TUBA ERGİN

haute couture koleksiyonunun yanı sıra ilk kez genç kızlar için de bir koleksiyon hazırladı ve bu tasarımları yakın arkadaşı ZEYNEP MUTLU ve kızı Nazlı Kulaberoğlu ile kendi kızı Ela Ergin giydi.

Hello! (Turkey) - - Bu Hafta -

Moda tasarımcısı Tuba Ergin, 2018 İlkbahar - Yaz couture koleksiyonu ‘Excelsis’ için güzelliği ve cesaretiyle tarihe geçmiş Lady Godiva’dan ilham almış. Ayrıca bu yıl, bir de ilke imza atıp genç kızlar için haute couture koleksiyonu hazırlamış. Ergin, genç kızların davet ve mezuniyetlerinde hep hayallerini kurduğu ‘dream dress’i gerçeğe dönüştürebileceği için çok mutlu.

Onun bu mutluluğunu Amerika’da yaşayan arkadaşı Zeynep Mutlu ve kızı Nazlı da paylaşıyor. Zeynep Mutlu, Ergin’in haute couture koleksiyonundan seçtiği kıyafeti, kızı Nazlı Kulaberoğlu (13) da genç kız koleksiyonundan giyerek objektifimizin karşısına geçti.

Kızları Ela ve Nazlı da yakın arkadaş olan Ergin ve Mutlu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle de tüm kadınlara ayaklarının üzerlerinde durmalarını ve ne yapıyorlarsa yapsınlar mutlaka en iyisini yapmalarını söylüyorlar ve diyorlar ki: “Biz kadınlar çok cesuruz. İçimizdeki gücü ortaya çıkaracak kadar hem de...”

HELLO!: ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü!’ Neler hissediyorsunuz?

Zeynep Mutlu: Bir kadın olarak, kadınların kendi ayakları üzerinde durması gerektiğini ve ne yaparlarsa yapsınlar en iyi şekilde yaptıklarını düşünüyorum. Bir moda tasarımcısı da olabilirsiniz, bankada da çalışabilirsiniz, ev hanımı da olabilirsiniz. Kadınların her ne yapıyorlarsa o yaptıklarını en iyi şekilde yapmaları ve kendi güçlerine inanmaları gerektiğini düşünüyorum. Bence kadınlar olarak çok cesuruz, içimizdeki gücümüzü ortaya çıkarabilecek kadar hem de!

Tuba Ergin: Tarih boyunca ikinci planda durmaya zorlanan biz kadınlar, hayatın her alanında durmaksızın mücadele etmeye devam ediyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü de bu büyük mücadelemizi onur- landıran bir gün ve her yıl daha da yüksek sesle kutlanmalıdır diye düşünüyorum.

HELLO!: Kendi ayakları üzerinde duran bir kadın olmak nasıl bir duygu?

Z. Mutlu: Ne yaptığınız değil, onu nasıl yaptığınız, ürettiğiniz, ortaya çıkardığınız bence konunun ana fikri. Okumak çok önemli; dil öğrenmek size global dünyanın da kapılarını açar, bunun için çok önemli. Belirli yetersizliklerden ya da bulunduğu yerin olumsuzluklarından okuyamadı diye bunu kabullenip hayata öyle devam etmek hiçbir kadına yakışmaz. Çünkü her birimizin yetenekli olduğu, denemekten bıkmayacağı, kolayca öğrenebileceği bir şeyler mutlaka var. Biz kadınlar; tanıdıklarım dışında tanımadığım ama iç düşüncelerini, güçlerini hissettiğim kadınlar, hangimize yakışır pes etmek? Hangimiz mücadele etmekten vazgeçebiliriz ki? Önce kendinize duyduğunuz saygı için lütfen içinizdeki gücü dinleyin ve yapabileceklerinizin farkına varın. Neyi yapmayı seçerseniz, pes etmeden, sıkıntılarla mücadele ederek ama bir süre sonra başarabildiğinizi görmek size de çok iyi gelecek. Her kadının yapabileceği çok şey var; sadece harekete geçmek için bekliyorlar. Artık beklemeyin, şimdi tam sırası!

T. Ergin: Kadının iş hayatına katılmasının toplumsal hayata çok büyük katkısı var. Daima yeni deneyimlerin peşinden giden, yeniliğe açık, çok yönlü başarılarıyla öne çıkan ve fark yaratan kadınların sesini duymaya daha çok ihtiyacımız var.

HELLO!: Bir kadın olarak kendi çocuklarınızı hangi felsefe ile büyütüyorsunuz?

Z. Mutlu: Her zaman kendine güvenmesi gerektiğini öğretiyorum ama bu ona sunulan imkanların verdiği bir böbürlenme değil. Sakince kendini geliştirmesi, altyapısını kuvvetlendirmesi, kendi gelişimi için en doğru biri-

“Ülkemiz bizim için hayat demek; çünkü herkes burada bir arada. Tabii ki burada olmadığımda özlem ve geldiğimde büyük bir mutluluk hissediyorum.” Zeynep Mutlu

kimleri hayatına katarak ilerlemesini sürekli hatırlatıyorum.

T. Ergin: Hayallerinin peşinden koşan, sevgiyle, umutla ve özgürce yaşayan birer birey olmaları için elimden geleni yapmaya çalışıyorum.

HELLO!: Yeni koleksiyonunuzu hayata geçirdiniz. Hikayesi nedir?

T. Ergin: Lady Godiva efsanesi bugün hem hafızalarda hem de Tuba Ergin Haute Couture koleksiyonunda hayat buluyor. Bu güzel hikayenin cesur, saf ve güzel ruhlu kadını... Lady Godiva’nın hikayesindeki gibi kızıl saçlı, çıplaklığı ile sadeliği, davranışı ile cesareti vurgulayan bir kadın ilham kaynağım! Hikaye yaklaşık 900 yıl önce İngiltere’nin tam ortasında yer alan Coventry şehrinde başlıyor. Coventry şehrinin 11. yüzyıl zamanında yönetimini yürüten Lord Leofric, vergilerde hatırı sayılır bir artış yapınca halkın mutsuz olduğunu ve ayaklanacağını duyan eşi Lady Godiva, Leofric’i vergileri düşürmesi konusunda ikna etmeye çalışıyor ve bunun üzerine Leofric eşine bir teklifte bulunuyor. Bir atın üzerinde sadece saçlarına sarılarak çırılçıplak şehirde dolaşmayı kabul ederse, vergileri düşüreceğinin vaadini veriyor. Eşinin bu teklifi asla kabul etmeyeceğini düşünen Leofric yanılıyor. Ertesi gün Lady Godiva tüm güzelliği, çıplaklığı ve kızıl saçları ile bir atın üzerinde şehri dolaşıyor. Halk, Lady Godiva’ya olan saygısını göstermek için evlerine kapanıyor, pencerelerini kapatıyor, perdelerini bile aralamıyor. Lady Godiva’nın bu davranışı karşısında eşi vergileri düşürmek durumunda kalıyor.

HELLO!: İlk kez ‘Teenage Haute Couture’ koleksiyonu hazırladınız...

T. Ergin: Koleksiyonlarımı hazırlarken az önce bahsettiğim çıkış hikayeme çok yoğunlaştım. Lady Godiva’nın tarih kitaplarındaki resmedilişi kızıl saçlı, beyaz tenli, saf bir genç kızı andırıyor. Bu kızın bulunduğumuz yüzyılda nasıl görüneceğini hayal ettim. 10-15 yaşlarında olsaydı nasıl görünürdü mesela? Bu sorunun cevabından yola çıkarak, haute couture koleksiyonumun tamamlayıcısı kapsül bir koleksiyon olmasını istedim. Türkiye’de daha önce yapılmamış bir şeyi yapıyorum. Genç kızların özellikle mezuniyet dönemlerinde kişiye özel dikimin ötesinde, bir hikayesi olan, ayakkabısından saç aksesuarına kadar bir bütün olarak koleksiyonu önceden görüp, inceleyip deneyebileceği bir hizmet sunuyorum.

HELLO!: Peki onlarla iletişim kurmak nasıl bir duygu? Onların beklentilerine dokunmak?

T. Ergin: Elbette yaş olarak daha küçük olanlarla çalışmak kimi zaman yorucu olabiliyor. Önemli olan onları tanımaya ve anlamaya çalışmak. Kapıdan giren her müşterinizi de tanımaya çalışıyorsunuz; anne olabilir, iş kadını olabilir, istekleri bambaşka olabilir. Tanıdıkça sizin de, onun da fikri değişiyor. İşte çocuklar, genç kızlar da böyle. Kimisi kırmızıyı çok sevebilir, kimisi pembe veya lacivert... Dans etmeyi seven genç kız ile sevmeyen kızın isteyeceği elbiseler farklı olur mesela. Ya da bazen kafası çok karışık olabilir ve ona hiç uymayacak bir elbise modeli isteyebilir. O yüzden önce onu tanımaya çalışıyoruz, sonra dengeleri bulmaya ve sonuçta elbisesi içinde çok mutlu olmasına...

HELLO!: Modanın gelişim sürecini nasıl buluyorsunuz?

T. Ergin: Global anlamda büyük bir değişim yaşanıyor. Moda dediğimiz zaman aslında perakende mağazacılıktan en küçük mücevher tasarımcısına kadar olan geniş bir pazardan bahsediyoruz. Son beş yıldır moda camiası dijitalleşmeyle birlikte büyük bir değişim halinde. Kimi büyük marka hayatta kalmak için online satışa yöneliyor, kimi tasarımcı hayatta kalabilmek için büyük bir moda evinin tasarımcısı olarak işe başlıyor. Fast fashion’a boyun eğmek istemeyen global moda markaları, moda haftalarında defile yapmak istemiyor; çünkü hemen büyük hızlı tüketim markalarının alıp koleksiyondaki parçaları kopyalamasından haklı olarak rahatsız oluyor. Hem Avrupa’da hem de Amerika’da değişimlerin devam edeceği yıllar yaşıyoruz.

HELLO!: Önümüzdeki 5-10 yılda nereye doğru gideceğiz?

T. Ergin: Türkiye olarak bizim büyük bir avantajımız var, bulunduğumuz coğrafyamız. Hem Ortadoğu’ya hem Avrupa’ya yakınız. Her iki tarafla da satış yapma imkanına sahibiz. Son üç yıldır Avrupa ekonomik olarak pek iyi gitmiyor. Türkiye’deki tasarımcılar ve birçok marka yüzünü Ortadoğu’ya çevirdi.

Nitekim bizim gibi tasarımcıların oralara gitmesine de gerek olduğunu düşünmüyorum. İstanbul’da şu an özel tasarıma değer veren Ortadoğu vatandaşları zaten mevcut.

HELLO!: Moda yaşamınıza neler kazandırdı? Modaya bakışınızda neler değişti?

T. Ergin: Moda tasarımı yapmak, yeni bir elbise tasarlamak, müşterilerimin benim elbiselerimin içinde mutlu olduklarını görmek bana manevi anlamda çok büyük şeyler kattı. Elbiselerimin yıllar sonra bile sevilerek giyildiğini duyduğumdaki mutluluk kelimelerle ifade edilemeyecek kadar tarifsiz.

Moda gelişiyor, tabii siz de. Tasarıma ilk başladığınız yerde olmanıza imkan yok; yolunuzda değişiklikler, gelişmeler olurken siz de aynı yerde durmuyorsunuz, durmamalısınız da zaten. Günümüzde sosyal medyanın her sektörü etkilemesi gibi en çok da görsel anlamda işler yapan bizim gibi moda tasarımcılarını etkilediğini düşünüyorum. Siz sosyal medyadan ne kadar uzak durayım deseniz de mümkün değil. Bundan beş yıl önce özel dikim yaptırmaya gelen kadın müşterim yalnızca eşine güzel görünmeyi düşünürken, sosyal medyanın yaygınlaş- masıyla artık onu takip eden herkesin beğenmesi gibi bir beklentisi var. Bu kimi zaman kamçılayıp ilhamınızı artırsa da kimi zaman da buna karşı geliyorsunuz. Ben tasarımlarımda hep aynı çizgide gitmeye çalışıyorum; küçük değişiklikler, denemeler, detaylar tabii ki oluyor ama görenlerin tasarımı çizgisinden dolayı tanıyıp, “Bu Tuba Ergin’in mi?” demesini diliyorum.

HELLO!: Kendinizi yenilemek ve geliştirmek adına nasıl bir yol izliyorsunuz? İlgi alanlarınız arasında neler var?

T. Ergin: Seyahat etmeyi çok seviyorum. Yaratıcılığı son derece yüksek iki kızım var. Onlarla birlikte yaptığım her aktivite aslında benim için bir başka ilham kaynağı oluyor. Özellikle bu yıl Türkiye’de ilk defa çıkardığım bu genç kızlara özel haute couture koleksiyonuma kızlarımın katkısı çok. Yeni şehirler, görmediğim yerler, sanat ve elbette müzik. Müzikte kızlarım bana yeni akımları, yenilikleri gösteriyor.

“Nazlı’nın ne giydiğine açıkçası uzun zamandır ben özen göstermiyorum. Kendi fikirlerini ve kendi tercihlerini yapabilen bir genç kız. Ben sadece fikir

belirtiyorum.” Zeynep Mutlu

“Kadının iş hayatına katılmasının toplumsal yaşama çok büyük katkısı var. Daima yeni deneyimlerin peşinden giden, yeniliğe açık, çok yönlü, başarılarıyla öne çıkan ve fark yaratan kadınların sesini duymaya daha çok

ihtiyacımız var.“Tuba Ergin

HELLO!: Trendler mi size yön veriyor yoksa etkilendiğiniz bir nokta mı koleksiyonlarınızın oluşmasını sağlıyor?

T. Ergin: Trendleri takip etmeden dünyadan bihaber şekilde hareket etmenin de, sadece trendlere bağlı kalarak bir koleksiyon tasarlamanın da doğru olduğunu düşünmüyorum. Ben her ikisinden de yararlanıyorum. Trendlerde bu yazın renkleri olarak pudra ve laciverte doğru gidiyorsa bu renklere uygun koleksiyonlar hazırlayabiliyoruz. Veya kuyruklu elbiselerden çok ayak bileğinde biten midi boy elbiseler öne çıkıyorsa bu tip elbiseleri kendi yorumumla tasarlıyorum. Mesela bu yaz hem kadın haute couture koleksiyonumda hem de genç kız koleksiyonumda yılın trend renkleri, uçuşan tüllerden oluşan bebek mavisi elbiseler, sarı, pudra tonları öne çıkıyor.

HELLO!: Zeynep Mutlu ve kızı da sizin tasarımlarınızı giydi. Neler hissediyorsunuz?

T. Ergin: O kadar mutluyum ki! Zeynep, beni her zaman destekleyen yakın bir arkadaşım ve normalde de tasarımlarımı giymekten mutluluk duyduğunu bildiğim bir müşterim. Şimdi annesinden sonra kızında da tasarımlarımı görmenin duygusu çok özel, çok değerli.

HELLO!: Tuba Ergin tasarımlarını nasıl buluyorsunuz?

Z. Mutlu: Tuba’yı çok eski zamanlardan beri takip ediyorum ve stilini çok beğeniyorum. Kızlarımız arkadaş, birlikte çok vakit geçiriyoruz. Bunun da verdiği yakınlıkla benim stilimi o da çok iyi biliyor. Birbirimizi tamamlıyoruz diyebilirim. Geçen yıllarda deri detayları ile gündelik giyim üzerine koleksiyon çıkarıyordu. Her parçasını severek giyiyordum. Geçen yıl Arnavutköy’de yeni açtığı showroom’unda artık kişiye özel haute couture elbise tasarımı yapıyor. Showroom’unda hazır elbiseler de var. Arnavutköy’e gittiğimde uğrayıp mutlaka bakıyorum. Tabii kendime elbise almaya bayılıyorum o ayrı ama şimdi genç kız haute couture koleksiyonu ile zaten beni ve çevremizdeki birçok kişiyi kalbinden vurdu. Harika bir koleksiyon hazırlamış. Hatta bu koleksiyonun defilesinde de kızım Nazlı podyuma çıkacak. Bizim için çok özel, çok değerli bir çalışma olacak. Şimdiden Tuba’nın başarılarının devamını diliyorum.

HELLO!: Moda sizin için ne ifade ediyor?

Z. Mutlu: “Moda insanın üzerine yakışandır” diye klişe bir söylem vardır ama ben de buna katılıyorum. Kişinin kendi bedenini tanıması, kendisine neyin yakışıp yakışmadığını bilmesi çok önemli. Bence moda bir stil yaratabilmektir. Benim kendime ait bir stilim var. Örneğin; kalem etek giymeyi tercih ederim. Günlük hayatımda jean üzeri beyaz tişört giyerim, kızımla bir etkinliğe gideceksem yanıma spor ayakkabı alırım mutlaka. Omuza takılan çantadan vazgeçemem gibi kendi stil ipuçlarım vardır.

HELLO!: Siz nasıl bir tarz seviyorsunuz?

Z. Mutlu: Ben aslen spor-şık bir tarzı seviyorum. Hem rahat olmayı hem de şık olmayı tercih edenlerdenim.

HELLO!: ‘Şıklık’ kavramı size ne

ifade ediyor?

Z. Mutlu: Sade, ortama uygun, rahat ettiğim ve değer verdiğim parçalardan oluşan şeyler giymek veya takmak kendimi her zaman şık hissettirir.

HELLO!: Pekiyi insanlar şık olmak adına neyin arayışında?

T. Ergin: Tek olmanın arayışında olduğunu düşünüyorum. Tek ve benzersiz olabilmek için de burada devreye biz moda tasarımcıları giriyor. Daha önce kimsede olmayan, sadece size özel bir elbise olsun istiyorsanız, mutlaka sizin vücudunuzu, sizin karakterinizi tanıyan ve bilen bir tasarımcınızın olması gerekiyor. Aynı dili konuştuğunuz bir moda tasarımcınız varsa her okazyon (düğün, nişan, doğum günü, mezuniyet) için sadece size özel, kimsede olma- yan bir tasarımla tek ve benzersiz olabilirsiniz. Kadınların arayışının bu olduğunu düşünüyorum.

HELLO!: Şık bulduğunuz kimler var? En beğendiğiniz modacılar?

Z. Mutlu: İlk olarak aklıma Jessica Alba, Gwen Stefani, Jennifer Aniston geliyor. Bu isimler her zaman tarzlarıyla içimi açıyorlar diyebilirim. Blogger’lardan ise Lena Perminova ve Morgan Stewart’ı özellikle takip ediyorum. Tabii ki başta Tuba Ergin, sonrasında Alexander McQueen’in çantaları, Elie Saab, Valentino’nun elbiseleri ve etekleri, Chanel’in elbiseleri ve elbette vazgeçemediğim güzellik ürünleri, gözlük ve hatta ceket paltolarıyla Tom Ford. Alexander Vauthier’ı da çok beğeniyorum ve gece elbiselerini büyük bir zevkle giyiyorum.

T. Ergin: Haute couture giyimde en çok Chanel ve Chanel’in şovlarını çok beğeniyorum. Giambattista Valli, Maison Margiela, Jean-Paul Gaultier gibi tasarımcıları çok beğeniyorum. Tasarımcıların yanı sıra bu yıl Instagram’ın moda direktörü olarak seçilen Eva Chen ve tabii ki Manrepaller’ın kurucusu Leandra Cohen de ilham aldığım ve severek takip ettiğim isimler arasında.

HELLO!: Pekiyi kızınız Nazlı’nın nasıl bir tarzda olmasına özen gösteriyorsunuz?

Z. Mutlu: Nazlı’nın ne giydiğine açıkçası uzun zamandır ben özen göstermiyorum. Kendi fikirlerini ve kendi tercihlerini yapabilen bir genç kız. Ben sadece fikir belirtiyorum ama artık ne isterse onu giyiyor. Tabii bu yaşta bir genç kız olarak genelde spor giyinmeyi tercih ediyor. O hangi kıyafetin içinde mutlu ise ben de o zaman mutlu oluyorum.

HELLO!: Miami’de yaşamınız, bir gününüz nasıl geçiyor?

Z. Mutlu: Bu sene sürekli Miami’de değilim. Her ay gidip geliyorum, yazları bir aylığına Los Angeles’a gidiyorum. O yüzden çok kalıcı bir uğraşım yok. Arkadaşlarımla vakit geçiriyorum, spora vakit ayırmaya çalışıyorum ve en çok yeni açılan restoranları denemeye çalışıyorum. Farklı alışveriş butiklerini ziyaret etmekse favorilerim arasında yer alıyor. Özellikle Latin Amerikalı tasarımcıların yaptığı giyim ve ev tasarımlarını oldukça beğeniyorum.

HELLO!: Miami sizin yaşamınıza neler kattı? Kızınızla neler yapıyorsunuz?

Z. Mutlu: Amerika’yı genel olarak seviyorum, rahat bir yer. Yenilikler kattı hayatıma; yeni hobiler, yeni arkadaşlıklar... İspanyolca öğrenmeye başladım; ki en büyük katkısı bu oldu benim için. Aynı zamanda hava hep çok güzel ve bu durum adeta neşe katıyor bana. Ayrıca çok da gelişti, Art Basel haricinde de gezebileceğim çok yer buluyorum.

Onunla Miami ve Los Angeles arasında gidip geliyoruz. Yaşına uygun olarak sevdiği birçok sanat dalı için Los Angeles uygun bir yer. Ailemiz de Miami’de, dolayısıyla hep beraber çok vakit geçiriyoruz. Nazlı da sörf yapıyor, yabancı arkadaşlarıyla sosyalleşiyor. Sık sık beraber alışverişe çıkıyoruz, özellikle organik cilt bakımı ürünlerine zaafımız var.

HELLO!: Yazları da aileniz ile birlikte Bodrum’da oluyorsunuz...

Z. Mutlu: Yazları 20 gün kadar Bodrum’a gidiyoruz, ailece hep beraber olunca zaman çok keyifli geçiyor.

HELLO!: Türkiye’ye gelince neler hissediyorsunuz?

Z. Mutlu: Ülkemiz bizim için hayat demek; çünkü herkes burada bir arada. Tabii ki burada olmadığımda özlem ve geldiğimde büyük bir mutluluk hissediyorum. HELLO!: Hobileriniz arasında neler var? Z. Mutlu: Yoga yapıyorum. Boş zamanlarımda yeni filmler keşfedip izlemeyi seviyorum. Seyahatlerim de hobi gibi oldu artık benim için; çünkü yeni yerler görmek, yeni bir dil öğrenmekten hiçbir zaman sıkılmıyorum.

“Genç kızların kişiye özel dikimin ötesinde, bir hikayesi olan, ayakkabısından saç aksesuarına kadar

bir bütün olarak koleksiyonu önceden

görüp, inceleyip deneyebileceği bir hizmet sunuyorum.”

Tuba Ergin

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.