Özlem Yalım Özkaraoğlu ile adım adım Bağdat Caddesi

Bağdat Caddesi’nde yaşayan tasarımcı Özlem Yalım Özkaraoğlu ile bu semte dair keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Maison Française - Maison Francaise - Deco Rehber - - DEKO_ REHBER - Yapım Selmin Ünver Eser.

Maison Française: Bağdat Caddesi ile tanışma öykünüz nasıl başladı? Özlem Yalım Özkaraoğlu:

Dürüst olmam gerekirse biraz zorunlu bir biçimde başladı. 15 yıl önce İstanbul’a taşındığımda Kuzguncuk’ta oturup çalışmaya başlamıştım. İstanbul’daki hikayem sonrasında sırası ile Çengelköy ve Göksu’da devam etti. Hep Boğaz hattında oturdum. Koleksiyon Mobilya’dan ayrılıp serbest çalışma hayatına geri döndüğüm bir yol ayrımında ise kızımın okulu için çok erken yola çıkması, benim ise artık daha serbest olacağım gerçeği ile onun okuluna yakın olmayı tercih ettim. Araba kullanmıyorum ve Bağdat Caddesi’nde arabasız ulaşım imkanlarının da Boğaz’a göre daha bol seçenekli olması bana güven veriyor. İlk olarak Erenköy Zincirliköşk Sokak’a yerleştik. 2010 sonunda evlenmemin ardından ise evimiz bize yetmeyince bu kez evofis konsepti ile Fenerbahçe’ye taşındık. Şaka bir yana artık buralı oluyoruz sanırım yavaş yavaş!

MF: Bize biraz çocukluğunuzdaki ve anılarınızdaki Bağdat Caddesi’nden bahseder misiniz? Ö. Y. Özkaraoğlu:

Bir Ankaralı olarak küçüklüğümden beri hatırladığım İstanbul daha çok Osmanbey, Balmumcu veya Beşiktaş ile doludur. Ancak sahilyolu ilk doldurulduğu yıllarda burada çok hızlı araba sürüldüğünü hatırlıyorum ki aslında hâlâ öyle… İstanbul’a taşınmadan önce Bağdat Caddesi’ne ne zaman gelsem ara sokaklarına yeşillikler içindeki

“Avrupa yakasında yaşadığım son derece hareketli ve yorucu iş ve sosyal yaşamımı Bağdat Caddesi’nde yavaşlatabiliyorum.

Hayatın gerçek hızını evimde zaman geçirerek veya kimi zaman herhangi bir kafede amaçsızca oturup insanları izleyerek yakalamayı

seviyorum.”

binalarına hayran olurdum. Fakat şimdi her yerini benim de şu anda oturduğum biçimdeki gibi çok katlı granit kaplı binalar kaplıyor bu mahallelerin.

MF: Bugünkü Bağdat Caddesi ile geçmiş karşılaştıracak olursanız sizce en belirgin fark nedir? Ö. Y. Özkaraoğlu:

Daha önce de belirttiğim gibi, kentsel dönüşümün etkisi şu günlerde çok yoğun bir biçimde yaşanıyor bu cadde üzerinde. Her yer inşaat ve yıkım halinde. Karşımızdaki iki bina da yıkıldı, sadece bizim caddemizde 6 farklı noktada inşaat var mesela. Bir yandan bu dönüşüme tanıklık ederken öte yandan tüm gündelik sıkıntıların içindeyiz. Gürültü, toz toprak, iş makineleri ve kamyonlarla dolu bir semt artık burası. Bazı eski binaların yenilenmesi iyi ancak bazen de rant uğruna çok karakteristik binaların da tarihe karıştığını görüyoruz.

MF: Sizin için Bağdat Caddesi neyi temsil ediyor? Bu semti nasıl tanımlarsınız? Ö. Y. Özkaraoğlu:

Yapısı itibarı ile emeklilerin ve belli bir gelir düzeyi üzerindeki kalburüstü insanların oturduğu bir semt burası. Kesinlikle kozmopolit değil. Bu bazen çok sıkıcı olabiliyor benim için, yaratıcılığı kesinlikle beslemeyen bir insan ve yapı dokusu var. Daha çok alışverişe ve yeme içmeye odaklı bir ortam. Ama kendi içinde bir birlik beraberlik duygusu da taşıyor. Caddeli olarak tabir edebileceğimiz insanlar, giyim tarzları ile bile İstanbul’un diğer yerlerinden biraz daha farklı. Fakat bu semtin barındırdığı huzurdan da bahsetmeden geçmemeliyiz. Denizle olan ilişkisi, bisiklet, yürüyüş ve piknik için eşsiz olan sahil şeridi, sahilyolundaki tekneler ve yelkenler… Benim için bu lokasyon öncelikle bunları temsil ediyor ve yaşantımda da bunların tadını çıkarmaya çalışıyorum.

Tasarımcı Özlem Yalım Özkaraoğlu

Da Mario.

GöztEPE PArKı.

KALAMış MArINA.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.