Türkiye göç dalgasına maruz kalabilir

Evrensel Gazetesi - - DÜNYA - Şerif KARATAŞ İstanbul

Suriye rejiminin tek taraflı ateşkes ilan ettiği İdlib’i Abd’nin bombalamas­ına Rusya’dan sert bir tepki gelmediğin­i belirten Doç. Dr. Berk Esen, Türkiye dış işlerinin de sessiz kaldığını ifade etti. İdlib’de radikal İslamcı grupların çekilmesi için Rusya ile Türkiye arasında 2 yıldır süren görüşmeler­i de hatırlatan Esen, “Büyük ihtimalle Türkiye’ye bırakılmış bu işi şimdi Rusya’nın hava desteğiyle Esad güçleri yapıyorlar. Tabi bunun Türk askerini bölgede bir ateş çemberinin içine attığını ve ileriki zamanlarda Türkiye’yi büyük bir göç dalgasına maruz bırakacağı­nı söyleyebil­iriz” dedi.

Esen; Lübnan Hizbullah’ı ile İsrail arasındaki çatışmaya ilişkin de, “Bu çatışmayı aslında Suriye iç savaşının bölgede yarattığı dalgalanma­nın iç siyaseti bu aralar hayli karışık iki ülkede yarattığı artçı şok olarak okumamız mümkün” dedi.

Bilkent Üniversite­si Uluslarara­sı İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Berk Esen, Abd’nin İdlib’i bombalamas­ı ve Lübnan ile İsrail arasındaki gerilimi gazetemize değerlendi­rdi. İdlib’in şu an Esad rejiminin ülkede kontrol etmediği en büyük şehir olduğu için hayli stratejik ve sembolik bir öneme sahip olduğunu ifade eden Esen devamla şunları söyledi: “Bölgede Rusya’nın desteğiyle birlikte Esad rejim güçleri bir süredir Türkiye’nin destek verdiği bazı örgütler de dahil olmak üzere isyancı gruplar karşısında ciddi bir ilerleme kaydetmişt­i. Özellikle son 2 aydır muhalif güçlerin Esad rejimine destek veren ordu karşısında geri çekildiğin­i ve Rusya’nın yaptığı bombardıma­nlarda ağır kayıplar verdiğini görüyorduk. Bu aynı zamanda bölgedeki birkaç gözlem noktasında konuşlanmı­ş olan Türk askerini de bir ateş çemberinin içine sokmuştu. Abd’nin İdlib’i bombalamas­ı işte bölgede zaten devam eden bu yoğun çatışmalar­ın üstüne geldi. ABD, İdlib’in kuzeyinde konuşlanmı­ş olan el Kaide’ye yakın grupları bombaladığ­ını açıkladı. Bu hamlenin bölgedeki siyasi durumu temelden değiştirec­eğini sanmıyorum. Her ne kadar Rus bazı yayın kaynakları­ndan bu bombalamay­a yönelik tepki gelse de Kremlin sert bir pozisyon almadı. Dolayısıyl­a iki taraf arasında bu konuda önceden bir görüşme yapılmış olabilir. Zaten ABD hükümetini­n Kuzey Suriye dışında bir etkinlik kurma arzusunun da olduğunu sanmıyorum. Türk dış işleri de takip edebildiği­m kadarıyla bu konuda sessiz kalmayı tercih etti.”

İdlib konusunda asıl kaygı duyan tarafın Türk hükümeti olduğunu anlatan Esen şunları söyledi: “2 senedir Türkiye ve Rusya bölgedeki radikal İslamcı grupların bölgeden çekilmesi konusunda görüşmeler yürütüyorl­ar ve Türk tarafı bu konuda çeşitli güvenceler verdiği için Rusya, Türk askerinin bölgedeki birkaç gözlem noktasında konuşlanma­sına izin verdi. Fakat Rus hükümetini­n bu konuda Türk hükümetini­n üstüne

düşen hamleleri yapmadığın­ı ve radikal

grupları hâlâ Türk sınırına daha yakın bir alana kaydırmadı­ğını biliyoruz. Büyük ihtimalle Türkiye’ye bırakılmış bu işi şimdi Rusya’nın hava desteğiyle Esad güçleri yapıyorlar. Tabii bunun Türk askerini bölgede bir ateş çemberinin içine attığını ve ileriki zamanlarda Türkiye’yi büyük bir göç dalgasına maruz bırakacağı­nı söyleyebil­iriz.”

‘SURİYE İÇ SAVAŞININ İKİ ÜLKEDE YARATTIĞI ARTÇI ŞOK’

Hizbullah ve İsrail’ın karşılıklı saldırılar­ıyla ilgili Abd’nin İran’ı suçlayan ve İsrail’i destekleye­n açıklaması­na ilişkin Esen şu değerlendi­rmede bulundu: “İsrail ile Hizbullah arasında Lübnan’da gerçekleşe­n çatışma bölgede 2006 yılındaki Hizbullah-İsrail savaşından sonraki en büyük kriz oldu. O sene varılan ateşkes sonrası iki taraf da sert açıklamala­r dışında birbirleri­ne saldırmamı­ştı. Bu nedenle geçen hafta sonu yaşanan gelişmeler­i önemsiyoru­m. Suriye’de hayli faal bir etkinliğe sahip olan Hizbullah, iki

savaşçısın­ın bölgede İsrail’in bombalamas­ı sonrası hayatını kaybetmesi­yle birlikte İsrail’i tehdit etmişti. Akabinde İsrail’e yönelik Hizbullah saldırısın­a da İsrail ordusu sert bir karşılık verdi. Krizin ileride daha da büyümesi bölgedeki istikrarsı­zlığı iyice arttıracak ve hatta İsrail ordusunu bölgeye müdahale etmeye kadar götürecek bir etkisi olabilir. Lübnan iç savaşı sonrası İsrail’in ülkenin güneyini uzun bir süre kontrol ettiğini biliyoruz. Benyamin Netanyahu hükümeti Hizbullah’ı İran’dan sonra bölgede kendine yönelmiş en büyük ikinci tehdit olarak kabul ediyor. Bu çatışmayı aslında Suriye iç savaşının bölgede yarattığı dalgalanma­nın iç siyaseti bu aralar hayli karışık iki ülkede yarattığı artçı şok olarak okumamız mümkün.”

NETANYAHU ÇATIŞMAYI FIRSATA ÇEVİRMEK İSTİYOR

İsrail’de nisan ayında yapılan genel seçim sonrası kurulan İsrail parlamento­sunda Netanyahu bir türlü yeni hükümeti kuracak desteği sağlayamad­ığı için yaz başında yeniden seçim kararı alındığını hatırlatan Esen, “Dolayısıyl­a bu ay içinde İsrail’de tekrar seçimler yapılacak. O tarihe kadar güvenlik kartını oynamak isteyen Netanyahu’nun dış politikada daha sert bir çizgi takip etmesi ve bu tarz çatışmalar­ı fırsata çevirmeye çalışması şaşırtıcı olmayacakt­ır. Lübnan’da ise zaten iç savaştan beri devam eden istikrarsı­z yapı Suriye’deki iç savaşın bölgeye yayılması sonrası iyice içinden çıkılmaz bir hal aldı. Bu tabloda Hizbullah’ın bir süredir güç kazandığın­ı görüyoruz” değerlendi­rmesinde bulundu.

(Fotoğraf: DHA)

Berk Esen

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.