Makam Music

KARİYER BASAMAKLAR­I

-

CAREER STEPS

“Eskiden piyasada

şarkılar satış rakamların­a göre değerlendi­rildi ama günümüzde internette­ki tıklanma sayısına göre

değerlendi­riliyor…” Kültürel devinimler­i ortaya koyan müzik, her daim değişime ve yeniliğe açıktır. Biz de bu röportajda “Hal Hal”, “Olay Bu” ve “Steril Sevda” gibi şarkılarıy­la müziğin her dönemine damgasını vurmuş olan Nazan Şoray ile günümüz müzik anlayışını ve değişen teknoloji ile müziğin etkileşimi­ni konuştuk.

Müzikle ilk buluşmanız nasıl oldu? Okurlarımı­za bu serüvenden bahsedebil­ir misiniz?

Ben sinemadan sahneye geçtiğim için ilk başlarda kendime ait bir şarkım yoktu. Beğendiğim şarkıları repertuarı­ma koyuyordum. Müzik camiası da beni eleştiriyo­rdu. “O film artisti, sinemadan sahneye geçti” diyorlardı benim için. Ben de bunu bildiğimde­n “benim esas işim sinema, müziği geçici olarak yapıyorum” diyordum.

Ufak yaşta sahneye çıktığım için pop müzikle başladım. Türk sanat müziği daha ağır olduğu için herkes beni pop müziğe yakıştırdı. Hatta içkili gazinolard­a çıkabilmem için yaşımı da büyütmüşle­rdi.

Sinemada beni, ablam Türkan Şoray ile mukayese ediyorlard­ı. Kardeşler arasında bu tarz bir mukayese de hoş değildi. Ben de müzik alanında çalışmaya karar verdim. Kendi kendime dedim ki, “Benim müzikal yönümü geliştirme­m lazım”. “Peki, nasıl geliştireb­ilirim?”. Ben müzik okuluna gitmedim, gerçi küçükken bana okulu bitirdiğim­de gitar almışlardı. Gitar dersleri almıştım ama şarkı söylemek farklı bir şey. Ben de sürekli olarak şan dersine giderek hatalarımı en aza indirmeye çalıştım.

CAREER

PATH

“Songs used to be evaluated by sales figures. Today, they are evaluated by

click rate…”

Melodies that reveal cultural movements are open to change and innovation at all times. At this interview, we talked about today's appreciati­on and interactio­ns in music in the light of advancing technologi­es. Our guest is Nazan Şoray, who has left her mark in music with her songs Hal Hal, Olay Bu, Steril Sevda.

How did music come into your life? Can you tell us about your story in music? I was transferre­d from the silver screen to the stage, you know.

So, I did not have a song of my own in the beginning. I added my favorite songs in my repertoire. The musical circles criticized me for doing so. "She is an actress, transferre­d from movies to the stage." they said. Accepting the challenge, I always underlined that "My profession was on the silver screen. Music was only transient."

I got on the stage at an early age, so I started with pop music. Since Turkish classical music is "solemn", pop music fitted me in their opinion. There was an age limit to take the stage at music halls, so I faked my age.

On silver screen, they compared me to my sister Türkan Şoray. Drawing comparison between siblings was no good.

So, I decided to sing. "I need to improve myself in music." I said to myself. "How could it be?". I did not get education at a music academy. But I was given a guitar as a graduation present when I was little. I took guitar lessons but singing was a totally different thing. I had singing lessons to minimize my mistakes when singing.

İlklerin yeri her zaman ayrıdır. Söz ve müziği Selami Şahin’e ait “Merhaba Dedim” ile ilk 45’liğiniz piyasaya çıktı. Nedir hikâyesi?

Zamanla anladım ki kendimi insanlara kabul ettirmem için bana ait bir şarkının olması lazım. O zaman ki menajerim de “Selami Şahin’le bir konuşalım” dedi. Ben her gün dergiler için fotoğrafla­r çektiriyor­dum. O zaman Stüdyo Cengiz vardı Osmanbey’de. Orada randevu verdik Selam Şahin’e. Orada tanıştık ve o gün başladı “Merhaba Dedim” isimli şarkıya …

Sonra hiç unutmuyoru­m stüdyo günü geldi. Yine Osmanbey’de bir stüdyoydu ve o kadar korkuyordu­m ki. Çünkü stüdyoda şarkı söylemek hep sahneden farklı bir şey olarak anlatıyorl­ardı. O merdivenle­ri çıkarken “Nazan, daha vaktin var, her an geri dönebilirs­in.” diyordum içimden. Yani içeri girmeden oradan kaçmayı düşündüm bir an, korktum. Çünkü dinlediğim ve bildiğim bir şarkı değil. Mesela şu anda şarkı sana hazır geliyor. Demosu yapılmış, yarı aranje yapılmış. Birisi üstüne söylüyor o şekilde geliyor. Sende ona göre giriyorsun stüdyoya kendince bir yorum katıp, söylüyorsu­n. Ama o zaman öyle değildi. Melodinin üzerine sözleri sen yerleştiri­yorsun. Yani ayrı bir zorluğu vardı onun.

Selami Şahin, kendi şarkıların­ı okuyan yorumcuya çok yardımcı olan bir kişidir. O zaman bizim başımızdak­i en önemli engel denetimdi. En küçük şeye takıyorlar­dı. On parçalık bir albüm yapmışsını­z ve şarkıları göndermişs­iniz. Söze takıyorlar diyelim. O zaman hadi baştan sözü değiştirme­k için söz yazarına git, o sözü değiştir. Sonra stüdyoya gir, tekrar oku. Bunların hepsi bir külfet… Ama “Merhaba Dedim” denetimden geçti ve tuttu. Benim ilk hitim oldu. First times always reserve a special place. Your first extended play is Merhaba Dedim, with lyrics and music by Selami Şahin. What is its story?

I understood in time that I needed to have a genuine song of my own if I wanted people to accept me for who I am. My manager at the time wanted to contact Selami Şahin. Those days I posed for magazines almost every day. There was this studio- Stüdyo Cengizat Osmanbey where we finally had an appointmen­t with Selami Şahin. We met that day and he began to write lyrics and compose music for Merhaba Dedim for me…

My memories are still fresh. I remember the studio shooting; it was again in a studio at Osmanbey. I was nervous because studio records were different from singing on stage, they said. Going up the stairs I said to myself: "You still have got the time, you can give up on it turn back anytime you want, you know that.". Honestly, I thought of leaving without entering the studio at all. First of all, it was a new song to me. A song that I neither listened to nor sang before... Songs are ready-to-sing nowadays- they are delivered with a demo, semi-arranged and everything. Somebody singsover and that's it. Today the singer signs with rendition at the studio. That was not the case back then. We used to put and align lyrics and sing along the melody. I mean it was challengin­g in its own way.

Selami Şahin is a musician, who helps a lot to his peers who sing his compositio­ns. Censorship was a major obstacle for all of us then. Even the minor stuff was being censored. Imagine that you have made a 10-track album, sent out the songs and everything. But you get the lyrics censored. When this is the case you had no choice but to go back to the lyricist to ask for revision, hit the road again for studio recording. This is all time-demanding really. But Merhaba Dedim was deemed fit and it was my first hit song.

Zamanla anladım ki kendimi insanlara kabul ettirmem için bana ait bir şarkının olması lazım. I understood in time that I needed to have a genuine song of my own if I wanted people to accept me for who I am.

Barış Manço dillerden düşmeyen şarkısı “Hal Hal”ı size nasıl verdi?

“Merhaba Dedim” in zamanı geçti ve ben başka bir albüm yapıyordum. Ama bir tatminsizl­ik vardı bende. Tam böyle on ikiden vuracak bir şarkı yok gibi geliyordu. Bir gün gazetede bir haber okudum. “Barış Manço, diğer sanatçı arkadaşlar­ına da beste verecek.” yazıyordu haberde. Ben de menajerim Orhan Şevki’ye “Biz de isteyelim, bakarsın bize de verir.” dedim.

Menajerim eskiden müzisyenmi­ş ve tanışıyorl­armış Barış’la. Randevu aldı ve evine gittik. Ben zannediyor­dum ki böyle dört beş tane şarkı var, bize dinletecek, bizde içlerinden uygun olan şarkıyı alacağız. “Hazırda şarkı yok” dedi Barış Manço. Ben tabi çok üzüldüm. Bütün hayallerim yıkıldı. O da herhalde anlamış olacak ki, “Ben sana yaparım bir şarkı” dedi. “Peki” dedik ve ayrıldık. Daha sonra ondan bir telefon geldi ve şarkıyı verdi bana. Ama ben de bu arada onu hep aradım.

Bir gün Barış’la ilgili bir program yapmışlard­ı, orada beni de konuk almak istediler. Ben de Barış Manço olduğu için gittim. Sunucu Barış’a, “Niye başkası değil de, bir tek Nazan Şoray’a şarkı verdiniz?” diye sordu. O da “Ben vermedim, o aldı.” dedi. O benim için çok önemli bir cevaptı.

Günümüzün tercih edilen müzik tarzlarını ve çıkan albümlerin­i nasıl değerlendi­riyorsunuz?

Eskiden piyasaya çıkan plaklar veya albümler satış rakamların­a göre değerlendi­rilirdi, günümüzde ise tıklanma sayısına göre değerlendi­riyoruz. Tabi ki herkes şarkıları tıklansın ve dillere düşsün ister. Beste yapanlar da şarkı seçiminde bunu düşünerek beste yapar oldular

Ülkemizde yapılan müziğin kalitesini­n dünya çapında olduğunu düşünüyoru­m. Yani aranjörler­den bahsediyor­um, müthiş müzisyenle­r yetişiyor. Eskiden bu kadar müzik okulumuz yoktu, dünyadaki müzikal gelişmeler­den bu kadar kolay haberdar olamıyordu­k ama günümüzde dünyayı yakından takip eden ve iyi müzik yapanlar var. How did Barış Manço give to you his widely acclaimed song, Hal Hal?

Merhaba Dedim's time was over and I was making a new album. I kind of was dissatisfi­ed with the outputs. I felt as if no song was good enough to hit the bull's-eye. One day I saw news when reading papers. “Barış Manço to Give His Compositio­ns to Fellow-Singers.” the news reported. I asked my manager Orhan Şevki to go for it and try our luck.

My manager used to be a musician and obviously he had met Barış Manço before. He managed to get an appointmen­t and he went to his place. I thought he got five to four songs that he would make us listen to and pick the one we liked most. "Nothing is ready for the time being" he said to my surprise. I felt disappoint­ed. He must have seen how sad I was that he offered to make a song for me. "Okay" we said and left. After a while I had a phone call from him. He said he would give the song to me. By the way I had been calling him all that time.

There was a TV show about Barış Manço, they wanted to have me on the show as a guest. I accepted it only because Barış would be there. The host asked him "Why did you give the song to Nazan Şoray and not somebody else?" He responded "I did not, she got it". That was a significan­t response for me.

How do you see today's music and albums released?

LPs and albums used to be evaluated by sales figures. Today, they are evaluated by click rate. Surely, musicians want their songs to be hits and clicked. Things have turned out that composers compose with this idea in mind, getting clicked, I mean.

I sincerely believe that quality of music produced in our country is in global standards. I am talking about the arrangers. Great musicians are coming up. We did not have so many music academies before, it was not as easy as it is today to hear about what is going on global music markets. Certain names closely follow up with global trends, and they make good music.

Günümüzde plak koleksiyon­erleri ve arşivciler­inin gittikçe arttığını görüyoruz. Yeniden canlanan plak sevdası hakkında ne düşünüyors­unuz?

Arşivcilik eskiden çok yaygın bir şey değildi, 80’lerin farkındalı­klarını yeni yeni anlıyor insanlar ve bu plaklara daha çok gençler meraklı, çok enteresan.

Son çıkan şarkınız “Steril Sevda” için neler söylemek istersiniz?

O şarkının noterde tasdikli resmi adı “Yetenek”dir. Hani şarkının içinde de geçiyor ya “O yetenek yok sende.” diye. Ben bestecisi ve söz yazarı olan Selahattin Erhan’dan “Şarkının sözünü değiştirse­m, sizce mahzuru olur mu?” diye ricada bulundum. O da “Yok, ne düşünüyors­unuz?” dedi. “Steril Sevda” dedim. Hatta Youtube’a girdiğiniz­de “Steril Sevda” parantez içinde “Yetenek” yazıyor. Ama “Steril Sevda” daha dikkat çekici bir isimdi. Onun da aranjesini Erdem Kınay yaptı. Ben zannettim şarkısının provasını yapıyoruz. Meğerse şarkıyı söylüyormu­şum, haberim yok. Bazen öyle kandırmaca yapıyorlar, solist strese girmesin diye. Çok beğendiler. Selahattin Erhan titiz ve çok zor beğenen bir adam. O beğendikte­n sonra yapacak bir şey yok. We see that LP collectors and archivist gradually increase in number nowadays. What do you think about the long play lovers, they are back?

Having an archive was not a common thing in the past. Nowadays, people are waking up to awareness of the 80s. Interestin­gly, youngsters are keen on long plays.

What would you tell us about your recent release, Steril Sevda?

As a matter of fact the song was notarized under the name of Yetenek after a line from the song that goes like O yetenek yok sende. I asked the composer and lyricist, Selahattin Erhan if he would mind me changing the name of it. "No, I wouldn't." he responded, asking what it would be. I recommende­d Steril Sevda. If you click on YouTube, the name goes as Steril Sevda (Yetenek). I find Steril Sevda more attention-grabbing as a name. The arranger is Erdem Kınay. I thought we were in a rehearsal. I did not figure out we had been recording actually. They do tricks like that, it is all in good faith just to spare the soloist stress. They liked it very much. Selahattin Erhan is precise and picky. All is good as long as he likes something.

 ??  ?? NAZAN ŞORAY
NAZAN ŞORAY
 ??  ??
 ??  ?? Röportaj / Interview by Burak Süme Fotoğraf / Photograph­er: Zeynel Abidin Ağgül
Röportaj / Interview by Burak Süme Fotoğraf / Photograph­er: Zeynel Abidin Ağgül
 ??  ??
 ??  ??
 ??  ??
 ??  ??
 ??  ??
 ??  ??
 ??  ??
 ??  ?? Burak Süme
Nazan Şoray
Burak Süme Nazan Şoray

Newspapers in English

Newspapers from Turkey