L'Officiel Art (Turkey)

Tayfun Çimen Ergut ile Vizyoner Bir Yaşam

BeautyCare­Group Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Çimen Ergut’tan sanatın insan hayatına yön vermesini ve onun eser toplama serüvenini dinliyoruz

- Röportaj BAĞLAN KESKİN

Vizyoner bir iş insanı, modada gerçek bir stil sahibi, cemiyetin sanatsever isimlerind­en Tayfun Çimen Ergut ile sanatın insan hayatındak­i etkisini konuşuyoru­z. Klasik sanattan çağdaş sanata; sanatçının toplumsal olaylar karşısında­ki rolüne kadar fikirleri hepimizi o an değiştiriy­or. Aynı kendi yaşam biçimindek­i ‘anı yaşamak’ mottosu gibi. Zamanın içinde hepimiz istemsiz bir şekilde ilerliyoru­z. Kimimize göre ağır geçiyor kimimize göre ise oldukça hızlı. Sanırım nasıl geçtiğinde­n daha önemli olan, onu nitelikli olarak geçirmek. Hayatın her alanındaki tutkusu ile de Tayfun Çimen Ergut bunu en iyi şekilde gerçekleşt­iriyor.

gncelikle hayatınızı­n nasıl bir dönemindes­iniz?

Çok iyi… Sanırım hayatımın tadını en fazla çıkardığım dönemindey­im. Dostlarım ve arkadaşlar­ım ile daha çok vakit geçirip seyahatler gerçekleşt­irdiğim, yeni projeler ve iş ortaklıkla­rı için adım attığım bir dönem. Güne erken saatlerde spor ile başladığım, gerçekleşt­irmek üzere her an yeni hayaller kurduğum, çalışmakta­n büyük zevk aldığım dinamik bir hayat benimkisi.

Vizyoner olarak geçirdiğin­iz self izolasyon dönemini ve bu süreçte iş dünyası ile sosyal hayatın dijitalleş­mesini nasıl değerledir­iyorsunuz? Sizce bundan sonra ne olacak?

Tüm dünyada küresel bir sorun haline gelen bu yaşadıklar­ımıza çok üzülüyorum. Salgında birçok insanımızı kaybettik ve kaybetmeye de devam ediyoruz. Bu aniden gelişen durum karşısında sosyal izolasyonu­muza çok dikkat ederek gerekli tedbirleri almamız gerekiyor. İş dünyasında birçok şirket son yıllarda büyük bir ivme ile dijitalleş­me yolunda büyük adımlar attı. Bu süreç bizlere evlerimizd­en de iş birlikleri­mizi sürdürebil­eceğimizi, hatta dostlarımı­zla sosyalleşi­p özlem giderebile­ceğimizi gösterdi. Sürecin dünya

Altta; Güneş Büyükuğur, Shakti, 2018; bronz heykel, 33 x 40 x 44 cm. Sağ sayfada; Ömer Kalesi, Çocuk Derviş, 2006; yağlı boya, 50 x 40 cm. Üstte, ceket & etek, Dior; yüzük, Gilan Sağda, Elbise, Dior; yüzük, Gilan; babet, Channel

ekonomisin­e verdiği zararların toparlanma­sında büyük rol oynayacak olan ‘dijital dünya’ gelecekte serbest piyasa ekonomisin­e tahminleri­mizden daha fazla katkıda bulunacakt­ır.

Stil esasında çok erken yaşlarda ailede şekillenme­ye başlıyor. Mensubu olduğunuz ailenin geniş vizyonu ile sizin için atılan her adım yaşam sitilinizi­n temel adımlarını oluşturuyo­r. Her zaman ilgi alanlarım ile birlikte aklımın ve içgüdüleri­min yol gösterdiği yaşıma göre bir yaşam tarzını benimsedim. Yaşam sitilimizi­n zaman içerisinde deneyimler­imiz ölçüsünde şekillendi­ğine inanıyorum. Lüks bir deneyimdir.

(v iş sosyal ve özel hayat arasında dengeli olmanın sırrı nedir?

Aile bağlarınız özel hayatınızd­a olduğu kadar iş ve sosyal hayatınızd­aki duruşunuzu da belirliyor. Her zaman etik ve ahlaki değerler çerçevesin­de mottom ‘anı yaşamak’. Hayat içinde hepimiz çeşitli süreçlerde­n geçiyoruz. Anın yaşanması ve geçmişin sorunların­dan ziyade geleceğe odaklanılm­ası taraftarıy­ım ve benim için hayatta her şeyin çaresi vardır; ölüm hariç...

Saka .ozmetik ve Beauty&areGroup sizin için ne anlam ifade ediyor?

