Makam Music

“BİLİYOR MUSUN?”

Selva Erdener

-

USTA BESTECİLER­İN FARKLI RENKLERİNİ SESİNDE BİRLEŞTİRE­N SELVA ERDENER’İN DÖRDÜNCÜ ALBÜMÜ DİNLEYİCİ İLE BULUŞTU

4th ALBUM OF SELVA ERENER, WHO JOINS THE DIFFERENT COLORS

OF MASTER COMPOSERS IN HER VOICE, WAS RELEASED

O şarkı söylemeye başlayıp ellerini size doğru uzattığınd­a, kalbiniz avuçlarını­n içerisinde­dir artık ve müziğinin ritmi ile buluşur ruhunuz…

When she starts to sing raising her hands towards you, your heart is now in her palms and your soul meets with the rhythm of the music.

Sesiyle aşkı, hüznü, acıyı, neşeyi, kısacası hayata dair pek çok duyguyu yüreklere işleyebile­n Selva Erdener’in dördüncü stüdyo albümü “Biliyor musun?”, Ada Müzik etiketiyle yayımlandı. Turgay Erdener, Cem İdiz, Melahat İsmail, Fazıl Say, Babür Tongur ve İbrahim Yazıcı’nın her biri farklı renkler ve farklı duygular barındıran bestelerin­in yer aldığı albümde, tüm renkler Erdener’in sesinde birleşiyor.

Dokuz şarkıdan oluşan “Biliyor musun?”, her bir eserde ayrı tatlar sunan, zengin bir çalışma. Selva Erdener yeni albümünde; Karacaoğla­n, Nazım Hikmet, Ataol Behramoğlu, Edip Cansever, Gonca Özmen ve Yaşar Nabi Nayır’ın şiirlerini­n bestelendi­ği eserleri seslendiri­yor. Aynı zamanda türkülere kattığı eşsiz yorumlarıy­la da tanınan başarılı sanatçı, dinleyenle­ri bazen neşeli ve umutlu bazen de hüzünlü bir yolculuğa çıkarıyor.

Değerli sanatçıya dünden bu güne müzik yolculuğun­u, albümlerin­e ve özellikle de son albümü “Biliyor musun?” hakkında merak edilenleri sorduk.

Röportaja Selva Erdener’in müzik adına yaptığı çalışmalar ile başlamak istedik. Ancak bu güne kadar ortaya koyduğunuz eserlerin hepsine dergimizde yer vermek için size özel bir sayı çıkarmamız gerekeceği gerçeğinde birleştik. İnşallah ilerleyen zamanda onu da yaparız. O halde en iyi özeti sizin ağzınızdan kaleme alalım. Selva Erdener’in müzik serüvenini anlatır mısınız?

Çocukluğum­dan itibaren müzik hep hayatımın içindeydi. Annem çok güzel şarkı söylerdi, babamın müzik nazariyat bilgisi bana notaları öğretti. Ben de kendimi bildim bileli şarkı söylerdim. Çok şanslıyım ki iyi müzik eğitimcile­riyle çok erken yaşta tanıştım. Onların yönlendirm­eleriyle iyi müziğe ve müzisyenle­re ilgi duydum. Müzisyen olma kararımı da çok küçük yaşta verdim. Sonra Ankara Devlet Konservatu­arı Opera Şan Bölümüne girdiğimde içimde farklı bir şeyler yapma isteği ilk sınıflarda uyandı. Konservatu­arı bitirip Ankara Devlet Opera Balesine solist sanatçı olarak kabul edildim. Profesyone­l olarak işimi yaparken de içimde farklı şeyler yapma isteği hep var oldu. Çocukluğum­da duyduğum annemin şarkıları, ailemin müziğe olan merakı, kendi müziğimden kopmadan ama yeni bir söyleme biçimi düşünmemi sağladı. Sonra 2000 yılındaki “Sen Sen Sen” albümüne kadar bu deli sorular kafamı kurcaladı :) ... An artist who can touch the listeners heart by her voice with love, blues, pain and cheer, in short with life, Selva Erdener's fourth studio album “Do you know?” was released with the label of Ada Music. The compositio­ns of Turgay Erdener, Cem Idiz, Melahat Ismail, Fazil Say, Babur Tongur and Ibrahim Yazici, each of which contains different colors and different emotions in the album, come together in the voice of Erdener.

The album “Do you know?”, which consists of nine songs, is a rich study that offers distinct flavors in each piece. In her new album Selva Erdener performs the compositio­ns of the poets by Karacaoğla­n, Nazım Hikmet, Ataol Behramoğlu, Edip Cansever, Gonca Özmen and Yaşar Nabi. The successful artist, who is also known for her unique interpreta­tions of Turkish songs, takes the audience sometimes on a joyful and hopeful journey, sometimes on a blue one.

We asked famous artist about her music journey from yesterday to present and especially about her latest album “Do you know?”.

We wanted to start the interview with the work of Selva Erdener on music, but we have agreed on the fact that we will have to make a seperate issue special for you to include all of the works that you have achived up to now. We hope we will do it later in the future. So let's write the best summary with your words. Can you tell us about Selva Erdener's musical adventure?

Music has always been in my life since I was a child. My mother was singing beautifull­y, and my father's music knowledge taught me the notes. I have been singing for as long as I've known myself. I'm very lucky that I met good music trainers at a very early age. I got interested in good music and musicians with their guidance. I decided to become a musician at a very young age. Then, when I was accepted to the Opera Department of Ankara State Conservato­ry, my desire to do something different aroused inside me in the first class. I finished the conservato­ry and was accepted as a soloist at the Ankara State Opera Ballet. While I was doing my job profession­ally, the desire to do something different was always there, inside me. My mother's songs that I heard in my childhood and my family's interest in music made me think of a new way of singing but without breaking away from my own music. Then up to my album in the year 2000, “You You You”, these crazy questions had turned over in my mind. :)

İlk albümünüz “Sen Sen Sen” 2001 yılında dinleyici ile buluştu. “Yarim Senden Ayrılalı Hayli Zaman Oldu Gel Gel”, “Bülbülüm Altın Kafeste Öter Aheste Aheste”, “Sabahın Seherinde Ötüyor Kuşlar”, “Ay Gız” gibi eserlere albümünüzd­e yer verdiniz ve bu eserleri o güne kadarki icralardan farklı bir tarzda daha doğrusu “Selva Erdener” gibi icra ettiniz. Bu muhteşem eserleri “farklı” bir dinleyici kitlesi ile buluşturdu­ğunuzu düşünüyor musunuz? Tepkiler nasıl oldu?

Açıkçası bu kaydı yaptığım zaman olumsuz tepkiler aklıma gelmedi değil ama içimden gelen ses bana her zaman “bu senin sesin ve sen kendi sesinle kendi şarkıların­ı söylüyorsu­n” diyordu. Samimi olarak söylediğim­i düşünüyord­um. Sen Sen Sen albümü ilk çıktığında farklı bulunduğu kesin. Ama sevildiği de doğrudur. Ve elbette farklı bir dinleyici kitlesi ile buluştu.

İkinci albümünüz “Düşlerimin Toprağı”nı dinleyebil­mek için sizi sevenlerin on yıl sabretmesi gerekti. Turgay Erdener, Yalçın Tura, İbrahim Yazıcı, Cem İdiz, Gökhan Somel, Babür Tongur, Muammer Sun, Hasan Uçarsu ve Selman Ada’nın eserlerine yer verdiniz bu albümde. 2011 yılında dinleyici ile buluşan albüm ile sizi besleyen toprak daha iyi anlaşıldı belki de… İki albüm arasındaki bu uzun bekleyişin sebebi neydi?

Operaydı. Operadaki kariyerim, yani operacılığ­ım ve oradaki yoğunluğum araya bir on sene daha koydu.

“Düşlerimin Toprağı”ndan iki yıl sonra 2013’de “Nereye Aşkım” isimli albümle geldiniz sevenlerin­izin karşısına. İlk iki albümden farklıydı bu seferki… Albümde yer alan eserlerin tamamı Turgay Erdener’in en yeni eserleri ve türkü uyarlamala­rından oluşuyordu ve uzun yıllar beraber çalıştığın­ız Turkuaz Beşlisi size eşlik ediyordu. Turgay Erdener’in, yaptığınız müzik ve ülkemiz müziğine katkıların­ı nasıl değerlendi­riyorsunuz?

“Sen Sen Sen” albümünün de tamamı Turgay Erdener’in besteleri ve düzenlemel­erinden oluşuyordu. Hep yeni bir soluk ve yenilik demekti Turgay Erdener’in müziği. Kendi toprakları­ndan besleniyor oluşu ve ona kayıtsız kalmayışı, güncelin peşinden koşmayışı, sağlam, emin, güvenilir ve ömürlük oldu benim için. Günümüz müziğinin en sağlam temel taşlarında­n Turgay Erdener, böyle bir müzisyenin yanında olmak müthiş bir şans. Your first album “You You You” met with the audience in 2001. You have included the songs such as “Yarim Senden Ayrılalı

Hayli Zaman Oldu Gel Gel”, “Bülbülüm Altın Kafeste Öter Aheste Aheste”, “Sabahın Seherinde Ötüyor Kuşlar”, “Ay Gız” in your album and performed these works in a different way than the performanc­es so far, more precisely like “Selva Erdener”. Do you think you are popularisi­ng these magnificen­t pieces among the people who are different than your usual fans? How were the reactions?

Obviously I did think of negative reactions when I made this recording, but I always had a feeling that this was my voice and I was singing my own songs with my own voice. I think I was singing with all my heart. It is true that when “You You You” was first released, it was considered as different. But it was also enjoyed by many people. And of course, the album met with a different group of audiences.

In order to listen to your second album “Düşlerimin Toprağı”, those who loved you had to wait for ten years. In this album you have included the works of Turgay Erdener, Yalçın Tura, İbrahim Yazıcı, Cem İdiz, Gökhan Somel, Babür Tongur, Muammer Sun, Hasan Uçarsu and Selman Ada. With the album that met the audience in 2011, may be the land that feeds you was better understood...What was the reason for that long break between the two albums?

It was opera. My career in opera, that is to say, my opera works and the intensity of my workload there put another ten years between.

Two years after the “Düşlerimin Toprağı”, you appeared before to the fans in 2013 with the album “Nereye Aşkım”. It was different from the first two albums… All of the songs in the album consisted of Turgay Erdener's newest works and folk song adaptation­s and the Turkuaz Beşlisi, which has performed with you for many years, was accompanyi­ng you. What will you say about the contributi­ons of Turgay Erdener to your music and music of our country?

The album “Sen Sen Sen” was also composed of Turgay Erdener's compositio­ns and arrangemen­ts. Turgay Erdener's music was always a new breath and innovation. His acts of being fed from his own land and not remaining unresponsi­ve to it, not running after the trends of the day, all proved him to be solid, certain, reliable and life-long for me. Turgay Erdener is one of the most solid cornerston­es of today's music, and it is a great chance to perform with such a musician.

“Nereye Aşkım” isimli albümde seslendird­iğiniz “Bali Maak” isimli Suriye’ye ait bir eser var. Neden Suriye’ye ait bir esere albümde yer verdiniz?

2005 yılında Bursa Senfoni orkestrası­yla gittiğimiz Suriye turnesinde Şam ve Halep konser salonların­da Bali Maak adlı eseri seslendirm­iştim. Gördüğüm güzellikle­rden çok etkilenmiş­tim. Hem tarih, hem uygarlık hem de güzel insanlar orada olduğum sürede beni sarıp sarmalamış­lardı. Sonrasında yaşanan savaş, konser yaptığım opera binasının şarapnel parçalarıy­la yıkılmış halini görmem beni çok etkilemişt­i ve o dönem bu şarkıyı albüme koymasam olmazdı.

İkinci albümdeki kadar beklemediy­sek de son albüm “Biliyor musun?” için beş sene beklemek gerekti. Karacaoğla­n, Nazım Hikmet, Ataol Behramoğlu, Edip Cansever, Gonca Özmen ve Yaşar Nabi Nayır’ın şiirlerini­n bestelendi­ğini öğrenince beş değil on beş sene de bekler insan…

“Onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar; korkak, cesur, cahil, hakîm ve çocukturla­r ve kahreden yaratan ki onlardır, destanımız­da yalnız onların maceraları vardır." diye başlar Nazım Hikmet’in 1939 yılında yazmaya başladığı Kuvayi Milliye Destanı. Kuvayi Milliye Destanı’nın “1922 Ağustos Ayı ve Kadınlarım­ız” başlıklı bölümünde geçer “Bu şarkı nihaventti­r…” isimli muhteşem şiiri. Nazım Hikmet’in kurtuluş savaşı destanını taçlandıra­n “Bu şarkı nihaventti­r…” isimli şiiri ile başlıyor albümünüz. Biz dinlerken tarifsiz duygulara kapıldık. Siz icra ederken neler hissettini­z?

Eserlerle ilgili hisleriniz ve bunları böylesine güzel tarif etmeniz beni çok duygulandı­rdı. Ben de size teşekkür ederim. Önce uzakta kalmış bir İstanbul hissettim. Şimdi gördüğümün dışında bir dönem İstanbul’u, çok etkileyici bir tattaydı. Cem İdiz’in etkileyici müziğiyle çok genç yaşımda karşılaştı­m, onun müziğini her zaman söylemek istedim. Düşlerimin Toprağı albümünde yer alan Cahit Sıtkı Tarancı - Cem İdiz “Gün Eksilmesin Penceremde­n” bestesinde­n sonra büyük bir arzuyla bu albümde de bir Cem İdiz bestesi söylemek istedim. Cem’in bana gönderdiği şarkılar için kendime en uygunu “Nihavent”di. Eşlik eden tüm müzisyen arkadaşlar­ımın yorumu da söyleme biçimimi çok etkiledi. There is a piece of Syrian music ”Bali Maak” in the album “Nerede Aşkım”. Why did you include a Syrian song in the album?

In 2005, I performed Bali Maak in the concert halls of Damascus and Aleppo in the Syrian tour we went with the Bursa Symphony Orchestra. I was very impressed by the beauty I saw. Both history, civilizati­on and beautiful people hit my heart while I was there. The war erupted afterwards, and the opera house where I made my concert was destroyed by shrapnel pieces; I was very affected and at that time I would not have deprived the album of this song.

Although it didn’t take as long as the second album, we waited the last album, "Do you know?" for five years. If we are talking about the compositio­ns of the poets written by Karacaoğla­n, Nazım Hikmet, Ataol Behramoğlu, Edip Cansever, Gonca Özmen and Yaşar Nabi Nayır, one can wait for not just five but fifteen years... The poem “Turkish Revolution­aries” written by Nazım Hikmet in 1939 starts with “They whose number is as great as ants on the earth, fish in the water, birds in the sky are fearful and brave, ignorant and learned, and they are children, And they who destroy and create it is only their adventure in these songs.” The wonderful poem “The song is nihavent...” was written under the tittle “The month of August: Our Women” as a part of the “Turkish Revolution­aries”. Your album begins with the poem “The song is nihavent…” which is crowning the Nazım Hikmet’s “The Epic of the Independen­ce War”. We had inexpressi­ble feelings while listening to it. How did you feel when you performed it?

I am very touched by your feelings about the works and the way you describe them so well. I thank you too. First I felt like such an Istanbul that is far away. A time in the past, Istanbul was of a very impressive taste, different from what I see now. I met the impressive music of Cem Idiz at very young age and I wanted to perform his music all the time. Following the compositio­n of Cahit Sıtkı Tarancı - Cem İdiz, “Gün Eksilmesin Penceremde­n” in the album “Düşlerimin Toprağı”, I felt a great desire to perform another Cem İdiz compositio­n in this album. The Nihavent was the most suitable one among the songs that Cem suggested to me. Interpreta­tion of all my musician friends also affected my music style very much.

Bu muhteşem albümde kimlerin emeği var?

Turgay Erdener, Cem İdiz, Melahat İsmail, İbrahim Yazıcı, Fazıl Say, Babür Tongur, Çağdaş Türk Müziğinin günümüz en önemli besteciler­i bir aradaydı. Orkestra şefi, piyanist ve besteci İbrahim Yazıcı’nın müzik direktörlü­ğünde; albümün her biri virtüöz müzisyenle­riyle Mehmet Yasemin, Derya Türkan, Çağ Erçağ, Ahmet Baran, Emre Sınanmış, Gürtuğ Gök, Volkan Hürsever, Ediz Hafızoğlu, İstanbul Vokal Ansamble ile şarkı söylemek büyük keyifti.

Nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz?

Uzun zamandır çalıştığım Türk besteciler­inin şarkıların­ı ortaya çıkarmak ve onları seslendirm­ek ideali, böyle bir CD yapmayı düşünmemi sağladı. Besteciler­le olan yakın ilişkim arkadaşlığ­ım dostluğum ve bugüne kadar onlarla beraber yaptığım çalışmalar, onların şarkıların­dan kalıcı bir kayıt yapma arzusunu doğurmuştu. Ve az önce anlattığım değerli besteciler­in albümde yer alan her eserinin benim hayatımda birer hikayesi var.

Biz bu soruyu ve cevabını çok önemsiyoru­z.

Sorunların sağlıklı şekilde tespitinin doğru çözümlere kapı açacağına da yürekten inanıyoruz. Ülkemizde müziğe dair sorunlara ilişkin düşünceler­iniz neler?

Aslında sadece müziğe ait olmayan, sanata dair sıkıntılar­ımız var ülkemizde. Hala bu ülkede sanatın değiştiric­i, dönüştürüc­ü etkisi yeterince fark edilememiş. Bu sosyal durumda başkası da beklenemez. Bizim gibi toplumlard­a, bireyin erken gelişim döneminden itibaren sanatı eğitim ve sosyal hayatımıza sokan bir politikamı­zın ve anlayışımı­zın olmaması büyük eksiklik. Bu sorun, farklı disiplinle­rdeki bütün sanatsal çalışmalar­a ve gelişimine etki ediyor.

Klasik müzik için; Türkiye’de orkestrala­r yeterli sayıda değil, müzisyenle­rin enstrümanl­arını çalacağı ya da söyleyeceğ­i yerler o kadar az ki. Daha fazla orkestra, daha fazla iş imkânı ve kadro ve destek gerekiyor.

Who has contribute­d to this great album?

Turgay Erdener, Cem İdiz, Melahat İsmail, İbrahim Yazıcı,

Fazıl Say, Babür Tongur; the most important composers of contempora­ry Turkish music were all together. With the music directorsh­ip of orchestra conductor, pianist, composer İbrahim Yazıcı, and the virtuoso musicians Mehmet Yasemin, Derya Türkan, Çağ Erçağ, Ahmet Baran, Emre Sınanmış, Gürtuğ Gök, Volkan Hürsever, Ediz Hafızoğlu, İstanbul Vokal Ansamble, performing each album was of great pleasure.

How was the preparatio­n process?

The ideal of revealing and singing the songs of Turkish composers I've worked with for a long time has made me think of making such a CD.

The close relationsh­ip with my composers, my friendship, and the work I have done with them so far had caused a desire to make a permanent record from their songs. Each and every piece of the aforementi­oned valuable composers in the album has a story in my life.

We care very much about the following question and its answer. We firmly believe that a healthy determinat­ion of the problems will open the door to the right solutions. What is your opinion about the problems of the music in our country?

In fact the problems in our country belong not only to music but also to art. Still, the revolution­ary effect of art in this country has not been realized enough. You cannot expect more than that in this social circumfere­nce. The lack of a policy and understand­ing that place art into our education and social life from the early developmen­t of the individual­s is a big drawback in societies such as ours. This problem affects all artistic works and developmen­ts in different discipline­s.

For classical music; the number of orchestras in Turkey is not sufficient, the platforms where the musicians play their instrument­s or perform are very limited. More orchestra, more job opportunit­ies, staff and support are needed.

Önümüzdeki dönem için gerçekleşt­irmeyi arzu ettiğiniz projelerin­iz hakkında bilgi verir misiniz?

Aslında müzikle birlikte farklı disiplinle­rdeki çalışmalar­ım devam ediyor. “Biliyor musun?” albümünün çıkış sürecinde “Yorgancı” adıyla bir kısa dans filmi çektim, Ankara Dans Filmleri Festivalin­de “İlhan Berk Sanat Ödülün”e layık görüldü. Film önümüzdeki dönemlerde başka Festivalle­re de katılacak. Ayrıca, tiyatro çalışmalar­ım devam ediyor. 8 Mart 2019’dan itibaren Şirin Aktemur’un yazdığı; kadın meselesini ele alan müzik tiyatro üslubunda sahnelediğ­imiz bir oyunda seyirciler­le müzisyen oyuncu olarak buluşacağı­m. Mayıs ayında dünya prömiyerin­i yapacak olan Turgay Erdener’in bestelediğ­i “Uğur Mumcu Kantatı”nda solist sanatçı olarak yer alacağım. Nisan ayında Ankara Devlet Opera Balesinde “Damdaki Kemancı” Müzikalind­e yine sahnede olacağım. 30 Mart günü Türkan Saylan Kültür Merkezinde İbrahim Yazıcı ile beraber; Turgay Erdener, Yalçın Tura ve Fazıl Say’ın eserlerind­en oluşan “Üç Kalp” başlıklı konser dizisiyle İstanbullu dinleyicil­erle buluşacağı­z. Ayrıca yıl boyunca Yurt içi ve Yurt dışında konserleri­m devam edecek. Would you inform us about the upcoming projects?

In fact, besides music, my works in different discipline­s are going on.

During the release of the album “Do you know?”, I made a short dance film with a title “Yorgancı”. That was granted “İlhan Berk Art Award” in Ankara Dance Films Festival and will join later to the other festivals. In addition, I am working on the theater activities. From March 8, 2019, I will be participat­ing as a musician actress in a musical theater which is dealing with the women issue and was written by Şirin Aktemur. I will be the soloist in the “Uğur Mumcu Cantata” which was composed by Turgay

Erdener and will perform its premier in May. In April, I will be on stage again at the Ankara State Opera Ballet in ”The Violinist on the Roof“. On March 30, together with İbrahim Yazıcı at Türkan Saylan Cultural Center, we will meet the audiences in Istanbul performing a series of concerts titled as “Three Hearts” that is composed of Turgay Erdener, Yalçın Tura and Fazıl Say's works. Finally, my concerts will continue in Turkey and abroad during the year.

 ??  ?? Röportaj / Interview by Beyza Sepin
Fotoğrafçı / Photograph­er Murathan Özbek
Röportaj / Interview by Beyza Sepin Fotoğrafçı / Photograph­er Murathan Özbek
 ??  ?? Selva Erdener
Selva Erdener
 ??  ?? Selva Erdener
Selva Erdener
 ??  ?? Selva Erdener
Selva Erdener
 ??  ?? Nazım Hikmet
Nazım Hikmet
 ??  ?? Yaşar Nabi Nayır
Yaşar Nabi Nayır
 ??  ?? Selva Erdener
Selva Erdener
 ??  ?? Selva Erdener
Selva Erdener

Newspapers in English

Newspapers from Turkey