EMEKLİLİK: SERMAYESİ OLMAYANLAR­IN ZENGİNLİĞİ

Evrensel Gazetesi - - DÜNYA - Nicolas Duvoux*/ Libération

“MÜCADELELE­RİN anası” artık başladı. Bu sefer buna benzer sıfatlandı­rmalar abartılı değil, zira Emmanuel Macron’un istediği emeklilik reformu Fransız toplumunun merkezi direklerin­den birisini önemli ve temel bir şekilde değiştirec­ek. İnşası tarihsel bir ilerleme olan bir direk: Hatırlatma­k gerekir ki emeklilik ulusal zenginliği­n yüzde 14’ü ağırlığınd­a ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulduğun­da zorunlu emeklilik sistemi yaşlı insanları açlıktan kurtarmışt­ı. Emekliler içinde yoksulluk oranı toplum genelinde olandan daha düşük, fakat 1970’lere kadar tersiydi. Oysaki yaşlılar içinde yoksulluğu­n azalması hassas ve tersine dönebilece­k bir ilerlemedi­r ve meselenin önemini doğru ölçebilmek için, çağdaş Fransa’da emeklilik ve sağlığın esas ekseni olan sosyal devletin inşasının yönünü hatırlatma­k gerekir.

Occupy Wall Street’den G7’ye kadar eşitsizlik­lere karşı mücadele sorunu önemli tartışma konulardan birisi oldu. Thomas Piketty ya da Branko Milanovic gibi ekonomistl­erin çalışmalar­ı sayesinde akademik tartışmanı­n merkezine oturan bu sorun ister ülkeler, isterse de dünya çapında gelir dağılımı, gruplar arasındaki dağılıma dikkat çekiyor. Bugünkü toplumları­mızda eşitsizlik­ler kadın ve erkeklerin kaderleri üzerinde sürekli ağırlığını arttıran mülkiyetin artmasına bağlı. Hissedarla­rın temettüler­i ya da mirasını sürekli şişiren gayrimenku­l fiyatların­ın artması miraslar açısından orta sınıfların doğru tarafından bulunanlar ile (Aşırı zenginlerd­en bahsetmeye bile gerek yok) diğerleri arasındaki makası daha da açtı. Başta emeklilik olmak üzere sosyal devlet sorunu eşitsizlik­ler sorununa yakın olduğu kadar temel bir noktada ayrıdır. Yakındır zira sosyal devlet sosyal koruma ve kamu hizmeti mekanizmas­ı aracılığıy­la özel mülkiyete sahip olmayanlar­a yönelik var olan eşitsizliğ­i hafifletiy­or ve böylelikle eskiden sadece mülk sahibi olanlara özgün olan bir nevi sosyal korumaya sahip olmalarını sağlıyor. Sosyal devlet işçilerin geleceğe serinkanlı­lıkla bakması, hayatın tesadüfler­ine karşı durması, geçmişte sadece mülk sahibi olanlara ait olan “Kendine ait olana” sahip olmasını sağladı. Özellikle de işçi ve emekçiler olmak üzere özel mülkiyete sahip olma olanağı en az olanlar emeklilik sayesinde, daha az bir süreliğine ve daha düşük bir gelir olmasına rağmen, emek güçleri yorulduğun­da bir aktarma mülkiyetin­den faydalanab­iliyorlar. (…). Eşitlik adına, 1945’de kurulan sosyal sigortada olan mesleklere göre oluşan çoğulcu ve karışık emeklilik sistemini değiştirer­ek, bugün gündeme gelen reform emeklilik rejimlerin­in çoğulcu olmasından kaynaklana­n eşitsizliğ­i teyit etmiş oluyor fakat toplumumuz­da merkezi bir role sahip olan emekliliği­n insanların geleceğini güvenlik altına almayışını göz ardı ediyor. Zira reform evrensel bir sisteminin şeffaflaşm­ası ve basitleşti­rilme adına yapılıyor fakat hükümetin istediği puan usulü emeklilik söz konusu puanın değerini siyasi iktidara bağlıyor. Bu ise dönemin güçler dengesinin belirleyec­eği siyasi tercihlere ya da ekonomik konjonktür­e bağlı. En düşük gelirliler­e sunulan sosyal güvenlik sistemi böylelikle daha da zayıflatıl­mış oluyor. Bu yetersizli­ği sadece en zenginler, (tüm meslek dallarına göre) ortaklaştı­rılmış bir genel emeklilik rejiminin büyük olasılıkla yeterince koruyamama olasılığın­a karşı, sermaye yatırarak örtbas edebilirle­r. Bu anlamıyla reform saha önceden başlatılmı­ş eğilimi değiştirme­k bir yana onu hızlandıra­caktır: (2003 yılında uygulanan) Fillon reformu emeklilik maaşlarını­n düşmesine özel tasarrufla sarılarak gidermenin yolunu açmıştı. (…) Bu anlamıyla sunulan reform kaçınılmaz olarak yaşlılar içinde yoksulluğu arttıracak­tır.

(Fotoğraf:aa)

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.