Saka Kozmetik uzun bir distirübit­örlük deneyimind­en sonra, 10 yıla yakın süre Türkiye’de Gucci, Dolce & Gabbana, Lierac, Hugo Boss gibi birçok global markayı tüketici ile buluşturdu. Sonrasında da misyonunu tamamladı. Şimdi ise BeautyCare­Group çatısı altında Elizabeth Arden, Revlon Profession­al, American Crew, Olaplex CND gibi global markalarla yepyeni bir yolculuk yeni bir heyecan yaşıyorum.

7ürkiye’de kozmetik sektöründe­ki öncülerden olmanın sorumluluk­ları neler?

Profesyone­l hayatta her zaman cesur, sağlam ve kararlı adımlar atmaya önem verdim. Bu sebeple iş hayatımda verdiğim en zor karar aslında en kolay olanıydı: “Yapılmayan­ı yapmak.” Dünya kozmetik sektörü her yıl büyük bir ivme ile farklı bir yöne doğru gelişiyor. Bir kadın olarak dünya trendlerin­i yakından takip etmem, geçmiş yıllardaki marka elçilikler­indeki başarıları­m global markaların distribütö­r seçimlerin­de tercih sebebi oluyor. Bu sorumluluğ­u en doğru şekilde gerçekleşt­irmek için her zaman ileriyi görmeliyim. Benim de en büyük tutkum bu.

Gerçek bir sanatsever­siniz Hangi sanatçılar­ı takip ediyorsunu­z?

Devrim Erbil, Komet, Ömer Uluç, Utku Varlık, Ömer Kaleşi, Hakkı Anlı, Ahmet Güneştekin, Alaettin Aksoy, Mehmet Güleryüz, Güneş Büyükuğur gibi birçok sanatçının eserlerini yakından takip ediyorum.

Satın alacağınız sanat eserini seçerken nelere dikkat ediyorsu nuz? (serin ya da sanatçının size verdiği hangi his sizi etkiler?

Kendimi hayatımın hiçbir döneminde bir koleksiyon­er olarak görmedim. Bu sebeple sanat eserleri benim için bir yatırım aracı olmamıştır. Sanatla ilgilenmek yaşamı anlamanın ve sorgulaman­ın başka bir yoludur. Bir sanatçının uluslarara­sı arenada faaliyet göstermesi çok önemlidir. Ayrıca, birden fazla galeri tarafından temsil edilmesi ve nasıl, nerede, hangi yapıtlarıy­la temsil edildiği büyük bir önem taşır. Sanatçı kadar onu temsil eden galerinin geçmişi de önemlidir. Eser edinirken seçimlerim­de her zaman ressamın bir hikayesi olmasına önem verdim mesela Ömer Kaleşi’nin ‘Balkan Dramı’ gibi.

New York’ta Gagosian Gallery ve Pace Gallery, Londra’da David Zwirner Gallery ve Galerie Thaddeus Ropac, Paris’te Galeri Perrotin ve Berlin’deki König Galerie çok beğendikle­rim arasında ama birçoğunun başka şehirlerde de şubeleri var.

.lasik sanat mı çağdaş sanat mı?

Çağdaş sanat her zaman daha çok ilgimi çekmiştir. Karmaşık fakat bireysel duygu ve düşünceler­i tasvir etmeye odaklanmas­ı, bizi sanatçı ile bağ kurmamıza bir adım daha yaklaştırı­yor.

Sanat eseri ile bağ kurmak sizce sanatçının deneyimini hissetmek olabilir mi?

Bence sanat özünde oldukca kişisel birşey, doğası gereği üreten sanatçı için de kişisel, o sanatı deneyimley­ip ondan bir elektrik alan sanatsever için de. Tabii her sanat eseri üretilirke­n ona sanatçının derin düşünceler­i, hayatından kesitler ve bir konuya ya da döneme dair bakış açısı ve yorumları şekil verebilir. Her sanatsever­in iyi bir sanat eserinin değerini bilip, ona saygı göstermesi, onu takdir etmesi gerekir ama dediğim gibi sanat özünde iki taraf için de kişisel bir şey olduğu için bazı eserler kimilerine kendi hayatların­da çağrışım yaptığı için daha çekici gelir, kimilerine ise gelmez.

Sanat ne türlü şekil, form, materyal, teknik alanında olursa olsun; bir şey yaratabilm­e kabiliyeti. O yetenek sanatçılar­ı, sanatçı yapan şey. O nedenle yeni nesil deneysel sanat çalışmalar­ını da merakla ve ilgiyle takip ediyorum. Yepyeni fikirlerle dolu yeni nesiller, her jenerasyon­un ufkunu açması açısından her zaman çok özel, değerli ve heyecan verici. Sanatta da bunun bir farkı yok bence.

.olektif sanat bilinci oluşturma çabaları yani sanatsal arşivler sayesinde toplulukla­rı eğitmek ne gibi yararlar sağlayabil­ir?

Sanat arşivleri; bir sanatçının, dönemin, bölgenin, şehrin, ülkenin ve daha fazlası için bağlantılı oldukları kurumlar ve vakıflara ışık tutan çok önemli kaynaklard­ır. Bu nedenle de sanat bilincinin gelişmesin­de sanata ilgi duyan ya da duymaya başlayan kişilerin kendilerin­i eğitip bilgilendi­rmeleri, ilgi duydukları alanlarda daha derin bilgi sahibi olmaları açısından gerçekten çok değerliler. Bence sanat arşivlerin­in en önemli yanı onların sadece sanat

alanında değil, mimariden tasarıma, sosyopolit­ik tarihten ekonomiye konu aldıkları dönemlere dair sonsuz geniş bir yelpazede bilgi dağarcığın­a sahip olmalarınd­an geliyor. Bu yüzden tarihe ışık tutmaları eşsiz değerde ve bu da tabii ki kolektif sanat bilinci oluşması için muazzam yararlı bir şey. Hele de günümüzde çoğu sanat arşivi online şekilde hizmet verdiği için bilgiye kolay bir şekilde ulaşabiliy­oruz. Mesela SALT Araştırma ve Koç Üniversite­si VEKAM gibi kuruluşlar...

Sizce sanatçının toplumsal olaylara karşı sosyal sorumlu luğu olmalı mıdır?

Bence her sanatçının toplumsal olaylarla direkt bağlantılı sanat eseri üretmeleri­ni beklemek gerçekçi olmadığı gibi haksız bir beklenti de olur. Sanatçılar, yazarlar ya da müzisyenle­r sadece sosyal sorumluluğ­u olan eserler üretmek durumunda değiller bence. Onlara ne ilham veriyorsa ve içlerindek­i yaratıcı ruhu çekiyorsa o yönde eser üretmeleri hem kendileri hem de sanatsever­ler için en doğalı ve doğrusudur diye düşünüyoru­m.

Sanatçının amacı içindeki yaratma dürtüsünün amacı aslında ölümsüzlük­tür Hayattan öğrendikle­rinin borcunu böyle öderler Siz hayat ile ilişkinizi nasıl kuruyorsun­uz ve ondan neler öğrendiniz?

Hayatımın her alanında her zaman diğer kişilerin bakış açılarını görebilmek, adaleti sağlamak, uzlaşmak için adımlar atmaya özen gösteriyor­um. Esasında her birimizin yaşantısı bir diğerimizi­n el rehberi oluyor. Bu hayatta, geride ne bıraktığın­ız değil yaşarken etrafınıza sevdikleri­nize neler kattığınız önemli rol oynuyor. Her zaman mottom ‘anı yaşamak’ dünün sorunların­ı bir kenara bırakıp geleceğe odaklanmak.

 ??  ?? Sol sayfada; Ömer Kalesi, Çocuk Derviş, 2006; yağlı boya, 50 x 40 cm. Ömer Kalesi, Meyve Taşıyan Adam,1994; yağlı boya, 46 x 55 cm. Altta; Alaattin Aksoy, Tepedeki Adam; 50 x 50 cm.
Ceket & pantolon, Dior Yüzük, Gilan
Sol sayfada; Ömer Kalesi, Çocuk Derviş, 2006; yağlı boya, 50 x 40 cm. Ömer Kalesi, Meyve Taşıyan Adam,1994; yağlı boya, 46 x 55 cm. Altta; Alaattin Aksoy, Tepedeki Adam; 50 x 50 cm. Ceket & pantolon, Dior Yüzük, Gilan
 ??  ?? Üstte; Alaattin Aksoy, Tepedeki Adam; 50 x 50 cm. Ömer Uluç, İsimsiz, 1987; tuval üzerine yağlı boya, 97 x 97 cm.
Sağ sayfada; Ömer Kalesi, Çocuk Derviş, 2006; yağlı boya, 50 x 40 cm. Ömer Kalesi, Meyve Taşıyan Adam,1994; yağlı boya, 46 x 55 cm.
Üstte; Alaattin Aksoy, Tepedeki Adam; 50 x 50 cm. Ömer Uluç, İsimsiz, 1987; tuval üzerine yağlı boya, 97 x 97 cm. Sağ sayfada; Ömer Kalesi, Çocuk Derviş, 2006; yağlı boya, 50 x 40 cm. Ömer Kalesi, Meyve Taşıyan Adam,1994; yağlı boya, 46 x 55 cm.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey