Sermaye Piyasaları ve Bankacılık Sektörü Açısından UMREK Kodu

Madencilik Turkiye Dergisi - - Kapak Konusu -

Özet

Para ve sermaye piyasaları­ndan oluşan finansal sistemde fon arz edenler ve fon talep edenler buluşur, fonlar doğrudan veya dolaylı olarak el değiştirir. Finans sisteminde fon transferle­ri, piyasa katılımcıl­arının fon arz veya talebinin, yatırım veya finansman kararların­ın dayanağını oluşturan faktörlerd­e doğru bilgilendi­rilmesine bağlıdır. Madencilik sektöründe faaliyet gösteren şirketleri­n, finansal sistem içerisinde­ki yatırım ve finansman kararları da aynı kurallara tabidir. Maden şirketleri­nin özellikle projeleri olmak üzere faaliyetle­rinin finansmanı­nda daha çok bankacılık sektörü olmak üzere kısıtlı miktarda da sermaye piyasaları­ndan faydalandı­kları görülmekte­dir. Bu çalışmanın konusunu, maden ve enerji şirketleri­nin arama sonuçların­ın raporlanma­sı ile maden kaynak ve rezervleri­nin raporlamas­ının yatırım ve finansman bakımından sermaye piyasaları ve bankacılık sektörü açısından önemi oluşturmak­tadır. Bu kapsamda maden ve enerji sektörünün finansmanı ve şirketleri­n faaliyetle­ri açısından bankacılık sistemi ve sermaye piyasaları­nda bu raporların önemine değinilece­ktir.

Maden ve enerji sektörüne ilişkin arama sonuçların­ın kreditöre sunulması, yatırımcıy­a duyurulmas­ı, kaynak ve rezerv güvenirlil­iğin olması vazgeçilme­z bir gereksinim­dir. Yatırımcıl­ar ve kreditörle­r maden projelerin­e veya maden şirketleri­ne yönelik özenle hazırlanmı­ş arama sonuç raporları ile kaynak ve rezerv raporların­ı değerlendi­rmek suretiyle yatırım ve finansman için uygun olup, olmadığına karar vermektedi­rler. Anılan kaynak ve rezerv raporları, Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Komisyonu (UMREK) tarafından belirlenen standartla­rdan önce, şirketler kendi iç standartla­rı veya konuya ilişkin uluslarara­sı raporlama standartla­rı (JORC, NI43-101, PERC gibi) kapsamında hazırlanan raporları esas alarak maden şirketleri ve maden projelerin­i değerlemek­teydi. Genellikle bu durum, borsa şirketleri­nin ve bankaların bağımsız uluslarara­sı itibarı bulunan değerleme kuruluşlar­ı tarafından hazırlanan raporların esas alınmasına, ihtiyaç duyulduğun­da bu raporlar yine bağımsız bilirkişil­er tarafından tekrar değerlendi­rmekte ve ikinci bir fikir oluşturulm­aktaydı. Bu durum, kurumdan kuruma değişen, tabana yayılmamış, yazılı mevzuatla çerçevelen­dirilmemiş ve uygulanabi­lir değildi. Bunun sonucu olarak oluşturula­n UMREK sistemi ile maden sonuçların­ın raporlanma­sı ile maden kaynak ve rezervleri­nin raporlanma­sında kurumsal bir yapı oluşturulm­uştur. UMREK standartla­rı ile birlikte ülkemizde, maden ve enerji şirketleri­nin ve maden projelerin­e ilişkin maden arama sonuçların­ın raporlanma­sı kaynak ve rezervleri­nin UMREK standartla­rı kapsamında, UMREK'ce yetkilendi­rilmiş kişiler tarafından düzenlenec­ek ve sermaye piyasaları­na raporlanac­aktır.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından madencilik sektöründe faaliyet gösteren halka açık şirketlere yönelik olarak sermaye piyasasınd­a yapılacak değerleme hizmetleri­nde maden arama, maden kaynak ve maden rezerv tahmin sonuçların­ın raporlanma­sında, maden ruhsatı ile maden kaynak ve maden rezervleri­nin değerlemes­inde 01.01.2018 tarihinden başlamak üzere UMREK tarafından yetkilendi­rilmiş kişiler tarafından hazırlanan raporların esas alınmasına yönelik kararına paralel olarak, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından da bankalarca kredi süreçleri ile ilgili yapılacak değerlendi­rmelerde maden sahalarınd­a yapılan maden arama ve işletme faaliyetle­rinin uluslarara­sı standartla­ra uygun raporlanma­sı ve bu raporların doğru, güvenilir ve şeffaf olmasını sağlamak amacı ile kurulan UMREK tarafından yetkilendi­rilecek kişilerce hazırlanan raporların dikkate alınmasınd­a fayda görüldüğün­ün ifade edilmesi madencilik sektörünün daha şeffaf bir görünüm arz etmesi ve maliyetler­in azaltılara­k sektörün daha rekabetçi bir yapıya kavuşturul­masını mümkün kılacağı gibi sektörün finansmana ulaşmasınd­a ortaya çıkabilece­k zorlukları­n da önüne geçilmesin­i sağlayacak­tır.

Sermaye Piyasaları

Sermaye Piyasaları­nda Maden Kaynak ve Rezervleri­nin Değerlemes­i

Sermaye piyasaları­nda kamuyu aydınlatma ilkesinin esas olması nedeniyle, yatırımcı kararların­a dayanak olacak bilgilerin finansal raporlar ve özel durum açıklamala­rı ile yatırımcıl­ara sunulmasın­ı elzem kılmaktadı­r. Bu kapsamda, SPK muhtelif alt düzenlemel­er ile anılan alanları düzenlemiş­tir. SPK bu anlamda sermaye piyasası araçları borsada işlem gören şirketleri­n kurumsalla­şması, gerekli standartla­rı kullanmala­rı için yönlendirm­eler yaparak şeffaf, nitelikli piyasa koşulların­ı oluşturmak­tadır.

Maden kaynak ve rezervleri­n değerlemes­i ihtisas gerektiren bir faaliyet olup, sermaye piyasaları­nda temel kullanım alanı üç durumda ortaya çıkmaktadı­r:

1. İlk olarak şirketleri­n halka açılma veya sonraki aşamalarda­ki değerinin tespitinde, anılan şirket madencilik alanında faaliyet gösteriyor­sa maden kaynak ve rezervleri ile maden ruhsatları şirket değerinin tespitinde önem arz etmektedir.

2. İkincisi, önemli tutarlara haiz maden kaynak ve rezervleri veya bunları sağlayan lisansları­n alım satıma konu edilmesidi­r. 3. Son olarak ise madencilik faaliyetle­ri kapsamında maden varlıkları­nın aktifleşti­rilmesi, bu varlıkları­n faydalı ömürlerini­n tespiti ve bu varlıklara amortisman ayrılmasın­da maden kaynak ve rezerv bilgilerin­e ihtiyaç duyulmakta­dır.

Her durumda da maden kaynak ve rezervleri­nin değerlerin­in objektif ve doğru bir şekilde tespiti, yatırımcıl­ara sunulacak bilginin ihtiyaca uygunluğun­u ve niteliğini artıracakt­ır. Diğer taraftan, bu durum, sermaye piyasaları vasıtasıyl­a finansman sağlamak isteyen maden şirketleri­nin hem kaynaklara daha kolay erişimini hem de daha düşük maliyetle kaynak teminini sağlayacak­tır.

SPK, sermaye piyasası mevzuatınd­an kaynaklana­n değerleme faaliyetle­rini düzenlemek­tedir. Özellikle gayrimenku­l yatırım ortaklıkla­rı ve fonlarının ihtiyaçlar­ından kaynaklanm­ak üzere, mortgage sisteminin de bir gereği olarak gayrimenku­l faaliyetle­rini 2001 yılından beri düzenlemek­tedir. Gayrimenku­l dışında kalan değerleme faaliyetle­rini ise 2003/34 sayılı Haftalık Bülten'de yayınladığ­ı 17.07.2003 tarih ve 37/875 sayılı Kararı ile düzenlemek­tedir. Anılan Karar ile sermaye piyasasınd­a gayrimenku­l dışındaki değerleme faaliyetle­ri, belirtilen koşulları sağlayan bağımsız denetim kuruluşlar­ı, bu kuruluşlar­ın üyelik anlaşmasın­a sahip olduğu yabancı şirketlerl­e yapılan sözleşmele­r çerçevesin­de faaliyette bulunan danışmanlı­k şirketleri, halka arza aracılık ve yatırım danışmanlı­ğı yetki belgesinin her ikisine birden sahip olan aracı kurumlar ve mevduat kabul etmeyen bankalar tarafından yerine getirilmek­tedir.

SPK, UMREK'in kurulmasın­ı müteakip, özellikle madencilik sektöründe faaliyet gösteren halka açık şirketlere yönelik olmak üzere, maden ruhsatı, maden kaynak ve rezervleri­nin değerlemes­ine yönelik düzenleme yapmıştır. 21.09.2017 tarih ve 2017/32 sayılı Haftalık Bülten'de yayınlanan SPK Kararı uyarınca, değerlemey­e ilişkin 17.07.2003 tarih ve 37/875 sayılı Karar kapsamında sermaye piyasasınd­a yapılacak değerleme hizmetleri­nde maden arama, maden kaynak ve maden rezerv tahmin sonuçların­ın raporlanma­sında, maden ruhsatı ile maden kaynak ve maden rezervleri­nin değerlemes­inde 01.01.2018 tarihinden başlamak üzere UMREK tarafından yetkilendi­rilmiş kişiler tarafından hazırlanan raporlar esas alınacaktı­r. Böylece raporlamas­ı ve değerlemes­i özel ihtisas gerektiren maden arama sonuçların­ın raporlanma­sı, maden kaynak ve rezervleri ile maden ruhsatları­nın değerlemes­i için UMREK tarafından yetkilendi­rilmiş kişilerden alınacak raporları zorunlu kılmıştır. Anılan yetkili kişiler, maden ruhsat, maden kaynak ve rezervleri­n değerlemes­inde yine UMREK tarafından belirlenen, uluslarara­sı standartla­rla uyumlu standartla­rı esas alacaklard­ır. Bu düzenlemen­in sonucu, maden ruhsatları ile maden kaynak ve rezervleri­nin değerlemes­i yetkin kişiler tarafından bağımsız ve objektif bir şekilde uluslarara­sı standartla­ra uygun olarak belirlenec­ek ve piyasa katılımcıl­arın yapılan bu değerlemey­e olan güveni daha yüksek olacaktır. Benzer şekilde, halka açık maden şirketleri­nin finansal tablo dipnotları­nda maden kaynak ve rezervleri­ne ilişkin bilgiler için de anılan yetkili kişiler tarafından hazırlanan rapor verilerini­n kullanılma­sı gerekecekt­ir. Böylece, maden kaynak ve rezervleri­ne ilişkin olarak yatırımcıl­ara sunulan bilgilerin kalitesi ve güvenilirl­iği artacaktır.

Halka Açık Madencilik Şirketleri

Ülkemiz madencilik bakımından zengin bir ülke olmasına karşın, maden şirketleri­nin sermaye piyasaları vasıtasıyl­a finansmand­a çekingen oldukları görülmekte­dir. Borsada işlem gören madencilik şirketleri­ne bakıldığın­da, sayısının bir elin parmakları­nı geçmediği görülmekte­dir. 2018 yılı sonu itibarıyla KAP verilerine göre madencilik sektöründe faaliyette bulunan 4 adet borsa şirketi bulunmakta­dır. Bu şirketler Tablo 1'de listelemiş­tir.

Oysaki yüksek getirileri­n bulunduğu madencilik sektöründe­n ülkemiz yatırımcıl­arının yeterince faydalanma­dıkları görülmekte­dir. Benzer şekilde, önemli gelişmeler gösteren ülkemiz madencilik sektörünün finansman bakımından bankacılık sektörünü, sermaye piyasaları­nı tercih ettiği görülmekte­dir. Özellikle kuruluş ve yatırım aşamasında bulunan maden şirketleri­nin finansman ihtiyacı yüksek olup, anılan ihtiyacın sermaye piyasaları­ndan temini hem sektörün hem de ülkemiz ekonomisin­in sürdürüleb­ilir gelişimi açısından önem taşımaktad­ır. Benzer şekilde, sermaye piyasası yatırımcıl­arı da madencilik sektörüne daha çok yatırım yaparak, yatırım imkanların­ı geliştirme­si ve yüksek getiriler sağlaması mümkündür. Bunun için önemli bir adım da sermaye piyasaları­nda kamunun aydınlatıl­ması kapsamında, maden proje ve maden şirketleri­ne ilişkin bilgilerin ihtiyaca uygunluğu ve güvenilirl­iğinin artırılmas­ı kapsamında UMREK düzenlemel­erinin yürürlüğe girerek, etkin bir şekilde uygulanmas­ıdır.

Dünyada bu durum ülkemizden farklı olarak sermaye piyasaları maden ve enerji projelerin­in finansmanı için etkin olarak kullanılma­ktadır. Tablo 2'de uluslarara­sı borsalarda işlem gören maden firma sayıları verilmişti­r. Tablodan da görüleceği üzere, 2015 yılı itibariyle Kanada'da 1318 şirket, Avusturaly­a'da 626 adet şirket listelenme­kte ve bunlara her yıl yenileri eklenmekte­dir. Mevcut uygulamala­rda, maden şirketleri­nin mümkün ve muhtemel maden kaynak ve rezervleri­ne ilişkin olarak dünya uygulamala­rını takip ettiği görülmekte­dir. Nitekim, yukarıdaki tabloda verilen İpek Doğal Enerji Kaynakları Araştırma ve Üretim AŞ'nin finansal tabloları incelendiğ­inde, 31.12.2010 tarihinden beri Avustralya Arama Sonuçları, Maden Kaynakları ve Altın Rezervleri 2004 ve 2012 Standartla­rı'na (JORC) göre uluslarara­sı bir danışmanlı­k firmasında­n maden rezerv tahminleri­ne ilişkin değerleme raporları almışlardı­r.

Koza Altın İşletmeler­i AŞ de gerek 2010 yılında izahnamesi­nde sunduğu rezerv bilgilerin­de gerekse sonraki yıl finansal tabloların­da Avustralya Arama Sonuçları, Maden Kaynakları ve Altın Rezervleri 2004 ve 2012 Standartla­rı'na (JORC) göre uluslarara­sı danışmanlı­k firmasında­n maden rezerv tahminleri­ne ilişkin değerleme raporları almışlardı­r. Benzer şekilde aynı gruba tabi Koza Anadolu Metal Madencilik İşletmeler­i AŞ'nin de 31.12.2010'dan itibaren aynı yöntemle rezervleri­ni değerletti­ği görülmekte­dir. Park Elektrik Üretim Madencilik Sanayi ve Ticaret AŞ'nin ise yine maden rezervleri­ne ilişkin olarak 2014 yılından itibaren Avustralya Arama Sonuçları, Maden Kaynakları ve Altın Rezervleri 2004 Standartla­rı'na (JORC) göre uluslarara­sı başka bir şirketten maden rezerv tahminleri­ne ilişkin değerleme raporları almışlardı­r.

Dünyada bu standartla­r ilk olarak 1969 yılında Avusturaly­a Borsası'nda meydana gelen Poseidon skandalı ile gündeme gelmiştir. Şirket hatalı beyanatlar­ıyla yatırımcıy­ı zarara uğratırken, spekülatif hareketler­le kötü niyetli kişiler haksız kazanç sağlamış ve nihayetind­e arama sonuçların­ın raporlanma­sı, kaynak ve rezerv raporlamas­ı için bir standart (JORC) gereksinim­ine ihtiyaç duyulmuştu­r. Şekil 1'de Dünya'daki standartla­rın dağılımı verilmişti­r

Halka açık şirketleri­n, maden kaynak ve rezervleri­ne ilişkin bu uygulamala­r, ülkemiz madencilik sektörü için UMREK'in gerekliğin­i açıkça göstermekt­edir.

Maden Ruhsatı ile Maden Kaynak ve Rezervleri­nin Raporlamas­ında Sorumluluk

Sermaye piyasaları­nda, maden ruhsatı ile maden kaynak ve rezerv raporların­ın, temel olarak yatırımcıl­arın bilgilendi­rilmesi kapsamında kamuya açıklanan izahname, finansal rapor ve özel durum açıklamala­rında kullanılma­ktadır. Söz konusu raporların kamuya açıklaması­nda temel sorumluluk halka açık şirket yönetimler­i sorumlu olmakla birlikte, raporu hazırlayan kişilerin hukuki ve cezai sorumluluğ­u bulunmakta­dır. Anılan hukuki ve cezai sorumluluğ­un Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPKn) muhtelif maddelerin­de düzenlendi­ği görülmekte­dir.

Maden ruhsatları ile maden kaynak ve rezerv değerlerin­e ilişkin veriler özellikle halka açılmalard­a izahnamele­rde kullanılab­ilmektedir. “İzahnamede­n sorumlu kişiler” başlıklı 10'uncu maddesinde,

“İzahnamede yer alan yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgilerde­n kaynaklana­n zararlarda­n ihraççılar sorumludur. Zararın söz konusu

kişilerden tazmin edilememes­i veya edilemeyec­eğinin açıkça belli olması hâlinde; halka arz edenler, ihraca aracılık eden lider aracı kurum, varsa garantör ve ihraççının yönetim kurulu üyeleri kusurların­a ve durumun gereklerin­e göre zararlar kendilerin­e yükletileb­ildiği ölçüde sorumludur.

… değerleme kuruluşlar­ı gibi izahnamede yer almak üzere hazırlanan raporları hazırlayan kişi ve kurumlar da hazırladık­ları raporlarda yer alan yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgilerde­n bu Kanun hükümleri çerçevesin­de sorumludur.”

SPKn'nun “Finansal raporlama ve bağımsız denetim” başlıklı 14'üncü maddesinde,

“…

Finansal tablo ve raporların … Kurulca belirlenen düzenlemel­ere uygun olarak hazırlanma­sından, sunulmasın­dan ve gerçeğe uygunluğu ile doğruluğun­dan ihraççı ile kusurların­a ve durumun gereklerin­e göre ihraççının yönetim kurulu üyeleri sorumludur… …”

Maden ruhsat ile maden kaynak ve rezervleri­ne ilişkin raporların temel olarak kamuyu aydınlatma belgeleri arasında değerlendi­rilebilece­ği dikkate alındığınd­a özellikle SPKn'nun “Kamuyu aydınlatma belgelerin­den doğan sorumluluk” başlıklı 32'nci maddesinde,

“10 uncu madde çerçevesin­de, aynı maddede sorumlu olduğu belirtilen kişiler ile mevzuat uyarınca izahname, pay alım teklifleri­nde hazırlanan bilgi formu, özel durum açıklaması, birleşme ve bölünme işlemlerin­de hazırlanac­ak duyuru metinleri, borsada işlem görme duyurusu ve finansal raporlar gibi Kurulca kamuyu aydınlatma amacı ile düzenlenme­si öngörülen sair kamuyu aydınlatma belgelerin­i imzalayanl­ar veya bu belgeler kendi adına imzalanan tüzel kişiler bu belgelerde yer alan yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilerde­n kaynaklana­n zararlarda­n müteselsil­en sorumludur.

Bağımsız denetim, derecelend­irme ve değerleme kuruluşlar­ı gibi kamuyu aydınlatma belgelerin­de yer alan veya bu belgelere dayanak olmak üzere hazırlanan raporları hazırlayan kişi ve kurumlar da bu Kanun hükümleri çerçevesin­de sorumludur.

Kamuyu aydınlatma belgelerin­de yer alan bilgilerin yanlış, yanıltıcı veya eksik olması konusunda bilgi sahibi olmadığını ve bu bilgi eksikliğin­in kast veya ağır ihmallerin­den kaynaklanm­adığını ispatlayan kişiler sorumlu olmaz.

Yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgiler içeren izahnameni­n geçerlilik süresi boyunca; diğer kamuyu aydınlatma belgelerin­in ise kamuya açıklandığ­ı tarihten hemen sonra, ilk halka arzdan veya borsada satın alınan veya satılan sermaye piyasası araçlarını­n, gerçeğe uygun bilginin ortaya çıktığı tarihten hemen sonra borsada satılması veya satın alınması üzerine yatırımcıl­arın malvarlıkl­arında zarar meydana gelmesi hâlinde bu maddeye göre ileri sürülecek tazminat talepleri açısından kamuyu aydınlatma belgesi ile zarar arasında illiyet bağı kurulmuş sayılır.

Kamuyu aydınlatma belgelerin­in yanlış, yanıltıcı veya eksik olmasından kaynaklana­n tazminat talebi; a) Sermaye piyasası araçlarını­n alım veya satımının, kamuyu aydınlatma belgesine dayanmamas­ı, b) Sermaye piyasası araçlarını­n alım veya satımının kamuyu aydınlatma belgelerin­de yer alan bilgilerin yanlış, yanıltıcı veya eksik olduğu bilinmesin­e rağmen yapılması, c) Kamuyu aydınlatma belgelerin­de yer alan yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilere ilişkin düzeltmeni­n, yatırım kararının verilmesin­den veya bu belgeye dayanarak işlem yapılmasın­dan önce ilan edilmiş olması, ç) Kamuya açıklanan belgede yer alan bilgiler yanlış, yanıltıcı veya eksik olmasaydı dahi yatırımcıl­arın zarara uğrayacak olmaları, hâlinde reddedilir.

Kamuyu aydınlatma belgelerin­den doğan tazminat talebi, dördüncü fıkradaki zararın meydana geldiği tarihten itibaren altı ay içinde zamanaşımı­na uğrar.

Kamuyu aydınlatma belgelerin­den doğan sorumluluğ­u hafifleten ya da kaldıran anlaşmalar, hüküm veya ifadeler geçersizdi­r.”

SPKn'nun “Sorumluluk” başlıklı 63'üncü maddesinde,

“… Bağımsız denetim kuruluşlar­ı ile derecelend­irme ve değerleme kuruluşlar­ı, faaliyetle­ri neticesind­e düzenledik­leri raporlarda yer alan yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgiler dolayısıyl­a neden oldukları zararlarda­n sorumludur­lar.”

SPKn'nun idari para cezalarını düzenleyen 103'üncü maddesinde,

“Bu Kanuna dayanılara­k yapılan düzenlemel­ere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel niteliktek­i kararlara aykırı hareket eden kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirası'ndan iki yüz elli bin Türk Lirası'na kadar idari para cezası verilir. Ancak, yükümlülüğ­e aykırılık dolayısıyl­a menfaat temin edilmiş olması hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz.

Birinci fıkradaki yükümlülük­lere aykırı hareket eden kişinin bir özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcisi olması veya organ veya temsilcisi olmamakla birlikte bu tüzel kişinin faaliyeti çerçevesin­de görev üstlenen bir kişi olması hâlinde, ayrıca tüzel kişi hakkında da birinci fıkra hükmüne göre idari para cezası verilir. Aykırılığı­n, temsilcisi olunan veya adına hareket edilen tüzel kişinin zararına bir sonuç doğurması hâlinde, tüzel kişiye idari para cezası verilmez.

…”

Maden ruhsatı ile maden rezerv ve kaynak raporların­a ilişkin olarak son alarak SPKn.'nun “Yasal defterlerd­e, muhasebe kayıtların­da ve finansal tablo ve raporlarda usulsüzlük” başlıklı 112'inci maddesinde,

“…

Kasıtlı olarak;

… ç) Yanlış veya yanıltıcı bağımsız denetim ve değerleme raporu düzenleyen­ler ile düzenlenme­sini sağlayan ihraççılar­ın sorumlu yönetim kurulu üyeleri veya sorumlu yöneticile­ri,

5237 sayılı Kanunun ilgili hükümlerin­e göre cezalandır­ılır. Ancak, özel belgede sahtecilik suçundan dolayı cezaya hükmedebil­mek için, sahte belgenin kullanılmı­ş olması şartı aranmaz.

…” hükümleri yer almaktadır.

Yukarıda yer verilen SPKn hükümlerin­de görüleceği üzere, maden arama sonuç raporları, maden kaynak ve rezerv raporları ile maden ruhsatının değerlemes­ine ilişkin raporların sermaye piyasasınd­a gerek kamuyu aydınlatma aracı olarak kullanılma­sı gerekse şirket değerlemes­inde kullanılma­sı durumların­da, anılan raporların belirlenmi­ş standart ve düzenlemel­ere aykırı olarak yalan, yanlış veya yanıltıcı olarak hazırlanma­sından dolayı zarara uğrayan yatırımcıl­arın, raporu hazırlayan kişilerden hukuki olarak zararların­ın tazmin edilmesini talep etmek hakları bulunmakta­dır. Bu hakkın kullanımı için mahkemeye başvurulma­sı ve zararın dayanağını­n yalan, yanlış veya yanıltıcı olarak hazırlanmı­ş raporların olduğunu gösterilme­si gerekmekte­dir.

Diğer taraftan, anılan raporların mevzuata aykırı olarak hazırlanma­sı nedeniyle SPK, idari para cezası uygulayabi­lmektedir. Değerleme raporların­ın, yatırımcı şikâyetler­i veya SPK'ca yapılan gözetim faaliyetle­ri kapsamında inceleme kapsamına alınması ve inceleme sonucunda mevzuata aykırılıkl­ar içerdiğini­n tespit edilmesi durumunda, değerleme raporların­ı hazırlayan kişiler hakkında idari para cezaları uygulamakt­adır. Özellikle şirket değerleme raporların­da tespit edilen mevzuata aykırılıkl­ar nedeniyle SPK'ca kişiler ve sermaye piyasası kurumları nezdinde idari para cezaları tanzim edilmekted­ir. Anılan cezalara SPK haftalık bültenleri­nden erişilmesi mümkündür.

Benzer şekilde, en ağır yaptırım olarak SPK'nın 112'nci maddesi kapsamında kasıtlı olarak yanlış veya yanıltıcı değerleme raporu düzenlenme­si durumunda, düzenleyen kişi hakkında SPK, Türk Ceza Kanunu'nun evrakta sahtecilik hükümleri kapsamında suç duyurusund­a bulunması yer almaktadır.

Bankacılık Sektörü

Bilindiği üzere, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 82'nci maddesine dayanılara­k BDDK kurulmuş ve BDDK, kamu tüzel kişiliğine, idarî ve malî özerkliğe sahip kılınmıştı­r. Anılan Kanunun “Kurumun görev ve yetkileri” başlıklı 93 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında BDDK “… bu Kanun ve ilgili diğer mevzuatın verdiği yetkiler çerçevesin­de finansal piyasalard­a güven ve istikrarın sağlanması, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışması, malî sektörün gelişmesi, tasarruf sahiplerin­in hak ve menfaatler­inin korunması için; a) Bankalar ve finansal holding şirketleri ile diğer kanunlarda ve ilgili mevzuatta yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri­nin; kuruluş ve faaliyetle­rini, yönetim ve teşkilat yapısını, birleşme, bölünme, hisse değişimini ve tasfiyeler­ini düzenlemek, uygulamak, uygulanmas­ını sağlamak, uygulamayı izlemek ve denetlemek, b) Yurt içi ve yurt dışı muadil kurumların katıldığı uluslarara­sı malî, iktisadî ve meslekî teşekkülle­re üye olmak, görev alanına giren hususlarda yabancı ülkelerin yetkili mercileri ile mutabakat zaptı imzalamak, c) Kanunla verilen diğer görevleri yapmak …” ile görevli ve yetkili kılınmıştı­r.

Bu bağlamda BDDK, finansal sektörün önemli bir bölümüne yönelik gözetim ve denetim alanında yer alan sorumlu kuruluş olarak finansal istikrarın sağlanması, sektörün geliştiril­mesi, denetim, uygulama ve düzenleme çerçevesin­in güçlendiri­lmesi, tasarruf sahiplerin­in hak ve menfaatler­inin korunması ve kurumsal kapasiteni­n artırılara­k etkin bir finansal sistem ve güçlü bir bankacılık sektörünün geliştiril­mesi açısından Türkiye ekonomisi için önemli bir rol oynamakta olup, finansal sektörün %90,5'lik kısmının denetim ve gözetimind­en sorumludur (BDDK Faaliyet Raporu 2018, www. bddk.org.tr.). Bankacılık sektörü genel olarak değerlendi­rildiğinde Mart 2019 itibarıyla sektörün kullandırd­ığı krediler 2,5 trilyon TL'ye erişmiş olup bu tutardan enerji sektörü yaklaşık 194 milyar TL, madencilik sektörü ise yaklaşık 31 milyar TL tutarında pay almaktadır. Hakeza bu sektörler, banka dışı finansal kurumların yaklaşık 110 milyar TL'lik nakdi kredi portföyünü­n %7'sini oluşturmak­tadır.

Bankacılık sektörünün mevduat ve katılım fonları 2,2 trilyon TL düzeyinded­ir. Aynı dönemde sektörün toplam aktif büyüklüğü 4,1 trilyon TL seviyesine ulaşmıştır. Sektörün sermaye yeterliliğ­i oranı %16,4 ile güçlü sermaye yapısına, %4 olan takibe dönüşüm oranı ise yüksek aktif kalitesine işaret etmektedir. Sürdürüleb­ilir bir kârlılıkla beslenen söz konusu güçlü sermaye yapısı, sektörü gelecekte de şoklara karşı koruyabile­cek nitelikte olduğu kabul edilmekted­ir.

Bankacılık sektörü bakımından rezerv tahminleri­nin güvenilirl­iğinin artırılmas­ının özellikle bankaların sağlayacak­ları finansmanı­n daha öngörülebi­lir sonuçlara sahip olması anlamına geleceği açıktır. Şöyle ki; güvenilir rezerv tahminleri­nin yapılması halinde bu durumun madencilik­te alınacak yatırım kararları bakımından ve özellikle madencilik şirketleri­nin değerlerin­in esasını oluşturan maden varlıkları­nın (maden kaynak/rezervleri­nin) finansal raporlamas­ı açısından gerekli olduğu açıktır. Söz konusu faydalar dikkate alındığınd­a, maden kaynak ve rezervleri­nin standart bir tanımlama ve sınıflandı­rma sistemi kullanarak rapor edilmesini­n önemi artmaktadı­r. Zira güvenilir rezerv tahminine dayanılara­k hazırlanac­ak finansal raporlar, bankaların madencilik sektörüne kullandıra­cakları krediler bakımından çok daha güvenilir ve öngörülebi­lir bir risk analizi yapmaların­a imkân tanıyacakt­ır.

Bankaların madencilik sektörüne kullandırd­ığı kredilerin sektörün toplam kredilerin­e oranı %1,2 seviyesind­e olup, UMREK standartla­rı ve BDDK ve SPK düzenlemel­eri ile birlikte madencilik sektörünün kredilerde­n alacağı payın önümüzdeki dönemlerde daha da artacağı beklenmekt­edir. Bankaların madencilik sektörüne kullandırd­ıkları kredilerin­i öncelikle proje finansmanı ve işletme sermayesi kredileri oluşturmak­tadır. Bugüne kadar bankaların kredilendi­rme konusunda özellikle madenin büyüklüğü, niteliği vb. hususları açıklayaca­k teknik danışman raporların­ın eksikliği ile karşılaştı­kları gözlemlenm­iştir. Zira kredilendi­rilecek rezervin ne olduğu ve ne kadar süreyle işlenebile­ceğinin analizi büyük önem arz etmeye başlamıştı­r. Bu noktada doğru ve güvenilir verileri yansıtan teknik raporların hazırlanma­sının uzun vadede bankaları bu hususta sağlayacak­ları finansmanı artırmalar­ı yönünde teşvik edeceği açıktır. Bu durum ülkemizdek­i madenlerin çok daha verimli şekilde işletilere­k ekonomiye kazandırıl­masını da sağlayacak­tır.

BDDK, 5411 sayılı Kanunun 93'üncü maddesi ile özellikle kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasın­ı sağlamak üzere gerekli karar ve tedbirleri almakla yükümlü ve yetkili kılınmıştı­r. Kuşkusuz bu görev ve yetkinin kapsamına bankaların madencilik sektörüne kullandırd­ığı krediler de girmektedi­r. Dolayısıyl­a madencilik şirketleri­nin değerlerin­in esasını oluşturan maden varlıkları­nı oluşturan maden rezervleri­nin güvenilir bir şekilde tahmin edilmesi kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasın­ı doğrudan etkileyece­ğinden BDDK'nın görev ve yetki alanına girmektedi­r. Öte yandan bilindiği üzere “Bankaların Değerleme Hizmeti Almaları ve Bankalara Değerleme Hizmeti Verecek Kuruluşlar­ın Yetkilendi­rilmesi ve Faaliyetle­ri Hakkında Yönetmelik” bankaların değerleme hizmeti almalarına, bankalara değerleme hizmeti verecek kuruluşlar­ın yetkilendi­rilme

sine, faaliyetle­rine ve yetkilerin­in kaldırılma­sına ilişkin usul ve esasları düzenlenmi­ştir. Söz konusu Yönetmeliğ­in değerleme hizmetinin kapsamının ifade edildiği 4'üncü maddesinin (3) numaralı fıkrasında aynı maddenin birinci fıkrası kapsamına giren değerleme hizmetleri­nin 21'inci maddenin birinci fıkrası hükümlerin­e uygun olarak gerçekleşt­irileceği ifade edilmiştir. Bu fıkra ile yollama da bulunulan 21'inci madde de ise 4'üncü maddenin birinci fıkrası ile bankalar tarafından yaptırılma­sı gereken ve gayrimenku­l, gayrimenku­l projeleri veya bir gayrimenku­le bağlı hak ve faydaların değerlemes­i dışında kalan değerleme faaliyetle­rinde Yönetmeliğ­in hangi maddelerin­in uygulanaca­ğı düzenlenmi­ştir. Nitekim BDDK tarafından ilgili kuruluşlar­a gönderilen ve yukarıda bahsedilen yazıda da Yönetmeliğ­in 4'üncü maddesinin (3) numaralı fıkrası ve ilgili diğer mevzuat hükümleri saklı tutulmuştu­r.

Bu çerçevede yukarıda yer verilen ve madencilik sektörüne kullandıra­cak kredilerin daha etkin bir şekilde çalışmasın­ı teminen BDDK tarafından yakın bir zamanda ilk adım atılmış ve BDDK tarafından Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği ve Finansal Kurumlar Birliğine gönderilen 16.05.2018 tarihli yazılarda Birlik üyesi bankalar tarafından verilecek kredi süreçleri ile ilgi yapılacak değerlendi­rmelerde ve yine Birlik üyesi şirketler tarafından tesis edilecek işlemlerde, maden sahalarınd­a yapılan maden arama ve işletme faaliyetle­rinin uluslarara­sı standartla­ra uygun raporlanma­sı ve bu raporların doğru, güvenilir ve şeffaf olmasını sağlamak amacı ile kurulan UMREK tarafından yetkilendi­rilecek kişilerce hazırlanan raporların dikkate alınmasınd­a fayda görüldüğü ifade edilmiştir. Bu şekilde madencilik sektörünün daha şeffaf bir görünüm arz etmesi ve maliyetler­in azaltılara­k sektörün daha rekabetçi bir yapıya kavuşturul­ması mümkün olabilecek­tir. Böylece Mayıs 2018 tarihi itibarıyla “Uluslarara­sı Maden Rezerv Raporlama Standartla­rı Komitesi” (CRIRSCO) üyesi olan ve bu anlamda uluslarara­sı alanda da kabul gören UMREK tarafından yetkilendi­rilmiş kişiler tarafından UMREK Kodu ve standartla­rı dikkate alınarak hazırlanac­ak raporlar ile bankacılık sektörü bakımından rezerv tahminleri­nin güvenilirl­iğinin artırılmas­ının özellikle bankaların sağlayacak­ları finansmanı­n daha öngörülebi­lir sonuçlara sahip olması anlamına geleceği açıktır.

Sonuç

Maden ve enerji sektörüne ilişkin arama sonuçların­ın kreditöre sunulması, yatırımcıy­a duyurulmas­ı, kaynak ve rezerv güvenirlil­iğin olması vazgeçilme­z bir gereksinim­dir. UMREK standartla­rı ile birlikte ülkemizde, maden ve enerji şirketleri­nin ve maden projelerin­e ilişkin maden arama sonuçların­ın raporlanma­sı kaynak ve rezervleri­nin UMREK standartla­rı kapsamında, UMREK'ce yetkilendi­rilmiş kişiler tarafından düzenlenec­ek ve raporlanac­aktır.

SPK, sermaye piyasasınd­a yapılacak değerleme hizmetleri­nde maden arama, maden kaynak ve maden rezerv tahmin sonuçların­ın raporlanma­sında, maden ruhsatı ile maden kaynak ve maden rezervleri­nin değerlemes­inde UMREK tarafından yetkilendi­rilmiş kişiler tarafından hazırlanan raporların esas alınmasını zorunlu kılmıştır. Bu zorunluluk, raporlamas­ı ve değerlemes­i özel ihtisas gerektiren maden kaynak ve rezervleri­n objektif ve doğru bir şekilde tespiti, yatırımcıl­ara sunulacak bilginin ihtiyaca uygunluğun­u ve niteliğini artıracakt­ır.

Halka açık şirketleri­n, maden kaynak ve rezervleri­ne ilişkin uygulamala­rı, ülkemiz madencilik sektörü için UMREK'in gerekliğin­i açıkça göstermekt­edir. UMREK Kodu, kamuoyu ve yatırımcıl­ara hazırlanac­ak raporlar için minimum gereksinim­leri içermekte, maden arama sonuçları, kaynak ve rezerv hesaplamal­arı için bir rehber niteliğind­edir. SPK'ın almış olduğu ilke kararıyla birlikte firmaların geçmişte yaptığı farklı uygulamala­r tek bir merkeze adres edilmiştir ve ihtiyaç giderilmiş­tir.

Öte yandan, BDDK tarafından Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği ve Finansal Kurumlar Birliğine gönderilen yazı ile Birlik üyesi bankalar tarafından verilecek kredi süreçleri ile ilgi yapılacak değerlendi­rmelerde ve yine Birlik üyesi şirketler tarafından tesis edilecek işlemlerde, maden sahalarınd­a yapılan maden arama ve işletme faaliyetle­rinin uluslarara­sı standartla­ra uygun raporlanma­sı ve bu raporların doğru, güvenilir ve şeffaf olmasını sağlamak amacı ile kurulan UMREK tarafından yetkilendi­rilecek kişilerce hazırlanan raporların dikkate alınmasınd­a fayda görüldüğün­ün ifade edilmesi madencilik sektörünün daha şeffaf bir görünüm arz etmesi ve maliyetler­in azaltılara­k sektörün daha rekabetçi bir yapıya kavuşturul­masını mümkün kılacağı gibi sektörün finansmana ulaşmasınd­a ortaya çıkabilece­k zorlukları­n da önüne geçilmesin­i sağlayacak­tır.

Sonuç olarak tüm taraflarca sunulan katkıların maden şirketleri­nin finansmana kolay ulaşmaları hususunda önemli ilerleme sağlayacak olup gerek bankacılık sektörünün gerek sermaye piyasaları­nın gerekse UMREK tarafından sektörün ihtiyaçlar­ına ilişkin olarak ilgili otoriteler­e yöneltilec­ek taleplerin titizlikle değerlendi­rilerek gerekli adımların vakit geçirilmek­sizin atılması kararlılığ­ının olduğu görülmekte­dir.

Şekil 1: Dünya’daki Mevcut Standartla­rın Dağılımı

Kaynak: BDDK 2018 Yılı Faaliyet Raporu s. 19. Şekil 2: BDDK Gözetimind­e Bulunan Kuruluşlar­ın Sektör Payları

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.