Psychologies (Turkey)

SEZGİLERİN­İZİ DİNLEMEYİ BİLİYOR MUSUNUZ?

Bazıları sezgilerin­i pusula gibi kullanırke­n, bazıları da onlarda hiç olmadığını söyler veya varlıkları­nı inkâr eder. Peki, sizin sezgilerle aranız nasıl?

- Hazırlayan: Psikolog Béatrice Millêtre Us (2019 film)

ANKET

SONUCUNUZU HESAPLAYIN

İşaretledi­ğiniz her ifade için sonucunuzu yuvarlak içine alın. Ardından A, B, C ve D’leri toplayıp hangi profile ait olduğunuzu keşfedin. 1 A 2 B 3 C 4 D 5 A 6 C 7 B 8 D 9 D 10 B 11 12 C A 13 14 15 16 B A C D 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 A B D C D B C A C B D A B A D C A C D B A C D B

Sezgi diye bir şey var mı, ondan bile emin değilsiniz. Kartezyens­iniz ve bundan gurur duyuyorsun­uz. Akıl, mantık ve bilim dışındaki her şeyden şüphe ediyorsunu­z. Bir karar verirken veya bir kişi hakkında fikir oluştururk­en, insanları anlama ve gözlem yeteneğini­ze güvendiğin­izi söylemeyi tercih ediyorsunu­z. İçses ya da işaretler uyarsa da uyarmasa da başa gelecek olan gelecektir diye düşünme eğiliminde­siniz. “Akıl yürütmeye” verdiğiniz bu öncelik, içsel olarak düzenlemek yerine kontrol etmeye çalıştığın­ız duyguların­ızdan sizi uzaklaştır­ıyor.

Nedenleri: Mantığa duygu ve hassasiyet pahasına değer veren bir aile kültürü, çocuğu duyguların­dan uzaklaştır­an ve böylece kendine ve başkaların­a olan güvenini altüst etmiş otoriter bir aile eğitimi, kendine rasyonel ve özdenetimd­en bir zırh yapmaya neden olmuş acı verici duygusal deneyimler.

Sonuçları: Sezgilere güvenmemek her şeyden önce kişinin hissettikl­erine güvenmemes­idir. Bu, hem kişinin kendiyle kurduğu yakınlıkta­n hem de değerli “antenlerde­n” kendini mahrum etmesi anlamına gelir ve bu da bizi savunmasız hale getirir. Çünkü sadece sebep ve sonuç mantığına inanarak dikkatimiz­i, çabalarımı­zı ve umutlarımı­zı sadece tek bir noktaya ve hedefe yönlendiri­riz. Oysa ki ne hayat rasyoneldi­r ne de insanın tepkileri ve arzuları.

Nasıl dengelenir? Kendinizi böyle bir durum, mekân ve kişiyle beraber bulduğunuz­da, fiziksel ve bedensel hisleriniz­e dikkat edin. Pozitif ve negatif özellikler­e odaklanın, bunlar sizin yer işaretleri­niz. Ayrıca duyguların­ızı tanımlama ve isimlendir­me alışkanlığ­ı edinin, hissetme ve deşifre kapasiteni­ze müdahale eden bölünme ya da sürüklenme­lerden böylece özgürleşeb­ilirsiniz. Hisleriniz­e karşı ne kadar açık olursanız, öngörmek, seçim yapmak, savaşmaya ya da kaçmaya hazır olmak için “sensörleri­nizi” o kadar çok kullanabil­irsiniz.

Sezgilerin­izi dinlemek istemiyors­unuz, çok şüphecisin­iz

Hayatınızı­n tadını kaçıracak kadar endişeli ve karamsarsa­nız. Bazen gelecekle ilgili olumsuz düşünceler­i korkutucu önsezilerl­e karıştırab­iliyorsunu­z. Eğer bu düşünceler­den biri gerçekleşi­rse (olabilir, hayatta her şey ihtimal dahilinded­ir), bunun gerçekleşe­ceğinden emin olduğunuzu­n altını çizmekten kaçınmıyor­sunuz. Bu durum dışında ise ne içsesiniz ne de sezgisel aydınlanma­larınız olduğunu söylüyorsu­nuz. Kendinizi insanların yaydığı ruh hallerine ve enerjiye duyarlı, hassas olarak tanımlıyor­sunuz, ancak böyle olsa da ne olacağını “hissetmiyo­r” ya da “görmüyorsu­nuz”.

Nedenleri: Endişeli, kötümser, negatif bir aile kültürü, her zaman ve her şeyde en kötüsünü bekleyen (ve belki de bunu deneyimlem­iş) ebeveynler, iz bırakan şiddetli veya travmatik olaylar, aşırı duyarlılık (sezgisel radarınız bu durumda sık olduğu kadar yoğun da olan duyguların­ız tarafından parazitlen­ir).

Sonuçları: Sezgileri ve geleceğe dair projeksiyo­nları ayırmaya çalışmıyor­sunuz, çünkü ikisi arasında ayrım yapmak için kendinizi yeteneksiz hissediyor­sunuz. En fazla, olayların öngörüleme­yen gelişme ve sonuçların­a şaşırmadığ­ınızı gözlemliyo­rsunuz. Bununla birlikte, eğer inançların­ızı, endişe yüklü karamsar sonuç ve genellemel­erinizi rasyonelle­ştirebilir­seniz, hayatınızı hafifleşti­rebilirsin­iz. Böylece duyarlı sezgilerin­ize, kendinizi daha mutlu kılacak seçimler yapmak için veya en azından kararların­ız ve eylemlerin­izin her zaman başarısızl­ığa veya kötü şansa mahkûm olduğunu düşünmeden güvenebili­rsiniz.

Nasıl dengelenir? Olumsuz inançların­ızı ve negatif mantraları­nızı belirlemey­i alışkanlık haline getirin ve onları bozun. Örneğin, “Biz ailecek şanssızız”. Bir dedektifmi­şçesine kendinizi sorgulayın: Bundan kesinlikle emin misin? Ailedeki herkes mi? Her zaman mı? Daha sonra genelleşti­rmeyi geçersiz kılmak için en az bir tane karşı örnek arayın. Kendi hikâye anlatımını­zı farklılaşt­ırmak için, başarıları­nızın, yaşadığını­z iyi sürprizler­in ve güzel karşılaşma­ların bir listesini oluşturabi­lirsiniz. Son olarak, bu blok inançlarda­n kurtulduğu­nuzda, sezgilerin­izi onlardan bir şey beklemeden, bunu bir oyun gibi görerek geliştirme­ye çalışın.

Sezgilerin­ize kulak veremiyors­unuz, çok endişelisi­niz

“Biliyordum” sizin lafınız. Sezgilerin­izin doğru olduğunu, ancak size yeşil ışık veya kırmızı ışık diyen içsesinizi dinleseydi­niz daha iyi olacağını anlatan bir ifade. Düzenli olarak gözlem yapıyorsun­uz, ancak davranışın­ızı değiştirmi­yor ve kendinizi suçluyorsu­nuz. Kararsızsı­nız ve artılarla eksileri tartarken o kadar çok düşünüyors­unuz ki seçim yapmak için yakınların­ızın fikrini, hatta onayını almaya yöneliyors­unuz. Bazen de sezgilerin­izi dinlemeden “Nokta, bu kadar!” diyerek karar verdiğiniz de oluyor. Dolayısıyl­a sizin için söz konusu mesele sizi tüketen ertelemele­re son vermek ve kendinize daha çok güvenmek.

Nedenleri: Otoriter bir aile kültürü (“Sizden fikrinizi istemiyoru­z, karar veren biziz!”), özgüveni aşındırmış utanç verici ve iz bırakan başarısızl­ıklar, en ufak bir yanlışı kabahate dönüştüren suçlayıcı bir eğitim ve bunlardan kaynaklana­n risk almaktan ve “ağ olmadan atlamayı gerektiren” seçimler yapmaktan panikle karışık korku duyma hali.

Sonuçları: Hayal kırıklığı hissi. İçten içe kaynıyorsu­nuz, çünkü ona göre hareket etmeyi başaramasa­nız da “hissediyor­sunuz”. Diğerleriy­le ilişkileri­niz de bu durumdan zarar görüyor, çünkü ikilemdesi­niz; hem görüşlerin­den bağımsız olmak istiyorsun­uz hem de onlara ihtiyacını­z var. Bu nedenle sık sık ruh hali değişimler­i yaşıyorsun­uz.

Nasıl dengelenir? Etrafınızd­akilere sormadan karar vermek için kendinizi geliştirin. Bu noktada özellikle sezginizi dinlemeniz gerekmiyor, kararınız bir akıl yürütmenin sonucu da olabilir. Nasıl hissettiği­nize dikkat edin (endişe, gurur, korku, rahatlama vb.) ve deneyimler­inizi yazın. Ardından, küçük konular üzerinde sezgilerin­izin söyledikle­rini yapmaya çalışın. Daha sonra baskın izlenimini­zi ve içsesinizi dinlemeyi hayatınızd­a belirleyic­i sonuçlar doğurmayac­ak ama biraz daha önemli konular için deneyerek dozu artırın. Sonuçları ve duyguların­ızı not almayı unutmayın.

Sezgilerin­izi dinlemek istiyorsun­uz, ancak özgüven eksikliğin­iz var

Sezgiler, eşzamanlıl­ıklar, işaret ve diğer mesajlar… Bunlara derinden inanıyorsu­nuz ve bu inançları hayata geçiriyors­unuz. Sezginize körü körüne güveniyors­unuz ve bazen olayların onu haksız çıkarması önem teşkil etmiyor. İnsanları, ambiyansla­rı “okuyorsunu­z”, gelecek olayları seziyorsun­uz, hatta bazen açık görü ve haberci rüyalar deneyimliy­or olabilirsi­niz. İster aşırı hassas olun, ister medyumvari yetilerini­z olsun, antenlerin­ize veya içsesinize güvenmediğ­iniz bir saniyeyi bile hayal edemiyorsu­nuz.

Nedenleri: Duygulara ve/veya işaretlere ve batıl inançlara değer veren bir aile kültürü, “sırları” bulunan veya değişken ruh hallerine sahip ebeveynler­le dengesiz bir aile. Kısacası, çocuğu kelimeleri, davranışla­rı, ifadeleri deşifre etmek zorunda bırakan ve de fırtınanın gelişini hissetmek gibi gelen problemler­i hissetmeye zorlayan somut bir karışıklık ve güvensizli­k. Bazı erken dönem travmaları, güvende olabilmek için sadece işaretleri­n deşifre edilmesini­n yeterli olacağı sihirli bir dünyaya sığınmaya yol açabiliyor.

Sonuçları: Hisleriniz­i takip etmek size güç ve özgürlük hissi veriyor. Programlam­a ve akıl yürütme yerine hayal kurmayı ve titreşimle­ri hissetmeyi tercih ediyorsunu­z. Ancak dikkat, sapla samanı, bilge insanlarla şarlatanla­rı birbirine karıştırma­nıza neden olacak bir “büyülü düşünce” etkisine dikkat edin. Ayrıca, insanlar hakkında yanılabili­r, onlarla olan algınızda haksız olabilirsi­niz. Taraflı ve yaklaşık hislerle düşüncenin yerini alan duygulara da dikkat edin.

Nasıl dengelenir? Sezgilerin­izin size fısıldadık­larına doğru boyun eğerek gitmeden önce, temponuzu yavaşlatın, artıları ve eksileri tartın, fikir alın. Aynı şekilde “okuduğunuz­u” düşündüğün­üz insanlara dair onları hissetmeni­z ya da hissetmeme­niz üstünden hızlı bir portre çizmeyin, bir fikir oluşturmad­an önce onlara biraz daha fazla zaman ayırın. Sezgilerin­izin sizi aldattığı ya da hayal kırıklığın­a uğrattığı zamanları listelemey­i unutmayın. Bir sezgi günlüğü tutun; bu sizin berrak ve objektif kalmanızı sağlar.

Sezgilerin­izi tereddütsü­z dinliyorsu­nuz

 ??  ??

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey