İMÂNLARI BERABER olduğu HALDE

Yeni Asya - - BAŞ SAYFA - Ömer Faruk Özaydın

“Bu asrın bir hâssası şudur ki; hayat-ı dünyeviyeyi, hayat-ı bâkiyeye bilerek tercih ettiriyor. Yani kırılacak bir cam parçasını, bâki elmaslara bildiği halde tercih etmek bir düstur hükmüne geçmiş.”1

Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur’un çeşitli yerlerinde İbrahim Sûresi 3.“Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler, halkı Allah yolundan alıkoyarlar ve doğru yolu eğri göstermeye çalışırlar. Öyleleri, haktan pek uzak bir sapıklık içindedirler”âyetini tefsir ederken bütün ezberleri alt üst ediyor!

Mealcilerin bir kısmı “onlar” tanımına “kâfirler”i yakıştırırken Bediüzzaman,

“O bedbahtlar, bazı ehl-i imanın (imanları beraber olduğu halde) ve bir kısım ehl-i ilmin (âhireti tam bildikleri halde)” diyerek mü’minleri nazara veriyorki, hafazanallah...

İmânları beraber olmak ve ahireti tam bilmek.. Nasıl bir mü’min ve ahireti tam bilmek sorusu; bizim taraftan “başkası” yani dini vecibelerini yerine getirmeyen, sefahat ve levhiyatı hayat edilenler olarak jet hızıyla nefsimizden uzaklaştırılarak algılıyoruz. Hep yaptığımız ki “topu taca atmak” tarifine uygun “bütün yanlışları başkaları yapıyor, benim nefsim müberrâ” tezkiyesinde ömür tükettik.

Halbuki Yusuf (as) gibi ulul’âzm bir peygamber ki âyete mevzu olmuş; “şüphesiz nefis kötülüğü emreder” diyerek o pâk ve çileli ömrünün en mesud gününde yanlış yapacağı korkusuyla Rabbine iltica etmiş iken bize ne oluyor ki, hele “ahirzamanda kimse nefsine hakim olamaz, akşam imânlı yatar, sabah imânsız kalkar” hadîsine mazhar olmuşuz da kendimizde hiç kusur görmeyenlerden olup tebrie ediyoruz.

Halbuki “imanları beraber olmak” ki, bu zamanda onu elde etmek için senelerce cami kürsüleri önünde, dershanelerde, zikirhanelerde ve evimizde ne emekler verip kazanmaya çalıştığımız halde, böyle sapkınlıklara girebilme handikapıyla karşı karşıya kalmışız da haberimiz yok. Gafil kafaya tokmak dersleri bu olsa gerek.

Hz. Bed üzzaman bununla da kalmıyor; “Onlara iltihak dalâletiyle, bilerek ve severek hayat-ı dünyeviyeyi dine ve âhirete, yani elması tanıdığı ve bulduğu halde beş paralık şişeyi ona tercih etmek gibi; sefahet-i hayatı, dinî hissiyata muannidane tercih edip dinsizlik ile iftihar ederler”2 bu asrın dehşetli bir fitnesinden haber veriyor.

Dinsizlikle iftihar etmek

Bed üzzaman Hazretler bu ayet zah ederken b r nc cümles nde; “Bu cümlenin bu asra bir hususiyeti var. Çünkü hiçbir asır böyle bir tarzı göstermemiş. Sair asırlarda o ehl-i dalalet âhireti bilmiyor ve inkâr ediyor. Elması elmas bilmiyor, dünyayı tercih ediyor.”3

Eski zamanda dinsizlik cehaletten geliyordu. Şimdi ise elması yani ahireti bildiği halde şişe hükmünde olan dünyayı bilerek ve isteyerek tercih ediyor. Menfaatine uygun olan her şeyi kabul eder.

Ve k nc cümles yle der k ; “O bedbahtların dalâleti, muhabbet-i hayattan ve temerrüdden neş’et ettiği için kendi halleri ile durmuyorlar, tecavüz ediyorlar. Bildikleri ve onun ile ecdadları bağlı olan dine adavetkârane, menbalarını kurutmak ve esasatını bozmak ve kapılarını ve yollarını kapatmak istiyorlar.”4

Yani onlar dünya muhabbeti saikiyle inadından yerinde durmadığı gibi karşıya geçerek kendi tarafına hücum ediyor.

Ve üçüncü cümles yle der k ;“Onların dalâleti fenden, felsefeden geldiği için acib bir gurur ve garib bir firavunluk ve dehşetli bir enaniyet onlara verip nefislerini öyle şımartmış ki, kâinatı idare eden İlâhî kanunların şuâlarını ve insan âleminde o hakaikin düsturlarını sülî hevesatlarına ve müştehiyatlarına müsaid görmediklerinden (hâşâ! hâşâ!) eğri, yanlış, noksan bulmak istiyorlar.” 5

Güncellemek gerekirse; ta inkılaplar zamanında itiraz eden yüz bin âlimin idamından geriye kalan ulema Bediüzzaman’a destek vermedikleri gibi, bir de eteğinden çekip “Yapma Seyda bizi de yakacaksın” diyen Osmanlı’nın son şeyhülislâmı Mustafa Sabri Efendi, Hasan Basri Çantay gibi zâtlar seneler sonra pişman olduklarını itiraf etmiş olsalar da, atı alan Üsküdarı çoktan geçtiler. Öyleki aynı ifadelerle Üstad Hazretleri onlar için; “Eğer yanımda beş altı adam dursaydılar bunlar (süfyanizm) muvaffak olamazdılar”diyerek bu hakikata parmak basıyor.

Güncellemeler devam ediyor...

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.