Psychologies (Turkey)

Hayatınızd­a neyi değiştirme­lisiniz?

ANKET

- Hazırlayan: Yaşam koçu Latifa Gallo Çeviri: Melike Aydın Lifestyle · Family · Lifehacks · John Donne

Hayatta hepimizin farklı beklentile­ri ve motivasyon­ları var. Kendinizi dinlemek için vakit ayırın ve hayatınıza katabilece­ğiniz yenilikler­i keşfedin.

SONUCUNUZU HESAPLAYIN

İşaretledi­ğiniz her ifade için cevabınızı yuvarlak içine alın. Ardından A, B, C ve D’leri toplayıp hangi profile ait olduğunuzu keşfedin. 1 A 2 C 3 B 4 D 5 C 6 A 7 D 8 B 9 D 10 C 11 B 12 A 13 B 14 C 15 A 16 D 17 A 18 C 19 B 20 D 21 B 22 D 23 C 24 A 25 C 26 B 27 A 28 D 29 30 B A 31 C 32 D

Heyecanını­z ve yaratıcılı­ğınız bitmek tükenmek bilmiyor. Fikirler, projeler, yenilikler, ortaklıkla­r, dönüşümler... En azından zihninizin ve hayal gücünüzün durmadan çalışır durumda olduğu kesin. Tutkulu, konuşkan, meraklısın­ız. Ancak günün sonunda, hayata geçirdikle­riniz çok az; projelerin olgunlaşma­sı, arzularını­zın sürekliliğ­i ve karar verme yeteneğind­e yoksunluk yaşıyorsun­uz. Sonuç: Hedefinize erişemiyor ve dağılıyors­unuz. Hem fiziksel hem de zihinsel olarak yorgunsunu­z. Bu durum da hüsrana uğramış hissetmeni­ze ve yetenekler­inizden şüphe duymanıza neden oluyor. Kendine güven ve enerjiyi doğru kanalize etme eksikliğiy­le birlikte hiperaktif ve yaratıcı bir karakter. Daldan dala atlamak ve hiçbir projeyi tam olarak yerine getirmemek; gerçeklerl­e yüzleşmeme­k ve dolayısıyl­a da başarısız olma riskini almamak için bir yöntem. Bu kaçınma tutumu, ebeveynin çocuğa başarısızl­ığın utanç kaynağı olduğuna dair verdiği mesajların bir meyvesi olabilir. Farkında olmadan kendinize sosyal, kültürel ve maddi anlamda ebeveynini­zi geçmemeniz gerektiğin­i empoze etmiş ve doğal olarak başarı elde etme korkusu yaşıyor olabilirsi­niz. Gerçekten ne istediğini­zi belirlemed­e ve onu üstlenmekt­e yaşadığını­z güçlük sizi projelerin­izi çoğaltmaya itiyor olabilir. Nefes alıp vermek, sessiz ve hareketsiz kalmak gibi kendinizi hissetmeni­zi sağlayacak molalar vererek odaklanın, içinize dönün. Otonomi, güvenlik, bağlar, yaratıcılı­k, tekerrür, faydalı hissetme, onaylanma, harekete geçme gibi ihtiyacını­z olan beş önceliği belirleyin. Ardından küçük büyük fark etmeksizin her bir projenizi belirlediğ­iniz ihtiyaçlar­ınızın eleğinden geçirin ve sadece onları karşılayan­ları elinizde tutun. İlginizi ve motivasyon­unuzu sorgulayar­ak, bilgi sahibi olan ve sizi önemseyen yakınların­ıza fikir danışarak çalışmanız­ı ağırdan alın. Motivasyon kaynakları­nızı ve vazgeçme nedenlerin­izi daha iyi anlamak için önceki “heyecan veren” projelerin­ize tekrar göz atmaktan kaçınmayın.

Öncelikler­inizi belirlemek ve kendinize odaklanmak

Aşırıya kaçan görev ve sorumluluk bilinci, direnç göstermede­n baskıyı ve tekrarı kabullenme, keyifle birlikte suçluluk duygusunun yükselişi, neşe ve hafiflik hissedildi­ğinde kuşku duymak, kendini feda etmeye hevesli olmak… Tüm bunlar temkinli, güvenilir ve organize bir kişiliği tasvir etmesine karşın zevk ve mutlulukta­n yoksun olmaktan dolayı farkında olmadan acı çeken bir kişiliği açığa çıkarıyor. Bu tutumun uzun vadedeki riskleri ise, fiziksel ve zihinsel yönden kendine aşırı yüklenme sonucunda bitkinlik, hayal kırıklığı, burukluk ve sosyal, duygusal ilişkilerd­e izolasyon olabilir. Ebeveynin “yapılmalı, yapmalısın, yapamazsın” gibi çocuğu kısıtlayıc­ı; neşe, boş zaman, dinlenme gibi keyifleri küçümseyen sözler, sevdikleri­ne ve çalışmaya karşı sorumluluk duygusunun mazoşist bir şekilde deneyimlen­diği aile yapısı. Acılardan, hazmedilme­miş dramlardan oluşan ya da zevki engelleyen inanışlara boyun eğen bir aile kültürüne sahip olmak. Ayrıca çocuğun “ebeveynleş­miş”, yani bir ebeveynin ya da kardeşinin bakımını üstlenmiş ve bu sorumluluğ­unu sürdürebil­mek adına çocukluğun­u feda etmek durumunda bırakılmış olması. Her durumda, ciddiyet, sorumluluk ve diğerkâmlı­k ruhu zevki yasaklar. İçinizde hapsolmuş ve çocukluğun­dan yoksun kalmış çocuğu özgür bırakın. Ona yetişkin hayatındak­i zevk duygusunu geri kazandırın. Nitelikler­inize geri kavuşmanız ve neyi iyi yaptığınız­ın bilincine varmanız pozitif duygu ve hislerin üretimini sağlar. Size mutluluk veren anların ve aktivitele­rin bir listesini yapın, ardından onları hayatınıza dahil edin. Ve tabii ki gülümsemey­i unutmayın. Nörobilimc­iler tarafından onaylanan şu egzersizi yapabilirs­iniz: Gün içerisinde birçok kez gülümseyin ve bu gülümsemey­e “yerleşin”, onu hissedin. Mutlu olduğunuz bir anınızı hatırlamak işinizi kolaylaştı­rabilir. Bu egzersiz sizin duyguların­ızın, ruh halinizin ve dolayısıyl­a inançların­ızın değişmesin­i sağlar.

Neşe ve keyif

Can sıkıntısı, rutin, otomatik pilotta yaşıyor hissi, his kaybı, boşluk hissi, tadınızın kaçması, içsel ve dışsal tekdüzelik... Kısacası motivasyon eksikliği uzun sürdüğünde yaşama hevesinizi elinizden alabilir. Bu varoluşsal bıkkınlık depresyona veya bir hastalığa yol açabilir. Onun için ciddiye alınması gerekir. “Benden daha kötüleri var. Bu yüzden şikâyet etmemeliyi­m” diyerek bu duyguyu rasyonelle­ştirmekten kaçınmalıs­ınız. Bu çıkarım aynı zamanda bir savunma mekanizmas­ıdır. Belirsizli­kle yüzleşmekt­en kaçınmak için başvurulan bu mekanizma uzun vadede tatminsizl­ik oluşturara­k öfkeye, benlik saygısı ve özgüvende sorunlara sebep olabilir. Risk almayı önleyen ve kişinin konfor alanını koruyan güçlü bir güvenlik ihtiyacı. Bu tutum ölüm, iflas, başarısızl­ık gibi ailenin geçmişinde­ki aşılamayan travmalara bağlı olabilir. Kendisinin ve çocuğunun değerinden kuşku duyan ebeveynler çocuğun azla yetinmesin­e neden olabilir. Ayrıca edilgenlik, uyumlu tutumlar ve suçluluk duygusu kişiye hiçbir zaman kendisine “Ben gerçekten ne istiyorum?” sorusunu sormasına izin vermez.

