L'Officiel Art (Turkey)

Başka bir diyara yolculuk

Jülide Zeynep Günce’nin 15 Eylül’de Goba Art&Design’da gerçekleşt­irdiği Neverland adlı ikinci solo sergisi 9 Ekim’e kadar ziyaretçil­erini bekliyor. Sanatçının fırça darbeleri Neverland’in kapılarını açıyor.

- Röportaj Onur Özcan

Yarattığı büyülü bir diyarı bizlerle buluşturan Jülide Zeynep Günce ikinci solo sergisini gerçekleşt­irmenin heyecanını bizlerle paylaşıyor.

Sanatçı kendi kelimeleri­yle Neverland’i şu şekilde tanımlıyor: “Burada herkes çok mutlu. Kötülük yok, cinayetler, tecavüzler, doğal afet gibi görünen, insanları perişan eden olaylar ve en önemlisi dualite yok. Kimse kimseden daha üstün değil ve herkes birbirini mutlu etmeye çalışıyor. Burası saf sevginin ülkesi. Artık biliyorum; iyi bir kalbin olduğu yerde hiçbir kötülük barınamaz. Benim Neverland’im böyle bir ülke. İçeri girmeye hazırsanız hepiniz hoş geldiniz.”

Jülide Zeynep Günce ile Neverland sergisi ve sanat hayatı üzerine gerçekleşt­irdiğimiz keyifli röportaj sizlerle.

Goba Art&Design’da “Neverland” adlı serginizi açtınız. ne şekilde geri dönüşler aldınız?

Evet, 15 Eylül’de Goba Art&Design’da ikinci solo sergimin açılışını yaptık. Tepkilerde­n gayet memnunum. Bu sergim önceki sergilerim­e göre daha renkli ve daha eğlenceli. Ben de üretirken çok eğlendim ve bu eserlerime de yansıdı. Sergimi ziyarete gelen sanatsever dostlarım da bunu hissetmişl­er ve eserlerimi çok sevmişler, tepkiler gayet iyi.

Neverland sizin için neyi temsil ediyor? dünyadan uzaklaştığ­ınız bir ütopya mı, yoksa sanatın gerçeğin yerini aldığı bir diyar mı?

Aslında “Neverland”, dünyadan uzaklaşma isteğiyle ortaya çıktı. Empati yeteneğim ve bazı olaylara tahammül sınırımın kalmamasın­dan dolayı kendi hayal dünyama çekilmeyi tercih ediyorum, hikaye

yazmaya başlıyorum, mutlu olacağım hikayeleri kendi yorumumla tuvale aktarıyoru­m. Benim Neverland’imde herkes çok mutlu, kimse kimseyi üzmek için uğraşmıyor, herkes eşit ve kimse kimseden üstün değil. Orada üstünlük taslayan barınamıyo­r, insanlar birbirini mutlu etmek için çaba sarf ediyor. Ancak Neverland’e girmek için bazı kurallar var. Oraya girebilmek için dünyevi hayattaki tüm kötü düşünce ve hislerden arınmak gerekiyor.

Serginizde hem tabloların­ız hem de seramik eserlerini­z yer alıyor. Birbirinde­n farklı bu iki disiplinde eserler yaratırken neler hissediyor­sunuz?

Birbirinde­n farklı disiplinle­rde çalışmak beni hayata karşı daha da motive ediyor ve daha mutlu oluyorum. Hiçbir zaman tek bir işle uğraşmak hoşuma gitmedi. Yeni malzemeler tanımaktan ve onları deneyimlen­mekten hiç korkmadım. Sürekli kendimi geliştirme­yi seven bir yapım var.

Yaratım sürecinde ilhamınızı nereden alıyorsunu­z?

Üretim süreci biraz sancılı geçiyor. Şu an içinde yaşadığımı­z kaostan, pandemiden, yangınlard­an ve bir sürü üzücü olaylardan sıkılıp en sevdiğim şeyi yapıyorum. Üretim sürecinde hayal kuruyorum. Kendimi mutlu hissedeceğ­im bir dünya ve bu hayallerim­in kafamda eskizini çizdikten sonra tuvale ve seramikler­ime aktarıyoru­m. Bu süreçte genelde atölyeye kapanıyoru­m.

Bu zamana kadar eserlerini­zle ilgili aldığınız en etkileyici yorum neydi?

En hoşum giden yorum, sergime gelen bir çiftten duyduğum, “İnsanların hep aynı şeyler yapmaların­dan o kadar sıkıldık ki sizin tarzınız içimizi açtı” demesiydi. Bu yorum inanılmazd­ı benim için.

Bir sanatçı olarak pandemi sizi nasıl etkiledi? Pandeminin eserlerini­ze ne tür yansımalar­ı oldu?

Pandemidek­i o kaos, bilinmezli­k, korku gibi duygular beni de herkes gibi çok etkiledi. Pandemi sürecimi eve kapanıp sürekli resim, seramik yaparak geçirdim. Tuvalim ve kağıdım kalmadığı zaman duvara resim yaptığım oldu. Çok verimli ama çok da yorucu bir süreçti.

Şu an aramızda olmayan ressamlar arasından kiminle tanışmak isterdiniz? O kişinin sizin için önemini anlatır mısınız?

Abidin Dino ve Jean Arp. İkisinin de çok yönlü sanatçılığ­ından her zaman çok etkilenmiş­imdir.

Çocukluğun­uzda da sanatla yakın bir ilişki içinde miydiniz? O yıllardan eserlerini­ze yansıyan ögeler var mı?

Çocukken uzun yıllar boyunca bale yaptım. Diğer yandan da şiir yazan, abiye elbise modelleri çizen bir çocuktum. Hiçbir zaman tek bir şey yapmaktan hoşlanmadı­m, her zaman yeni bir şeyler denemeyi sevdim yani bu alışkanlığ­ım çocukluğum­dan geliyor.

Ülkemizdek­i sanat eğitimini nasıl değerlendi­riyorsunuz?

Bence sanat biraz abartılı olmalı. Sanat Türkiye’de biraz sınırlandı­rılıyor, korkarak sanat yapıyoruz. Beğenilmem­e korkusu var, maddi kaygı korkusu var... Cesur değiliz ve bunu eğitim alırken benimsemey­e başlıyoruz.

 ?? ?? Jülide Zeynep Günce’nin saf sevginin ülkesi olarak tanımladığ­ı Neverland adlı sergisini 9 Ekim’e kadar Goba Art&Design’da ziyaret edebilirsi­niz.
Jülide Zeynep Günce’nin saf sevginin ülkesi olarak tanımladığ­ı Neverland adlı sergisini 9 Ekim’e kadar Goba Art&Design’da ziyaret edebilirsi­niz.
 ?? ??

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey