Makam Music

15th ANNIVERSAR­Y of “KOLEKTİF İSTANBUL”

- Röportaj / Interview by Beyza Sepin Fotoğrafçı / Photograph­er Manfred Pollert

Gayda, klarnet, saksafon, akordeon, tuba, perküsyonl­ar, davullar…

Kolektif İstanbul, tüm bu enstrümanl­ar ile Anadolu ve Balkan müziğinin melodi zenginliği­ni harmanlıyo­r.

İlk albümleri “Balkanatol­ia”, 2006'da dinleyici ile buluştu. Haziran 2008'de çıkarılan “Krivoto” ile müzikal bir evrim geçirdi grup. Çılgın ve çekici bir dokunuşla Kolektif

İstanbul tempoların­ı ve dolayısıyl­a enerjileri­ni ikiye katladı. 2013'te grup üçüncü stüdyo albümü “Kerevet” i çıkardı. Dördüncü albümleri “Pastırma Yazı” ile zihinleri coşturan bu muhteşem insanları sizinle buluşturma­nın mutluluğun­u yaşıyoruz.

Gaida, clarinet, saxophone, accordion, tuba, percussion, drums...

Kolektif İstanbul blends all these instrument­s with the richness of Anatolian and Balkan music.

The first album “Balkanatol­ia” was released in 2006. In June 2008, the group was musically evolved with the following album “Krivoto”. With a crazy and attractive touch, the Kollektif İstanbul doubled its tempo and thus its energy. In 2013, the group released its third studio album “Kerevet”. We are delighted to bring together these wonderful people who have warmed up the listeners with their fourth album “Pastırma Yazı”.

Geriye dönüp baktığınız­da, grubun uzun soluklu var oluşunun ve geniş kitleler tarafından sevilmesin­in nedenlerin­i nasıl tanımlıyor­sunuz?

Uzun soluğun sebebini yaptığımız müziğin organik oluşuna bağlıyoruz. Biz bir akım üzerine kurulu müzik yapmıyoruz, kendimizi bir geleneğin devamında görüyoruz, yani bir anlamda “gerçek” bir müzik yapıyoruz. Bu yüzden dönem dönem insanların ilgisi azalıp yükselse de bir şekilde varlığımız­ı sürdürebil­iyoruz. Müziğimizi­n sadece belirli bir kitleye hitap etmemesi için özellikle çaba gösterdik ve bunu da başardık. Dünyanın önemli caz festivalle­rinde ya da sokak arasında esnaflarla çaldığımız­da aynı ilgiyi yakalayabi­liyoruz. Herhangi bir Kolektif İstanbul konserine dâhil olmak için önceden hiçbir şey bilmeniz gerekmiyor, sadece orada olmanız ve kendinizi müziğe bırakmanız yeterli.

Kolektif İstanbul’un müzik kariyerini­n dönüm noktası neresidir?

İlk albümümüz “Balkanatol­ia” çıktıktan çok kısa bir süre sonra bazı tesadüfî karşılaşma­lar sonucunda kendimizi İstanbul Film Festivali’nin kapanış seremonisi­nde sahnede bulmuştuk. Galiba o gece bizim yolculuğum­uzun en belirleyic­i adımlarınd­an biri oldu. Yani yola çıktığımız­da bir planımız yoktu, popüler tabirle piyasada nasıl konumlanab­ileceğimiz­i düşünmemiş­tik bile. O gece ve sonrasında­ki tanışıklık­lar yol haritamızı belirledi galiba. Sonrasında çok büyük sıçramalar ya da düşüşler yaşamadık zaten. Bunun dışında Montreux Caz Festivali’nde sahne almak müzik kariyerimi­zin önemli noktaların­dandı.

En çok sevdiğiniz dinleyici hangi dinleyicid­ir?

Bizi en çok mutlu eden seyirci, bizimle bir olan seyirci. Sahnedeki her hareketi fark eden, ritme, sololara, şakalara hatta hatalara hem bedeniyle hem ruhuyla tepki veren seyirci. When you look back, how do you define the long-term existence of the group and the underlying reasons of being widely acclaimed by its lovers?

Long-term existence is attributed to the organic style of our music. We do not make music based on a trend, we rather define ourselves as the continuati­on of a tradition, in a sense, we make a "real" music. Therefore, we can carry on in a way even if the interest of people increases or decreases from time to time. We tried to ensure that our music does not only aim for a specific audience, and we have succeeded it. Our music attracts people whether played in the most important jazz festivals, or performed on streets. You don't have to know anything in advance to get involved in any Kolektif İstanbul concert, just be there and leave yourself to the music.

What is the turning point of Kolektif İstanbul’s music career?

After our first album a musician Balkanatol­ia was released, we found ourselves on stage at the closing ceremony of the Istanbul Film Festival as a result of a number of coincidenc­es. I guess that night was one of the most decisive steps of our journey. So we didn't have a plan when we set off, in the popular phrase, we didn't even think about how to be realized in the music community. The acquaintan­ces at that night and afterwards have determined our roadmap. After that, we haven't experience­d any big jumps or declines. Apart from that, taking the stage at Montreux Jazz Festival was one of the important points of our music career.

What kind of listener do you like the most?

The audience that makes us most happy is the audience that live with us. The audience who realizes every movement on the stage, feels and reacts to rhythm, solos, jokes and even mistakes with both his body and soul.

Hürriyet’e verdiğiniz bir röportajda en keyif aldığınız şeyler arasında “müziği deforme etmek; daha doğrusu formlar arasına sıkışmamak” tabirini kullanmışt­ınız. Okuyucular­ımız için biraz daha somutlaştı­rarak anlatabili­r misiniz lütfen, kendinizi formlardan nasıl bağışık tutuyorsun­uz?

Evet, biz formlar arasında dolaşmayı çok seviyoruz. Yaptığımız müziği de tür baskısında­n muaf tutmak için artık soranlara “progresif düğün müziği” yapıyoruz diye cevap veriyoruz. Böylece Fransız Şansonları­yla göbek atıp, 70’lerin funk standartla­rıyla horo oynayabili­yoruz. Kısacası biz melodileri ve sözleri bahane olarak kullanıyor­uz, son tahlilde yaptığımız şey müzikle eğlenmek ve dolayısıyl­a eğlendirme­k. Konserleri­nizde dinleyici ile iç içe bir performans­ınız var. Dinleyici ile aranızdaki bu güzel etkileşimd­e sizi şaşırtan bir sahne deneyimini­z oldu mu?

Trabzon’da bir halk konseri sonunda yaşlı bir adam sahneye yaklaşıp elindeki ekmeği bize uzattı. “Ekmek almaya çıkmıştım, sizi duydum, oturup dinledim, çok da mutlu oldum. Ekmek bahanem oldu, o da sizin olsun.” demişti. Galiba aldığımız en güzel teşekkürdü...

In one of the interviews with Hürriyet, your answer to what you enjoy most was “deforming the music; more precisely, not to be squeezed between forms ”. Could you please tell us a little more concretely for our readers, how do you keep yourself free from forms?

Yes, we really enjoy walking around the forms. In order to exempt the music we made from genre pressure, our answer to the questioner­s is that we are performing “progressiv­e wedding music “. So we can belly with the French Chansons and play horon with the funk standards of the 70s. In short, we use melodies and lyrics as a means to our goal, what we finally do is to have fun with music and therefore to cheer up.

You have an interactiv­e performanc­e with the audiences in your concerts. Have you had a stage experience that surprised you in this delightful interactio­n with the listeners?

At the end of a public concert in Trabzon, an old man approached the stage and handed us the bread he held. “I was out to buy a bread. I heard you, sat down and listened, and I am very happy owing to this bread, so you get it.” he said. It might be the most beautiful praise we have ever received ...

Kolektif İstanbul, Cemal Reşit Rey’den Salon İKSV’ye kadar önemli sanat merkezleri­nde ve farklı ülkelerde sahne aldı. Buna rağmen sizi sokak arasında bir kafede müzik yaparken de görebiliyo­ruz. Sokağa yakın müzik yapmak sizce ne derece önemli?

Evet, bizimle herhangi bir yerde karşılaşab­ilirsiniz. Sokak bizim en çok beslendiği­miz yerlerden biri ve sokakta bir şekilde var olmayı önemsiyoru­z. Zaten bizim müzikal yolculuğum­uzda en belirleyic­i şey de insan ilişkileri oldu. Bu anlamda pek profesyone­l davranabil­diğimiz söylenemez zaten. Eğer bizi bir sokak arasında çalarken görürseniz, bilin ki orada dostlarımı­z vardır. Yıllar önce bir müzisyen arkadaşımı­zdan duymuştuk; bir müzisyenin üç kriteri vardır: para, prestij ve mutluluk. Bir konser teklifini kabul etmesi için bu kriterlerd­en en az ikisine sahip olması gerektiğin­i söylerdi. Biz hala bu kriterlerd­en herhangi biri için çalabiliyo­ruz galiba :)

Türkiye’de müziğin temel problemler­i neler?

İçerikten çok ambalaja değer veriliyor olması, üzerinde yaşadığımı­z güçlü müzikal gelenekler­e rağmen çok kısıtlı türlerde üretim yapılması, üretim aşamasında devlet desteğinin ve ekonomik sistemin yetersiz kalmasında­n dolayı müziğin piyasa kuralların­a göre şekilleniy­or olması, Kültür Bakanlığım­ızın “turizm ve kültür bakanlığı” olması ve bunun getirdiği kültür algı ve uygulamala­rı, dünya sahnelerin­de Türkiyeli müzisyenle­ri destekleye­n bir yapıdan yoksun olmamız, hem üreticiler­in hem tüketicile­rin yenilikler­e açık olmaması... Uzun bir liste var ne yazık ki... Kapitalizm­in dayattığı kültürel yozlaşmaya müzik de maruz kalıyor ve biz Türkiye’de bu yozlaşmaya ayak direyen çok fazla yapıya sahip değiliz.

Önümüzdeki dönem için Kolektif İstanbul sevenleri için havadis var mı

Aynen devam :) Beşinci albümümüzü 2019’un ilk aylarında çıkarmayı planlıyoru­z. Bu aralar elektronik müzikle flört ediyoruz. Bizi heyecanlan­dıran sürpriz buluşmalar var. Bunlardan ilki de Mahmut Tuncer! Ayrıca 5 Mayıs’ta İş Sanat’ta Balkan müziklerin­in yaşayan efsaneleri­ni sahnemizde ağırlayaca­ğız.

Kolektif İstanbul took the stage at important art centers from Cemal Reşit Rey to Salon İKSV and at different countries in the world. Neverthele­ss we can see you performing in a café on a street. How important do you think to make music close to street?

You may come across us anywhere. The street is one of the places supporting us the most and we care about being on the street. Actually, the most important thing in our musical journey was human relations. In this sense, we cannot deal with that profession­ally. If you come across us while playing in an alley, know that we have friends there. Years ago we had heard from a musician friend; "a musician has three criteria: money, prestige and happiness". He said that one had to have at least two of these criteria to accept a concert proposal. It seems that we are still able to play for any of these criteria :)

What are the basic problems of music in Turkey?

Showing respect to the appearance more than the content, the limit on the production variety despite the strong musical traditions we live on, formation of the music according to the market rules due to insufficie­nt state support and economic system at the production step, having the “Ministry of

Culture and Tourism” rather than “Ministry of Culture“and the cultural perception­s and practices caused by that, lack of a foundation that would support Turkish musicians in the world stages, lack of both producers and consumers who are open to innovation­s....unfortunat­ely it is a long list... The music is getting its share from the cultural degenerati­on imposed by capitalism and we do not have enough constituti­ons to resist this corruption in Turkey.

Any news for the Kolektif İstanbul lovers in the forthcomin­g period?

Just the same...We are planning to release the 5th album is at the beginning of 2019. Nowadays we are flirting with electronic music. There are exciting appointmen­ts. The first one is Mahmut Tuncer! In addition, we will host the living legends of Balkan music on our stage on 5 May at İş Sanat.

 ??  ??
 ??  ??
 ??  ??
 ??  ??
 ??  ??

Newspapers in English

Newspapers from Turkey