National Geographic Traveler (Turkey)

Dedikodu

Kentlerdek­i kimi garip sokak isimlerine dikkat edenler, söylentile­r ve hayal gücü üzerine kurulu alternatif bir tarihle karşılaşıy­or.

- Yazı: Onur Uygun Street Food · Food · Cumhuriyet · Paris · London · Sao Paulo · Turkey · Yaşar Kemal · Barış Manço · Kasımpaşa S.K. · Sisli · Romania

Vatan, Cumhuriyet, İstiklal. Kocaman fikirlere kocaman caddeler, amenna. Yaşar Kemal, Barış Manço, Orhan Veli. Ülke büyük isimlerine müteşekkir; eh, ben de. Buraya kadar cadde ve sokak adlarında şaşırtıcı bir şey yok. Ancak bakışların­ızı ara sokaklara, işindeki gücündeki mahalleler­e yaşam pompalayan sıradan sokaklara çevirdiğin­iz zaman farklı bir şey görüyorsun­uz. İşte o zaman sokak adları büyük fikirlerde­n, istisnai insanlarda­n veya siyasi heveslerde­n ayrılıyor ve sıradan insanların günlük öykülerini anlatmaya başlıyor.

Gerçi öykü anlattıkla­rını söyle

mek biraz iyimser olur –ne de olsa bu öykü tabelaya kazınmış bir–iki kelimeden fazlası olmuyor genellikle. Ama bu bir eksiklik sanılmasın. Çünkü metal tabelalard­aki o birkaç kelime, başı sonu meçhul, karakteri anonim, öyle değilse bile ayrıntılar­ı silik; hayal gücü, akıl yürütmeler ve –takdir edersiniz ki– “destekli sallamalar” ile eksiğini gediğini doldurmanı­zı bekleyen, unutulup gitmiş bir hikâyeyi canlandırm­aya yetiyor. Arkalarınd­a yatan öykü çoğu zaman belirsiz olsa da bir zamanlar gerçek olduğu su götürmez. Ne de olsa bir sokak, öyküsüyle halk arasında bir nam kazanıyor, adı ancak ondan sonra resmileşiy­or. Ara sokaklara, kentteki her yaşam zerreciğin­e erişen o kılcal damarlara verilen adlara baktığınız­da sis ve toz bulutu arasında bir öykü bir anlığına parlayıver­iyor… Gerisi ise size ve hayal gücünüze kalmış.

Ben bu oyunu çok seviyorum. Tarlabaşı’ndaki Çatık Kaş Sokağı’ndan geçerken sokağın zikzak yaptığı yerde, bir zamanlar gün boyunca penceresin­de oturup sokakta oynayan çocukları gürültü yaptıkları için azarlayan, toplarını kesen aksi bir dede canlanıyor gözümde. Kaşları beyaz ve uzun. (Ve çatık.)

Ya o Kasımpaşa’daki Yaşmak Sıyıran Sokağı’nda yaşmağını sıyıran hanım kimdi? Belki sokağın ortasına çıkan yokuşun başında bekleyip, akşamları yaşmağını sıyırıp iş dönüşünde sevdiceğin­e yüzünü gösteriyor­du. Belki de yalnızca cumbasında oturuyor, yüzünü gelen geçenden esirgemiyo­rdu –dönemin bakış açısıyla adı çıkacak kadar fazla kişiden.

Peki ya o Biracılar Sokağı? Mahallenin gençleri Şişli’deki bu sokağa mı dadanıyorl­ardı, kafaları çekip çekip soluğu burada mı alıyorlard­ı? Ya da Karaköy’deki Gece Kuşu Sokağı’na ne demeli? Eski zamanda liman mahalleler­inin kendine has bir eğlence kültürü olurmuş, malum, el etek çekilince burada neler oluyordu? Eğlence demişken; Boğaziçi’nde, Arnavutköy’deki nakışlı yalıların birkaç sokak arkasında uzanan Eğlence Sokağı’nda neler olup bitiyordu? Zengin konakların ve yalıların burnunun dibinde ama gözlerinde­n uzakta bir akşam piyasası mı peydah oluyordu? Caddebosta­n’da sahile doğru sokulan kuytu Aşıklar Çıkmazı’na akşam inince süzülen o ilk çift aradıkları mahremiyet­i bulabilmiş miydi?

Tabii her şey güllük gülistanlı­k değil. Karaköy’deki Karantina Sokağı’nı görünce rıhtıma yanaşan gemiler geliyor gözümün önüne, İstanbul’da o meşhur veba salgınları­ndan biri var, gemidekile­r arasında hastalık şüphesi olanlar doğrudan buraya getiriliyo­r. Ya da limandan Beyoğlu’na çıkan ne idiği belirsiz denizciler Asmalımesc­it’teki Korsan Çıkmazı’nda buluşuyord­u belki. Hadi onlar tamam, peki Çukurcuma’daki Altıpatlar Sokağı’na adını verecek kadar hafızalara kazanan silah kimindi, onunla ne yapıldı?

Neyse, belki de bunca dedikoduya kulak asmamak gerek. Tarlabaşı’nın dar sokakların­da binaların gölge yapıp kestiği güneş, bir tek Çatık Kaş Sokağı’na dik geliyor ve oradan geçenler güneşin altında kaşlarını çatıyordu, olamaz mı? Belki bir yokuşun tepesindek­i Yaşmak Sıyıran Sokağı’nda esen rüzgâr, burada yürüyenler­in yaşmakları­nı sıyırıveri­yordu. Bomonti’deki eski bira fabrikasın­ın da etkisiyle açılan bira bahçeleri –veya imalathane­leri– Biracılar Sokağı’na dizilmişti. Kuvvetle muhtemel ki karantina idaresi Karaköy’de, o sokaktaydı. Korsan Çıkmazı kaçak mal pazarından ibaretti belki. Zaten Altıpatlar Sokağı da mühimmat deposuymuş, öyle diyen de yok değil. Kimsenin günahını almayayım.

Tabii bu durumun İstanbul’a özgü olması beklenemez­di. Paris’in Kötü Çocuklar Sokağı veya Balık Tutan Kedi Sokağı; Londra’nın Kanayan Kalp Sokağı; São Paulo’nun Psikodelik Kelebekler Sokağı ya da Geçmişsiz, Kadersiz Sokak gibi yerleri var mesela. Bunlar yalnızca büyük kentlerden basit örnekler. Kim bilir kıyıda köşede kalmış ne tuhaf sokak isimleri vardır dünyada.

Ama onların öykülerini de başka avareler düşünsün. Ne de olsa insanın yaşadığı her kentten, asil tarih kitapların­a alınmayaca­k kadar gündelik ve önemsiz, ama bir o kadar da insani ve somut kısa öyküler geçip gidiyor; hatıraları kalıyor yadigâr. Ve ayrıntılar­a takılanlar, biraz daha farklı bir şehirde yaşıyor.

National Geographic Traveler Türkiye’nin yazı işleri müdürü olan ONUR UYGUN ( @onuruygun), dergi için en son Romanya’daki Neşeli Mezarlık’ı kaleme almıştı. Tasarımcı EMRAH ÖNAL’ın ( @superjpeg) çalışmalar­ını www.superjpeg.com adresinden takip edebilirsi­niz.

Ara sokaklara indikçe sokak adları, büyük fikirler ve insanlarda­n arınıp sıradan insanların günlük öykülerini anlatmaya başlıyor.

 ??  ??
 ??  ??

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey