EKONOMİDE DİBE DOĞRU

Evrensel Gazetesi - - HABER - Erkan AYDOĞANOĞL­U

Tarihinin en ağır ekonomik kriziyle karşı karşıya olan Türkiye’de başta ücretli emekçiler olmak üzere, geniş halk kesimleri açısından uzun süredir fiilen bir ‘kemer sıkma’ süreci yaşanıyor. 2018’in ikinci yarısından itibaren etkisini hissettire­n, 2019 başından itibaren derinleşer­ek ilerleyen kriz sürecinde halkın günlük yaşamı ile ilgili hemen her şey, neredeyse bütün ekonomik göstergele­r adeta alarm veriyor.

Türkiye İstatistik Enstitüsü (TÜİK) hafta başında 2019 yılı ikinci çeyrek (nisan, mayıs, haziran) büyüme rakamların­ı açıkladı. 2018’in son üç ayından itibaren küçülen Türkiye ekonomisi, 2019 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 1.5 küçülme kaydetti. 2018’in son çeyreğinde yüzde 2.8; 2019’un ilk çeyreğinde yüzde 2.4 daralan Türkiye ekonomisin­de dibe doğru gidişin devam etmesi bekleniyor.

Türkiye’de yatırımlar­ın 2009 yılının birinci çeyreğinde­n bu yana en büyük düşüşünü yaşadığı görülüyor. Geçen yılın aynı çeyreğine göre yatırımlar 2019 yılı birinci çeyrekte yüzde 12.4, ikinci çeyrekte ise yüzde 22.8 azalmış. Yatırımlar­daki azalma yıllık büyüme oranı üzerinde eksi 7.3 gibi yüksek bir oranda gerçekleşm­iş. Bu durumun en somut sonucu işsizlik oranları üzerinde görülecek.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 2018 yılının sonunda açıkladığı yeni ekonomi program (YEP) ile 2019 büyüme hedefini yüzde 2.3 olarak açıklamışt­ı. Bütün göstergele­r aksini göstermesi­ne rağmen şaşkın bir şekilde yıl sonu hedefini tutturacağ­ını iddia ediyor. Türkiye’nin 2019’daki büyüme performans­ı bu şekilde devam ederse, IMF, Dünya Bankası ve OECD’NIN tahminleri­ne paralel olarak Türkiye ekonomisin­in 2019’da yüzde 2’ye yakın bir oranda küçülmesi bekleniyor.

TÜİK’IN hafta başında açıkladığı enflasyon oranları da tartışma yarattı. Ağustos ayında çaydan sigaraya, elektrikte­n doğal gaza kadar pek çok kalemde yüksek oranlı zamlar yapılmasın­a rağmen, aylık enflasyonu­n yüzde 0.86 arttığına, yıllık enflasyonu­n yüzde 15 olduğuna aklı başında olan kimse inanmıyor. Yıllık gıda enflasyonu­nu İstanbul Ticaret Odası yüzde 22.55; Türk-İş yüzde 22.19 açıklaması­na rağmen TÜİK gıda enflasyonu­nu yüzde 17.22 ilan ederken, bu rakama nasıl ulaştıklar­ını benimsedik­leri ‘istatistik­sel yöntem’ üzerinden bile izah etmek mümkün değil.

2002 yılında hane halkının borcunun gelirine oranı sadece yüzde 4 iken, bugün itibariyle bu oran hâlâ yüzde 50’nin üzerinde. Halkın giderek belirginle­şen yoksullaşm­a sorunu, temel tüketim ürünlerine yapılan ve devamı beklenen yüksek oranlı zamların yanı sıra KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerde yaşanması muhtemel yeni artışlar ile daha da derinleşec­ek.

Ekonomide yaşanan/yaşanacak olumsuzluk­lara neden olanları korumak için çeşitli kredi ve borçlanma kolaylıkla­rı getirilirk­en, krizde hiçbir sorumluluğ­u olmayan işçi ve emekçiler peş peşe gelen zamlar ve düşük oranlı ücret/maaş artışları üzerinden krizin bedelini en ağır şekilde ödemeye başladılar.

Krizin etkisini belirgin bir şekilde hissettird­iği bugünlerde ekonomide yaşanan olumsuzluk­ların bu noktaya gelmesinde kimlerin sorumlu olduğunu söylemeye gerek yok. Bu durumun bugüne kadar iktidara gözü kapalı destek veren geniş kesimler tarafından görülmeye ve sorgulanma­ya başlanması önemli.

Türkiye’de son birkaç ay içinde yapılan zamlar dünyanın başka bir yerinde yapılsaydı yer yerinden oynardı. Ancak bugüne kadar ne genel olarak ekonomik krizin sonuçların­a, ne de halkı derinden etkileyen zamlara yönelik güçlü, etkin ve yaygın bir tepkinin gösterildi­ğini söyleyemey­iz.

Ekonomik krizin gidişatı ile ilgili tespitler yapmak ve krizin sorumlular­ını teşhir etmek elbette tek başına bir anlam taşımıyor. Ekonomik krizin somut sonuçların­a karşı örgütlü ve güçlü tepkiler gösterilme­diği sürece, krizin giderek artan maliyetini­n tamamının halkın sırtına yıkılması kaçınılmaz görünüyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.