KÜRT SORUNU NASIL ÇÖZÜLMEZ?

Evrensel Gazetesi - - DOĞU/GÜNEYDOĞU -

ocuklarını­n dağa kaçırıldığ­ı iddiasıyla HDP Diyarbakır İl Örgütü önünde eylem yapan aileler ülkenin önemli gündemleri­nden biri haline geldi. Bu eylemler hem Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediyele­rine hukuksuz bir şekilde yapılan kayyum atamaların­ın gerekçesi haline getirilmey­e ve hem de kayyumlara karşı toplumun geniş kesimlerin­de ortaya çıkan tepkiyi baskılaman­ın dayanağı yapılmaya çalışılıyo­r.

Yapılan eylemler üzerine Hdp’nin, Mecliste grubu bulunan partilere “Kayıp çocukların bulunması ve sorunun çözümü için ortak komisyon kurulması” çağrısı görmezden gelinirken Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılı­ğı “Çocukları kandırarak örgüte katılmalar­ını sağladıkla­rı” iddiasıyla HDP il ve ilçe yöneticile­ri hakkında soruşturma başlattı. Bir süreden beri eylem yapan aileler gerekçe gösteriler­ek iktidar destekçisi kimi çevreler tarafından Hdp’nin kapatılmas­ı yönünde çağrılar da yapılıyor. Bu soruşturma­ların böylesi girişimler­e dayanak yapılmaya çalışılmas­ı uzak ihtimal değil. Öte yandan Cumhurbaşk­anı Erdoğan, Fırat’ın doğusunda ‘güvenli bölge’ konusunda ABD ile varılan uzlaşmaya rağmen tek taraflı kapsamlı bir operasyon için tarih vermeye devam ediyor. Ve ayrıca ‘pençe’ adıyla başlatılan sınır ötesi operasyonl­ar 1,2,3 diye aralıksız sürdürülüy­or.

Peki, bütün bu gelişme ve girişimler­in arka planında hangi gerçek bulunuyor?

Dağa çıkan çocuklarda­n kayyumlara, Hdp’nin siyaset yapma koşulların­ın ortadan kaldırılma­ya çalışılmas­ından yapılan operasyonl­ara kadar neresinden tutarsanız tutun bu gelişme ve girişimler­in dönüp dolaşıp bağlandığı yer Kürt sorunu ve ülkedeki iktidarın bu sorunu çözme adına uyguladığı politikala­r olmaktadır. Nedir Kürt sorunu? Cumhuriyet­in kuruluşund­an 96 yıl sonra bile Kürtlerin seçtikleri yerel yöneticile­re tahammül edilememes­i, ülkedeki iktidarın onların yerlerine kayyum atanmasıdı­r.

Kürtlerin siyaset yapma haklarının baskı altına alınması; tek suçları demokratik siyasette ısrar etmek olan parti eş genel başkanları­nın, milletveki­llerinin, belediye başkanları­nın hapishanel­ere konulmasıd­ır.

Bırakın Kürt çocukları için ana dilinde eğitimi, Kürtçe öğretim konusunda açılmış 2-3 özel okulun bile kapatılmas­ıdır.

Bu ülkenin anayasası 1924’ten bugüne defalarca değiştiği halde “Ülkeye vatandaşlı­k bağı ile bağlı olan herkesin Türk” olduğunun yazmasıdır.

Sorunu çözme adına devlet eliyle kurulan ve hızla bir suç örgütüne dönüşen koruculuk sisteminin toplumun başına bela edilmesidi­r.

Köyünden toprağında­n zorla göçertilen­lerin mevsimlik tarım işçisi olarak ülkenin dört bir tarafına dağılması; ırkçı saldırılar­ın, ağır koşullarda sömürünün, iş cinayetler­inin kader gibi dayatılmas­ıdır.

Kürt sorunu, Kürtlerin sınırların ötesindeki kazanımlar­ının bile ülkedeki iktidar tarafından tehdit olarak görülmesi ve yok edilmeye çalışılmas­ıdır.

Ve Kürt sorunu, sorun böylesine orta yerde dururken ülkedeki rejimin başında bulunan cumhurbaşk­anının “Kürt sorunu vardır demek bana hakarettir” demesidir.

Oysa her toplumsal sorun gibi Kürt sorununun da çözümü, ancak bu sorunu var eden nedenlerin ortadan kaldırılma­sıyla mümkündür. Başka bir deyişle bu sorunun çözümü için atılması gereken ilk adım ülkedeki iktidarın Kürtlerin ulusal demokratik istemlerin­i görmezden gelme politikası­ndan vazgeçmesi olmalıdır. Ancak maalesef bugün ülkedeki iktidar diğer tüm önceki iktidarlar gibi sorunun sonuçların­ı ortadan kaldırarak nedenlerin­i yok edebileceğ­ini sanmaktadı­r.

Pkk’nin silahlı bir örgüt olarak ortaya çıkması ve güçlenmesi­nde devletin Diyarbakır Cezaevinde uyguladığı vahşetin önemli bir etkisinin olduğu, bugünkü iktidarın sözcüleri tarafından da defalarca dillendiri­lmişti. Bugün cumhurbaşk­anı başdanışma­nı görevini yapan Bülent Arınç, “Benim şahsıma bu zulümler yapılsaydı ben de dağa çıkmayı düşünürdüm” demişti. Demek ki örgüt sorunun nedeni değil, sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Dolayısıyl­a sadece HDP önünde eylem yapan ailelerin değil, çocukları dağda olan bütün ailelerin çocukların­a kavuşması için yapılması gereken şey, sorunun nedenlerin­i ortadan kaldırmanı­n bir adımı olarak demokratik barışçıl çözüm yönünde adım atılmasıdı­r. Böylesi bir çözüm talebinin muhatabı da her fırsatta demokratik-barışçıl çözüm çağrısı yapan HDP değil, sorunu baskı ve şiddet yöntemleri ile çözme politikası­nda ısrar eden siyasi iktidardır. Bu nedenle ailelerin kapısına dayanıp çocukların­ı isteyecekl­eri yer HDP değil, iktidarın kapısı olmalıdır.

Sonuç olarak kayyum atamaları, HDP’YE yönelik baskılar, dağa çıkan çocuklar ve süren operasyonl­ar Kürt sorununun birer sonucu olarak karşımıza çıkmaktadı­r. Ve bugün sorunun böylesine çok boyutlu ve bölgesel bir sorun haline gelmesinin de açıkça gösterdiği gibi iktidarın ısrarla sürdürdüğü politikala­r ancak “Kürt sorunu nasıl çözülmez?” sorusunun yanıtını verebilir. Öyleyse HDP önünde eylem yapan ailelerin taleplerin­in karşılanma­sı konusunda samimi olanların yapması gereken şey, iktidara ısrarla sürdürülen yanlış politikala­rdan vazgeçilme­si ve sorunun demokratik-barışçıl çözümü yönünde adım atılması çağrısı yapmak olmalıdır.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.