Az Leke, Çok Beyaz

Serap Paşalı

Macline - - News - Serap Paşalı www.serappasali.com.tr info@serappasali.com.tr

“Leke, tamamen algısal bir görüngü anlatım öğesidir.” L. F. Hodgden

Resim sanatında leke, yüzeyin homojen biçimde tek bir renk kullanılarak örtülmüş parçası olarak tanımlanır iken, daha sonraları bu ifade “yüzeyleri, herhangi bir malzeme ile örterek; renk, doku, ışık - gölge, ölçü, geometri, derinlik olarak ifadelendirmenin tekniği” şeklinde genişletilmiş. Uzaydaki mevcudiyetin sınırlandırılması da denilebilir. Bizler, maddenin malzemesi yahut enerjisi her ne olursa olsun, sınırlı uzayın nesnelliğini, yüzeyleri aracılığıyla algılarız. Gözümüz ona iletilen yüzey örgüsünü, ışıklılık, renk, doku ve kontur bilgisiyle birlikte leke göstergesi olarak kabul eder. İnsan gözü kılcal değerleri fark edemez. Ancak onları bütünler, kaynaştırır, eritir, eksiltir ve bir lekesel değere dönüştürür. (Bknz. İşine gözünü kısarak bak evlâdım!)

“Tüm yaratma faaliyetleri, akıllıca kullanılan boş bir alan ile başlar.” Finke

Bakılan yer, -her zaman- görülen yer midir bilinmez ama tasarım tarihi içinde beyaz bırakılan alanların etkili kullanıldığı örneklerin varlığı inkâr edilemez. Beyazların köpürtüldüğü çalışmalar için genel geçer bir ifade olan “beyaz tasarım” yaygınlaşarak grafik tasarımda kendi gücünü ortaya koydu bile.

Bir sayfa tasarlarken, üzerinde bırakılan beyaz alanlar, çoğunlukla anlatım alanının kendi renginin beyaz olmasından ötürü dikkat çekmeyebilir, hatta tasarıma kattığı anlam gözden kaçabilir de.

Abartmadan söylemek gerekir ise, beyaz alan (boşluklar) çalışma içerisinde doğru kullanıldığında oldukça güçlü bir tasarım öğesine dönüşebilir. Bununla kalmayıp söz konusu projede yer alan tasarım elemanları arasındaki bütünlüğü sağlarken, çok sayıda eleman kullanımı sebebiyle oluşan karmaşa, görsel algılamadaki gecikmeyi önlemede en mühim etken olur. Bu alan parçacıkları, izlenen işte tasarlanmışlık ve üzerinde düşünülmüşlük etkisi verir. Resimde leke ne ise, plastik heyecan duyabilenlerin dünyası için de söylediğinin anlamının söylemediğinde gizli olma durumu odur. Leke, yüzeyi tamamen örter yahut bir malzeme ile sıvar.

En boy bilgisini sağlayan ve yüzey görüntüleyen anlatım şekli olur. Görsel şekillendirmenin temel öğesi olarak kabul edilir.

Tekstürel yapılaşmayı lekenin seyrekliği, inceliği, ışıklılık durumu, (açık/koyu) tonları, yoğunluğu, üst üste binmeleri, hiçbir iz taşımayan düzlükleri, armonik geçişleri (degrade), girinti - çıkıntıları ve uygulama aracına bağlı izleri yaratır.

Pürüzsüz (parlak), dokusal (pürüzlü), darbesel (tuşlu), çizgisel (taramalı) ve noktasal (puantilist) lekeler olmak üzere beş ayrı biçimde örgülenir. Hem sosyal hem plastik alanda leke, uzayı ayıran, kaplayan, sınır çizen, alan kapatan, örten bir farklılaşmadır. Buna bağlı olarak lekecilik, grafik tasarımda ana ifade unsuru olmuştur.

“Eser kendi içinde mutlak anlamını taşır ve bunu seyirciye, seyirci daha konuyu anlamadan kabul ettirir.” Matisse böyle demişti.

O halde iyi artist, temsil ettiğini canlı kılar. İzleyende, kendisi konunun karşısındaymış gibi duygular uyandırır ve bir heyecan yaratır. Tasarım ürünü sadece gözler için olmamalı. Göreni, aynı zamanda düşünceye de sevk etmeli. Bu sebeple çizgi ve lekelerin şiiriyle birleşen sağlamlık, deformasyon ritmi için tek bir kelimeyle denilebilir ki: Müzikalite!

Pek âlâ, sanatta faydacılık yoktur. Sanat sadece içgüdümüze hizmet ettiği için faydalı. Sanatçının yaptığı, bazen izahı mümkün olmayan bir ruh haliyle kendini aşar. Bütünlük tesiri yapan lekeler güzel, tamam. Hele bu şahsiyetimize ait bir şekilse, biricik olduğundan daha da güzel.

Kabûl. Buna rağmen şahsiyetinde geniş lekelere sevgisi olan, bunu her yerde aramalı. Sanatın özünde kâide bulunmuyor aslında. Kâidenin dışına çıkıldığı ölçüde sanat, şahsî oluyor. Genç artistler, eski zaman insanlarının içgüdünün şaşmaz prensip ve baskısı ile yaptıklarını teknikle yapmak ister. Ancak saf ve samimi kalamadıklarından daha kötüsünü icra etmiş olabilirler. Her proje iki piktüral gerçeği hatırlatır: Denge ve stil.

Lekecilik ( Taşizm - Tachisme), Fransızca “tache” sözcüğünden alınmış bir sözcük olup sanatçının düşünmeden ve rahat bir şekilde kullandığı boyaların tuval yüzünde meydana getirdiği lekelerin etkisine dayanan anlayış olarak tanımlanır. Leke sözcüğü ilk kez 1950’de Fransız sanat yazarı Michel Seuphor tarafından kullanıl- mıştı. Seuphor leke anlayışı bakımından sürrealist otamotizmden doğan ve ekspresyonizmin soyuta yönelmiş olan anlayışına yönelmişti. Diğer temsilcileri Wols, Jackson Pollock, Mathieu ve Tobey idi.

Bu noktada samimiyet, kendimize inanmaktır. Bütün kaynakların birleştiği gibi tasarımda zihne açıklık, düşünceye genişlik ve berraklık, sezgiye kolaylık ve kesinlik sağlayan fikir, önemlidir. Gençler, düşünceyi tabiatta, stili ise kendi içlerinde aramalı. Yaratıcı istidâdı geliştiren ve artıran kültürü edinmek gerekliliğine inanmalı; çünkü değerli olanı duymak ve duyurmakta isabet zordur. Sanatın bir iç yaşama olduğunun farkını anlama takdiriyle şekiller, renkler, lekeler bir ekspresyon vasıtası olurlar. Bir tasarım, ruhun kanunlarını kavrayışta gösterdiği hassasiyet ölçüsünde takdir ve hayranlık duygularını uyandırır. Göstergebilimciler bir tasarımı çeşitli, katmanlı bir işaretler karmaşası olarak çözümleyebilirken tasarı olgusunu sonuçtan yola çıkarak incelerler. Bununla birlikte süreçlerinin, işe baştan başlamak durumunda olanlara, yani son amaçlarının izleyicilerin gözünde ne olacağı olan tasarımın yaratıcılarına herhangi bir biçimde yarayacağını gösteren hiçbir şey yoktur. Aynı koşul, tasarımın içeriğini çözümleyerek onun yorumunun değerini yargılayan akademisyenler için de geçerlidir.

“Sanat ve eğitim denen şeyler, varlıkları bütünlemek içindir.” Aristo

Mutlu yıllar!

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.