ÇARE, ŞEFFAFLIKTA

Yeni Asya - - BAŞ SAYFA - [email protected] Faruk Çakır farukcakir53

Dünya hükmen küçük bir köy haline geldiği için bir yerde meydana gelen hadise ‘komşu’ ülkeleri de tesiri altında bırakıyor. “Arap baharı” diye başlayıp “Arap kara kışı”na dönen hadisenin bir seyyar satıcının itirazıyla başlamadığı hatırlanırsa hadise daha iyi anlaşılır.

Benzer gelişmeler Avrupa’da da, dünyanın başka bölgelerinde de yaşanıyor. Meselâ son yıllarda ‘ırkçı anlayış’a prim veren partiler daha çok destek buluyor. Bir ülkede müsbet ya da menfi herhangi bir gelişme başladığında başka ülkelere de sirayet ederek bütün dünyayı dolaşıyor. Arzumun hak, hukuk ve adalet anlayışının genel kabul görüp dünyayı dolaşması, ama dünya henüz bu noktada değil.

Meselâ, uluslar arası sivil toplum kuruluşu “Article 19”a göre ifade hürriyetine dünya çapında son 10 yılın en kötü seviyesinde bulunuyor. Dünyanın hedefi her geçen yıl daha iyiye gitmek olduğu halde aksine gelişmelerin yaşanması çok vahim. Trump’ın Amerika’da yaptığının bir benzerini başka liderler kendi ülkelerinde yapıyor.

Yıllık raporunu yayınlayan “Article 19”, 2017 yılında 78 gazeteci ile 312 insan hakları savunucusunun öldürüldüğüne, protesto gösterilerinde başvurulan şiddete ve internet sansürüne vurgu yaparak ifade özgürlüğü ile ilgili küresel kriz yaşandığına dikkat çekmiş. Raporda, dünya genelinde iktidarı elinde tutanların muhalifleri ‘sahte haber’ ve ‘vatan haini’ olarak ilân ederek susturmaya çalıştığı yazılmış.

Norveç, İsviçre ve Danimarka 2017’de en iyi karne alan ülkeler olurken Orta Afrika Cumhuriyet’i ifade ve basın hürriyetinde eski yıllara nisbetle müsbet noktada en çok yol kateden ülkeler arasında öne çıkmış. İfade hürriyetinde en kötü notu alan ülke ise Kuzey Kore olmuş.

Article 19’un yıllık raporuna göre Türkiye sivil alan, digital medya, güvenlik ve şeffaflık gibi 4 konuda (2014’ten 2017 yılına kadar) en hızlı gerileyen ilk beş ülkeden biri olmuş. (tr.euronews.com, 6 Aralık 2018)

Şunu hemen ifade etmek icap eder ki “Müslüman Türkiye”nin sivil alan, medya, güvenlik ve şeffaflık konularında gerilemesi milletin menfaatin değildir. Muhtemelen “Bu noktada gerileme yok, aksine ilerleme var” diyenler de çıkacaktır. Ancak bu noktada ihtilâfa gerek yoktur. Çünkü bu tesbit ya da iddia fiilî duruma bakılarak anlaşılabilir. İktidar mensubu kişiler dahil bu noktalarda iyiye doğru gidildiğini ifade edene rastlamak kolay değil. Yalnız “gerileme”nin sebebini kendilerince izah etmeleri mümkündür. Onlara göre Türkiye’nin ve dünyanın şartları, güya onların elinde olmayan sebeplerle bu noktada gerilemeyi mecburi kılmıştır.

Her fırsatta şunu ifade etmekte fayda var ki, Türkiye’nin ve milletin uzun dönemdeki menfaati hak, hukuk ve adalet yolundaki kararlı adamlara bağlıdır. Çeşitli bahanelere sığınarak sivil alanı daraltmak ve şeffaflığa gölge düşürmek millet menfaatine uygun değildir. Milletin hesap sorması en tabiî hakları olduğu gibi idarecilerin hesap vermesi de şarttır. Hesap veren bir idarede ‘şeffaflık’tan korkulur mu?

Hem dünyadaki hem de Türkiye’deki idarecilerin uzun dönemdeki menfaati hesap verebilir olmak ve şeffalığa gölge düşürmemektir. Unutmayalım ki şeffalığın olmadığı yere karanlıklar çöker. Hele Türkiye, hele milletimiz böyle gölgeleri hak etmiyor...

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.