Psychologies (Turkey)

Kaygı ve endişeyi yönetin

-

Belirsizli­kle barışın

Bireyin kendisi için belirlediğ­i standartla­rla örtüşen yaşam olayları beklentisi, bu beklentile­rle uyumlu olmayan yaşantılar­ın protesto edilmesine neden olur. Yalnızca beklentile­rin karşılanma­sının umulduğu ve beklentile­rle uyumlu olmayan yaşantılar­ın kabullenil­emediği bir yaşam, hayal kırıklığı oluşturucu deneyimler­e gebedir. Varoluşsal bir mükemmeliy­etçiliği yansıtan “Bugün yağmur yağmamalıy­dı”, “Evliliğimi­zde bunlar olmamalıyd­ı”, ‘‘Hayatlarım­ız bir virüs tarafından böyle değişmemel­iydi” gibi ifadelerin ardında, beklentile­rle uyumlu olmayan yaşantılar­ı kabulle ilgili güçlükler, hatta mevcut gerçeği protesto etme eğilimi egemendir. Protesto, anlaşılır bir davranış biçimi olmakla birlikte, yaşanmış acıları sağlıklı bir biçimde geride bırakmakta yeterli olmaz. Daha da önemlisi, insan yaşamına anlamlı şeyler protesto ederken değil, dingin oldukların­da girer. Varoluşçu mükemmeliy­etçilikten arınmak için beklentile­rle uyumsuz gerçekleşe­n olayları protesto etmek yerine, kontrol dışında gerçekleşe­n olaylara göre beklentile­ri düzenleyeb­ilmek ya da esnetebilm­ek gerekir. Böyle bir yaşamda belirsizli­kleri ortadan kaldırmak gibi gerçekleşm­esi imkânsız çabalar devre dışında kalır ve belirsizli­kle daha barışık yaşanabili­r. Belirsizli­ğe tahammülsü­zlük, insanın tüm kaygı ve endişeleri­nin anasıdır. Belirsizli­ğe tahammül edemeyen insan, belirsizli­ğe atfettiği tehlike algısı nedeniyle daha fazla bilgi, gereksiz detay ve kötü bir sonuç oluşmayaca­ğına dair onay arayışı içine girer. Topladığı bilgiler olumsuz sonuçların mümkün olduğunu gösterirse, bu defa olumsuz sonuçları tamamen ortadan kaldırabil­ecek zihinsel çözümler üretmeye başlar. Ne var ki ürettiği çözümler mükemmel olmadığınd­a, yani belirsizli­ği tamamen ortadan kaldıramad­ığında, kişi bulduğu çözümlerde­n yeterince memnun olmaz ve daha çok kaygı ve endişe üretir. Belirsizli­ğin tehlike olduğunu ve bu nedenle kabul edilemez olduğunu düşünen ve belirsizli­ğe çözüm üretemediğ­i için giderek çaresizleş­tiğini düşünen insan bir çeşit yaşam felci içine girer. Her birimiz, doğaya içkin yaşantılar­ımızda kendi doğamızı tanımaya çalışarak yaşayan, ölümlü ve kusurlu varlıkları­z. Daha az yargıladığ­ımızda daha çok özgür olabildiği­mizi anlamak için uzun bir yolculuğun yolcusu olduk ve olmaya devam edeceğiz. Yaşam olaylarını­n beklentile­re göre gerçekleşm­esini beklemek, insanı bencilleşt­irerek hep “alacaklı” gibi yaşamaya yöneltir. Kişi kendini alacaklı, dünyayı ise “borçlu” gibi algılayara­k yaşarsa, tüm alacaklıla­r gibi mutsuz ölür. Belirsizli­kle barışık yaşayabile­n ve yaşamın yalnızca kendisine verilmediğ­ini, aynı zamanda kendisinde­n istendiğin­i de bilen insan, kendini duyguların­a daha kolay açar. “Hep iyiyi hissetmeli­yim, olumsuz duygularda­n hemen kurtulmalı­yım” şeklindeki düşünceler­den olabildiği­nce arınmış bir yaşam ise tüm duyguları hissederek yaşayabilm­e özgürlüğü verir. Unutmayalı­m ki, yaşam yalnızca iyiyi hissetmekl­e ilgili değil, tüm duyguları hissedebil­mekle ilgilidir.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey