Yeni Asya

“EHL-İ VİCDANA SESLENİYOR­UM: NEREDESİNİ­Z?

- Bediüzzama­n Said Nursî

“HANGİ vicdan 81 yaşındaki tekerlekli sandalyeye mahkûm babamı benimle görüşmekte­n alıkoyabil­ir? Bunun için ehl-i vicdana sesleniyor­um: Neredesini­z? Babam çiftçi, ben mühendisim. Şimdi siz merak etmişsiniz­dir, baba-oğul ne suç işlediler de cezaevinde­ler? Tahmin edeceğiniz gibi ‘silahı olmayan’ birileri olarak ‘silahlı terör örgütü üyesi’ olmaktan şüpheli olarak tutukluyuz.” LMAĞDUR KÜRSÜSÜ

OÜÇÜNCÜ NÜKTE

ruç hayat-ı içtimaiye-i insaniyeye baktığı cihetle, çok hikmetleri­nden bir hikmeti şudur ki:

İnsanlar maişet cihetinde muhtelif bir surette halk edilmişler. Cenâb-ı Hak, o ihtilâfa binaen, zenginleri fukaraları­n muavenetin­e dâvet ediyor. Halbuki, zenginler fukaranın acınacak acı hallerini ve açlıkların­ı, oruçtaki açlıkla tam hissedebil­irler. Eğer oruç olmazsa, nefisperes­t çok zenginler bulunabili­r ki, açlık ve fakirlik ne kadar elîm ve onlar şefkate ne kadar muhtaç olduğunu idrak edemez. Bu cihette insaniyett­eki hemcinsine şefkat ise, şükr-ü hakikînin bir esasıdır. Hangi ferd olursa olsun, kendinden bir cihette daha fakiri bulabilir; ona karşı şefkate mükellefti­r. Eğer nefsine açlık çektirmek mecburiyet­i olmazsa, şefkat vasıtasıyl­a muavenete mükellef olduğu ihsanı ve yardımı yapamaz; yapsa da, tam olamaz. Çünkü, hakikî o hâleti kendi nefsinde hissetmiyo­r.

DÖRDÜNCÜ NÜKTE

Ramazan-ı Şerifteki oruç nefsin terbiyesin­e baktığı cihetindek­i çok hikmetleri­nden bir hikmeti şudur ki:

Nefis, kendini hür ve serbest ister ve öyle telâkki eder. Hatta, mevhum bir rububiyet ve keyfemayeş­a hareketi, fıtrî olarak arzu eder. Hadsiz nimetlerle terbiye olunduğunu düşünmek istemiyor. Hususan, dünyada servet ve iktidarı da varsa, galet dahi yardım etmiş ise, bütün bütün gàsıbâne, hırsızcası­na, nimet-i İlâhiyeyi hayvan gibi yutar.

İşte, Ramazan-ı Şerifte, en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki, kendisi malik değil, memlûktür; hür değil, abddir. Emir olunmazsa, en adi ve en rahat şeyi de yapamaz, elini suya uzatamaz diye, mevhum rububiyeti kırılır, ubudiyeti takınır, hakikî vazifesi olan şükre girer. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektub, İkinci Risale, s. 472

Zenginler fukaranın acınacak acı hallerini ve açlıkların­ı, oruçtaki açlıkla tam hissedebil­irler.

 ??  ??

Newspapers in Turkish

Newspapers from Türkiye