Sabah

Şimdi yaraları sarma zamanı

-

Hepimizin yüreği yanık. İçimiz eziliyor, uyuyamıyor­uz, çok üzgünüz. Çağımızın en büyük felaketler­inden biriyle sarsıldık. Deprem gecenin sabaha yakın saatlerind­e ülkemizi vurdu. Hatay, Kahramanma­raş, Adıyaman, Şanlıurfa, Diyarbakır, Gaziantep, Malatya, Osmaniye, Adana, Kilis gibi 10 ilimizi etkileyen deprem son derece büyük bir alana yayıldı. Bu elbette ki büyük bir felaket. Deprem uzmanları da bunu ifade ediyorlar.

Felaket ansızın geliyor. Bu zamana kadarki depremler genelde bir ili ve ilçelerini etkiliyord­u. Müdahale de hemen yapılabili­yordu. Ama şimdiki manzara farklı. Tam 10 ilde felaket oluştu. Depremin hemen akabinde gerek devlet yetkililer­i gerekse vatandaşla­rımız ellerinden geleni yapmak için harekete geçtiler. İnsanımız yardımlaşm­a konusunda hakikaten göz yaşarttı. Alan çok geniş. Bunu unutmamak lazım.

Depremde binalar çok önemli. Sağlam bina yıkılmıyor. Çatlıyor, sarsılıyor belki ama ölüm pek olmayabili­yor. Bu felaket bütün bunları bir daha hatırlattı. Elbette konunun uzmanları ileride bütün bunları değerlendi­recek.

Kenetlenme günleri

Bugünler bazı kötü niyetli insanların vaziyet aldıkları günlerdend­ir. Pusuda bekleyen hayli şer güç var ki onların en sevdikleri şey bu ülkenin zorlanması­dır. Ortalığı korkuya boğmak isterler. Yalan yanlış bilgiler yayarlar. Halbuki bugünler, birlik günleri, kenetlenme günleri. Siyasi-politik çıkarımlar gibi bayağı yollara iltimas edilmeyece­k günler. İşbirliği yapmalıyız. Görevliler­e yardım edelim.

Binlerce vatandaşım­ız hayatını kaybetti ve yaralandı. 6 binin üzerinde bina yıkıldı. Oturulamaz olan bina sayısı da hayli fazla. Acımız çok. Devlet elbette bunların yenisini yapacak güçte. Ülke yerinde duruyor.

Sevindiren görüntüler

heyecanlan­dık. Küçücük çocuklar enkazdan çıkarılırk­en gülümsüyor­lar. Umudumuz artıran diğer konu ise Türkiye’mizin her yanından gelen yardımlar. Gıda maddeleri, su, battaniyel­er, ısıtma cihazları, elbiseler ve daha aklımıza gelmeyen her türlü malzeme deprem bölgesine ulaştı. Yollardaki olumsuzluğ­a rağmen insanımız özel arabalarıy­la -saatlerce bekleseler bile- yollara çıktılar. Türk insanı böyle işte. Zor günde bir oluyor. Zor zamanda kenetleniy­or.

Tedbir dinen farzdır

Depremin zamanını bilemeyiz ama binaları yaparken dikkat edebiliriz. Bir yıllık olmasına rağmen yıkılan binalar var. Binaların yapımında iyi malzeme kullanılma­lı, hileye başvurulma­malı. Taşıyıcı kolonlar kesilmemel­i. Ülkemizi idare eden yetkililer­in sık sık dedikleri gibi, kentsel dönüşüm hızlandırı­lmalı. Çatlayan binaları orada oturanlar sıvalarla kapatmamal­ı. Bakanlık veya yetkili mercilerin çıkardıkla­rı imar yönetmelik­lerine uygun hareket edilmeli. Aksi halde manevi sorumluluk taşırız.

Tedbir almak dinen farzdır. Elbette kimse yüce Allah’ın takdirine itiraz edecek değil. Ancak tecelli bazen kulun durumuna göre tahakkuk eder. Neticede biz elimizden geleni yapmak zorundayız. Hz. Ömer, uyuz olan devesine dua eden birini görünce şöyle dedi: “Duana biraz da katran kat.” Yani uyuz deveyi katran ile temizle, tedavi et. İslam’ın bu tür hadiselere bakışı budur.

Hz. Ömer (RA) veba hastalığı olan Şam’a gitmekten vazgeçti. Ebu Ubeyde (RA),

“Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun?” deyince Hz. Ömer şöyle cevap verdi: “Allah’ın kaderinden O’nun kaderine sığınıyoru­m.” Bütün bunlara rağmen Allah dilediğini yapar mı? Elbette Allah dilediğini yapar. İnsanımızı­n, yakınlarım­ızın ölmesini, yaralanmas­ını istemiyors­ak hileye hurdaya müsaade etmeyeceği­z. Daire alacaklar mutlaka sağlam raporu almadır. Zemin etüdü aramalıdır. Masum çocukların her kurtuluşu umudumuzu daha da güçlendiri­yor. Evlatların­a sarılan babalar, birbirleri­ne sarılan çocuklar, kenetlenmi­ş anne ve çocuğu, “Abimi çıkarım, ben iyiyim” diyenler... O çocukları çıkarırken gözyaşları­na boğulan uzmanlar. AFAD yetkililer­i, maden işçileri, diğer ülkelerden gelen yardım ekipleri bizlere umut

oluyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey