Şamil Özoğul: “Otomotivde kalıp ihtiyacı beş yılda üç kat artacak”

Sektör raporu hazırlamak için çalışmalara başlayan UKUB; kalıp firmalarının mevcut durumları, kapasiteleri, hizmet verdikleri sektörler, çalışan sayıları, yatırım planları, istihdam ve büyüme tahminleri gibi tüm detayları belirleyecek.

Makina Magazin - - IÇINDEKILER - Gülay SOYDAN PEHLEVAN BURSA

Kalıp sektörü, önümüzdeki beş yıl içerisinde Türkiye’de geliştirilecek ve farklı zamanlarda devreye alınacak birçok yeni ticari ve binek araç projesi sebebiyle hareketli günler yaşıyor.

Renault’un Clio modeli 2019 yılında Türkiye’de yapılacak. Tofaş’ta ise, hem ticari, hem de binek araç olarak devreye alınacak yeni modeller gündemde. Üretimine Türkiye’de başlanılan Hibrit’in haricinde, Toyota’nın devreye girecek yeni projeleri de var. Öte yandan, ticari araç olarak Mercedes’in hem kamyon, hem de otobüs sınıfında piyasaya yeni sürülecek araçları bulunuyor. Türkiye’nin yerli elektrikli araç projesinin de beş yıl içinde devreye alınması planlanıyor. Bunların yanı sıra, tarımsal amaçlı kullanılan traktör gibi iş makinaları sektöründe de yeni projeler gündemde.

“Hiç olmadığı kadar kalıba ihtiyaç duyulacak”

Gelecek beş yıl içinde otomotiv sektöründeki yeni projeler sebebiyle, Türkiye’de hiç olmadığı kadar kalıba ihtiyaç duyulacağını söyleyen Ulusal Kalıp Üreticileri Birliği (UKUB) Yönetim Kurulu Başkanı Şamil Özoğul, “Devreye girmesi planlanan projeler; otomotive yönelik tasarım, analiz, üretim ve deneme gibi her aşamayı

yaparak, kalıbı doğru şekilde ana ve yan sanayii firmalarına teslim edebilecek kabiliyette olan mevcut kalıp firmalarının sahip olduğu kapasitenin üç misli civarında. Hatta, bir anda devreye girecek bu projeler için ihtiyaç duyulan kalıpların tamamının ülkemizdeki kalıpçılar tarafından yapılması bile olası değil” diye konuştu.

UKUB olarak kalıpçılık yapan 200 civarında üyeye sahip olduklarının bilgisini veren Özoğul, Türkiye’de kalıp sektöründe faaliyet gösteren irili ufaklı 10 bine yakın kalıp firmasının bulunduğunu aktardı.

“Çok ciddi ve detaylı bir çalışma başlattık”

Otomotiv sektöründe beş yılda devreye alınması planlanan projelerde, Türk kalıp sektörünün karşılayabileceğinin üzerinde çok yüksek miktarda kalıp, aparat ve fikstüre ihtiyaç duyulacağının altını çizen Özoğul, şöyle konuştu: “Çok heyecanlıyız; çünkü, kalıp sektörünü uzun zamandır hiç olmadığı kadar bir yoğunluk bekliyor. Bu öngörüyle çok ciddi ve detaylı bir çalışma başlattık. Yüksek ve alçak basınçlı döküm, kalıp mühendislik, sac kalıp ve plastik kalıp olmak üzere dört farklı çalıştay organizasyonu yapıyoruz. Bunları yılsonuna kadar tamamlamış olacağız. Ardından çıktıları rapor haline getirip sunmayı planlıyoruz.”

Kalıpçıları; kalite, fiyat ve teslim süresi gibi konularda güçlendirmeyi hedeflediklerinin altını çizen Şamil Özoğul, “Beş yıl içinde devreye alınacak araç projelerinden dolayı ihtiyaç duyulacak kalıpların tasarımı, analizi, üretilmesi ve devreye alınması aşamasında kalıpçılarımızı daha rekabetçi hale getirmek için ön hazırlık yapmış olacağız” ifadelerini kullandı.

“Sektör raporu hazırlıyoruz”

Sektör rakamlarını her zaman tam ifade edemediklerini söyleyen Özoğul, şöyle devam etti: “Bundan dolayı yaklaşık üç ay önce sektör raporu çalışmasına başladık. Temmuzağustos ayları gibi son detaylarını bitirip yayınlamayı planlıyoruz. Bu rapor; kalıp firmalarının mevcut durumları, kapasiteleri, hizmet verdikleri sektörler, çalışan sayıları, yatırım planları, istihdam ve büyüme tahminleri gibi tüm detayları içerecek.”

“Ek verginin kaldırılmasını istiyoruz”

Özellikle büyük ölçekli, ağır tonajlı kalıp yapan firmaların çok ciddi anlamda rekabet eksikliğinin bulunmasının sektörün en önemli sorunlarının başında geldiğini kaydeden Özoğul, “Kalıp çeliğinin yüzde 100’ü yurtdışından geliyor. Zamanında gümrük tarife pozisyonları belirlenirken, kalıp çeliklerinin Türkiye’de üretilebilmesi için yüksek vergi oranı konulmuş. Fakat çelikleri öyle bir potaya koymuşlar ki; ülkemizde hiç üretilmeyen takım çelikleri dâhi o yüksek vergi potası içinde kaybolup gitmiş” dedi.

Takım çeliklerini Avrupa’dan Uzak Doğu’ya kadar her yerden daha pahalıya ithal ettiklerinin altını çizen Özoğul, şöyle devam etti: “İşçiliğimiz nispeten ucuz bile olsa, teknolojik altyapımız ve otomotivdeki tecrübemize rağmen kalıp çeliğindeki yüzde 25 fazla vergi sebebiyle, çelik tonajı yüksek kalıplarda tüm avantajınızı bir anda çöpe atıyorsunuz. Rekabet etme şansınız kalmıyor. Bugün Türkiye’de üretilmeyen takım çeliği ithal edilirken uygulanan ek vergi azaltılsa, bir anda İtalya’da birçok firmaya Türk kalıpçılarının doğrudan imalat yapması mümkün hale gelir. Bu doğrultuda başlattığımız çalışmada, ülkemizde takım çeliğinin üretilemiyor olduğunu belgelendirmeye hazırlanıyoruz. Nitelikli takım çeliğine uygulanan ek verginin azaltılması ya da ortadan kaldırılması yönünde olumlu netice alabilirsek, bir anda ihracat potansiyelimiz iki-üçe katlanabilir. Yüzde 25’lik fark ile bir anda birçok ülkenin ve firmanın üzerine çıkmamız söz konusu olur.”

“Savunma ve havacılık alternatif olacak”

Kalıp sektörü olarak, talaşlı imalatta bilgi ve tecrübelerinin birçok sektörden daha ileri boyutta olduğunu ileri süren Şamil Özoğul, “Firmalarımızı, kapasitelerinde boşluk olması durumunda, talaşlı imalatın yoğun olduğu savunma ve havacılık sektörlerine hizmet vermeleri konusunda telkin ediyoruz. Bunu boş kapasitelerini değerlendirmeleri için değil, ikinci bir iş kolu oluşturmaları için istiyoruz. Ayrıca, otomotivdeki değişiklikler kalıpla üretilen parçalara olan ihtiyacın formatını da değiştiriyor. Önümüzdeki 20-30 yıllık değişim sürecine hazırlıklı olunması anlamında da, kalıpçıların alternatif sektörler ve imalat yöntemlerini şimdiden oturtması gerekiyor” diyerek sözlerini noktaladı.

Şamil Özoğul, “Kalıpçıları; kalite, fiyat ve teslim süresi gibi konularda güçlendirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.