O PROJE HAYATA GEÇMİŞ OLSAYDI...

Yeni Asya - - BAŞ SAYFA - [email protected] Kâzım Güleçyüz gulecyuzk

Medresetüzzehra vaktinde kurulsaydı, bu topraklardaki bütün unsurlar gibi, bölgede çoğunlukta olan Kürtleri de kucaklayacağı için, özellikle Türk-kürt kaynaşması sağlanır ve sonraki yıllarda gerek Türkçü, gerek buna tepki olarak gelişen Kürtçü siyasetlerle, bunlara istinaden üretilen fitnelerin zemini oluşmazdı.

Terör kamplarının ve bunlarla mücadele için kurulan karakolların, garnizonların, kontrol noktalarının, barikatların yerini her köşeye yayılmış okullar, eğitim tesisleri, üniversite kampüsleri, kütüphaneler, kültür merkezleri alırdı.

Üniversitede eğitim dillerinin “Arapça vacip, Türkçe lâzım, Kürtçe caiz” olarak uygulanması, İslam âlemiyle ortak dil Arapça üzerinden işlek bir iletişim kanalı açar, Kürtleri Türkçeye vâkıf kılar, yıllar sonra başımızı çok ağrıtan “Kürtçe eğitim ve yayın” sorununu daha ortaya çıkmadan bitirirdi.

Müfredatta vicdanın ziyası olan dinî ilimlerle aklın nuru olan modern fenlerin imtizac ettirilip kaynaştırılarak okutulması, nesillerin tevhid çizgisinde, dini de, dünyayı da bilen, sarsılmaz bir inanç yapısıyla çağdaş gelişmelere açık mükemmel insanlar olarak yetişmesini sağlardı.

Böylece, hem dinin dar ve bağnazca yorumundan kaynaklanabilecek taassup ve aşırılıklar, hem de dini dışlayan laikçi-maddeci yaklaşımların ürettiği sapmalar kaynağında kurutulmuş; sonuçta dindar-dinsiz, gerici-ilerici, laik-antilaik gerilimlerinin üretilmesine fırsat verilmemiş olurdu.

Siyasî, ilmî, sosyal alandakiler başta olmak üzere istibdadın her türünü reddeden ve her fikrin özgürce dile getirilip tartışılmasına imkân sağlayan bir anlayışla verilecek olan eğitim, demokrasinin bu topraklarda çok daha erken tarihlerde kök salmasını kolaylaştırır ve buna paralel olarak feodal aşiret düzeninin “sahte şeyhlik” ve ağalık gibi kurumlarını çözecek bir süreci başlatarak bu etkisini pekiştirirdi.

Yine bu çerçevede, dinî ve etnik farklılıkları çatışma değil, diyalog ve uyum vesilesi birer zenginlik olarak görme kültürünü perçinler ve “Hakkın azı çoğu olmaz” ilkesiyle istisnasız herkesin hakkına hassasiyetle riayet eden bir adalet anlayışı toplumun tümüne hâkim olurdu.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.