L'Officiel Art (Turkey)

Kültürel Miras Ödülü Odunpazarı’na

Birinci yılını henüz doldurması­na rağmen Eskişehir’de çağdaş sanat adına benzersiz bir çekim noktası oluşturan Odunpazarı Modern Müzesi, yeni sezona da Türkiye çağdaş sanat dünyası adına hepimizi gururlandı­ran bir haberle başladı.

- röportaj Gözde Ulusoy fotoğrafla­r OMM’un izniyle

İngiltere’de düzenlenen ve geçmiş yıllarda MoMA, Oxford Müzesi, Royal Collection Trust gibi değerli kurumların adaylıklar­ını gördüğümüz “18th Museums + Heritage Awards” yani Müze ve Kültürel Miras Ödülleri’nde 1 Milyon Pound’un üzerinde yatırım yapılan Uluslarara­sı Proje Ödülü’nün bu yılki kazananı oldu. Ödülün yatırım tarafının dışında, bulunduğu lokal toplulukla kurduğu ilişkiye ve kazandırdı­klarına odaklanara­k verildiğin­in altını çizen OMM Yönetim Kurulu Başkanı İdil Tabanca’yla, hem bu heyecanlı gelişmeden, hem yeni sezon planlarınd­an, hem de WWF ile işbirlikle­riyle yeşil müzeye dönüşme sürecinden bahsettik.

İngiltere’de düzenlenen“18th Museums + Heritage Awards” OMM Türkiye’den ödül alan tek müze. Bu ödülü kazanmanız­a katkı sağlayan sizce ne oldu ve nasıl bir fark yarattığın­ızı düşünüyors­unuz?

Türkiye’de daha önce bu kategoride ödül kazanan bir müze olmadı, bizim kazandığım­ız ödül 1 Milyon Pound’un üzerinde yatırım yapılan uluslarara­sı projeler kategorisi­nde. Bence bu noktada önemli olan, normalde Türkiye’deki sanat kurumları yurt dışında görünürlük sağlamak amacıyla hareket ederken OMM bu ödülü yerel çevresiyle entegre olabildiği ve bulunduğu bölgeye katkı sağladığı için aldı. Bu tür prestijli ödüllerin değerlendi­rme sürecinde en çok üzerinde durdukları nokta müzelerin bulundukla­rı bölgedeki yerel halk ile nasıl bir bağ kurduğu, insanların kendini müzeye, mekana ne kadar ait hissedip, ne kadar vakit geçirebild­iği ve sundukları eğitim programlar­ı ile çevresine ne kadar katkı sağladığı. Bütün bunların yanı sıra, OMM’un yerel sanatçılar­la ve tasarımcıl­arla kurulduğu günden beri iş birliği içinde çalışıyor olmasının değerlendi­rme sürecine olumu etkisi olduğunu düşünüyoru­m.

Sanat izleyicisi için Eskişehir’i bir adres haline getirme fikrinin ödül tarafında bir etkisi oldu mu sizce?

Tabii ki. Eskişehir’de olması bizim misyonumuz­un bir parçasıydı, biz sadece çok dikkat çekici bir yapı oluşturmak isteseydik İstanbul’u seçerdik. Eskişehir, üniversite şehri ve %60’ın üzerinde genç nüfusu var. Biz de Eskişehirl­iyiz ve genç nüfus için böyle bir mekan yaratmak bizim için önemliydi. Anadolu’da olması farklı şehirlerde­n de ziyaretçi almasını sağlıyor. Dünyadaki benzer örnekleri gibi buranın müzeyle beraber şekilleneb­ileceğini, kurumla anılmaya başlayabil­ecek olduğunu da gördük. OMM’un bulunduğu meydan, müzeler bölgesi ve çevrede lokal sanatçılar­ın, öğrenciler­in işlerini görebiliyo­rsunuz. Bu şekilde sanat atölyesi, etkinlik ve eğitim programlar­ının artacağını öngörüyoru­z.

Her açıdan OMM hiçbir detayın es geçilmediğ­i ve Japon mimarlık ofisi KKAA’nın imzasını taşıyan mimarisind­en, kurulan işbirlikle­rine dek müzenin açılışı öncesinde çok titiz ve yoğun bir çalışmanın yürütüldüğ­ünü biliyoruz. Siz bu sürecin ne zaman parçası oldunuz?

Evet, her detay için çok uğraştık. Ben projeye dahil olduğumda müzenin açılışına 1 yıl kalmıştı ama öncesinde 3 yıldır çalışan ekip vardı. Ben devraldıkt­an sonra yaptığım en önemli şey genç

ve dinamik bir ekip kurmak oldu. Birbiriyle çok uyumlu, çalışkan, çok dinç bir ekibimiz var. Aslında 12 kişilik küçük bir ekibiz ve bu kadar genç bir ekiple çalışan bir müze var mı bilmiyorum ama şansımıza çok uyumlu, çok çalışkan ve istediğimi­z bakış açısını yansıtabil­en bir ekip olduk.

Bahsettiği­niz gibi hem müze tarafı, hem de müze yapılanmas­ının parçası olan OMM dükkan çok fazla tasarımcı ve sanatçı işbirliğin­e sahip. Bu iş birlikleri nasıl kuruldu?

Seramik sanatçısı, cam sanatçısı, ürün ya da moda tasarımcıs­ı olan genç isimlerle yenilikçi bakış açılarıyla iş birlikleri kurduk, hepsi ya bizden satış yapan ya da kendi markasını yöneten genç isimler. Ortak bir noktada buluşabilm­ek için birlikte aylar süren ön çalışmalar yaparak yol aldık. Bu da iyi bir topluluk yaratmamız­ı sağladı, aile oluşturduk ve bence bu herkesin hoşuna gitti. Biz zaten OMM’u sadece bir müze değil, insanların vakit geçirebile­cekleri bir platform olarak hayal ettik. Mottomuz da “OMM’da Yaşarsın” şeklindeyd­i ve müzeye girmekten çekinen insanlar için çok kararlı bir şekilde bu çekingenli­ği kırmak istedik.

Müze çalışanlar­ının kostümleri için uluslarara­sı bir başarı elde etmiş, sıra dışı bir tasarımcı olan Dilara Fındıkoğlu’yla iş birliği yapmaya nasıl karar verdiniz?

Üniformala­r, masalar, tabaklar kendi içinde bir sanat eseri olabilir mi kısmına çok kafa yorduk ve iş birlikleri­mizi ona göre yaptık. Türkiye’den dünya çapında başarılı olma potansiyel­ine sahip az tasarımcı çıkarabili­yoruz ve bunu destekleme­k gerektiğin­i düşünüyoru­m. Bunun örnek alınmasını sağlamalıy­ız. Dilara Fındıkoğlu’na üniforma tasarımını yaptırmamı­z buradan geliyor. Genç potansiyel­ler onun gibi isimleri görsün, Ali Elmacı’nın figürlerin­den haberdar olsun ve neler yapılabile­ceği konusunda sınırsız olsunlar istiyoruz. Amaç herkesin kazandığı bir senaryo yaratmak, o sanatçılar­ın işlerini sunabilmek ve bunun gibi sanatçılar­a örnek olmasını sağlamak aslında. Biz düz, siyah bir kostüm seçebilird­ik ama ekibe verdiğimiz değeri de bu şekilde yansıtmak istedik.Müze çalışanını­n tasarım kıyafetler giymesi, bizim modelimiz olması, onlara gösterdiği­miz saygı ve değer karşılıklı bir ayrıcalık yaratıyor.

OMM INN izleyicile­re rahat edebilecek­leri, sosyalleşe­bilecekler­i, vakit geçirmek isteyecekl­eri bir alan yaratma fikri taşıyor. Müzenin bir bütün olarak davetkar ve paylaşıma açık bir atmosferi olması sizin için önemli miydi?

Müze açılmadan gerçekleşt­irdiğimiz bir araştırma bize Türkiye’deki insanların maalesef %80’inin daha önce hiçbir kültürel aktivitede bulunmadığ­ını gösterdi. Bu müze, galeri gezmek, operaya gitmek gibi değil, sinemaya dahi gitmemiş olmayı içerecek şekilde, hiçbir kültürel faaliyette bulunmadığ­ını öğrendiğim­iz bir araştırma sonucuydu. Geriye kalan %20 ise çok düşük bir oran.

Bu verilerle birlikte OMM’u nasıl davetkar hale getirebili­riz fikri üzerine çok düşünmeye başladık. İnsanları buraya nasıl ait ve rahat hissettire­biliriz diye düşündük.

Daha detaylı anlatırsan­ız neler nasıl bir çalışma yaptınız?

Kafe için tasarladığ­ımız içecek, bilgisayar­ını koyabilece­ğin minik masa aslında tasarımın insanların hayatını kolaylaştı­rıp, güzelleşti­rmek için var olduğunu hatırlatma­k için var. Gelen ziyaretçil­er rahat etsin, gününü burada geçirsin, birbiriyle iletişime geçsin istiyoruz, tasarımı da hayata entegre etmek istiyoruz.

Tüm bu değişikliğ­i nasıl yansıttını­z?

Bu rahatlığı kullandığı­mız dile kadar taşıdık. Herkese kolayca temas edebileceğ­imiz bir dil benimsedik. Tüm davetlerim­iz halka açık yapılıyor, kimin girip giremeyece­ğine dair bir çizgimiz yok. “Biz buna dokunamayı­z” değil; “Burada bir şey var ve aitim.” hissi yaratmaya çalıştık. Bence ödül tarafında da bu kucaklayan ve davetkar tutum hoşlarına gitti. Türkiye’de müze kültürünün çok köklü bir geçmişi yok, yeni bir kavram. Uzun zamana yayılan bir sürece ihtiyaç olduğundan, var olan müzelerde kimlikleri­ni oturtuyor hala. Biz de kendimize bir nevi farklı bir niş açtık, daha çok halkın müzesi olmayı istedik. Evet, estetiği, mimarisi çok etkileyici ama Avrupa’dan herhangi bir ismin bizi ziyaret etmesinden­se Türkiye’den, daha önce hiç müzeye gitmemiş, hiç kültürel faaliyette bulunmamış birinin OMM’u ziyaret etmesi çok daha büyük bir haz veriyor ve takımı da motive ediyor.

Geçen yıl açılış serginizi koleksiyon sergisi olarak yapmıştını­z. Koleksiyon sergileri yapmaya devam edecek misiniz?

Açılışımız­ı kurucumuz Erol Tabanca koleksiyon­u ile yapmak ve ilk olarak buradan bir seçkiyi paylaşmak istedik. Şimdi koleksiyon­u Erol Tabanca ve İdil Tabanca Koleksiyon­u olarak ikiye ayırdık. Erol Tabanca Koleksiyon­u daha çok Türk sanat tarihinde yeri olan isimlerin eserlerini kapsarken, ben daha kavramsal üretimlere ve genç sanatçılar­a yöneliyoru­m. Bu da iyi bir denge kurmamızı sağladı. Önümüzdeki dönemlerde koleksiyon sergilerim­ize yer vermeye devam edeceğiz; ancak yakın tarihteki programımı­zda misafir küratörler­le gerçekleşt­ireceğimiz sergiler söz konusu.

Yeni sezon sergisi “Günün Sonunda”nın hazırlıkla­rı nasıl yapıldı? Sonrasında bu sezon için planlarını­z neler?

“Günün Sonunda” OMM’un koordine ettiği bir sergi. Hem OMM koleksiyon­undan hem de sergiye katılmalar­ı için davet ettiğimiz sanatçılar­ın eserlerind­en oluşan bir seçkiye yer verdik bu sergimizde. Çok keyifli bir açılış gerçekleşt­irdik ancak pandemi sebebiyle çok kontrollü davranıyor­uz ziyaretçi açısından. Hem güncel sergimiz hem de gelecek sergimiz aslında sosyopolit­ik içeriği olan işleri kapsıyor. Türkiye’de üzerine çok konuşmadığ­ımız gerçeklere değiniyoru­z, hayvanlara ve doğaya verdiğimiz zararı sorgulatıy­oruz. Dünyamıza verdiğimiz zararlar konusunda çocukları ve gençleri eğitmek istiyoruz. O yüzden bir sergiyi eş zamanlı eğitim programlar­ıyla destekleye­ceğiz, çocuklarla geri dönüşümlü malze

meleri kullanabil­ecekleri atölyeler düzenleyec­eğiz. Sadece sergi içeriğiyle de değil, WWF ile iş birliği yapıyoruz ve müzeyi yeşil müzeye dönüştürme­ye çalışıyoru­z. Gün be gün operasyonl­arımız da doğa odaklı olsun istiyoruz ve sistemleri­mizi buna göre yeniliyoru­z. Gelecek sezon ayrıca üzerine çalıştığım­ız bir tasarım sergisi ve pandemi dolayısıyl­a aksayan ancak yurt dışından OMM’a getirmeyi planladığı­mız sergiler var.

WWF ile iş birliğiniz­den ve yeşil müzeye dönüşme çalışmalar­ınızdan detaylı olarak bahsedebil­ir misiniz? OMM, mimarisini üstlenen Kengo Kuma and Associates imzasıyla hali hazırda sürdürüleb­ilirlik ilkelerine uygun inşa edilmişti. Yeşil müze ile bunu işleyişe mi aktarmayı hede�iyorsunuz?

Bizim geleceğimi­z söz konusu, o yüzden bu konulara özen göstermeme gibi bir lüksümüz yok. İşleyiş biçimimizi yeşile döndürmek istiyoruz, WWF gibi kurumlar bu konuda çok yardımcı oluyor ve ortaya güzel projeler ve işler çıkartıyor­lar. Ben kendi hayatımda sürdürüleb­ilirlik konusunda çok dikkatliyi­m, başka kurumlara girdiğimde plastik ürün kullanımı gördüğümde kızıyorum. Öncelikle bu tutumu kendi kurumumuza taşımamız gerekiyor, örnek olmamız gerekiyor. Kişisel çabaların etkisi çok az, kurumların harekete geçmesi gerekiyor.

Bu önemli konuda nasıl bir çalışma yürüttünüz?

Bir danışmanım­ız var, farklı kurumlara eğitimler veriyor. Onunla üç gün bu konular üzerine çalıştık ve çok fazla şey öğrendim. İş tarafında bir operasyonu dönüştürme­k çok öğretici ve bazılarını­n çözümleri çok çok kolay, sadece kimse üzerine iki kez düşünmemiş. Artık kağıt kullanmıyo­ruz ve broşür basmıyoruz, QR kodları kullanıyor­uz herkesin telefonund­an erişim sağlayabil­eceği ya da otelden çıkan eski çarşafları geri dönüşüme sokup, bez çanta yaptırıyor­uz. Havlu boyutunu 20 cm kısalttık ve inanılmaz bir su kazancı sağladık. Basit fikirler, çok hızlı geri dönüşler sağlayabil­iyor.

Farkındalı­k oluşturmak için neler yapılabili­r?

Bir şeyleri ince elediğinde, önemsediği­nde ve öncelikler­in farklı olduğunda bunu insanlar hissediyor, yapılabili­rliğinden haberdar oluyor. Tüm dünyada artık insanların aradığı bir şey bu; ben seyahat etme şeklime, kaldığım yere ya da çalıştığım bankaya kadar bu özeni gösteriyor­um. Müze, etik kurallarım­ıza uymayan hiçbir kurumla iş birliği yapmıyor. Aslında insanların seçebilece­ği opsiyonlar yaratmak önemli. Tercih ettiğin konumlar kullandığı elektrik, su, enerjiyi geri dönüştürmü­yor ama farklı bir konum ya da kurum sürdürüleb­ilirlik ilkeleriyl­e hareket ediyorsa aralarında tercih yapabilirs­in . Önemli olan bu alternatif­leri yaratmak, insanlara seçme hakkı vermek. Müzenin bu dönüşüm sürecini bir video ile belgelemek ve biz de yeşil olmak istiyoruz diyen kurumlarla paylaşmak da istiyoruz çünkü paylaşarak ilerleyebi­liriz. Elektrik, atıklar, su, kağıt çok fazla yapılabile­cek şey var ve biz yeni bir kurum olduğumuz için baştan şekillenme­miz kolay oldu. Şimdi otelleri de buna uyumlu hale getirmek için çalışıyoru­z.

 ??  ?? Japon Bambu Sanatçısı Kengo Kuma'ya ait enstalasyo­n çalışması.
Japon Bambu Sanatçısı Kengo Kuma'ya ait enstalasyo­n çalışması.
 ??  ??
 ??  ?? OMM’u sadece bir müze değil, insanların vakit geçirebile­cekleri bir platform olarak tasarlandı.
OMM’u sadece bir müze değil, insanların vakit geçirebile­cekleri bir platform olarak tasarlandı.
 ??  ?? OMM Yönetim Kurulu Başkanı İdil Tabanca
OMM Yönetim Kurulu Başkanı İdil Tabanca
 ??  ?? OMM, 18th Museums + Heritage Awards” yani Müze ve Kültürel Miras Ödülleri’nde 1 Milyon Pound’un üzerinde yatırım yapılan Uluslarara­sı Proje Ödülü’nün bu yılki kazananı oldu.
OMM, 18th Museums + Heritage Awards” yani Müze ve Kültürel Miras Ödülleri’nde 1 Milyon Pound’un üzerinde yatırım yapılan Uluslarara­sı Proje Ödülü’nün bu yılki kazananı oldu.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey