ADAYLARLA DAMA TAŞI GİBİ OYNANMAMALI

Yeni Asya - - BAŞ SAYFA - M. Latif Salihoğlu

Belediye başkanlığı için “aday adayı” olmak için yüzlerce, binlerce vatandaş partilere resmî müracaatta bulunuyor. Tabiî, söz konusu bu ilk müracaat dahi, miktarı değişken ücretlere tabidir. Ücret miktarını, partilerin kurulları belirliyor. Ama, içlerinden kimin aday gösterileceğini ise, genellikle partinin başkanı belirliyor. Özellikle de, büyük ve önemli şehirler söz konusu olduğunda...

İktidar cenahı liste başı olmak üzere, parti başkanlarının arzu ve tercihi ne yönde ise, adaylar da maalesef ona göre belirleniyor. Halka ve beldeye hizmet, ikinci, bazen de üçüncü planda kalıyor. Zira, kendi konumunu öncelleyen “Sayın Başkan” öyle istiyor...

İşte, Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde gelmiş olduğu seviyeyi bu noktayı baz alarak ölçmek ve ona göre demokrasi karnesini tanzim etmek mümkün.

Demokratikleşme seviyesini umursamayan, şahsî veya ideolojik tercihleri önceleyen bir anlayışı temel insanî haklar noktasında doğru bulmuyor, dolayısıyla reddediyoruz.

Hizmetin hamasetle alâkası var?

Allah rızası için söyler misiniz: “Devletin bekası” hamaseti, yahut “Vatan-millet-sakarya” edebiyatı ile halka yönelik belediye hizmetlerinin birbiriyle ne alâkası var?

Benzer mahiyetteki bir soru da şudur: Herhangi bir beldeye yönelik belediye hizmetleri ile “Türk-kürt oyları”nın birbiriyle ne ilgisi var? Yani, bunların herhangi birinin yekdiğeri ile niçin münasebeti kurulmaya çalışılıyor?

Tesbitlerimizi, şöyle daha açık bir ifade ile dillendirelim. Deniliyor ki meselâ “Şu kişiyi aday gösterirsek Kürt oylarını çekeriz; şurada ise şu kişiyi aday yaparsak Türk oylarının ciddî oranda akışını sağlamış oluruz”, vesâire...

Evet, adaylar hakkında bazı yerlerde şu mülâhaza ne yazık ki ağır basıyor, hatta belirleyici olma raddesine kadar çıkabiliyor.

İşte, bizim de sorgulamaya çalıştığımız bu sakat yaklaşım tarzıdır. Belediye başkanı Türk olmuş, Kürt veya Arap olmuş; Laz, Çerkez, Gürcü, Boşnak olmuş... Bunun önemi yok.

Önemli olan, belediye hizmetleri noktasında o kimsenin ehliyetli ve liyakatli olup olmadığıdır. Mahal için canla-başla çalışıp çalışmayacağıdır. Parti ayrımı gözetmeksizin, yerleşim alanının her noktasına belediye hizmetini götürüp götürmeyeceği hususudur.

Ama ne yazık ki, bütün bunlar gözardı ediliyor da “Sayın Başkanın gönlünde yatan kişi” öne çıkarılıyor ve aday gösterilmeye çalışılıyor.

Biz de, demokratik bir hak olarak—hiç parti ayrımı gözetmeksizin—böylesi bir yaklaşım biçimini benimsemiyor ve kabul etmiyoruz.

Halk seçiyor, Başkan azlediyor

İlmî, fikrî, içtimaî ve siyasî meselelerde, prensip olarak tepeden inmeci bir sistemi, bir davranış biçimini ideal mânada görmediğimiz gibi doğru da bulmuyoruz. En önemli bir gerekçemiz şudur: Böyle tepeden inmeci oluşumları, öncelikle istişare ruhuna aykırı buluyor ve “ahsen-i takvim” sûretinde yaratılan insan şeref ve haysiyetiyle bağdaştıramıyoruz.

Aksi durumda, işte örneklerini görüyor ve şahit oluyoruz ki: Sırf parti menfaati veya şahsî keyfilikler sebebiyle, vaktiyle halka seçtirilmiş olan bir belediye başkanı, aynı partinin başkanı tarafından kolaylıkla azledilebiliyor. Bu ise, seçilmiş insanlarla adeta “dama taşı” gibi oynamak anlamına geliyor.

Hürriyet ve demokrasinin bir içtimaî erdemlilik olduğuna inananlar açısından, böyle bir şey olamaz ve kabul edilemez. Doğrusu şudur: Kişi seçildikten sonra, hukuk çerçevesinde ve kànun kuvvetiyle bulunduğu makamdan, yahut vazifeden azledilebilir ancak.

Görünen ve başka klavuz istemeyen köy manzarası şudur: Bütün ağırlığıyla ülkenin gündemine oturmaya başlayan mahallî idareler seçiminde, öyle anlaşılıyor ki yine belediye hizmetleri konuşulmayacak. Başarı veya başarısızlıklar gündeme getirilmeyecek. Dolayısıyla, mahallî hizmetlerle doğrudan alâkası bulunmayan hamasetli şeyler konuşulup tartışılmaya devam edecek, ne yazık ki...

Bütün bu tuhalıklara ve her şeye rağmen, yine de ehliyetli ve liyakatli kimselerin seçilip işbaşına gelmesini arzu ve temenni ediyor.

Belediye başkanları, belde halkının hür oylarıyla seçilip iş başına geldikleri gibi, yine hukukî usûl ve kànunlar çerçevesinde gitmeli. Yani, halkın seçtiği başkanlar, tepeden inmeci müdahalelerle azledilmemeli.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.