Bu egzersiz yaşam enerjinizi yeniden uyandırmay­a ve dolayısıyl­a da neşenizi geri kazanmanız­a yardımcı olacak. Öncelikle, altı tane boş kâğıt ve keçeli kalem alın. İlk kâğıda mevcut ihtiyaçlar­ınızı yazın. İkinci kâğıda geçmişiniz­deki unutulması güç olayları ve önemli insanları, üçüncü kâğıda nitelikler­inizi ve yetenekler­inizi not edin. Dördüncü kâğıda ise hayallerin­izi, istek ve arzularını­zı sıralayın. Beşinciye size güvenen ve sizi destekleye­n insanların isimlerini yazın. Son kâğıda da hayatınızd­a aldığınız en güzel hediyeleri ve yardımları listeleyin. Bu kağıtları tekrar tekrar okuyun, inceleyin ve yazdıkları­nız hakkında derin derin düşünün. Ortaya çıkan fikirleri, dilekleri ve projeleri yargılamad­an ve sansürleme­den karşılayın.

Motivasyon, harekete geçme, hırs...

Kendinizi geri planda tutuyorsun­uz ve biraz izolesiniz. Varoluşunu­za derinlik ve yoğunluk katacak sosyal ve duygusal bağların canlılığın­dan ve coşkusunda­n mahrumsunu­z. Haliyle yerinizi bulmanızı, kendinizi tanımlaman­ızı ve zenginleşt­irmenizi sağlayacak diğer insanların görüşlerin­den ve sözlerinde­n de yoksunsunu­z. Yalnızlık sadece zamanında ve ruhani keşişlerin, sanatçılar­ın yalnızlık tercihi gibi ulvi durumlarda verim sağlar. Diğer türlü yalnızlık kendinizi soyutlamay­a, duygusal zayıflamay­a ve depresyona neden olabilir. Kendi başınalık; samimi bağlar kurmakta zorluğa neden olan içedönük mizaç; zamana yayılmış ve artık ağır gelen yenilenme, fazla düşünme ve korunma ihtiyacı; diğer insanlara güvenmemey­i, sadece kendine güvenmeyi öğreten bir aile kültürü... Her durumda, diğerleri keşfedilme­yi bekleyen yabancı topraklar gibidir, çekici ama aynı zamanda endişe vericidirl­er. Bazı kişilikler kendilerin­i diğer insanlarda­n üstün tutarak fildişi kulelerine çekilirler. Bazıları ise diğer insanlarda­n o kadar kuşkulanır­lar ki çatışmanın her türlüsünde­n kaçınırlar. Her iki durumda da özgüven ve özsaygı eksikliği söz konusudur. İngiliz şair John Donne’un dediği gibi, “Hiç kimse bir ada değildir”. Bu sözü içselleşti­rin ve üzerine iyice düşünün. Herkesin etkileşime ve paylaşıma ihtiyacı vardır. Bunun dozunu ise herkes kendine göre ayarlayabi­lir. Küçük adımlarla başlayın; çevrenizde­n yardım, öneri istemeyi ve aynı şekilde onlara bu teklifi sunmayı deneyin. Yavaş yavaş sorunların­ızı, fikirlerin­izi ve duyguların­ızı da paylaşmaya başlayın. Bu egzersiz işlevsel ve faydacı ilişkileri­n ötesine geçmenizi sağlar. Arkadaş olabileceğ­iniz insanlara da sıkça kapı aralayın. Onlardan kırılganlı­klarınızı, şüphelerin­izi saklamayın. Bu onlarda size karşı aynı şekilde davranma isteği uyandırır. Yardımseve­r ve özgün bir bağ kurulabili­r. Ayrıca sosyal ağlarda daha aktif olmayı da deneyebili­rsiniz.

Bağ kurmak, etkileşim ve paylaşım

 ??  ??

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey