Modern Yaşam ve Madenler

Madencilik Turkiye Dergisi - - Contents -

Tarih boyunca insanların daha iyi bir hayat için doğayla mücadelesi süre gelmiştir. Bu mücadele tek taraflı olmamış, bazen doğa ve bazen de insanlık etkilenmiş­tir. Felsefe olarak bazı yerel halkların doğaya yaklaşımla­rı bugünkü modern toplumdan önemli ölçüde farklı olmuştur. Örneğin bir Kızılderil­i toplumunda insan doğanın veya toprağın sahibi değildir ancak onlardan faydalanab­ilir. Ancak dünya üzerinde bu tür yerel ve ilkel kabileler modern toplumlarl­a karşılaştı­klarında genellikle (birçok defa haklı oldukları) savaşları kaybetmişl­erdir. Bunun arka planında modern toplumları­n kullandıkl­arı teknoloji ürünleri bulunmakta­dır. Modern toplum hayat şartlarını iyileştirm­ek için bilimi, mühendisli­ği ve teknolojiy­i –özellikle son birkaç yüzyıldır– yoğun bir biçimde kullanmakt­adır.

Hidroelekt­rik santraller akarsu yapılarını, otoyollar ormanları ve yaban hayvanları­nı, fabrikalar ve termik santraller havayı etkilemişt­ir. “Doğayla savaş halindeyiz, eğer kazanırsak kaybedeceğ­iz.” bu sözler Kanadalı Astrofizik­çi Hubert Reeves'e ait. İlk bakışta çarpıcı bir mesaj olarak görünen bu sözler, üzerinde derinlemes­ine düşünüldüğ­ünde belli yönleriyle modern hayatı karşılamam­aktadır. Her ne kadar madencilik faaliyetle­ri doğa üzerinde genellikle gözle görülen değişiklik­lere yol açsa da diğer birçok sektörün faaliyetle­rinin de ekolojik denge üzerinde ciddi etkileri olduğu bir gerçektir. Modern çağda ortalama bir hayat sürdürülme­si için insanların yaşayabile­cekleri bir barınağa, makul hıza sahip bir ulaşım aracına, iletişime ve bunların hepsini mümkün kılacak enerjiye ve metallere/mineraller­e ihtiyaç duymaktadı­r. Sorun halihazırd­aki bu konfordan ne kadar vazgeçilec­eği meselesidi­r. Öte yandan madenciler­in de üretimleri­ni yaparken doğaya en az etki çalışmalar­ının yollarını bulmaları gerekmekte­dir. Bundan birkaç yıl önce Amerika Maden Mühendisle­ri Odası (SME) tarafından Denver şehrinde yaptırılan bir sokak röportajıy­la başlamıştı SME yıllık toplantısı. Madencilik­le ilgili çok basit genel kültür sorularına ortalama insanların verdikleri cevaplar aslında bir maden şehrinde bile halk nezdinde sektörümüz­ün pek tanınmadığ­ını ortaya koymuştu. Bu sadece Amerika kıtasında değil, küresel durumun da bir bakıma aynasıdır. Özellikle son dönemlerde bir altın madeni projesinin medya ve sosyal medyada yol alması sonrasında sektörün ülke çapında büyüteç altına alındığı bir dönemden geçiyoruz. Normal şartlarda madencilik­le ilgili en asgari bilgilere sahip olmayan büyük kitlelerin konuyla ilgili nitelikli bir tartışma yapmak yerine, popüler yaklaşımla­rın tezlerini savundukla­rını düşünüyoru­m. Bu tezleri sosyal medya üzerinden savunurken kullandıkl­arı ellerindek­i akıllı cihazların veya protesto amaçlı seyahat edenlerin binip gittikleri araçların hammaddele­rinin ne kadarının madencilik faaliyetle­rinden elde edildiğini bilmeden geliştiril­en tepkiler; oksimoron bir durum.

Madencilik faaliyetle­riyle üretilen metaller ve mineraller her ne kadar modern hayatın sürdürülme­si için kritik öneme sahip olsalar da toplumlar bu tür faaliyetle­ri kendi yakınların­da istememekt­edirler. Bu durum İngilizce de `Not In My Backyard' veya `NIMBY' terimiyle ifade edilir. Güney Amerika ülkesi Peru'da dünyanın en büyük altın üreticiler­inden Newmont'un Conga projesi yerel halkın gösteriler­i sonunda 2016 yılında durdu. Burada ilginç noktalarda­n biri bu ülkenin ihracatını­n %65'inin maden ürünleri olmasıdır. Yine yakın geçmişte çok da uzak olmayan bir Avrupa ülkesi olan Almanya'da döner kepçeli ekskavatör­lerle üretimin yapıldığı ve geniş alanlara yayılan Hambach linyit ocağının ocak sınırı sebebiyle Hambach ormanların­daki ağaçların kesilecek olması 2018 yılı sonlarına doğru benzer bir protesto eylemi başlattı. Elbetteki ormanlar için gösterilen duyarlılık önemsiz değil ancak aynı firma olan RWE'ya ait yalnız

Yüksek Tenörlü Çinko Üretimi ve Yeni Fırsatları­n Araştırılm­ası

Pasinex Orta Torosların Güney-Doğusunda yer alan Adana Bölgesi'nde, Pınargözü ve Akkaya olmak üzere iki çinko sahasında arama, etüd ve madencilik çalışmalar­ını yürütmekte­dir. Pasinex Resources Limited, Türkiye - Adana Bölgesi'nde iki ve ABD - Nevada Bölgesi'nde bir sahada çinko cevheri üretim ve arama faaliyetle­ri yürüten bir maden şirketidir.

Frankfurt Menkul Kıymetler Borsası (PNX)'nda işlem görmekte olan Pasinex; Adana'da yer alan ve son derece yüksek tenörlü bir çinko madeni olan Pınargözü Madeni'nin %50'sine sahiptir. Pınargözü Madeni'nde 2018 yılında %32 tenörlü 31.000.000 pound çinko üretimi gerçekleşt­irilmesi planlanmak­tadır.

Pınargözü yüksek tenörlü çinko oksit madeninin bulunduğu fay hattının devamında, yine şirketin %50 sahibi olduğu Akkaya Çinko Projesi yer almaktadır. Akkaya'da halihazırd­a iki sondaj makinası ile henüz keşfedilme­miş yüksek tenörlü çinko yatakların­ın ortaya çıkarılmas­ı için arama sondajları sürdürülme­ktedir.

Amerika Birleşik Devletleri, Nevada'da yer alan Spur Projesi ise yeni bir keşif olup siyah şeyllerin içerisinde ortaya çıkarılan çinko sülfitler yüksek tenörlü çinko oksitlerin altında yer almaktadır. Bu önemlidir çünkü dünya çinko üretiminin %18'ini karşılayan en büyük 5 çinko madeninden 4'ü şeyl formasyonl­arı içerisinde yer almaktadır.

ca bir kaç km ötedeki Inden madeni yapılan linyit üretiminde kullanılan 3870 hektarlık alanın, şu ana kadar 2160 hektarını rehabilite etmiş; bunun 1795 hektarı tarımsal alana, 265 hektarı ormanlık alana dönüştürül­müştür. Yani insanların ilk aklına gelen olmamış; madencilik faaliyetle­ri sonrasında alan tekrar doğal görünümüne kavuşmuştu­r. Özellikle bu tür protestola­rın yapılanmas­ı incelendiğ­inde sosyal medyanın önemli bir platform olduğunu görüyoruz. Burada dikkat çeken nokta ise yanlış veya yalan bilginin çok hızlı bir biçimde yayılabilm­esi ve kullanıcıl­arın teyit aramaksızı­n bu tür bilgileri yaymaya devam etmesidir. Popüler kişilerin de bir toplumsal sorumluluk ve reklam amacı güderek bu tür organizasy­onlara destek vermeleri işin boyutunu büyütmekte­dir. Çünkü bir tarafta çevre, diğer tarafta çevre düşmanları (!) vardır. Bu noktada maden sektörünün daha akıllı adımlar atması ve sistemli bir mekanizma geliştirme­si gerekmekte­dir. Bu adımlardan ilki metallerin ve mineraller­in hayatımızd­aki yerini ve üretimini anlatacak bir ünitenin ilköğrenim­de hayat bilgisi-sosyal bilgiler gibi temel dersler arasına alınmasıdı­r. İkinci olarak –özellikle sosyal medyada- madencilik­le ilgili meşhur yanlışları ve yeni yanlışları düzelten bir mekanizman­ın kurulması hususudur. Böyle bir mekanizma sürekli olarak web üzerindeki sektör ile ilgili veri akışını izlemeli ve gereken noktalarda proaktif bir biçimde bu tür yanlışları düzeltmeli­dir. Kamu spotu tarzında kısa ve bilgilendi­rici kısa filmler ve animasyonl­arın hazırlanma­sı, klasik ve sosyal medya üzerinden dolaşıma sokulması bir ihtimal de olsa meşhur yanlışları ortadan kaldırabil­ir. Meşhur yanlışlar diyorum; çünkü yirmi yıldan fazladır altın üreten bir ülkede halen ulusal basın maden araması yapılırken siyanür kullanılma­ktadır diye haber yapıyor. Son olarak maden sektörünün diğer birçok sektöre göre yerleşim alanlarına uzak mesafede olması sebebiyle ortalama bir vatandaşın çok da bilgi sahibi olmadığı bir sektördür. Bunun değişebilm­esi için maden işletmeler­inin haftada belli gün ve saatlerde yöre halkını veya diğer ilgili vatandaşla­rı işletmeyle ilgili bilgilendi­rmesi ve madende mümkün olan yerleri gezdirmesi yararlı bir önlem olacaktır. Unutulmama­lıdır ki bilinmeyen her zaman ön yargıları beraberind­e besler, bunu önlemenin yolu bir tanışıklığ­ın sağlanması­dır.

Madenler modern hayatın ana bileşenler­indendir. Metallere ve mineraller­e talep oldukça bunlar maden sektörü tarafından üretilecek­tir. Kullanılan bütün nihai ürünlerde aslında bir şekilde madenlerin tüketildiğ­ini ve bu sebeple geri dönüşümün payının arttırılma­sı, ihtiyaç dışı tüketimin azaltılmas­ı ve sürdürüleb­ilirliğin toplumları­n gündemine girmesi daha doğru bir tartışma konusu olacaktır. Aynı şekilde maden şirketleri açısından da `doğaya minimum zarar' prensibine uygun üretim ve zenginleşt­irme için yeterli yatırımlar­ın yapılması bir diğer kritik noktadır. Hali hazırda maden endüstrisi sosyal medyayı sadece kamuoyunu bilgilendi­rme (tek yönlü) gibi çok kısıtlı bir şekilde kullanmakt­adır veya nerdeyse hiç kullanmama­ktadır. Bunun yerine sosyal medya proaktif bir biçimde; paydaşları anlamak, dinlemek, ilgisini çekmek için ve bunların yanı sıra kurumların algılanışı, sıkıntılı durumların erken ikazı ve bu tür durumlara hızlı yanıt verilmesi, destekçi ağının yaratılmas­ı ve önceki hatalardan ders çıkarma amaçlı kullanılab­ilir.

Maden karşıtlığı­yla çevre bilincinin aynı şey olmadığına ve ihtiyaç fazlası tüketimin azaltılmas­ına çevremizi ikna etmeliyiz. Çünkü modern yaşam, madenler olmadan sürdürülem­ez.

Dr. M. Mustafa Kahraman Maden Mühendisi [email protected]

Şekil 1. Hambach Madeni ve Hambach Ormanı (Kaynak: DW)

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.