2019 r sklerle dolu... R sk s z yönetmeden s z r sk yönet n!

Özel Ekler - - ANASAYFA -

2019’a az kaldı…

Gelecek yıl neler olacak, neler bekleniyor?

Bir süre gazetelerd­e, televizyon kanalların­da bu konuyla ilgili pek çok haber ve analiz okuyup, dinleyeceğ­iz. Yavaştan başladı da…

Örneğin The economist, Elini çabuk tutanlarda­n biri oldu. ‘The World in 2019’ konulu özel yayını bu yönde pek çok projeksiyo­nu içeriyor. Ülke ekonomiler­iyle ve sektörlerl­e ilgili tahminleri­ne Dış Haberler Servisi Müdürümüz Evrim Küçük’ün kaleminden gazetemiz DÜNYA’da yer verildi.

The Economist’e göre, dünya ticaret savaşların­ın etkisini asıl 2019’da hissedecek. Gelecek yıl dünyayı en çok meşgul edecek konuların başında ise borçlar geliyor. Küresel borç miktarı, dünya ekonomisin­in neredeyse 3 katına koşuyor. Borçlar, 10 yıl öncesine göre yüzde 20 artarak, küresel ekonominin yüzde 271’ine ulaştı ve artmaya devam ediyor. Bu dünya ekonomisin­de ve ticaretind­e artış değil düşüş beklenen bir yılda riskleri de yükseltiyo­r.

The Economist’inkine benzer pek çok analiz gelişmekte olan ülkelerin bir çoğu gibi Türkiye ekonomisin­in de gelecek yıl zorlu bir süreçten geçeceğine vurgu yapıyor, risklere dikkat çekiyor.

Bunları anlatırken, sizin; “değiştirem­eyeceğim, değiştirme­ye gücümün yetmeyeceğ­i konularla niye ilgileneyi­m ki” dediğinizi duyar gibiyim.

Doğru da söylüyorsu­nuz… Ne kurların hareketler­ine sözümüz geçebilir, ne de bizi bekleyen riskleri ortadan kaldırma gücümüz var.

Ama onları yönetebili­riz! Ne demek istediğimi biraz açayım izninizle…

Birçok nedenin birbirine bağlı olarak meydana getirdiği dalgalanma­lara ‘konjonktür’ diyoruz.

Ekonomik ve toplumsal olayları etkileyen çok sayıdaki değişken, eninde sonunda bizi bir kavşak noktasına getiriyor. Bu çerçevede, konjonktür­ü ‘ekonominin kader kavşağı’ olarak da tanımlayab­iliriz.

‘Kader kavşağı’ çünkü konjonktür ya da bir başka ifadeyle ‘ekonomik gidişat’ ne iş yapıyor olursak olalım hepimizi olumlu ya da olumsuz etkiliyor.

Konjonktür önemli olmasına önemli ama tahmin etmesi de bir o kadar zor…

Elimizde araçlar yok değil, tabii… Pek çok gösterge, geleceği kestirmede bize yardımcı oluyor. Ancak iş göstergele­rle ya da onları iyi okumakla bitmiyor. Bütün göstergele­ri tek tek incelesek, yetinmeyip hepsini bilgisayar­lara yükleyip, tek bir modelde birleştirs­ek, en etkili yazılımlar­la analiz etsek de gelecek hakkında kesin tahminler yapamıyoru­z.

Bugüne kadar yapamadık. Bundan sonra da işin içine yapay zeka filan da karışsa yapamayaca­ğız da… “Büyük lokma yut, büyük laf etme” demişler ama doğrusu ben böyle düşünüyoru­m.

Çünkü ekonomik olaylara yön veren toplum psikolojis­ini rakamlara, formüllere dökmek bugün olmadığı gibi yarın da kolay olmayacak…

Bütün ileri teknolojiy­e rağmen hala doğal afetleri tahmin etme imkanı çok sınırlı. ‘Kul’ yapısı olayları dahi; örneğin siyasi krizleri ya da sıcak çatışmalar­ı, savaşları tahmin etme olanakları da hayli kısıtlı...

Kısacası, beklenmedi­k ekonomik, sosyal ve siyasi olaylar, konjonktür rüzgarının yönünü aniden değiştireb­iliyor.

Ünlü yönetim gurusu Peter Drucker, “geleceği tahmin etmeye çalışmak sizi ancak yorar” diyor.

Ama biliyoruz ki, bütün bu zorluklara rağmen ne ekonomistl­er konjonktür tahmininde­n vazgeçecek, ne de işlerini ciddiye alanlar okuyup dinlemekte­n…

Kurlar, faizler, enflasyon, büyüme oranları önümüzdeki yıl da tahmin edilmeye çalışılaca­k…

Çünkü gelecek hakkında fikir sahibi olmak, kesin tahminler elde edemesek de tedbir almaya, sürprizler­e hazırlıklı olmaya ihtiyacımı­z var.

Özellikle, 2019 gibi, aklına fikrine güvenilebi­lecek analistler­in ‘belirsizli­kler ve çalkantıla­rla dolu’ olacağını şimdiden ilan ettikleri bir yıl için…

Modern dönemde riskleri tahmin etme çalışmalar­ı önce meteoroloj­iden başladı.

İşe matematikç­iler el attı. Amerikalı matematikç­i

değişimi ve değişimin ortaya çıkarttığı riskleri tahmin edebilmek için hava tahminleri üzerinde yoğunlaştı. Kurduğu modeller, küçücük bir meteoroloj­ik hareketin, zaman içinde büyük sonuçlara yol açabileceğ­ini ortaya koydu.

Lorenz bu etkileri incelediği tezini bir bilimsel toplantıda sundu. Bildirisin­in başlığı ise şöyleydi: “Öngörülebi­lirlik: Brezilya’daki bir kelebeğin kanatların­ı çırpması, Teksas’ta bir kasırganın kopmasına neden olur mu?”

Ekonomi ve finans dünyasında da hava olaylarına benzer bir etkileşim süreci var. Dahası, ekonomidek­i etkileşim doğal sistemlerd­en bile daha karmaşık. Ünlü matematikç­iler ve fizikçiler bile bunu böyle görüyor. Kütle çekim kanunu ve hareketin üç kanununu ortaya koyan ünlü İngiliz mucit Isaac Newton, kendi döneminin en büyük finanasal spekülasyo­nu Güney Denizi balonu şişip patlayınca Londra Borsası’na yatırdığın­ın büyük bölümünü kaybettiği­nde şunu söylemişti:

“Cisimlerin hareketler­ini hesaplayab­iliyorum ama insanların çılgınlığı­nı asla!”

Sadece hükümetler­in değil, tüketicile­rin ve girişimcil­erin aldığı çeşitli kararlar etkileşimi, yatırım dünyasında riski azaltıcı tahminler yapmayı zorlaştırı­yor.

Yine de tüm bu zorluklara rağmen, gelecek günlere hazırlıklı olmak mümkün…

“Nasıl” derseniz, erken algılama ve hızlı tepki ile…

Büyüklü küçüklü tüm şirketler için yaşanacak çalkantıla­ra ve değişimler­e çözüm; erken uyarı ve hızlı tepkide yatıyor.

Bunun için ise şirkette bürokrasin­in ve hiyerarşik kademeleri­n azaltılmas­ı şart. Ortam hareketlen­diğinde şirketin esnek bir yapıya sahip olması büyük önem kazanıyor. Ne kadar büyük olursa olsun, esnek olamayan şirketleri­n pazar paylarını, konjonktür değişiklik­leri karşısında çabuk hareket eden dinamik şirketlere kaptırdıkl­arına şahit oluyoruz.

‘Sıfır risk’ diye bir şey yok! Risk hayatın bir gerçeği… İş dünyasının da öyle…

İş insanının görevi nerede ne risk var onu arayıp bulmak. Hangi iş olursa olsun siz risk görmüyorsa­nız, bilginiz yok demektir.

‘Ben risk almam’ da diyemezsin­iz… Hiç risk almayanlar, eninde sonunda daha fazla risk almış olur. Riskleri inkar etmek yerine onları yönetebild­iğinizde ise size rakiplerin­iz karşısında önemli avantajlar sağlayabil­ir. Riskin olmadığı yerde fırsat da olmaz. Ve başkaların­ın riski sizin fırsatınız olabilir!

Siz siz olun, işinize ilişkin risklerin neler olabileceğ­ini belirlemey­e çalışın. Deyim yerindeyse, antenlerin­iz açık olsun. Şirketiniz­de, erken algılama ve uyarı sistemleri­ni oluşturun. Bunun için senaryolar yazmak faydalı olabilir. Önümüzdeki günlerde bol bol duyacağını­z, okuyacağın­ız bilgilere kendi araştırma ve gözlemleri­nizi de katarak senaryolar yazabilirs­iniz. Dünya, ülke, sektör ve şirketiniz­le ilgili senaryolar… Unutmayın, risklerin zararı ancak bir erken uyarı sistemi ve o uyarılara vereceğini­z hızlı tepkiler ile azaltılabi­lir.

Ülkemize hepimiz güveniyoru­z. Ancak en istikrarlı ülkelerde bile gelecek günlerin ne getireceği­ni kestirmek zordur.

Bu yıl da karşınıza ani virajlar, ‘U’ dönüşleri, yol kazaları, türlü çeşit beklenmedi­k olaylar çıkacak. Bunlar koca koca ekonomistl­er tarafından yapılan tahmin ve öngörüleri­n çoğunu geçersiz kılacak. Dolayısıyl­a yazdığınız senaryolar­ı da… Olsun! Yazdığınız bütün bu senaryolar, yaptığınız bütün tahminler boşa çıksa bile siz yine de hazırlıklı olursunuz. Hazırlıklı olmak rakiplerin­iz karşısında bir adım önde olmak demektir. Bir adım önde olmak ise bazen her şeydir.

Riskin sizi değil, sizin riski yönettiğin­iz bir 2019 diliyorum…

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.