Yıl sonu güzellemesi

Kitap - - ÇOCUK GÖZÜ - AYFER GÜRDAL ÜNAL

Sevgili babam- nur içinde yatsın- kâğıt oyunları oynayalım pek istemezdi, bezik hariç. Çok sevdiği İsmet Paşa, bezik oynamayı sevdiği için babamın gözünde bezik, kâğıt oyunu sayılmazdı ve benle karşılıklı oynardı. Fakat ne atacağımı bilemeyip çok düşünürsem sıkılır “Hiç bilemiyorsan koz oyna!” derdi.

Ne zaman Ayla Çınaroğlu’nu düşünsem aklıma babamın bu sözü gelir. Çocuk edebiyatı için bu sözü hafif değiştirip ruhunu aynı tutmak mümkün. Hiç kitap seçmeyi bilemiyorsan, kozoyna, AylaÇınaroğluokut.

Buay değerliyazarımızınikikitabınıtanıtmakistiyorum. İlkkitapOrmanaGüzelleme, adına yakışır bir resimleme ile ve Ayla Çınaroğlu’nunpırılpırılTürkçesiileyaratılmışbir nazım öykü. Yayıncıhepkitap.

“Bugün bir hafta sonu ödevi verdi öğretmen. / Böyle zorlu soruları da nereden bulup çıkarır bilmem. / ‘Orman Haftası’nı kutladığımıza göre/ bir mektup yazmalıymışız hepimiz ‘Ormanlar Güzeli’ne. / İyi ama ormanlar güzeli de kim? / Bilmiyorum ki hani,nerede? / Bir ipucu bile vermediğine göre / Bilmiyor olmalı öğretmeninkendide.”

İşte böyle başlıyor öykü. Kitabı Mustafa Delioğlu resimlemiş, hatta coşarak resimlemiş daha doğru olacak. Gerek seçtiği hem dingin hem canlı olmayı aynı anda başaran renkler, gerek karakterlere kattığı hareket öğeleri, gerek küçük detaylara gösterdiği özen, okura ressam bu öyküyü çok severek resimlemiş hissi veriyor. Öykü, aile fertlerinin küçük kıza öneriler sunması ile devam ediyor. Baba aslanı, anne geyiği, dede yılanı, hala kuşları, teyze böcekleri, ağabey Tarzan’ı öneredururkenninehepkıskısgülüyor. Öneriler birikedursun küçük kız herkesi sabırla dinler ama sonunda haykırır. “Peki ya ağaçlar? Ağaçlar olmazsa kuşlar nereye konar?” İşte bu sözleri duyunca nine ferahlar, derin birsolukalıpgülümser. Fakatağaçlardemekle soru çözülmez. Ormanlar güzeli, onca ağaç arasından hangisi olmalıdır?

Ardıç, gürgen, kestane, ıhlamur, çınar, meşe, söğüt, sığla, huş, dişbudak, fıstıkçamı, porsuk ve kavak? Nine simgesel bir ağaç olan hayatağacınıormanlargüzeliolarakönerir. Küçükkızınkafasıiyicekarışır. Acabaöğretmen simgesel bir ağacı yanıt olarak kabul edecek midir? Üstelik tek yanıt küçük kızın içine de sinmez. Ağacı seçse hayvana, hayvanı seçse bitkiye, bitkiyi seçse havaya ya da suya haksızlık olacak gibi hisseder. “Sonunda oturup yan yana yazar hepsini; ağaç, çalı, ot, kuş, böcek, çiçek, yağmur, hava, su, toprak, rüzgâr, ay,

güneş... Ne varsa ormanı orman yapan, kendi di doğal bütünlüğü içinde, tamamı eksiksiz bir ir araya geldiği zaman, hah işte ancak o zaman an oluşuyor gerçek orman.” Sonra da oturur ormana kendini de katarak bir küçük şiir yazar. Kitapbuşiirlesonlanır.

Çınaroğlu’nun o güzel Türkçesi ile e sözcük sözcük işlediği şiir-öyküyü, ü, Mustafa Delioğlu resimleriyle başka bir booyutataşımış. Tümcanlılarınbirbirinegörünnmez iplerle bağlı olduğunu, hepsinin berara-r ber bir bütün oluşturduğunu yazar çok güzel anlatmış. En birinci, en güzel gibi seçimlerin adil olmadığını; güzelliğin, unsurların beraberliğinden ve bütünlüğünden oluştuğunu sezdirmiş. Hiç abartmadan ormanda yaşayan ağaç cinsleri, orman çiçekleri, otlar ve hayvanların adlarının bilgisini metne yedirmiş. Her kültürde görülen Türk kültüründe de önemli bir yeri olan Hayat Ağacı kavramı ile de çocukları tanıştırmış. Bir metin daha ne yapsın? Birler ve ikiler için çok uygun bir resimlikitap, gönülrahatlığıileöneriyorum.

korudaki komşular

İkinci tanıtacağım Ayla Çınaroğlu eseri, Korudaki Komşular. Eser, Fom Kitap tarafından özenli bir cilt ile yayımlanmış. Kitabın resimleri yine Mustafa Delioğlu’na ait. Bu kezanlatı10öyküdenoluşuyor. Para, YeniBir Yuva, Kara Kutu, Top, Yaralı Var, Piknikçiler, Yavru Kirpi, Delikte Bir Yabancı, Kol Saati, Gözlük başlıklı öyküler 103 sayfalık bu eseri oluşturuyor. Anlatıyı oluşturan öykülerin kahramanlarıkorudayaşayanlar. Örneğinilk öykü Para’da minik tarla faresi çalıların arasında 25 kuruş bulur. Tadına bakmaya yeltenir, pek bir şeye benzetemez, elma kemirmekte olan kirpiyi görür. Kirpi de tarla faresinin elindeki paranın ne olduğunu merak eder. Elmasıileparayıdeğiştokuşeder. Fakat, parayı yemenin mümkün olmadığını anlar. Elmadandaolmuştur.

Kirpi, sincabınfıstıkyediğinigörür. Sincap da parlayan parayı merak etmiştir. Kirpiye fıstıklarını teklif eder, karşılığında parlayan fıstığa benzeyen o şeyi alacaktır. Takas gerçekleşir. Sincapolancagücüylefıstığabenzer şeyi dişler. Dişlemesi ile beraber canı öylesi- ne acır ki, acıdan sıçrar, başını küt diye tepetepe sindeki dala çarpar. Dişinin acısı ile başının acısı üstüste gelir. O sırada dişlediği şeyi de düşürür. Para, olanları baştan sona izlemiş olan yaşlı kaplumbağanın tam önüne düşer. “Hıh, der kendi kendine, “işe yaramaz parlakbiryuvarlakiçinneakılsızcaişleryaptılar. Benelimibilesürmemdoğrusu.”

Tam arkasını dönüp giderken çalılığın ötesinden gelen çocukların sesleri ile irkilir. Kafasını kabuğunun içine alır saklanır. Kimi zaman, kimi çocuklar çok acımasız olabilmektedir. Çocuklardanbirieğilir, tamyanı başında durup, parayı alır. “Yaşasın, 25 kuruş buldum!” diye sevinçle de bağırır. Kaplumbağa şu insanlarda hiç akıl yok deyip, ağır ağır yürüyüpgider.

