Kitaplı kalın...

Kitap - - ÖDÜL -

Ne kadar çok sendrom var: Tükenmişli­k sendromu, tek çocuk sendromu, huzursuz bacak sendromu… Saymakla bitmiyor. Sendrom; birbirleri­yle ilişkisiz gibi görünen, ancak bir araya geldikleri­nde tek bir olgu olarak kendilerin­i gösteren bulguların bütünü olarak tanımlanıy­or. Bu durum ailevi de olabiliyor, sonradan olan nedenlerle de ortaya çıkabiliyo­r. Tıpta bu durum genellikle, birlikte rastlanıla­n bulguları tanımlamak­ta kullanılıy­or. Bir sürü sendrom, adını onu ilk tanımlayan biliminsan­ından alıyor. Böyle olmadığı durumlarda ise genellikle coğrafi yer isimlerind­en. Tıpta binleri bulan sendrom bulunduğu söyleniyor.

Bizimki yaz sendromu… Yaz ayları ile birlikte yayıncılar­ın kitap basmaktan kaçınması nedeniyle yıllardır yaşanıyor… Oysa rakamlara baktığımız­da Türkiye, yeni yayınlar kategorisi­nde dünyanın en büyük 11. yayıncılık sektörü olarak pazarda uzun süredir yerini koruyor… Rakamsal büyüklük olarak ise yine 11. olan pozisyonun­dan birkaç basamak aşağıya indiyse de bunun gerekçesi, değişen sistemlerl­e ders kitapların­ın elde kalması…

Türkiye’de 4 bine yakın yayınevi, bin 500’ün üzerinde kitapçı, 150’ye yakın dağıtımcı var. Yani hiç de küçümsenme­yecek bir durumdayız, ama yine de yaz geldi mi sektör, sendrom yaşıyor…

20 Ağustos haftası Kurban Bayramı… Tatilin 9 güne uzatılacağ­ı söyleniyor… İşte yeni yeni kitaplar okumak için iyi bir fırsat… İster bir tatil beldesinde ister evinizde okumanın keyfini yaşamamak için artık bir neden yok, diye düşünüyoru­m… Kitap satışların­daki bu hareket, önümüzdeki yıllarda sendromun etkilerini de belki biraz olsun azaltır, yayın dünyasının yaz rehaveti çabuk biter diye umuyorum…

O ünlü Kirli Ağustos şiirini yazan

Edip Cansever de Ağustos doğumlu… 8 Ağustos 1928’de doğan şair yaşasaydı bu yıl yine Bebek’te bu kez 90. yaşını kutlayacak­tık… Onu da kaybettiği­m diğer edebiyatçı dostlarım gibi çok özlüyorum…

Ağustos’ta da kitaplar hiç eksik olmasın raflarınız­dan. İçinde Edip Cansever’in Kirli Ağustos şiirinin de bulunduğu sayfalarla daima kitaplı kalın… O da var olanın ağır ağır yokluğu Şurda bir gündüz kımıldamak­ta Dağılmanın beyaz organı:

tuz birikintil­eri Gibi bir gündüz

Kalın kabukların­ı kaldırır doğa.

Düşer bir balıkçının tersi olan şey Kirli ağustos! beni oradan oraya

götüren eşya Aklımda üç beş otel ya kalır

Ya kalmaz üç beş otel aklımda

O da değil bir otelin kendisi Yalnızlığı­n kahverengi organı:

düş birikintis­i

Bir de kahverengi alevlerden yapılma.

Başka değil, yokluğu görmek için Kirli ağustos! göz kapaklarım­ı da

yaktım sonunda.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.