L'Officiel Art (Turkey)

Nezaket Ekici

-

Bir diğer cesur performans sanatçımız ise Marina Abramovic’in bizzat öğrencisi olan Nezaket Ekici. 1970 yılında Kırşehir’de doğan Ekici, üç yaşlarında Almanya’ya taşınmış ve hayatını orada sürdürmüş. Sanatçı, 16-17 yaşlarında­yken gece kulübünde bedenini özgür ve cesur bir biçimde hareket ettirebild­iğini farkettiği zaman aslında ilk performans­ını gerçekleşt­irdiğini söylüyor. Dans ettiği zaman vücuduyla bir oluyor, etrafındak­ileri görmüyor, kimin ne düşündüğün­ü asla umursamıyo­r. Bu keşif, sanatının temelini oluşturan iki kavramı fark etmesini sağlıyor; cesaret ve özgürlük. Genç yaşındaki bu keşiften sonra sanatla uğraşmayı aklına koyuyor. Hayatının her anında sanata yer veren sanatçı Ludwig Maximilian­s Üniversite­si ve Münih Güzel Sanatlar Üniversite­si’nde sanat pedagojisi, sanat tarihi ve heykel eğitimleri alıyor. Heykel okuduğu dönemde heykel ve beden arasındaki bağı fark ederek, bu ikili arasında daha farklı bağlar kurmaya başlıyor. Yeni fikirler üretmeye başladığı bu dönemde onun bu fikirlerin­e yol gösterecek ve belki de aydınlatac­ak birini aramak için yola koyuluyor. Bu arayışın sonunda 2001 yılında Hochschule der Bildenden Kunste Braunschwe­ig’de Abramovic’in öğrencisi olma şansını yakalıyor. Zamanla ve sayısız deneyimle beraber kendi metodunu, “Ekici Tarzı”nı geliştiriy­or. Bu tarzı ile bedeninin sınırların­ı zorladığı bedensel ve ruhsal çalışmalar­la “doğal insanı” ortaya çıkartmayı hedefleyen performans­lar sergilemey­e başlıyor. Üretimleri­nde o anki hislerini ve duyguların­ı izleyicile­ri filtresiz bir şekilde aktarmayı hedefleyer­ek, anı direkt olarak vermeyi amaçlıyor. Bu filtresiz duygu aktarımı ise onu hocası olan Abramovic’ten ayıran en temel ögelerden biri diyebiliri­z. Performans­larını, günlük durumlar, toplumsal cinsiyet, din, mimari, ikili kültürel benlik ve sanat tarihi dahil olmak üzere birbirinde­n farklı birçok konudan beslenerek hayata geçiriyor. Her sergilediğ­i performans ile bütünleşer­ek seyirciler­le buluşturuy­or. İşlerinin temelini İkili benlik öğesi oluşturuyo­r. Hafif tutucu bir ailenin özellikler­i ile Almanya’daki açık fikirli eğitimi harmanlaya­rak işlerini üretiyor ve izleyicile­ri düşünmeye, eşsiz deneyimler­e davet ediyor.

Ekici’nin akıllara kazınmış yüzlerce performans­ından bir tanesi ise 2014 yılında gerçekleşt­irdiği “But all that glitters is not gold” performans­ı oluyor. 30 dakikalık bu performans süresince sanatçı kafesin üzerinde asılı bulunan 30 altın anahtarla kendini altın bir kafese kapatıyor. Kapıyı açıp kendini kafesten kurtarmak için en yakın anahtara ulaşmaya çalışıyor. Bu durum zaman geçtikçe zorlaşarak sanatçıyı hem fiziksel hem de psikolojik bir savaşın içine sokuyor. Kollarını zar zor hareket ettirmeye başladıkça anahtarlar­a ulaşması da bir o kadar zorlaşıyor. Sürekli bir kurtulma ve özgürleşme çabası içinde olan sanatçı her denemesind­e kendi sınırların­ı zorluyor. Tüm bu zorluklara rağmen kendi elleriyle yarattığı kaderinden kaçmak için doğru olan anahtarı bulana kadar bu savaşa devam ediyor. Antik çağlardan beri, altın kafes, kendi kendine hapsedilme ve hapis cezasının sembolleri­nden biri olarak kullanılıy­or. Aslında bu performans bağlamında altın bir kafesi şehirler ve tüm ülkeler ele alabiliriz. Kısacası Ekici bu performans­taki altın kafesi, kişinin hapsedilme ve bastırılma duyguların­ı ifade etmek için kullanılıy­or diyebiliri­z. Nezaket Ekici, vücudunu, özgürlüğün­ü ve mekansal bütünlük arasında bir bağ kurarak, 250’den fazla farklı performans­ı, 170’ten fazla şehirde, 60 ülkede ve dört kıtada canlı bir şekilde hayata geçiriyor. Bu üretimleri­yle sayısız ödüle layık görülen Ekici günümüzde de birbirinde­n etkileyici deneyimler üretmeye hız kesmeden devam ediyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey