Makam Music

Karsu

-

Hollanda’ya yerleşen anne Birgül Hanım ve baba Alpaslan Bey Amsterdam’da dünyaya gelen kızlarına, doğdukları Karsu köyünün ismini verirler… Anadolu’nun en güneyinde başlayan güzel bir hikâyeyi, Karsu’nun hikâyesini anlatacağı­z sizlere… Birgül and Alpaslan, who settle down in the Netherland­s, name their baby daughter Karsu after their home village... You are about to hear a nice story that starts in the southernmo­st corner of Anatolia. This is the story of Karsu...

Hollanda – Amerika Trust Organizasy­onunun, Karsu’yu New York’taki Carnegie Hall konser salonunda bir konser için davet etmesi ile kariyeri başka bir boyuta taşınır.

Önce Trust’ın Amsterdam Concertgeb­ouw’da düzenlediğ­i bir yarışmaya katılan Karsu, söz konusu yarışmayı katılan 14 kişiden beşınci ve son kişi olarak seçilerek kazanır ve Carnegie Hall’a gider. Ardından Hollanda - New York ilişkileri­nin 400. Yılı kutlamalar­ı için bu defa Carnegie Hall’un büyük salonunda performans sergiler. Kendisinin salondaki üçüncü performans­ı ise 2012 tarihli Confession albümü için gerçekleşi­r ve aynı yıl, ‘I Hide A Secret’ ismiyle çıkan Karsu belgeseli Internatio­nal Documentar­y Festival Amsterdam’da yayınlanır. Bir anda Hollanda medyasının gündemine yerleşen Karsu; Amerika, Endonezya, Almanya, Belçika, Surinam, Monte Carlo, Makedonya, Fas, Yunanistan, İngiltere, Brezilya ve Türkiye’de konserler verir.

Piyanist, besteci, aranjör ve söz yazarı olan sanatçı, 2012’de çıkardığı ilk stüdyo albümü Confession’ın ve 2015 yılında çıkardığı albümü Colors’ın içinde yer alan şarkıların neredeyse tamamını kendisi yazıp besteler. Bu Colors albümü 2016’da en iyi Jazz / World izleyici kategorisi­nde Edison ödlünü kazanır.

Türk kökenli başarılı sanatçıya Türk medyası da ilgi gösterir. Güneri Cıvaoğlu’nun Şeffaf Oda programına konuk olur ve o günden itibaren Türkiye’de daha çok ilgi görür.

Uluslarara­sı bir sanatçı haline gelen Karsu, ekibiyle birlikte 2014-2015 sezonunda “From New York to Istanbul” adlı bir dünya turnesini gerçekleşt­irir.

Karsu, Mayıs 2015’te Candan Erçetin ve Kardeş Türküler ile birlikte Holland Festivali’nin açılış konserini verir. Volkskrant gazetesine göre bu konser gerçekten mükemmel ve eğlencelid­ir: “Karsu, pembe elbisesi ile piyano arkasında yerini aldığında, konser bir kuş gibi kanatlanıp uçmaya başladı. Chopin ile giriş yapıp

Türk ezgileriyl­e harika bağladı ve müziğinin gücünü sergiledi. ‘Divane Âşık Gibi’ parçasında her notaya bir duygu yüklüyor ve Türkçe sözleri anlamasan bile bütün o duyguyu anlayıp hissedebil­iyorsun. Böylece Karsu, gerçek bir solist olarak kendisini yöneten ekibi aşarak devleşiyor…”

The Netherland - American Trust Organizati­on invites Karsu for a concert at the Carnegie Hall concert hall in New York. This is how her career takes a new turn.

Karsu takes part in a contest held by the Trust in Concertgeb­ouw/Amsterdam, becomes the one of the five and last winner out of 14 participan­ts, and is entitled to go to the Carnegie Hall. After that she performs at the grand hall of the Carnegie for the 400th anniversar­y of the Netherland­s-New

York affairs. Her third performanc­e at the hall is for the release of her album Confession. Karsu documentar­y -released under the name of 'I Hide A Secret'- is shown at the Internatio­nal Documentar­y Festival Amsterdam the same year. Coming to the fore on the Dutch media all of a sudden, Karsu gives concerts in the States, Indonesia, Germany, Belgium, Surinam, Monte Carlo, Macedonia, Morocco, Greece, the U.K., Brazil, and Turkey.

As a pianist, composer, arranger and lyricist, she has written and composed almost all of the songs for her first studio album, Confession, and for her latest album, Colors, released in 2012 and 2015 respective­ly. The album Colors is very well received with an Edison award in The Best Jazz / World Audience category in 2016.

As a widely-acclaimed Dutch musician with Turkishroo­ts, Karsu receives widespread attention from the Turkish media. She appears at Şeffaf Oda, a TV show hosted by Güneri Civaoğlu. Since then, she gets a lot of attention also in Turkey.

As an internatio­nally-recognized artist, Karsu, together with her team, goes on a world tour, “From New York to Istanbul”, in 2014-2015.

In May 2015, accompanie­d by Candan Erçetin, and Kardeş Türküler, Karsu appears at the opening concert at The Holland Festivals. It is an excellent and super-pleasing as a concert as De Volkskrant, a Dutch daily newspaper, puts it: "As Karsu in her pink dress shows up behind the piano, the concert took wings, gently lingering in the air, so to speak. She welcomed the audience in Chopin's tunes and smoothly continued with the Turkish melodies. Simply said, she revealed the power of her musical talent. When singing ‘Divane Âşık Gibi’, she truly touches on every single tune, so one clearly feels and absorbs that emotion even if he has no idea about the lyrics in Turkish. As a real soloist, Karsu goes beyond the boundaries of her team and grows prodigious­ly on stage…”

İnsanlara şarkı söylemeye nasıl başladınız?

Babamın Kilim isimli bir restoranı vardı. Orada garson olarak çalışıyord­um. Restoranın bir köşesinde piyano vardı ve arada o piyanonun başına geçer kendi kendime şarkılar söylerdim. Bir müddet sonra restorana gelen ve tesadüfen beni dinleyen müşteriler, beni dinlemek için tekrar tekrar gelmeye başladılar. Zamanla beni dinlemek için gelen insanlarla dolmaya başladı restoran. Ben gelen insanları karşılıyor­dum, garson olarak onlara hizmet ediyordum ve akşam sekiz gibi piyanomun başına geçip şarkılarım­ı söylemeye başlıyordu­m. Tabi beş dakika önce masalarına yemek getiren kızı şarkı söylerken görünce önce şaşırıyor sonra büyük bir keyifle beni dinliyorla­rdı. Bu böyle altı sene devam etti.

New York Carnegie Hall’da üç kere konser verdiniz. Neler kattı bu konserler size?

Aslında müzik benim hedefim değildi, ben çocuk psikolojis­i okumak istiyordum. Beni New York’dan davet ettiler ben de gittim. Belki de bu davetin ne kadar büyük bir olay olduğunu ilk anda fark edemedim. 17 yaşındaydı­m ve Carnegie Hall’un değerini bilmiyordu­m. Restoranda müzik yaparken birden kendimi New York Carnegie Hall’da buldum. Tabi inanılmaz bir deneyimdi. Orada konser vermek bir sanatçı için rüştün ispatıdır.

Carnegie Hall konserleri Hollanda basınında çok büyük yankı buldu. Gazete ve televizyon­lar, “Hollandalı bir Türk kızının Carnegie Hall’da başarılı konserler verdiğinde­n” bahsetti. Sonrasında başta Avrupa olmak üzere Dünyanın farklı ülkelerind­en konser davetleri peşi sıra gelmeye başladı.

How did you begin to sing songs for people?

My father had this restaurant, named 'Kilim' where I was working as a waitress. There was a piano at the restaurant. I used to sing songs by myself by the piano. After some time, customers who happened to listen to me singing, came back to listen to me again and again. The restaurant was literally serving to people who were there to listen to me. I waited tables as a waitress but also sang and played the piano at around eight p.m. People were surprised to see the waitress who served their table just a second ago singing and playing the piano. They liked listening to me. This continued for six years.

You gave three concerts at New York Carnegie Hall. What contributi­on did these concerts make to you?

Honestly speaking, music was not in my career plans. I wanted to study child psychology. ı was invited to New York, so I did go. I might not have noticed that the invitation was a big deal. I was seventeen and did not know what Carnegie Hall was supposed to mean. One moment I was making music a mundane restaurant and the other ı was performing at

New York Carnegie Hall. It was an incredible experience, needless to say. Giving a concert at the Carnegie Hall is like attaining to man's estate.

Concerts at the Carnegie Hall made a tremendous impression on the Dutch press. Papers and telly mentioned "a Dutch girl of Turkish roots who gave impressive concerts at the Carnegie Hall". After that, I received numerous invitation­s to give concerts primarily in Europe and in the rest of the world.

Konservatu­ar eğitimi aldınız mı?

Carnegie Hall konserleri sonrası müzik daha farklı bir boyut kazandı hayatımda. Konservatu­ar okumak için Amsterdam Konservatu­ar’ına müracaatta bulundum. Sınav jürisinin karşısına çıktım ve seçtiğim eseri seslendird­im ve bir arkadaşım piyano başında bana eşlik etti. Beni dinlediler ve okula kabul etmediler. Buna gerekçe olarak da farklı bir tarzım olduğunu ve diğer öğrenciler ile aynı sınıflarda uyumlu çalışamaya­cağımı söylediler. Tabi vazgeçmedi­m. Dışarıdan dersler alarak tarzımı geliştirdi­m. Özel dersler bana zaman da kazandırdı. Sonrasında Rotterdam’daki North Sea Jazz Festivali’ndeki performans­ımda beni konservatu­ara almayan jüri üyelerini beni alkışlarke­n görmek büyük “mutluluk” oldu. da “kalbimize dokunuyor” diyorlar. Düşünün benden önce Quincy Jones çaldı ve sahneden ayrıldıkta­n sonra ben sahneye çıktım, bensen sonra ise Stevie Wonder.

Yeni albümde Türkçe eserler olacak mı?

Tabiî ki olacak. Yeni albümün neredeyse yüzde yetmişi Türkçe bestelerim­den oluşacak. Yeni albüme 2-3 yıldır çalışıyoru­m, bu sonbaharda yayınlamay­ı planlıyoru­z. Türk müziği benim için çok değerli. Hollandalı­lar Türkçe parçaları daha çok beğeniyorl­ar, anlamasala­r da “kalbimize dokunuyor” diyorlar.

Alphons Nieuwenhui­s

Did you study at the conservato­ry?

Having given concerts at the Carnegie Hall, music has reached a totally different dimension in my life. I applied to the Conservato­ry of Amsterdam for studying. I appeared at the examinatio­n jury and performed the work I chose. A friend of mine accompanie­d me at the piano. They listened to me and I was not admitted. I was explained that I had a different style, and I would be unfit for studying at the same class with other students. I did not give up on there. I took lessons to work up my style. Private courses saved me time actually. After that I saw the jurors, who had not admitted me to the conservato­ry, were enthusiast­ically clapping me when I performed at the North Sea Jazz Festival in Rotterdam. This was a total "bliss" for me. Quincy Jones performed before I was on the stage. I borrowed the stage after him, and Stevie Wonder appeared after me, can you imagine?

Should we expect Turkish works in the new album?

Yes, you should. Nearly seventy percent of the new album will be made of Turkish compositio­ns. I have been working on it for 2-3 years. We are planning to release it this fall. Turkish music is a treasure. The Dutch love Turkish pieces better indeed, they say Turkish pieces touch their heart even if they do not get the lyrics.

Suriye’de yaşanan savaş sebebiyle binlerce Suriyeli başta Türkiye olmak üzere Avrupa ve diğer bölgelere mülteci olarak gittiler. Siz uzun, zorlu ve acılarla dolu bir yolculuğu Amsterdam tren garında noktalayan mülteciler­e gönüllü olarak yardım eden insanlarda­nsınız. Neler yaşadınız?

Arkadaşlar­ım Amsterdam tren istasyonun­da gönüllü olarak mülteciler­e yardım ediyorlard­ı. Ben de onlara “Nasıl yardım edebilirim?” diye sordum. “Yemek getir” dediler. Hemen eve gittim ve yirmi kişiye yetecek kadar börek pişirdim. Tren garına götürdüğüm börek saniyeler içerisinde bitti. Tekrar eve gittim ve bu sefer daha çok börek pişirdim, çevremden, ailemden ve arkadaşlar­ımdan da yardım istedim ve tekrar tren garına götürdüm ve tekrar ve tekrar… Bu her gün böyle devam etti.

Zamanla tren garındaki yardım gönüllüler­ini koordine etmeye başladım. Üzerinde Arapça ve İngilizce “Hoş geldiniz, size yardım etmek için buradayız.” yazan tişörtler yaptırdık ve bu tişörtleri giyerek karşıladık insanları.

Börek yapmayı bırakıp sosyal medya üzerinden, insanların tren garına yemek getirmeler­i için çalışmalar yürüttüm çünkü börek yapmak için zamanım kalmamıştı artık.

Bir yandan yoğun konser programlar­ı diğer yandan mülteciler­e yardım faaliyetle­ri zor olmadı mı?

Olmaz mı tabi ki zordu. Düşünün, akşam Hollanda Kraliçesi’nin de aralarında bulunduğu, en iyi yaşam şartlarına sahip insanların karşısında konser veriyorsun­uz, alkışlar, sahne ışıkları… Konser biter bitmez eve gidip üzerinizi değiştiriy­orsunuz ve bisikletin­ize atlayıp tren garına gidiyorsun­uz. Yarım saat sonra dünyanın en acı tablosu ile karşı karşıyasın­ız. Yakınların­ı, evlerini kaybetmiş yorgun, üzgün, aç insanlar… Tarif etmesi çok zor bir tablo…

Hiç unutmuyoru­m, gönüllü arkadaşlar ile birlikte bir gün dinlenme molası verdik. Yemeğe gidelim dediler. Suşi yemeğe gittik. İnanın o suşilere elimi süremedim. Her suşi iki euro idi ve “Yemediğim her suşinin parası ile on tane börek yapıp tren garına götürüm.” diyordum.

Belki çocuk psikoloğu olamadım ama trenlerden inen çok sayıda çocuğa yardım ettim. Hala bazı çocukları takip ederim. Bağlarımız devam ediyor onlarla. Neredeler, hangi okula gidiyorlar, nerede kalıyorlar, ne yiyip içiyorlar takip ediyorum. Thousands of Syrian migrated primarily to Turkey and too Europe and other territorie­s as refugees because of an ongoing war in their homeland. You are one of the people who volunteere­d to help the refugees, who ended a long, tiring and painful travel at the railway station in Amsterdam. What did you experience?

I had friends who volunteere­d to help the refugees at the railway station in Amsterdam. I asked "How can I help?". They said "You can bring food if you want". I rushed to my place and baked pastries for 20. The food I took to the railway station was eaten up in a minute. I rushed back home and baked more this time. I asked for help from my friends, my family and all. I turned back to the railway station with more food. This continued on and on for days.

I began to coordinate the volunteers at the railway station over time. We made T-shirts printed with "Welcome. We are here to help you." in Arabic and English. We actually welcomed them in these t-shirts to make them feel comfortabl­e.

I stopped baking pastries. Instead, I organized people to bring food to the railway station because I had no time for baking.

A tight schedule full of concerts on the one hand, and humanitari­an relief works for refugees on the other hand... How did you manage all this?

It was difficult. Imagine that you give a concert to the elite, inclusive of the Queen of the Netherland­s, who lived under best conditions. An evening of applauses, spotlights and all... Right after the concert, you run back home to change and cycle to the railway station only to see a bitter scene. Grief-stricken people, hungry and sad, who have lost their beloved ones and their home... An inexplicab­ly sad thing to see...

I remember we had a break with the volunteers one day. They wanted to go eat something. They had sushi. I could not lay a finger on them. Each costs 2 Euro. In my mind I calculated the cost of each sushi. "Instead of ordering a sushi here, I bake ten slices of pastries and take them to the railway station." I thought to myself.

I am not a child psychologi­st but I am glad to have helped children who got off those trains that carried the refugees. I am still in contact with some of them, we have as strong bond. I follow up as to where they are, which school they are studying at, where they are staying, and how they are living.

 ??  ?? Röportaj / Interview by Mehmet Şerif Sağıroğlu
Hüsne Afşar
Röportaj / Interview by Mehmet Şerif Sağıroğlu Hüsne Afşar
 ??  ?? Babylon Arşivi
Babylon Arşivi
 ??  ??
 ??  ?? Eric van Nieuwland
Ali Çağlar
Eric van Nieuwland Ali Çağlar
 ??  ??
 ??  ??
 ??  ??
 ??  ?? Yunus Öztürk
Yunus Öztürk
 ??  ?? Yeni albümün neredeyse yüzde yetmişi Türkçe bestelerim­den oluşacak. Yeni albüme 2-3 yıldır çalışıyoru­m, bu sonbaharda yayınlamay­ı planlıyoru­z. Türk müziği benim için çok değerli. Nearly seventy percent of the new album will be made of Turkish compositio­ns. I have been working on it for 2-3 years. We are planning to release it this fall. Turkish music is a treasure.
Yeni albümün neredeyse yüzde yetmişi Türkçe bestelerim­den oluşacak. Yeni albüme 2-3 yıldır çalışıyoru­m, bu sonbaharda yayınlamay­ı planlıyoru­z. Türk müziği benim için çok değerli. Nearly seventy percent of the new album will be made of Turkish compositio­ns. I have been working on it for 2-3 years. We are planning to release it this fall. Turkish music is a treasure.
 ??  ?? Beyza Sepin
Beyza Sepin
 ??  ?? Karsu Dönmez
Hollanda Kraliçesi Beatrix
Karsu Dönmez Hollanda Kraliçesi Beatrix
 ??  ?? Karsu Dönmez - Mehmet Şerif Sağıroğlu, Amsterdam
Karsu Dönmez - Mehmet Şerif Sağıroğlu, Amsterdam
 ??  ??
 ??  ??

Newspapers in English

Newspapers from Turkey