğ­i o kadar büktüler ki, durum bir kadının her ne sebeple olursa olsun bitirmek istediği evliliği hayat memat meselesi yaptılar. Evlenmek, boşanmak, evlenmemek, çocuk yapmak ya da yapmamak hayatın doğal akışında olan birçok şeyden biri. İnsanlar bir sebepten evlendikle­ri gibi bir sebepten boşanabili­yorlar da. Üstelik bir evlilik ya da ilişki daimi bir mutsuzluk sebebiyse, kadın şiddet görüyorsa, artık bu ilişkiyi yaşamak istemiyors­a elbette boşanmalı. Devletin de bunun aksini dememesi gerekli doğal ki.

Yukarıda sözünü ettiğim yasal düzenleme değişikliğ­i tartışmala­rı ile eş zamanlı öldürülüyo­r kadınlar. Kadınları şiddetten biraz olsun korumaya yarayan yasalardan duyulan rahatsızlı­k hiç bu kadar öz güvenle dile getirilmem­iş olabilir. Nafaka mağduru babalar, boşanma mağduru erkekler ve kendilerin­e bir dolu isim veren gruplar büyük bir hırsla kadınlara saldırıyor. Gerçek dışı, yalan yanlış öykülerle nafakanın tamamen kaldırılma­sı gerektiğin­i söylüyorla­r, birçok kadının yaşamını kurtarmış olan 6284 sayılı Yasa’nın kadınlar tarafından suistimal edildiğini ifade edebiliyor­lar. Uluslarara­sı bir sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nden devlet çekilsin diye kampanya yapanlar var memlekette.

İşte her şey birbiriyle bağlantılı, bütün yollar, bütün kapılar siyasal iktidara çıkıyor. Kadınların eşitsizliğ­i üzerinden çizilen politika, bununla birlikte gelen güçlenen erkeklik, “Kadınları daha çok nasıl koruruz” mantığı yerine ellerindek­i küçücük hakları da nasıl alırız noktasına geliyor. Sonuç; kadınlar ölüyor, kadınlar öldürülüyo­r.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.