Büyük sevbeni

Kitap - - ÇOCUK GÖZÜ - AYFER GÜRDAL ÜNAL

Nefis bir kitap tanıtacağı­m bu ay. Redhouse Kidz yayımladı. Yazarı Şiirsel Taş, çizeri Akın Düzakın. Yazarın kendi sözleri ile kendini anlatışı şöyle: “Aslen hekim, sonradan olma çocuk kitapları emekçisiyi­m.” Çocuklar için yazdığı 7 kitap var ve içlerinden Sekoyana’nın Kapıları, Internatio­nal Youth Library’nin yayınladığ­ı

2018 White Ravens kataloğuna Türkiye’yi temsilen seçilmiş. İnsan ister t ter istemez şöyle düşünüyor: Hastaların kaybı çocukların kazancı olmuş. ş. .

Akın Düzakın ise Norveç Kraliyet Uygulamalı Güzel Sanatlar Okulu mezunu. ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nü de bitirmiş Norveç’e yerleşmiş bir Türk. 45 kitap resimlemiş, 3 kitabı da hem yazıp hem resimlemiş. Büyük Sevbeni, çizerin resimlediğ­i ilk Türkçe öykü.

Büyük Sevbeni’nin epigrafı “Kardeş bildiğim tüm canlılara”, nasıl bir kitap okuyacağın­ıza dair ipucu veriyor. İster istemez dede Yunus’un Aşkından Yanar Yüreğim şiirinin ilk dörtlüğü düşüyor yüreğinize:

Aşkından yanar yüreğim Yandığım bana hoş gelir Hakkı gerçek sevenlere Cümle alem kardeş gelir

“Bir avuç toprak buldum kentin orta yerinde. Sandaletle­rimi çıkardım. Yalınayak basıp yere, parmakları­mı iyice açtım. Bir baktım ki ağaç gibi kök salmışım. Köklerim yayıldıkça yayıldı, derinlere indikçe indi. Suya değdi serpildi.”

Sonrası muazzam bir dikkat ve farkındalı­k. Önce toprağın altında olanlar, oradaki canlılar fark edilir. Derken yumuşacık toprakta lif lif çoğalan mantarlarl­a buluşur kökler. Dile gelir mantarlar. Derler ki:

“Buradaki tek ağaçsın ama şimdilik öyle, sabırla bekle. Teklik uzun sürmez tohum verene.”

İşte şahane bir tartışma cümlesi. Neden tohum veren için teklik uzun sürmez? Buradaki tohumu ağaç tohumu olarak anlayabile­ceğimiz gibi başka nasıl anlayabili­riz?

Derken kara kafalı, tüylü, yeşil

bir tırtıl kemirir yaprağını. Yedikçe yer yaprakları­nı ve yavaş yavaş kahverengi, benekli bir kılıfla örtünür. Ağaç, meşe ağacının şarkısını söyler ona. Eşlik eder uykusuna.

Orman olmayı düşlersen ancak Gerçeğe dönüşür orman olmak. Ama yalnızlığı seçersen eğer Ne orman kalır geriye ne düşler.

Örnekten de göreceğini­z gibi yazarın dili, ismiyle müsemma. Düşlerin gerçekleri yaratma gücü nasıl da güzel sezdiriliy­or.

Sonra tırtıl uyanır. Uyurken kara kafalı yeşil bir tırtılken uyanınca bambaşka biriydi, uçuyordu.

Ağaç, “Sen kimsin?” der. “Büyük Sevbeni”, yanıtını alır. “Seni çok, büyük, kocaman severim de sen kimsin? Kanatlı bir bilmece gibi “Büyük Sevbeni”, der ve uçar gider kelebek.

Sonra topraktan çıkan sarmaşık sarılır ağaca.Nice çeşit kuşlar konar dallarına. Bahar biter, yaz gelir. Yaz geçer, sonbahar çıplak bırakır ağacı. Günün birinde zemheri fırtınası kopar. Yine dilimizin görkemini sunan bir alıntı yapayım:

“Sessizliği­n içinde bir kıpırtı oldu ansızın. Beyazın içinde beyaz. Tanıdık bir çift göz. Gelincikti bu!

Gözleri hâlâ kömür karasıydı ama kürkü olmuş sütbeyaz.”

Kış bölümüne eşlik eden resim müthiş. Nasıl sakin ve uçsuz bucaksız.

Sonra erer ilkbahar. Toprağın altında uyuyan tohumlar uyanır. Gövdesine yeni halkalar eklendikçe, tohum tohum çoğalıp ağaç, orman olur sonunda.

“Bahar, yaz, güz ve kış. Bahar, yaz, güz ve kış. Ne başı vardı ne sonrası. Dönüp duruyordu zaman ama bizim için her an eksiksiz ve tamdı. Yalnızca var olmanın, olduğu gibi, ne eksik,ne fazla ne dünde ne yarında olduğu anda huzurla var olma.”

İşte o eksiksiz anların birinde tam o anda ağacın yaprağının üstünde bir kıpırtı olur. Yoktan çok, vardan az gibiydi. Tanıdık biriydi. “Seni daha önce de görmüştüm” der çocuk. “Ben ne ilkim ne de son”, der kelebek. Ve orman uğul uğul uğuldar, “BÜYÜK SEVBENİ”.

Artık, çocuk ve doğa bütünleşmi­ş ve birbirini duyar olmuştur. Gerçekten Büyük Sevbeni isimli bir kelebek olduğunu, kanat açıklığını­n 32-36 mm arasında değiştiğin­i, mayıs ile ağustos ayları arasında bin 800 metre yükseklikl­ere kadar olan meşelik ve çalılık arazilerde uçtuğunu bu kitap olmasaydı merak eder miydim bilmem. Şimdi unutmam imkânsız.

Hem dili, hem felsefesi hem resimleri ile hepimizi gururlandı­racak bir iş olmuş. Çok düşünülece­k bir anlatı yaratmış Şiirsel Taş ve yaratının ruhuna çok uygun şiirsel bir görsel dil yaratmış Akın Düzakın. Büyük Sevbeni ne demek?

Yalnızca bir kelebeğin adı olmasa gerek, öylesi kolay olurdu. Büyük severek, tüm canlıları kardeşi beller mi insan? Peki, büyük severse eksik bulabilir mi? Yoksa o anda eksiksiz ve tam mıdır sevdiği, nasılsa öyle? Büyük sevince gönülde her canlıya yer olur mu? Orman nasıl kucakladı kelebeği ve tilkiyi , tavşanı ve ispinozu. Hepsi birbirinde­n farklı ama ormanda canlı. İnsan da yapabilir mi bunu?

Mayıs ayında okuyacaksı­nız bu yazıyı. Büyük Sevbeni çağrısını duyduğunuz bir ay olsun. Kulağınız ve yüreğiniz ormanda ve kardeşleri­niz canlılarda olsun. Sevgiyle kalın.

[email protected]

Hem dili, hem felsefesi hem resimleri ile hepimizi gururlandı­racak bir iş olmuş. Çok düşünülece­k bir anlatı yaratmış Şiirsel Taş ve yaratının ruhuna çok uygun şiirsel bir görsel dil yaratmış Akın Düzakın.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.