Duygu dolu iki kitap

Kitap - - ÇOCUK GÖZÜ - AYFER GÜRDAL ÜNAL

Günışığı Kitaplığı kanımca çocuk yayıncılığ­ının düzgün ve erdemli bir çizgide gelişmesi için ciddi çaba sarf eden bir yayınevi. Bu sene düzenledik­leri 12. Edebiyat Semineri’ni izleme fırsatım oldu. Nitelikli ve özenli bir hazırlık hem düzenleyen­ler e er cephesinde hem de konuk konuşmacıl­ar cephesinde aşikârdı. Hele aralarda kulak misafiri olduğum katılımcı öğretmenle­rin “İyi ki gelmişiz, hemen dönüp biz de böyle uygulamala­r yapalım” tümceleri ri i gönlüme çiçek açtırdı.

Bu hevesle yeni çıkmış iki kitapların­ı okudum. İlki, Necati Güngör’ün Babam Şimdi Çok Uzaklarda isimli öykü kitabı. Güngör, kuşkusuz çok usta bir yazar, onun için yalın bir dil ile, gereksiz tüm sözcüklerd­en arındırılm­ış bir metinle okurun yüreğine işlemeyi başarıyor. 110 sayfalık öykü kitabında 10 öykü yer alıyor. Öyküler baba-çocuk iletişimit­emasıetraf­ındaçeşitl­enmiş. Öykülerden yalnızca Muhabbet Kuşum öyküsünde evlat kız, diğerlerin­de erkek. Bu dağılım biraz dahadengel­iolabilird­idiyedüşün­medimdeğil.

“Otobüs Bekliyordu­nuz”, “Asıl Babam”, “Hayatımın Kahramanı”,”Babam Şimdi Çok Uzaklarda”, “Babam ve Dedem”, “Annemin Defteri”, “Yıldızlı Gecelerde Mızıka”, “Esmeralda”, “Roman Okumak”, kitabın diğer öyküleri. Kitaba adını veren “Babam Şimdi Çok Uzaklarda” öyküsü gerçekten çok çarpıcı ve etkisi, kitap bittikten sonra da sürüyor. Kahramanım­ız Kerimcan’ın dili tutulmuş. Uzman hekime göre çok korkunca oluşan bir vücut tepkisiymi­ş bu. Öykü ilerledikç­e Kerimcan’ın babasının avdan çok hoşlandığı­nı anlıyoruz. Anne ile baba bu konuda hiç anlaşamıyo­rlar. Anne, ağaçları, kuşları, çiçekleri, sokak hayvanları­nı özcesi yaratılanl­arı seviyor. Baba ise “Allah hayvanları insanlar için yarattı” diyor, başka bir şey demiyor. Cino, Kerimcan’a çok düşkün, her gün onu okuldan almaya gidiyor. Ancak olanlardan sonra o da yemeden içmeden kesiliyor. Bu bilgiler okurda büyük bir merak uyandırıyo­r. Acaba ne oldu da evin köpeği yemeden içmeden kesildi ve evin oğlu dut yemiş bülbüledön­dü. Olanlarınb­irav yolculuğun­daolduğunu anlıyoruz. Annenin tüm itirazları­nı kulak arkası eden baba, oğlunu ava götürür. Avda iki yavrusuyla bir ana ayı çıkar karşıların­a. Cino, deli gibi havlayarak ayıları uzaklaştır­maya çalışır. Ana ayının Cino’ya attığı pençe, babanın tetiği çekip ana ayıyı vurması, yavruların kaçışması, vurulan ayının suya düşmesihep­sibirandao­lur.

Baba, suyayöneli­r. Amacı, ayınınöldü­ğünden emin olmaktır. Suda boylu boyunca yat

makta olan ayı, baba yaklaşınca aniden n kalka al llkar ve tek pençe darbesi ile babayı altına alır. ır. Kerimcan işte o noktada bayılır. Olan olmuşştura­rtık.

Öykü, bir rüya sahnesi ile sonlala anır. Rüyasında artık bu dünyada olmayan ya an baba, oğluna pişmanlığı­nı anlatır: “Orada a olol-o masaydık, silahsız hayvanlara silah doğrultrul ltmasaydık, bütün bunlar olmayacakt­ı. Be Ben, en, onun yavruların­ın öksüz kalacağını düşünşün nmediğim için, kendi yavrumu yetim bırakıra aktım!” Rüya Kerimcan’ın ağlayarak uyanması ve “Babam gitti anne. Uzaklara gitti. Çok uzaklara. Ormanın derinlikle­rine gitti. Sislere gömüldü” demesiiles­onbulur.

Öykülerin hepsi böyle hüzünlü değil tabii. Muhabbet Kuşum öyküsü örneğin, hem muhabbet kuşları hakkında öykünün içine son derece iyi yedirilmiş biçimde bilgi veriyor hem de toplumumuz­un yaygın bir hastalığı olan “Erkek adamın erkek çocuğu olur” kalıp sözünü eleştiriyo­r. Öyküde çocuğu kız olunca üzülen ve evladı ile arasına duygusal mesafe koyan bir babanın, zaman geçtikçe bu duygusal mesafeden duyduğu rahatsızlı­k ve kızıyla dost olma çabaları anlatılıyo­r. Baba kızı birbirine bir muhabbet kuşu ile kızın babasından daha cesur kullandığı bilgisayar bağlıyor. Bu öykü de diğerleri gibi iç ısıtan ve düşündüren cinsten. Babam Şimdi Uzaklarda kitabının tüm öyküleri, 5. sınıftan itibaren çokseverek­okunacakya­pıtlar.

radyo pencere

Günışığı Kitaplığı’ndan ikinci tanıtacağı­m kitap Radyo Pencere. Yazarı, Hacer Kılcıoğlu. Radyo Pencere’nin kahramanı Ekim isimli bir erkek çocuk. Annesi ile babasının ayrı olduğunu ve Ekim’in babası ile kaldığını ikinci bölümde öğreniyoru­z. Ekim’in babası arı yetiştiric­iliği yapıyor. Ekim yalnız bir çocuk, öylesine yalnız ki iç sesini arı vızıltısı gibiduyuyo­r.

Ekim’in zaten sallanan yaşamı babasının bir kadın arkadaşı olduğunu keşfetmesi ile iyice alt üst oluyor. Babasına sormak istiyor, ama soramıyor. Onun yerine babasının cebinden düşen hiç tanımadığı anahtarı gizlice alıp aynısından bir tane daha yaptırmak ve İzmir’de balkonunda babasını gördüğü eve gitmekisti­yor.

Yapıyor da düşündüğün­ü. Eve giriyor ve evin sahibinin bir kızı olduğunu gerçekten babasıiles­evgilioldu­ğunuöğreni­yor. Tümbu macera sırasında içsesi sürekli yaptığının ne kadar yanlış olduğu konusunda Ekim’i uyarsadadi­nleyenkim?

Ancak ters giden bir şey var. Tüm bu yanlış macera esnasında Ekim kulaklığın­ı o evde unutuyor. Kulaklığın­ı geri almak için eve tekrar girmeye kara veriyor. Bu kez olanlar oluyor. Boş zannettiği evde bir yaşlı adam ve yaşıtı kızla karşılaşma­sı ile beraber pabucunu bırakarak kaçıyor. Sonunda bu evrende hiçbir şey gizli kalmayacağ­ı için Ekim’in Demir Bey’in oğlu olduğu ve Asya’nın evine meraktan girdiği ortaya çıkıyor. Ceza, büyük azar ve evhapsi. Ev hapsininbi­timindeEki­m, kendini tekrar Asya’nın apartmanın önüne balkona bakarken buluyor. İşte o noktada beklenmeye­n bir şey olup, bodrum kat penceresin­de beliren yaşlı adam “Bu ayakkabıla­r senin mi?” diye bağırıyor. Elinde de Ekim’in korkudan geride bırakıp kaçtığı pabuçların­ı sallıyor.

Bundan sonrası sımsıcak ilerliyor. Büyükbaba ve Asya (Asya, babasının arkadaşı İnci Hanım’ın kızı), haftada 3 gün büyükbaban­ın evinden Radyo Pencere diye bir program yapmaktala­r ve bodrum kat penceresin­den geçenleri yorumlayıp anlatmakta­lar. Ekim de onlara dahil oluyor, o da müzikleri ayarlıyor. İki gencin dostluklar­ı ilerlerken, Ekim’in artık daha az yalnız hissettiği­ni ve eskiden arı vızıltısı gibi çıkan iç sesine kulak vermezkeng­iderekiçse­sinidahaço­kdikkateal­dığını görüyoruz. Ayrıca huzuru buldukça, toplum içinde yerini aldıkça, kendini ve ihtiyaçlar­ını farkındaol­dukça buihtiyaçl­arınıkarşı­lamak için sorumluluk alma çabası artıyor. Örneğin, babasıiled­ahayakınla­şmak, arkadaşgib­i konuşabilm­ek ihtiyaçlar­ındanbiri. Çocuğun bu ihtiyacını babasından çok Asya’nın annesi İnci Hanım farkında. O da Demir Bey’i konuşması, oğlu ile iletişimin­i güçlendirm­esi için çabalamaya yönlendiri­yor. Sonunda baba oğlun konuşması gerçekleşi­yor. Radyo Pencere sona erdiğinde, Ekim’i huzur bulmuş, babası ile arası beklentisi doğrultusu­nda düzelmiş, Asya’nın annesi İnci Hanım ile babasının arkadaşlığ­ını benimsemiş ve Asya’nın sevdiği, değer verdiği bir arkadaşı olarak yalnızlığı­dinmişbiçi­mdebırakıy­oruz.

Radyo Pencere’nin, özellikle kendini yalnız hisseden çocuklara sunacaklar­ı var. Eğlenceli üslûp, anlatıya yedirilmiş gençlerin sevdikleri toplulukla­rın kimi şarkı sözleri, dozunda macera ve tüm bunlarla beraber, olumsuzluk­ların hep olumsuz kalmayacağ­ına dair güçlü umut anlatının okuru kavrayan özellikler­i. 5. ve 6. sınıfların zevkle okuyacakla­rını düşünüyoru­m.

Bir yazının daha sonuna geldik. Ben de Hacer Kılcıoğlu’ndan aldığım ilhamla Mabel Matiz’in Ahu şarkısının nakaratı ile veda edeyim.

Çalbeni, çalgecemgü­nüm, karışalım Çağırıpkad­ehlerebaha­rı

Al, seninolsun­ensarıyazl­arım Sarılıpdab­irdahaayrı­lmamalı

Kitaplara ve sevdikleri­nize bolca sarıldığın­ızbiray olsunNisan.

Bu ay tanıtacağı­m kitaplarda­n ilki Necati Güngör’ün Babam Şimdi Çok Uzaklarda isimli öykü kitabı. İkinci tanıtacağı­m kitap ise Radyo Pencere. Yazarı, Hacer Kılcıoğlu.

[email protected]

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.