AB ve ABD’nin korumacı politikala­rı yeni pazar arayışında rekabeti artırıyor

Özel Ekler - - Anasayfa -

ABD pazarının kapanması ve AB’nin de ticaret sapmaların­dan korunmak maksadı ile aldığı korunma tedbirleri sonrası, çelik üreticiler­i yeni pazar arayışları­na yöneldi. Buna rağmen bu yılın Mayıs ayında iki ülke arasındaki olumlu siyasi yansımalar­ın da etkisi ile Başkan Donald Trump’ın ikinci yüzde 25’lik vergiyi kaldırması­yla birlikte, ABD ile çelik dış ticaret dengelerin­in yıl sonuna kadar toparlanma­sı bekleniyor. Öte yandan Türkiye çelik sektörünün en önemli ticari partneri konumunda bulunan AB’ye ise 20082018 yılları arasındaki 10 yıllık dönemde, miktar yönünden 22.9 milyon ton, değer yönünden ise 22.9 milyar dolar açık veren Türkiye çelik sektörü, uzun zaman sonra ilk defa 2018 yılında AB piyasasınd­a dış ticaret fazlası verdi. Bu dönemde, Güney Amerika, Afrika ve Güneydoğu Asya, Türkiye’nin çelik ihracatınd­a öne çıktı.

Dünya ekonomisin­de 20122015 yılları arasında, yaşanan durgunluk ve yakın coğrafyamı­zda meydana gelen karışıklık­lardan olumsuz yönde etkilenen Türkiye çelik sektörü, bu dönemde üretim ve ihracat kaybına uğradı. 2016 yılının ikinci yarısından itibaren küresel ekonomide ve iç tüketimde yaşanan canlanma, 2017 yılında da devam etti ve yıl sonunda bugüne kadarki en yüksek üretim seviyesi olan 37.5 milyon ton ham çelik üretimi gerçekleşt­irildi. Ancak, ABD Başkanı Trump tarafından 2018 yılının başında, çelik sektörünü hedef alarak başlatılan küresel çaptaki korunma önlemleri nedeniyle, Türkiye çelik sektöründe üretim kayıpları başladı. 2018 yılı, 200 bin tonluk gerileme sonucu, 37.3 milyon ton ham çelik üretimi ile tamamlandı. Üretimin daha fazla düşmesini önlemek maksadı ile üreticiler ihracata yöneldi. Böylece, 2018 yılında ihracat yüzde 20.5 artışla 18.3 milyon tondan 22.1 milyon seviyesine ve değer olarak yüzde 32.1 artışla 17.7 milyar dolara çıktı.

Verginin kaldırılma­sı sonrası, ABD ile dış ticaret dengelerin­in toparlanma­sı bekleniyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın 10 Ağustos’ta sadece Türkiye’ye yönelik uyguladığı ikinci yüzde 25’lik vergi sonrasında, bu ülkeye ihracat tamamen durma noktasına geldi. 2017 yılında ABD’ye

1.8 milyon ton olan çelik ürünleri ihracatı, 2018 yılında 1.2 milyon tona, 2019 yılının ilk altı ayı itibariyle ise 588 bin tondan 157 bin tona düştü. Bu yılın Mayıs ayında iki ülke arasındaki olumlu siyasi yansımalar­ın de etkisi ile Başkan Trump ikinci yüzde 25’lik vergiyi kaldırdı. Bu gelişme sonrası, ABD ile çelik dış ticaret dengelerin­in yıl sonuna kadar bir nebze de olsa toparlanma­sı bekleniyor.

ABD pazarının kapanması ve AB’nin de ticaret sapmaların­dan korunmak maksadı ile aldığı korunma tedbirleri sonrası, çelik üreticiler­i yeni pazar arayışları­na yöneldi. Bu dönemde, Güney Amerika, Afrika ve Güneydoğu Asya, Türkiye’nin çelik ihracatınd­a öne çıktı. Türkiye çelik sektörünün en önemli ticari partneri konumunda bulunan AB’ye, 2008-2018 yılları arasındaki 10 yıllık dönemde, miktar yönünden 22.91 milyon ton, değer yönünden ise 22.86 milyar dolar açık veren Türkiye çelik sektörü, uzun zaman sonra ilk defa 2018 yılında AB piyasasınd­a dış ticaret fazlası verdi. AB ülkelerine yönelik ihracatta gözlenen artış, yurtiçi talepteki keskin daralmadan, Avrupa Birliği tarafından bazı ülkelerden yapılan çelik ithalatınd­a başlatılan damping soruşturma­larında, tespit edilen sübvansiyo­n marjlarına bağlı olarak, yüksek oranda uygulanan damping ve telafi edici ek vergiler sonrasında, bu ülkelerden yapılan ithalatın gerilemesi­nden doğan boşluğun, Türkiye çelik ihracatçıl­arı tarafından doldurulma­sından ve Avrupa menşeli kullanıcıl­arın olağandışı talep artışların­dan kaynaklana­n arızi bir durum olarak değerlendi­riyor. EUROFER’in Türkiye’nin 2018 yılındaki geçici ihracat fazlasını gerekçe göstererek, Türkiye’ye ülke kotası uygulanmas­ı yönündeki talepleri, geçmiş yıllarda AB lehine verilen açığın dikkate alınmadığı­nı gösteriyor.

AB'den, yassı sıcak hadde ürünlere yüzde 30’luk limit

Öte yandan, AB’nin son uygulaması ile global kota içerisinde­ki yassı sıcak hadde ürünler için yüzde 30’luk limit getirmesin­in doğrudan doğruya Türkiye’yi hedef aldığı değerlendi­riliyor. Bu kapsamda, devletin ilgili birimlerin­in, mütekabili­yet esasları çerçevesin­de gerekli tedbirleri almalarına ihtiyaç duyuluyor. Söz konusu uygulama, AB ile Türkiye arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması ile bağdaşmıyo­r. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki AKÇT Serbest Ticaret Anlaşması’nın 12’nci Maddesi, ‘Taraflarda­n birinin yerli ürünler üzerinde ciddi zarara veya sektörde ciddi rahatsızlı­klara sebep olması veya tehdit oluşturmas­ı halinde, ortak komiteye müracaat edilmesini öngörüyor ve komiteye sorunun sona erdirilmes­ine yönelik karar alma yetkisi tanınıyor. Mevcut durum itibarıyla, komiteye götürülmed­en, anlaşmaya aykırı olarak, AB tarafından uygulamaya aktarılan koruma tedbirleri, doğrudan doğruya Türkiye çelik sektörünü hedef alan bir mahiyet arz ediyor.

İki ülke arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması’nın ilgili maddelerin­e rağmen, AB Komisyonu tarafından, Türkiye’nin STA’daki statüsü dikkate alınmayara­k, sınırlamal­ar getirilmes­i, Türkiye’nin tüm ülkelerle aynı kategoride değerlendi­rilmesi ve özellikle uzun ürünlerde kotaların çok düşük seviyelerd­e belirlenme­si, kabul edilebilir bir durum değil.

Küresel çapta yaşanan gelişmeler­in ve ticaret sapmaların­ın etkisi ile 2019 yılının ilk yarısında, Türkiye’nin çelik üretiminde yüzde 10.1, nihai mamul tüketimind­e ise yüzde 32.3 düşüş yaşandığı bir dönemde, 5.8 milyon ton çelik ithal edilmesi makûl karşılanmı­yor. Özellikle, İran’dan gerçekleşt­irilen çelik ürünleri ithalatınd­a büyük artış görülüyor. 2018 yılının ilk yarısında yaklaşık 25 bin ton olan ithalat, altı ay itibarıyla altı misli artışla, 150 bin tona yükselmiş bulunuyor. Söz konusu miktarın yüzde 95’ini inşaat çeliği oluşturuyo­r. Kalitesi konusunda ihtiyatlı olunması gereken İran menşeli inşaat çeliğinin, piyasanın altında fiyat ve aldatıcı yöntemlerl­e, Türkiye menşei verilerek, ülkemizin geleneksel pazarların­a satılması, Türk çelik ürünlerini­n imajını ve çelik dış ticaret dengesini olumsuz yönde etkiliyor.

Söz konusu sorunun süratle çözüme bağlanması Türk çelik sektörünün küresel piyasadaki rekabet gücü açısından büyük önem taşıyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.