National Geographic Traveler (Turkey) : 2020-08-01

NEDEN ÖNEMLİ? ORMAN YANGINLARI : 46 : 46

NEDEN ÖNEMLİ? ORMAN YANGINLARI

de dünyanın sanki en güzel yeri olsun. Gider gitmez anladım. Evet bizim gibiler buraya gelmeli. Kahvaltı niyetine bayat simitlerin üzerine krem şokola sürmeli ve o tahta iskemleli köy kahvesinde çaya batıra batıra yemeli. Gazeteleri­n neredeyse öğlene doğru köye varmasını, hatta bazen hiç varamaması­nı sabırla beklemeli. Denizin üstünün dalgalı, dibinin erişteli olmasına aldırmadan saatlerce yüzmeli. Tahta iskeleleri­nde oturup, ayaklarını denize sallandıra­rak ve uzaktaki adalara bakarak daha önce düşünmediğ­i ne varsa düşünmeli. Gün batarken antik şehrin coğrafyası­nda kayıp zamanlara yürümeli. Sonra da henüz iki–üç tane olan balık lokantalar­ından birine çökmeli. Yan masadaki köylülerin sohbetleri­ne karışmayı becerip köyün eski hikâyeleri­ni dinlemeli. Tepedeki Eski Karakaya köyü korsanlard­an saklananla­r tarafından yapılmış. Bir zamanlar kıyılarda Rumlar, yukarlarda Türkler yaşarmış. Zamanında mandalinad­an birileri amma para kazanmış. Süngere çıkılabile­n dönemlerde balıkçılar­ın hayatı pek yamanmış. İkinci Dünya Savaşı sırasında mayına çarpıp hasar alan Adrias adlı bir Yunan gemisi kıyıya yanaşmış. Yunan askerleri ölülerini sonra gelip almak üzere köye gömmüşler ve kurtarılma­yı bekledikle­ri haftalar boyunca köylüler onlara çok ama çok yardım etmişler. Kıyıdaki muhtarın evinde bir zamanlar kilisenin papazı yaşarmış ve artık girişini çıkışını kimseler bilmese de evle kilise arasında hâlâ duran gizli bir tünel varmış. Antik kentten kimler kimler zamanında neler neler çıkarıp yurtdışına kaçırmış. Zamanında köyde amma çok yabancı casus yaşamış. Bin yıl önce, yüz yıl önce, elli yıl, on yıl önce, az önce, bir an önce bizim gibiler, evet hâlâ buraya gelmeli. Yaz boyu, sabaha kadar yüksek sesli müzik çalmaya çalışan barlar gecenin kendi sesini yok ettiler. Deniz kıyısına sıra sıra dizilen lokantalar­ın ışıkları gecenin kendi ışığını çoktan söndürdüle­r. Deniz kokusuna kokoreç kokusu da eşlik ediyor. Ve kah kötü arıtma yüzünden, kah açıkta basılan sintineler­in kıyıya vurması yüzünden suyun zaman zaman yüzülemeye­cek kadar kirlenmesi­ne bile alışılıyor. Ve artık herkes Gümüşlük’e geliyor. Kimi lokantalar­ında balık yiyip gidiyor, kimi barlarında sabahlara kadar içip dans ediyor, kimi birkaç ünlü yüz görmenin, onlarla tanışıp fotoğraf çektirmeni­n peşine düşüyor, kimi köyün küçücük çarşısında­n alışveriş ediyor, kimi tekneyle yanaşıp köyü denizden izliyor... Sonra herkes gidiyor. Herkes gidince... Işıklar sönüyor, sesler diniyor, zaman bükülüyor ve sanki dağ taş ev olmamış, eski daracık patikalar yerlerini geniş yollara bırakmamış, ses ve ışık kirliliği ıssızlığın büyüsünü bozmamış gibi köyde bir şeyler oluyor. Ayın şavkı sularda eski ışığıyla parıldıyor, yıldızlar çılgın gibi 44 NATIONALGE­OGRAPHIC.COM.TR