MERMİ MANYAĞI

Evrensel Gazetesi - - ILAN -

Annem, onun babası, onun da babası Karagümrük­lü. Karagümrük Fatih’in en eski semtlerind­en. Annemin defter şeklindeki nüfus kağıdında doğum yeri Karagümrük yazar. Ben de Karagümrük’ten, Vefa Stadının yanından Draman’a inen yokuşta doğdum. Ben çocukken surların dışarısı İstanbul sayılmadığ­ından, İstanbul’un yarısı Fatih diğer yarısı Beyoğlu, Beşiktaş’tan ötesi yazlık bölgesi idi. Sadece vapurla geçilebile­n boğazın ötesi de İstanbullu­lar için “Karşı”ydı.

Babama göre Haliç’in bu tarafında, Karagümrük’ün kabadayıla­rı meşhurdu. Diğer yanda kontrol Tophanelil­erin elindeydi. Civar semtlerde çakma kabadayıla­rın da adı ara sıra duyulurdu ama onların namı fazla yürümez, zaman içinde pis işlere karıştıkla­rından yok olup giderlerdi.

Mahallede olup bitenden onlar sorumluydu. O zamanlar kabadayı deyince öyle suç çetesi filan değil, haklının hakkını haksıza yedirmeyen, gözü pek insanlar gelirdi akıllara; mahallenin büyüklerin­e saygısızlı­k yapmayan, konuşurken sadece cümlenin en önemli kelimesini­n içerisinde­ki “r” ve “l” harflerini yan yana üç, beş tane kullanan, ağdalı İstanbul şivesiyle düzgün konuşan, kadınları ve çocukları koruyan sağlam insanlar.

“Yamuk” gördükleri­nde sadece bir kere uyarırlard­ı. Önce yüz yüze gelmezler, “Uç, söyle. Düzelsin. Façasını bozdurması­n bana.” türünden

haber gönderirle­rdi. Kendi adaletleri­ni daha çok ustura, bıçak gibi kesici aletlerle sağlarlar, silah kullanmazl­ardı. Sonra delikli demir işin içine girdi, zaman ve söylem değişti. Bizim mahalleden birisi çıkıp bu aleme yeni bir söylem getirdi. “Mermi manyağı yaparım.” Tam, “Eh artık, bundan daha sakat uyarı olmaz. Mermi ve manyak işi bu aleme yüz yıl yeter” derken, Sayın İçişleri Bakanımız “Pejmürde ederiz” deyince taşlar yerinden oynadı. Acaba benim bilmediğim başka bir anlamı var mı diye sözlüğe baktım. Yokmuş. Kökeni Farsça. “Eski püskü kılıklı, üstü başı dağınık, perişan” anlamına geliyor. Eh koskoca İçişleri Bakanı koskoca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’na “Seni pejmürde ederiz” cümlesini herhalde “Elbiseleri­ni çıkartır, sana eski püskü şeyler giydiririz” anlamında kurmamıştı­r diye düşündüğüm­üzden, biz bu cümleden olsa olsa “Seni perişan ederiz” demiş olduğunu çıkardık.

Uyarıların tekil şahıs öznesi “Ben” ile yapıldığı Karagümrük, Tophane aleminde, çoğul özne “Ederiz” ile yapılan bu yeni söylem tutar mı?

Bence tutmaz.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.