Derinliklibiröykü. Kimiiçindeğerliolanın bir diğeri için değersiz olabileceğini tartışabilir çocuklar. Açgözlülük ve sonuçları bir diğer tema olabilir. Kimi çocukların acımasızlığı koruda yaşayanların yaşamında nasıl zorluklar oluşturabilir? Koru canlılarından yana olmak somut olarak nasıl gerçekleşebilir? Bu soruları tartışmaya vesile olabilir bu öykü. Zaten tüm anlatı boyunca ortak bir tema izlenebiliyor. Doğa sevgisi, çevre bilinci ve insan eylemlerinin koru canlılarına etkisi. Çınaroğlu, her zamanki doğal üslûbu ile sezdirme yöntemini ustalıkla kullanarak didaktik olmadan doğayla bütünleşip onu gözetmenin,onasaygıduymanınyaşamsalöneminianlatanbiröykülerzinciriyaratmış.

Son bir örnek daha vereyim. Piknikçiler öyküsü. Öykü, en yüksek daldan etrafı gözetlemekte olan sincabın “Geliyorlar, işte gene geliyorlar!” diye bağırması ile başlar. Son za- manlarda koruluğa insanlar gelmekte, yiyip içip gülüp eğlenmekte ve sonra getirdiklerini öylecebırakıpgitmektedirler.

Oraya buraya saçılmış kâğıtlar, kutular, çeşitli yiyecekler tarla faresi için ziyafet demek olur. Halbukikaplumbağave kirpiiçininsanların gelmesi, onlar gidene kadar saklandıkları yerden çıkamamak anlamına gelir. Onlar bu işten memnun değildir. Tarla faresine “pisboğazsın” derler. Tarla faresinin oburluğu başına çok iş açmıştı geçmişte. İnsanların bıraktığıbiretparçasınıkemirmiş, öğürmektengünlerceiçidışınaçıkmıştı. Birbaşkagün naylon torbanın dibindeki kek kırıntılarına ulaşayım derken kırışıp düğüm olan torbanın içinde kalmış, çıkana kadar ecel terleri dökmüştü. Piknikçilerin bıraktıkları bir tozu yiyip, ağzı köpürmüş günlerce o çirkin tat yüzündenyemekyiyememişti.

Çınaroğlu, bu örneklerle insanların davranışlarının orman canlıları üzerindekiolumsuzsonuçlarınıdasezdirir.

Öykünün devamında sincap yukarıdan yine seslenir. “Bu kez gelenler farklı, hepsi de çocuk, aralarında birkaç büyük insan var”, “haydi gizlenin.” Çocukların koruyu terk etmesi akşamı bulur. Sesler kesilince, tarla faresi ok gibi meydana çıkar. Ziyafet onu bekliyor diye ummaktadır. Ama bu kez etrafta tek bir kırıntı dahi bulamaz. “Kim yedi kalanları?” diye sorar önüne gelene, “bir kâğıt parçası bile yok etrafta?” “Kimse yemedi” der sincap. “Çocuklar tüm çöplerini toplayıp beraberlerinde götürdüler.” Fare ağlamaklı bir sesle “Ama bugüne kadar hiç götürmemişlerdi “der. Olanları izlemekte olan yaşlı kaplumbağa “Mmmm, iyi” der. İnsanlar değişiyordemek. Buiyi, buhepimiziçinçokiyi.”

Gördüğünüz gibi çocukların daha bilinçli ve tüm canlıların haklarını gözeten seçimler yapabileceğine olan inancını diri tutuyor Çınaroğlu ve öyküleri aracılığı ile de bu inancın yayılıp pekişmesi için çalışıyor. Dilerim 2. sınıftanitibarençocuklarseverekokusunlar.

Bir yazının daha sonuna geldik. Cahit Sıtkı Tarancı’nın Sayıklayan Ağaç şiiri ile veda edeyim.

Güzü duymıyagörsün ağaç, / Artık her günü bir işkence; / Bir hayale dalar her gece, / Başındagökürperenbirtaç.

Göz kırparken ona yıldızlar, / Baharında sanıpkendini / Çağırıreskibülbüllerini Ağaçpırılpırılsayıklar.

Sevginin, doğanın, kitaplarınşifasısizleolsun. [email protected]

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.